Güney Asya’da Çin etkisi 

Tarih boyunca emperyalist güçlerin rekabet alanı haline gelen Güney Asya küresel hegemonik mücadele içindeki hususiyetini korumaya devam ediyor. Bölgenin jeopolitik mimarisi de Çin’in ekonomik yükselişiyle beraber dönüşmeye başlarken, bölge ve dünya ülkelerinin bir kısmı Çin yörüngesine girmeye başlarken bir kısmı da Çin’in karşıtı ABD’nin yörüngesine girmeye başlamıştır.  

Güney Asya’da Çin etkisi 

1990 yılından sonra yabancı yatırımcıların ucuz iş gücünden ötürü Çin piyasasında artan yatırımları Çin’in ekonomik anlamda önlenemez yükselişini de beraberinde getirdi. 2000 yılında 1.215 trilyon dolarla dünyanın en büyük 6’ıncı ekonomisi olan Çin’in 2019 itibariyle 14.172 trilyon dolarla dünyanın en büyük 2’inci ekonomisi konumuna yükselmiş durumdadır. İpek Yolu projesi ile Çin artan ekonomik gücünü küresel siyasette etkin bir şekilde kullanmaktadır.

Son 30 yılda dünyanın en büyük üreticisi konumuna yükselen Çin, 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü üyeliği elde etmiştir. Bu gelişmelerle birlikte dünya ülkeleri giderek Çin’e bağımlı hale gelemeye başlarken Çin de Afrika, Asya, Avrupa ve Amerika’ya bağımlı hale gelmiştir. Hammadde bakımından dışa bağımlı olan Çin, pazar hacmini yükselmek, ticaret rotlarının güvenliğini sağlamak, alternatif rotalar oluşturmak ve hammadde temini güvenliğini sağlamak amacıyla ilk defa 2013 yılında Modern İpek Yolu projesi, Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping tarafından Kazakistan ziyareti sırasında “Bir Kuşak Bir Yol” adıyla açıklanmıştır. 'Belt and Road' (Kuşak ve Yol) olarak adlandırılan iddialı girişimi çerçevesinde İpek Yolu ekonomik kuşağını geliştirme ve uygulama inisiyatifinin bir parçası. Bu girişim, en az 60 Asya ülkesini, kadim İpek Yolu güzergahlarını kullanarak Avrupa ve Afrika'ya bağlayan bir ticaret ve altyapı ağı. 
 
Son 30 yılda Çin’in ortaya koyduğu ekonomik performans uluslararası sistem içinde yükselen bir güç haline gelmesini sağladı. Bu yükselişte büyük pay sahibi olan “ucuz işgücünde” zamanla yaşanan sorunlar ve özellikle Batı pazarının taleplerinde görülen dalgalanmalar, ihtiyaç duyduğu büyüme rakamlarını yakalamak için Çin’i büyük altyapı projelerine yöneltti. Bu bağlamda Çin Yeni İpek Yolu kapsamında milyarlarca doları komşu ülkelerde, Asya, Afrika, Amerika ve Avrupa’da yatırımlar için ayırdı.

Proje Çin hükümetinin birçok ülkede milyarlarca dolar yatırım yapmasını öngörmektedir. İlk olarak Asya ülkelerinden başlayan yatırım hamleleri şu anda Asya'dan Afrika'ya, Avrupa'dan Güney Amerika'ya uzanmış durumda. Bu bağlamda Çin, diğer devletlere yatırım yaparak ve krediler sağlayarak bu devletleri hem ekonomik hem de siyasi anlamda kendine bağlamaktadır. Özellikle uzun yıllardır süren Güney Çin Denizi sorununda birçok ülke sunmuş olduğu tezleri desteklemeye başlamıştır. 

Güney Çin Denizi ihtilaflı, sorundaş ülkeler arasındaki kara ve söz konusu olan deniz sahanlığının getirdiği hak iddialarının birbiriyle çakışmasından meydana gelen bir sorundur. Sorun özellikle Çin ve Tayvan arasında yaşanmaktadır. Başlarda yaşanan sorunlara tarafsız olan ve Çin’e karşı olan ülkeler şimdilerde Çin’i desteklemektedir. 


 
Çin’in artan ekonomik gücünün küresel siyasete yansıması 
Pakistan, Malezya, Bangladeş ve Hindistan Örneği 
 
PAKİSTAN 
 
Çin’in artan ekonomik gücünün ve güven eksikliğinin sonucunda ortaya çıkan “Kuşak ve Yol” projesi bir taraftan ekonomik gücü arttırırken diğer taraftan bölgesel ve küresel açıdan ilişkilerini ve nüfuzunu yaymasına da fırsat sağladı. Özellikle Malakka boğazına alternatif bir yol olarak Pakistan’da Gwadar limanı üzerinden okyanusa çıkışı bölge ülkelerinden Hindistan’ı rahatsız etmiş durumda. Nitekim Çin’in Gwadar limanına açılması Malakka boğazına olan bağımlılığını azaltması açısından hayati önem taşımaktadır.  
 
Soğuk Savaş sırasında Pakistan ABD açısından önemli bir “cephe” ülkesi konumundaydı. Bu özelliğini uzun süre koruyan Pakistan, 11 Eylül 2001 sonrasında ise ABD’nin “terörle mücadelesinde” önemli bir ortak olarak öne çıktı. Ancak ABD’nin Hindistan’la olan ilişkisinin kademeli bir şekilde yoğunlaşması ve ABD’nin Pakistan’ın “terörle mücadele” konusunda yeterli desteği vermediğini düşünmesi gibi gelişmelerin yaşanması, Pakistan ile ABD’nin birbirlerinden uzaklaşmasına neden oldu. ABD’den uzaklaşan Pakistan ise Çin ile yakınlaştı.  

ABD ve Rusya'nın nüfuzlarının Güney Asya'da genişlemesine karşın Pakistan ciddi bir dengeleme aracı olarak öne çıkıyor. Öte yandan Çin'in 2013 yılında açıkladığı ve tarihinin en büyük altyapı projesi olarak nitelendirilen Kuşak ve Yol Grişimi kapsamında ortaya konulan Çin Pakistan Ekonomik Koridoru (ÇPEK) projesi de Çin'İn bölgedeki "yumuşak gücünü" tahkim etmesi açısından büyük önem taşıyor. 

Giderek Çin'in yörüngesine giren Pakistan, Çin ile ekonomik, diplomatik ve askeri alanda yoğun bir ilişki ağına sahip. ABD ordusunun Pakistan ordusuna yaptığı yardımı kesmesi sonucunda Çin Pakistan'a olan desteğini arttırmıştır. 2016 yılı rakamalarına baktığımızda ise Çin'den gelen askeri malzemenin yüzde 63'ü geçtiğini görüypruz. Dolayısıyla Pakistan silahlanma konusunda Çin'e bağımlı bir ülke haline gelmiş durumda.  
 
ÇPEK projesi liman, altyapı, sanayi ve enerji üretim tesislerinden oluşan 62 milyar dolarlık maliyetiyle İpek Yolu projesinin bel kemiklerinden birini oluşturuyor. Kaşgar şehrinden Gwadar limanına uzanan bu ekonomik hat rin’in kara ve deniz yolları üzerinden Avrupa ve Afrika kıtasına bağlanma iddiasını taşıyan devasa projesi “Kuşak ve Yol Girişiminin” en önemli bileşenini oluşturuyor. 

ÇPEK'in Malakka Boğazı'na alternatif nakliye yolları sunmasının yanı sıra ticaret yolunun kısalması nedeniyle büyük bir tasarruf da sağlıyor. Malakka Boğazı önemli. Çünkü küresel ticaretin yüzde 25'i bu boğazdan geçiyor. Bu nedenle söz konusu suyolunu kısaltacak projenin bir parçası olarak Gwadar limanı son derece kritik öneme sahip.

Çin-Pakistan ilişkilerinde stratejik ve jeopolitik zorunlulukların çizdiği model, aynı zamanda küresel etkileri olan yeni bir yapılaşmaya doğru gidiyor. Çin bir taraftan bölgesel açıdan Hindistan ve Rusya’yı dengelerken diğer taraftan ABD’nin çevrelemesine karşı tampon bir alan yaratıyor. Bununla birlikte Çin, ÇPEK’le bölgesel bir alandan küresel deniz yollarına erişimini tahkim ederek kritik bir eşiği aşmaya çabalıyor. Fakat Çin’in bölgedeki mütevazı jeopolitik iştahı giderek kabarırken ABD’nin Hindistan üzerinden Çin’e yönelik çevreleme girişimleri de kristalize olmaya başladı.  


 
MALEZYA 
 
Çin Malezya’da da Pakistan’da uygulamış olduğu politikanın benzerini uygulamaktadır. Bu bağlamda 2016 yılının Kasım ayında Malezya Başbakanı Necip Tun Abdürrezzak Çin’e ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyaret süresince savunma, inşaat, enerji, imalat, eğitim, finans, bilgi teknolojileri ve makine sektörü temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde çeşitli yatırım kararları gündeme gelmişti. Bunun sonucu olarak 14 farklı alanda toplam değeri 47,7 milyar doları bulan ticaret ve yatırım anlaşması imzalandı. Anlaşmalar çerçevesinde Malezya hükümeti, deniz kuvvetlerine Çin'den 4 gemi almayı kararlaştırdı. 
 
Güneydoğu Asya Milletleri Topluluğu'nun (ASEAN) üçüncü büyük ekonomisi olan Malezya'da hükümet son dönemde, aralarında doğu sahili, Cohor eyaletinde İskandar kalkınma bölgesi ve Kuala Lumpur-Singapur hızlı tren hattı gibi, toplam maliyeti 93 milyar doları aşan dev projeleri gündeme getirdi. Malezya Başbakanı Najib Razak da ASEAN’ın Çin’e olan meyline katıldı ve bilmukabele Güney Çin Denizi’ndeki hasmane iddialarından geri adım attı. Çünkü ülkesinin yollara, köprülere ve özellikle demiryollarına yatırım yapılmasına şiddetle ihtiyacı var. 
 
İki ülke arasındaki ticaret hacmi giderek artarken Çinli şirketler de Malezya’daki yatırımlarına hız vermiş durumdayken Çinli otomotiv firması Geely ise Malezya'nın ulusal otomotiv firması Proton'un hisselerinin yüzde 49,9'unu almış ve iki şirket arasında Proton'a 17,8 milyar dolarlık yatırım ortaklığı anlaşması imzalanmıştı. Country Garden adlı Çinli şirket de Cohor eyaletindeki İskender kalkınma bölgesine gelecek 20 yılda 100 milyar dolar yatırım planlandığını açıklamıştı. Şirket, bugüne kadar yaklaşık 1 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. 
 
Çinli enerji şirketleri Filipinler, Malezya, Tayland, Endonezya ve Singapur’dan oluşan ASEAN ülkelerinde 11 milyar dolarlık yatırım yapacak. China Electricity Council (Çin Elektrik Konseyi), Çin’in önemli enerji şirketlerinin Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkelerinde 11 proje çerçevesinde 1,08 milyar doları tutarında yatırımı tamamladığını, imzalanmış 9,91 milyar dolarlık sözleşmeyi de hayata geçireceğini açıkladı. Çin elektrik enerjisi firmalarıyla ASEAN ülkeleri arasındaki iş birliği hidroelektrik santralleri, rüzgar enerjisini, fotovoltaik enerji ve diğer alanları kapsıyor.

Bangladeş 
 
Bangladeş ile Çin, çok ciddi bir atılım gerçekleştirerek yatırım ve üretim kapasitesini genişletme konusunda iş birliği yapmak üzere ekim ortasında bir Mutabakat Zaptı imzaladılar. Mutabakat çerçevesinde Bangladeş, toplam 34 proje ve program için Çin'den, karşılıklılık esasında 24,45 milyar dolarlık yardım alacak. 13 ortak girişim şeklinde yapılacak ek 13,6 milyar dolarlık Çin yatırımı da eklendiğinde 38,05 milyar doları bulan meblağ, Bangladeş'e tek bir ülke tarafından yapılmış tarihindeki en büyük yardım olacak.  
 
Anlaşma hem Bangladeş'e hem de Çin'e sağlayacağı düşünülen ekonomik yararlar açısından değil, işaret ettiği çok önemli jeopolitik etkiler açısından da son derece önemli. Bu durum, Güney Asya bölgesinde değişmekte olan ve Çin, ABD gibi mevcut ağır toplarınkilere ek olarak, Hindistan gibi yükselişte olan süper güçlerin çıkarlarıyla da şekillenen siyasi ve ekonomik dinamiklerin ışığında daha bir önem kazanıyor. 
 
Yuan küresel para birimi olma yolunda 

Bir süredir, özellikle de 2015-2016 döneminden bu yana global piyasalara erişimi hızlandırma çabası içinde bulunan Çin, uluslararası menkul kıymetler deposu Euroclear Bank ile tahvil piyasasını dışa açma amacıyla anlaşma imzaladı. İmzalanan anlaşma Yuanın uluslararasılaşması kapsamında atılan en önemli adım olarak değerlendiriliyor.

Anlaşma ile sınır ötesi hizmetlerin geliştirilmesi ve nihayetinde Çin Bankalar arası Tahvil Piyasası'nın daha fazla açılması için etkin bir bağ kurulması hedeflenirken, Çin Yuan’ı cinsinden tahvillerin uluslararası finans piyasasında teminat olarak kullanılması da mümkün olacak. Bu adım, ilerleyen dönemde Çinli yatırımcıların yerel borçlarını diğer pazarlarda teminat olarak kullanmalarına da olanak sunacak. Euroclear'ın uluslararası yatırımcıların, Çin tahvil piyasasına erişmesi için bir bağlantı açma yönünde attığı bu adım ile Yuan cinsinden borçların dünyanın herhangi bir yerinde teminat olarak kullanılmasının yolu açılacak. Dünyanın en büyük menkul kıymetler depolarından biri olan Euroclearın bu hamlesi ayrıca, Çin'in kendi para biriminin küresel kullanımını teşvik etme ve finansal piyasalarına yabancı yatırımcı çekme çabalarına yönelik atılan en son adım olma özelliği taşıyor. 

AA’nın haberine göre Euroclear Bank Üst Yöneticisi (CEO) Valerie Urbain, anlaşma sonrası yaptığı açıklamada, “Çin Merkezi Saklama Kuruluşu CCDC ile mutabakat anlaşması yaptığımız için çok mutluyuz. Bu anlaşma sınır ötesi bir bağlantı kurma yönünde gerçek bir bağlılığa işaret ediyor ve küresel sermaye piyasalarına fayda sağlayacak yeni fırsatlar araştırıyor. Bu ortaklık ayrıca, bölgede yaklaşık 30 yıl süren daha geniş Asya stratejimizin temelini oluşturmaktadır.” Değerlendirmesini yapmıştı.

CCDC Başkanı Ruqing Shui ise, "Bu mutabakat anlaşması, yatırımcıların Çin Bankalararası Tahvil Piyasası'na erişimini kolaylaştırma hedefi doğrultusunda attığımız güçlü bir adım. İş birliğiyle Çin yuanı varlıklarının, yüksek kaliteli likit kıtlığında küresel yatırımcıların teminat havuzunu zenginleştirmek üzere daha farklı iş senaryolarında da uygun teminat olarak kullanılma şansı da var." değerlendirmelerini yapmıştı. 
 
Sonuç Yerine 
 
Çin son otuz yıldır yükselen ekonomik gücünü ve maddi birikimini küresel siyasette bir araç olarak kullanmaya başlamış durumda. Bu çerçevede bölge ülkeleri ve birçok dünya ülkeleriyle altyapı alnında yatırımlar gerçekleştiren Çin yatırımların dışında krediler de sağlayarak ülkeleri kendine bağlamaya başlamıştır. Özellikle Sahra Altı ülkeleri, Güney Çin Denizine komşu ülkeleri, Pakistan, İran gibi ülkeleri, Yunanistan’ı ve Güney Amerika ülkelerini kendi yörüngesine çekmeyi başarmış durumda.  
 
Ekonomik gücünü küresel siyasette bir güç unsuru olarak kullanan Çin bu çerçevede ABD ile karşı karşıya gelmiş durumda. Bölgede ise Pakistan ile ekonomik ve askeri anlamda üst düzey ilişkiler yürütmesinden ötürü Hindistan ile karşı karşıya gelmiş durumda. Bunun yanı sıra Güney Çin Denizine komşu olan ülkeler ile yürütmüş olduğu ekonomik ilişkilerden ötürü Güney Çin Denizine komşu ülkeler bölgede Çin’e olan siyasi desteklerini arttırmış durumdalar.  
 
Diğer taraftan, global piyasalara erişimi hızlandırma çabası içinde olan ve Yuan’ın küresel kullanımını arttırmak amacında olan Çin birtakım anlaşmalar gerçekleştirme. En son uluslararası menkul kıymetler deposu Euroclear Bank ile tahvil piyasasını dışa açma amacıyla anlaşma imzaladı. Bu bağlamda Yuan’ın küresel piyasalarda kullanılması ekonomik gücünde Çin’e para gücü de sağlayarak hegemonyasını arttıracaktır.