Geleceğin Ortadoğu'su: ARKTİK 

 Arktik geleceğin Ortadoğu'sudur. Ticaret yolu olarak ve yer altı kaynaklarının zenginliğinden ötürü önümüzdeki 20 yıl içerisinde süper güçler arasında gerginliğe neden olacak okyanuslardandır. Özellikle iklim değişikliğinden ötürü eriyen buzullar bölgenin cazibesini artıran ulaşım yollarının açılmasına neden olmuştur. Bu günlerde enerji devi şirketlerin, ilaç şirketlerinin paylaşmaya çalıştığı, balıkçılık ve taşımacılık açısından hayati öneme sahip olan Arktik dünyanın kaderini belirleyecek.  

Geleceğin Ortadoğu'su: ARKTİK 

Kuzey Kutup Bölgesine verilen isim olan Arktik’te yer alan okyanusa kıyısı olan 5 devlet ve kıyısı olmayan 3 devlet bulunuyor. Bu devletler Rusya, ABD (Alaska), Kanada, Norveç, Danimarka (Grönland “ABD’nin satın almak istediği”), ve kıyısı olmayan 3 devlet Finlandiya, İsveç, İzlanda. 27 milyon metrekarelik bir alana sahip olan Kuzey Kutup Bölgesi (Arktik), 8 devletin doğrudan ortak olduğu sonrasında da gözlemci olarak Çin, Güney Kore, Singapur, Hindistan, Almanya, Hollanda, Japonya, Polonya, İsviçre, İspanya, İtalya, Fransa ve İngiltere gibi devletlerin de katılımıyla genişledi.  

 
Bölgenin Enerji ve Diğer Zenginlikleri  
 
Bölgenin rekabet sahası alanı haline gelmesine neden olan temel etken enerji kaynaklarıdır. ABD, Jeolojik Araştırma Kurumu’nun (USGS) 2008 tarihli raporuna göre, bölgede 90 milyar varil petrol, 48 trilyon metre küp doğalgaz ve 44 milyar varil doğalgaz sıvısı olduğu tepiş edilmiştir. Her keşif çalışmasında bu oranlar giderek artmakta. 2013 yılında yapılan araştırmalarda petrol rezervi 1,7 trilyon varil ve doğalgaz rezervi ise 193,5 trilyon metreküpe çıkmıştır böylelikle Arktik bölge, dünya petrol rezervinin yüzde 6’lık, dünya doğalgaz rezervinin de yaklaşık yüzde 25’lik kısmına tekabül ediyor. Bölgenin enerji potansiyelinden ötürü dünyaca ünlü enerji devleri bu bölgede araştırma yapmaktadır. Petrochina, Eni, Total, Shell, Gazprom ve Rosnefft gibi küresel oyuncular bölgede faaliyet göstermekte.  
 
Bölge taşımacılık, balıkçılık ve ilaç sektörü açısından da önemli. Taşımacılıkta, Avrupa’nın en büyük limanı Rotterdam ile Japonya’nın Yokohoma limanı arası mesafe güneyden, Süveyş Kanalı üzerinden 11.200 deniz mili iken, Kuzey Deniz Hattı Arktik rotası üzerinden sadece 6.500 deniz mili.  Benzer bir tasarruf Amerika-Asya kıtaları arasındaki rotalarda da mevcut. 
 
Dünyanın en büyük nükleer buzkıran filosuna sahip olan Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu yani Rusya, normal şartlar altında Temmuz ve Eylül döneminde buzların ermiş olmasından ötürü açık olan güzergahı uzun süre açık kalması için çalışmalar gerçekleştirmekte. Rusya’nın güzergahın açık kalması için çabalarını, dünya ticaretinin yüzde 90’ının deniz yolları üzerinden yapıldığı göz önüne alınarak düşünüldüğünde büyük bir ekonomik kazanç elde etmek istediği anlaşılmaktadır. Zira güzergahın çoğunun Rus ekonomik bölgesine bitişik sulardan geçtiğinden ve bundan dolayı geçmek isteyen gemilerin, Rus hükümetine bağlı Kuzey Denizi Yolu İdaresi’nden izin almaları gerekiyor. Rus hükümetine bağlı Kuzey Denizi Yolu İdaresi’nden izin alan örneğin Çinli COSSO Şirketi, bu yıl 10 kargo gemisi ile seferlerini bu rota aracılığıyla gerçekleştirdi. 
 
Dünyanın önde gelen deniz taşımacılığı şirketlerinden Danimarkalı “Maersk”in gemisi “Venta”, 22 Ağustos 2018 tarihinde Güney Kore’den Almanya’ya doğru yola çıkmıştı Rota olarak Kuzey kutbundaki Arktik Okyanusu’nu izleyen ve dünya üzerindeki deniz taşımacılığının yönünü değiştiren bu sefer, türünün ilk örneği olmuştu. Zira Venta gemisi geleneksel olarak kullanılan yol ile 34 günde tamamlarken Arktik Okyanusu’nu kullanarak 16 günde seferi tamamlamıştı. Zira Güney Kore ile Almanya arasındaki yolculuk, Ümit Burnu güzergahı üzerinden 46 gün, Süveyş Kanalı üzerinden 34 gün sürerken, Kuzey Deniz Hattı (Arktik rotası) üzerinden sadece 16 ila 23 gün sürüyor. Güzergahın yıl boyunca açık durumda kalması Çin mallarının Avrupa'ya sevkiyatında "devrim" yaratacak ve lojistik dünyasını sarsacaktır.  
 


Enerji potansiyeli ve taşımacılık dışında bölge balıkçılık ve minare zenginliğinden ötürü ilaç sanayisi içinde büyük önem taşımaktadır. Bölgede yüksek besin değeri taşıyan başta somon olmak üzere pek çok balık türü yaşıyor. Hem nadir türler olması hem de besin değeri açısından zengin soğuk su canlıları olmaları sebebiyle kıyıdaş ülkelerin yanında özellikle dondurulmuş gıda şirketlerinin teşviki ve doğrudan katılımıyla bölgeye ağır hasarlar veren balıkçılık yapılıyor. Kıyıdaş ülkeler hasarı önlemek için 2016’da balıkçılık konusunda yasaklar getiren bir anlaşmaya varsa da özellikle Rusya ve Norveç bu konuda sık sık karşı karşıya geliyor. Mineraller açısından oldukça zengin olan bölge ilaç sanayisi için de büyük bir öneme sahiptir. Özellikle ilaç endüstrisinde hayati olan pek çok mineral buradan çıkarılıyor. Burada tıpkı enerji ve balıkçılıkta olduğu gibi kartel konumundaki ilaç firmalarının teşvikiyle mineraller çıkarılıyor. 


 
ABD Nüfuzunun Delinmesi 
 
ABD Başkanı Donald Trump’un yönetime gelmesiyle hem Rusya hem de Çin büyük ekonomik yaptırımlara maruz kalmıştı. Ayrıca ABD’nin küresel su yollarını da kontrol altından tutması iki ülkeyi çözüm yolu aramaya itmişti. Bu çerçevede yeni rotanın oluşturulması iki ülkeyi de ekonomik açıdan rahatlatmakla birlikte ABD’nin küresel su yolları üzerindeki kontrolüne de güçlü bir darbe vurmuştur. 
 
Bölgenin zenginliklerinden ve jeostratejik öneminden ötürü süper güçler ve Arktik Okyanusuna sınırdaş olan ülkeler açık bir şekilde rekabet içerisindeler. Sınırdaş olmayan İzlanda, İsveç ve Finlandiya’da Arktik Okyanusu'nda statü kazanmak için mücadele eden ülkelerden. Bölgenin hukuki statüsünü belirleyen uluslararası bir anlaşma halihazırda mevcut olmamasına rağmen bölgede işler ikili anlaşmalar ve bölgenin yasal statüsünü etkilemeyen uluslararası anlaşmalar tarafından yönetilmeye çalışılıyor. 
 
Cebelitarık, Süveyş Kanalı, Kızıl Deniz, Bab-ül Mendeb ve Güney Çin Denizi gibi su yolları, küresel ticaret ve enerji piyasasını kontrol altında tutmayı hedefleyen ABD’nin savaş gemileri ve askeri üslerinin kontrolünde bulunuyor. Küresel ticaret enerji piyasalarını kontrol altında tutan ABD Arktik bölgesini de kontrol altında tutmak için geçtiğimiz ay Grönland’ı satın almak istediğini Danimarkalı mevkidaşına iletmişti.  
 
Arktik Okyanusa karşı Doğu Akdeniz 
 
Çin ve Rusya’nın Arktik’te ticari, enerji ve stratejik iş birliği ABD’nin 2008 yılındaki ulusal güvenlik dokümanında da yer almıştı. Bu çerçevede Arktik bölgesinin hem küresel deniz taşımacılığının güzergahını değiştirecek olması hem de yer altı kaynakları bakımından zengin olması küresel güçleri karşı karşıya getirmiş durumda. Rusya Arktik güzergahını petrol ve doğal taşımacılığı açısından Avrupa’ya açılan en kısa ve maliyetsiz yol olarak görmekte. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde küresel ısınmadan ötürü bölgede var olan buzulların erimesiyle güzergâh tüm yıl kullanıma elverişli konuma gelecektir. Bu çerçevede Kıta Avrupa enerji tedariki noktasında Rusya’ya bağımlı hale gelecektir.  
 
Rusya’nın Avrupa üzerinde enerji hakimiyeti kurması ABD tarafından ulusal çıkarlara karşı bir tehdit olarak görülmekte. Bu doğrultuda Washington yönetimi, Rusya’nın Avrupa üzerindeki enerji hakimiyetini kırarak enerji taşımacılığının Kuzey Denizi üzerinden geçmesini önlemek için Mısır, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İtalya ile birlikte Doğu Akdeniz’deki doğalgaz yataklarını önceleyip donanmasını bu bölgeye yığdı. Böylelikle ABD, Doğu Akdeniz’i Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılayacak bir duruma getirerek Avrupa’nın Rusya’ya ve dolayısıyla Çin’e bağımlılığını en asgariye indirgemeye çalışıyor. Çin’in İpek Yolu Projesine karşı ABD’nin Doğu Akdeniz Yolu Projesi olduğu söylenebilir.  
 
Sonuç Yerine 
 
1869 yılından Akdeniz ve Kızıldeniz'i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla küresel deniz taşımacılığında rotalar baştan çizilmişti. Küresel ticareti hızlandıran Kanal Mısır’ın ve coğrafyanın da kaderini değiştirmişti. 1900’lü yılların başında bölgede petrolün bulunmasıyla da kaderi değişen coğrafyada savaşlar baş göstermiş ve üstünlük için ilk kan dökülmüştü. Tarihler 1936’yı gösterdiğinde İngiliz Winston Churchill Avam Kamarası’nda şu ifadeleri kullanmıştı.  “Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir.”  
 
Coğrafi üstünlüğün ve yeraltı kaynakları bakımından zenginliğin getirdiği sadece savaş ve kan olmuştu. Birçok kesim tarafından “Rus Süveyş Kanalı” olarak, Çin’e göre ise ‘Kuzey Kutbu'ndaki İpek Yolu’ olarak nitelendirilen ve bugün jeopolitik açıdan ve yeraltı kaynakları bakımından zengin olan Arktik Bölgesinin önem kazanması Ortadoğu’yu aratmayacak yeni ticari, siyasi, askeri ve diplomatik bir çatışma alanı olacak gibi görünüyor. Fakat şu da bir gerçektir ki 1900 yılında Ortadoğu halkının yüzde 90’ından fazlası eğitimsizdi ve bağımsız devletler yeni yeni kurulmaya başlanmıştı. Arktik Bölgesi, Ortadoğu’ya kıyaslanırsa hem eğitimli bir halka sahip hem de 100 yıldan uzun süredir var olan bağımsız devletlere sahip. Bu çerçevede bölgede var olan devletler anlaşırlar ise bölge ülkelerinin ve halklarının zenginli kat kat artacaktır.