Gelişen ABD ve Pakistan ilişkileri

ABD ile Pakistan arasındaki ilişkilerin gelişmesine yönelik Hindistan Keşmir özelinde bir dengeleme siyaseti izlemektedir. İki ülke arasında gelişen ilişkilerde bir kervana katılma stratejisi yerine, özellikle Keşmir bağlamında askeri gücünü kullanarak dengeleme siyasi izlemektedir.

Gelişen ABD ve Pakistan ilişkileri

21-24 Temmuz İmran Han’ın ABD ziyareti

Pakistan Başbakanı İmran Han geçtiğimiz ay ABD’ye bir ziyaret gerçekleştirmişti. Siyasal ilişkilerdeki dengeleri sarsma kapasitesiyle ilgili olarak sadece Güney Asya siyaseti açısında değil, küresel siyasetin gidişatı açısından da bir dönüm noktasına karşılık geldiğine dair dış politika tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Son dönemlerde ABD’den uzaklaşarak Çin’le stratejik ortaklık kurma yolunda ilerleyen Pakistan, Güney Asya’da yükselişe geçen ABD karşıtı ittifak ilişkilerinin kurumsallaşması yolunda kritik aktörlerden biri olarak ortaya çıkmıştı. Bu bağlamda ABD ve Pakistan arasındaki ilişkilerin onarılmasına
yönelik atılan adımlar en büyük rahatsızlığı uzun süredir Hint-Pasifik bölgesinde ABD ile ortak stratejiler geliştiren Hindistan’a vermekte. Ziyaretten önce Pakistan tarafı ziyaretin temel amacının iki ülke arasında gerçekleşen ilişkilere “reset atmak” olduğunun altını çizdi. Ziyareti takip eden günlerde iki ülke karşılıklı olarak bir jestlerde bulundu. Özellikle ABD’nin Pakistan’a mali desteği ve F-16 savaş jetleri için teknik desteğinin yeniden onaylanması jestine
karşılık, Pakistan, ABD’nin Afganistan’da terörle mücadeleye yönelik gerçekleştirmiş olduğu faaliyetlere yönelik destekleyici bir pozisyonda duracağı jestti geldi. İki ülke
arasında gerçekleşen ziyaretlerden tarafların birbirlerini destekleyici politikaların çıkması bölge ülkelerini Çin’den Hindistan’a birçok aktörü rahatsız etmiştir.

Obama döneminde Güney Asya’da ABD’nin Çin’i yeniden dengeleme stratejisi kapsamında en önemli müttefiki olmuş olan Hindistan, Trump döneminde yine Çin’e karşı geliştirilen ABD, Hindistan, Japonya ve Avustralya ittifakının (Quad) paydaşlarından biri olmayı kabul etmişti. Trump döneminde farklılaşan bölge siyasetinde ABD’nin bölgede farklı aktörlerle bir blok oluşturması sonucunda Hindistan, kurumsal bağımlılığını azaltmak için Çin’le “Wuhan ruhunu” geliştirmişti ya da Şangay İş birliği Örgütüne üye olmuştu. Bu bağlamda Hindistan’ın gerçekleştirdiği bu hamle stratejik özerklik kapsamında ABD’ye karşı bir dengeleme stratejisinin izlendiğini uluslararası kamuoyuna göstermiştir.

Dengeleme siyasetinin merkezi Keşmir

Bölgede dengeleri altüst eden gelişme Trump’un Pakistan ile Hindistan arasında özellikle de
Keşmir krizine yönelik arabuluculuk yapabileceğini açıklamasıyla yaşandı. İmran Han’ın ABD
ziyareti kapsamında gerçekleşen gelişme Pakistan tarafından arzu edilen bir açıklamaydı fakat Hindistan siyasetinde doğurduğu kriz hasebiyle dengeleri alt üst etti. Ayrıca Trum’un
arabuluculuk talebinin Modi tarafından geldiğini açıklaması Hindistan muhalefetinin Modi
üzerinde büyük bir baskı kampanyası başlatmasına sebep oldu. Fakat Hindistan Dışişleri
Bakanı Subrahmanyam Jaishankar tarafından yapılan açıklamada Modi’nin böyle bir talebinin
olmadığı dile getirildi. ABD’nin Pakistan’a mali destek ve F-16 için teknik destek sağlama kararı alması Keşmir’de askeri hareketlenmeyi arttırdı. İki ülke arasında belirlenmiş olan Kontrol Hattı’nda yaşanan askeri çatışmalarda bir Pakistanlı sivil hayatını kaybederken yedi sivil ise yaralandı. 31 Temmuz’da sınır çatışmalarının iyice artmasının sonucunda iki ülkede de hem askeri hem sivil kayıplar yaşanmıştı.

İki ülke arasında yaşanan askeri hareketlilik gerilimi arttırırken ağustos başında taraflardan
birbiri ardına açıklamalar gelmiş ve Hindistan ordusu Pakistan’ı Keşmir’deki militan gruplara
destek vermekle suçlamıştı. Ayrıca Hindistan önce 10 bin, daha sonra da 8 bin kişilik askeri
bölgeye sevk ederek bölgeyi tamamen kontrol altına almak istedi. Askeri önlemlerin yanında,
sokağa çıkma yasağı konulması, telefon ve internet erişiminin kısıtlanması ve de önde gelen
kanaat önderlerinin ev hapsine alınması gibi uygulamalar gerilimi iyice arttırmış durumda.
Yaşanan şiddetin gerek sınır bölgesinde gerek vatandaşları etkileyecek şekilde yeniden
tırmanması üzerine bir taraftan BM Genel Sekreterliği olayların kontrol altına alınması
çağrısında bulundu, bir taraftan da İmran Han yeniden ABD Başkanı Trump’a duruma
müdahale etmesi ve arabuluculuk yapma çağrısında bulundu. Fakat gerginliğin düşmesinin
aksine Modi yönetimi gerginliği tırmandıran bir karara imza attı. Modi yönetimi Hindistan
anayasası ve uluslararası hukuka aykırı bir biçimde Keşmir’in statüsüyle ilgili bir değişiklik
gerçekleştirmek istemesi oldu. Parlamentoya sunulan önerge Hindistan'da Cammu Keşmir'i
iki birlik toprağına ayıran "Cammu ve Keşmir'in Yeniden Yapılandırılması Teklifi", önce federal
parlamentonun üst kanadı Rajya Sabha'da (Eyaletler Meclisi), daha sonra da federal
parlamentonun alt kanadı Lok Sabha'da (Halk Meclisi) kabul edilmişti.

Parlamentoya sunulan teklifin kabulünün ardından Modi'nin lideri olduğu Hindistan Halk
Partisi (BJP), yapılan statü değişikliğiyle Keşmir bölgesinde kalkınmanın önünün açılacağını
iddia etse de artık ayrı bir anayasaya ve muhtelif imtiyazlara sahip olma hakkını yitirecek olan
Keşmirliler, özellikle de bölgede ikamet etmeyenlere mülk satın alabilme yolunun açılmasıyla
kontrolün kaybedileceğini düşünüyorlar.

Hindistan’ın dış politikasındaki değişikliğin nedeni

Hindistan’ın dış politikasındaki değişikliğin ana nedeni Pakistan ve ABD arasında yaşanan
yakınlaşmadır. ABD ve Pakistan ilişkilerinde yaşanan yakınlaşmanın temelinde Trump
yönetimin Afganistan’a yönelik yürütmüş olduğu politika yatmaktadır. Yaklaşan ABD başkanlık seçimlerinde Trump Afganistan’da bulunan Amerikan askerlerinin çekileceği ve Afgan barışına ABD’nin liderlik edeceğine yönelik söylemler kullanmaktadır. Bu bağlamda El-Kaide üzerinde etkisi bulunan Pakistan ile yakınlaşma sağlanmış ve askıya alınan mali destek programı ile F-16 için teknik destek sağlama kararı alınmıştı.

ABD ve Pakistan arasında yaşanan gelişmeler Hindistan için rahatsızlık kaynağı olmuştu.
ABD’nin isteklerine rağmen Hindistan’ın en fazla altını çizdiği konu, Hindistan’ın Orta Asya
merkezli Avrasya stratejisini ihmal edemeyeceğiydi. Bu bölgedeki ülkelerle yoğun ticari ve
stratejik ilişkilere sahip olan Hindistan için, su yolu açısından İran (Çabahar Limanı) ve transit
geçiş açısından ise Afganistan oldukça stratejik bir öneme sahip. ABD’nin İran’a uyguladığı
yaptırımlarla ilgili olarak her ne kadar belli bir esnekliğe sahip olsa da önemli derecede yara
alan Hindistan için, Afganistan’da da etkisi artan bir Pakistan büyük bir soruna karşılık gelecek.

Muhtemel bir Afgan barışı sonrası kapasitesi ve ağırlık merkezini Keşmir’e kaydırabilecek bir
Pakistan ihtimali Modi yönetimini fazlasıyla korkutuyor. Bu durum tersi yönde de geçerli. Nitekim Keşmir’de şiddeti artıran Modi yönetimine karşı Pakistan, Afgan barışının Keşmir’deki
durumdan bağımsız olmadığını belirterek Hindistan'ın agresif siyasetinin Afgan barışı sürecini
olumsuz etkileyeceğini belirtti.