Gelişen BAE ve Çin iş birliği

2017'de ABD Başkanı olarak göreve başlayan Trump’un Çin’in yükselişinin önlenmesine yönelik yürüttüğü politikalara karşılık Çin’in BAE ticari ortaklığı özelinde reaksiyonu. Çin ile BAE’nin ticari ilişkilerindeki gelişmeler BAE’nin ABD’ye olan bağımlılığın düşürmekle birlikte petrol dışında gelir kaynağı oluşturmaktadır. İnsanların %60’ını kapsayan Bir Kuşak Bir Yol projesi için körfez ülkelerinin önemimin farkında olan Çin, 2012'den beri BAE ile ikili ilişkilerde ciddi ivme yakalamış durumda.

2017’nin ocak ayında Trump’un başkanlık koltuğuna oturduğundan bu yana Trump yönetiminin en önemli dış politika hedeflerinden bir tanesi Çin’in bir güç olarak yükselişini engellemek olmuştur. Ticaret savaşlarına neden olan birtakım ticari önlemlerin hayata geçirilmesiyle Çin ekonomisinin küresel yeteneklerinin kısıtlanması hedeflenmekteydi. ABD’nin ekonomik değerleri hedef alması, Çin’i misilleme yapanın yanında ayrıca ticari ve siyasi ortaklıklarını arttırmaya yöneltmiştir. Çin bu politika bağlamında dünyanın farklı bölgelerinde ticari ortaklıklar geliştirmiştir. Bu ortaklıkların Ortadoğu ayağında ise BAE, Çin’in önemli ortaklarından birsi olarak ortaya çıktığı söylenebilir. 
 
Gelişen Çin ve BAE ilişkileri 
 
Körfez bölgesinde var olan ülkeler deniz yolu üzerinde olmalarından ötürü, petrol rezervleri ve stratejik konumları itibariyle küresel ölçekte dış politika hedefleri bulunan ülkeler için göz ardı edilmesinin sonuçları ciddi potansiyel taşımaktadır. Bu çerçevede Çin gerek bir zorunluluk ve gerekse de bir politika tercihi olarak Körfez bölgesi ülkeleri ile ticari ve siyasi ilişkilerini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. 
 
İki ülke arasındaki ilişkiler Ekim 1984 yılında tesis edilen diplomatik ilişkilerle başlamıştır. Günümüze kadar artarak devam eden ilişkiler 2012 yılında imzalanan anlaşma çerçevesinde ikili ilişkiler gittikçe ivme kazanarak derinleşmiştir. 2015 Aralık’ta iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım akışındaki hızlı büyümeye paralel olarak ikili para takası (swap) anlaşması imzalanmıştı. Ticari ilişkilerin dışında başka alanlarda da olumlu gelişmelerin olduğu söylenebilir. Kültürel ve eğitim alanında BAE Çin’in olumlu karşılayacağı birtakım düzenlemeler gerçekleştirmiş ve son olarak 2017 yılında 2017 yılında BAE okul müfredatlarına Standart Çince-Mandarin dili eklenmiştir. 
 
Temmuz 2018’de Şi Cinping’in BAE’ye resmi ziyaret gerçekleştirmesi, 29 yıl aradan sonra gerçekleştirilen ilk ziyaret olması açısından oldukça önemliydi. Ziyaret çerçevesinde iki ülke arasında mutabakat zaptı imzalandı ve imzalanan anlaşma ile birlikte ikili ilişkiler kapsamlı stratejik ortaklı boyutuna çıkarılmıştı. Bu kapsamda ziyaretin gerçekleştirilmesinin ardından iki ülkede karşılıklı yatırımlar artış göstermiştir, Dubai’deki Emaar Properties şirketi Pekin Daxing Uluslararası Havaalanı’nda 5 kilometrekarelik bir alanda konut ve eğlence tesisleri de dahil olmak üzere 11 milyar dolarlık bir proje uygulamak için anlaşmaya imza attı. Bu çerçevede Emaar şirketi Pekin’de bir ofis açacağını da duyurdu. Son olarak Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (Adnoc), Çin Ulusal Offshore Oil Corporation şirketi ile enerji alanında iş birliğini artırmak amacıyla bir anlaşma imzaladı 
 
Ticari İlişkiler 
 
Küresel ticareti ve BAE-Çin ilişkilerini etkileme potansiyeline sahip olan Bir Kuşak Bir Yol projesi Çin’in küresel ölçekteki en iddialı yatırımı olarak 2013 yılında başlatılmıştı. Dünya nüfusunun yüzde 60’ını kapsayan ve 69 ülkeyi içeren proje 900 milyar dolarlık devasa bütçeye sahip. Projenin geleceği için Körfez ülkelerini önemli birer aktör olarak tanımlayan Çin yönetimi bu bağlamda Körfez ülkeleriyle stratejik iş birliği anlaşmaları yapıyor.  
 
Çin’in körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği atılım küresel ve bölgesel siyasetin gidişatında önemli bir yer tutmaktadır. Çin açısından BAE diğer Körfez ülkelerinden farklı bir pozisyonda. Nitekim çoğunluğu Dubai’de olmak üzere yaklaşık olarak 200 bin üzerinde Çinli BAE’de yaşıyor. Ayrıca BAE’de yaklaşık olarak 6 bin Çinli firma faaliyet gösteriyor. Son olarak yeni vize kuralları sayesinde 2018’de 1,1 milyondan fazla Çinli turist BAE’yi ziyaret etti. Gelişen ilişkilere paralel olarak 2010’da 17 milyar dolar olan iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2017 yılında 60 milyar dolara yaklaştı. 2020 yılı itibariyle iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin 70 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Çin’in toplam ihracatının yüzde 30’unu Arap ülkelerine yaptığını ve bunun yüzde 22’lik kısmının BAE’ne yapıldığını göz önüne alınırsa BAE Çin’in en büyük ikinci ticaret ortağı konumundadır. Ayrıca BAE 2,1 milyar dolarlık yatırımla Çin’de en fazla yatırıma sahip Arap ülkesi konumunda. Çin’in BAE’deki doğrudan yatırımları ise 9,1 milyar dolara ulaşmış durumda 
 
İki ülke arsında birçok alanda iş birliği mevcut, Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesini olumlu karşılayan BAE, iki ülke arasındaki ticaret hacminin ve karşılıklı yatırımların üst seviyelere çıkmasını arzu ediyor. Bu bağlamda e-ticarette iş birliğinin artırılmasından politika koordinasyonuna kadar iki ülke arasındaki ticareti kolaylaştıracak ve hızlandıracak birçok adım atılıyor. Ayrıca iki ülke birçok farklı alanda da iş birliği yapmaktadır; inovasyon, teknoloji transferi, veri alışverişi, eğitim, bilimsel faaliyetler, yenilebilir enerji ve su, petrol ve gaz sektörü, güvenlik alanlarında.  
 
Pragmatik bakış açısından ikili ilişkiler 
 
Uluslararası ilişkilerin doğası gereği ikili ilişkilerde yaşanan ivmelenmenin pragmatik gerekçelere dayandığını söylemek mümkündür. Otoriter yönetimler tarafından idare edilen BAE’nin halihazırda dış politika önceliği olan anti-demokratik rejimlerin desteklenmesi yoluyla kendi meşruiyetini sağlamlaştırma gayesinin izlerinin Çin ile kurulan ilişkilerde rastlanılmaktadır.  Bu bağlamda iki ülkenin de insan hakları karnelerinin pek parlak olmaması ve görece otoriter yönetimler tarafından idare edilmeleri belirli politikalar üzerinde uzlaşılmasını da beraberinde getirmektedir.  
 
Birçok alanda iş birliği içerisinde olan taraflar siyasal alanda içişlerine karışmama ilkesini benimsemiş durumda. Bu bağlamda iki ülkenin insan haklarının ihlaline yönelik, ülke içinde var olan sert uygulamalara yönelik karşılıklı birbirlerini desteklemeleri medyada yer almıştı. Özellik Çin’in Doğu Türkistan’daki etnik azınlıkların “terörizm ve şiddetli aşırıcılık eğilimli kesimler ile mücadele” edilmesi bağlamında etnik kırım gerçekleştirmesi ve dini özgürlüklerin kaldırılması BAE tarafından desteklenmişti. Temmuz ayının ikinci haftasında 22 ülkenin BM İnsan Hakları Komisyonu’na Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarını eleştiren bir mektup göndermelerinin hemen ardından 3 gün sonra, aralarında BAE’nin de bulunduğu 37 ülkeden Çin’e destek açıklamaları gelmişti. Ayrıca BAE, Çin-Tayvan uyuşmazlığında Çin tarafının argümanlarını savunmakta ve Tek-Çin politikasını desteklediğini beyan etmekten çekinmemektedir. Bunun dışında Çin de BAE’yi ABU Dabi’ye yönelik desteklemekte.  
 
Çin, ABD’de olduğu gibi benzer bir kongreye bağlılığı olmadan rahat bir şekilde silah satışı gerçekleştirebilmektedir. Bu bağlamda BAE’ye Silahlı İnsansız Hava Araçları satabilmektedir. Silah satışı noktasında ABD gibi kongreye takılmayan Çin, bu kapsamda ABD’den bir adım öndedir.  
 
Sonuç 
 
Çin ile BAE arasındaki yakınlaşmanın en önemli neden ABD ile girilmiş olan krizler ve ilişkilerdir. Çin’in ABD ile ticari kriz yaşaması farklı aktörlere yönelmesine ve küresel çapta gücü artırmaya yönelik politikalar izlemesine neden olmuştur. BAE de ABD’ye olan yüksek bağımlılığını dengelemek adına Çin’le ilişkilerini yükseltmiştir. Bu anlamda BAE’nin Çin açılımının dış politikada aktör çeşitlendirme ilkesine uygunluk gösterdiği söylenebilir. Diğer bir deyişle BAE küresel güçlerle ilişkilerini güçlendirerek dış politikada aktör çeşitlendirme hedefindedir. Nitekim bu tarz siyaset BAE’nin ABD’ye olan tek taraflı bağımlılığını azaltıp, dengeli bağımlılık siyaseti izlemesine neden olabilir 
 
Mali açıdan, jeopolitik gerginliklere bağlı olarak dalgalanan petrol fiyatlarının bütçede yarattığı belirsizliklerin de BAE’yi Ortadoğu dışına petrol-bazlı yatırım yapmaya ittiği söylenebilir. Karşılık devletlerin gerçekleştirdiği doğrudan yatırımlar dışında şirketlerde yatırımlar gerçekleştirmekte. Yeni ipek yolu projesi kapsamında Şangay merkezli East Hope Group, BAE içerisinde bir sanayi bölgesine 10 milyar dolar yatırım yapma olasılığını duyurmuştu.  
 
Gerek pragmatik temayüller gerekse de bir politika tercihi olarak kurulmuş olan BAE-Çin ortaklığı, Körfez jeopolitiğinde BAE’nin önemini artırırken, Çin’in de elini güçlendirmektedir. İki ülkenin ekonomilerine bakıldığında ve küresel politikadaki konumları değerlendirildiğinde çok açıktır ki BAE, Çin ile yetinebilecekken, Çin, BAE ile yetinemeyecektir. Bir tarafın diğer tarafa olan bağlılığının daha yüksek olduğu ikili ilişkiler her zaman patronaj ilişkisine dönüşmeye de meyilli olabilecektir. Bu sebepten, ivmelenen BAE-Çin ortaklığı özellikle BAE için tehlikeleri de beraberinde getirebilecektir.