Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, gebeliğe bağlı ölümlerdeki artışı değerlendirdi

Son dönemde yapılan araştırmalar, pandemi sürecinde gebeliğe bağlı ölümlerin arttığını gösterdi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, gebeliğe bağlı ölümlerdeki artışı ve nedenlerini Intell4’a değerlendirdi.

Şeyda Kübra Ayaz
seydaayaz@intell4.com

 

Son bir yılda 17 ülkedeki 6 milyon hamile kadın üzerinde yapılan 40 farklı araştırma, pandemi sürecindeki gebeliğe bağlı ölümlerde yüzde 33’lük bir artış yaşandığını gösterdi.

Londra’daki St. George's Üniversitesi'nin 1 Ocak 2020 ila 8 Ocak 2021 arasını kapsayan araştırmasında, pandemi öncesi gebeliğe bağlı yaşanan can kayıpları günde 830 iken bu sayının pandemi sürecinde bin 100’ü aştığı belirtildi. Araştırmada ayrıca kanamalı dış gebelikte, hayatını kaybeden hamile kadın ve anne karnındaki bebek sayısında, doğum öncesi ve sonrası depresyon vakalarında da artış gözlemlendi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, gebeliğe bağlı ölümlerdeki artışı ve nedenlerini Intell4’a değerlendirdi.

COĞRAFİ KOŞULLAR ÖLÜMLERİ ETKİLİYOR

Yapılan araştırmalar, gebelikteki can kayıplarının yüzde 99’unun az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşandığını gösterdi. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan verilere göre, OECD ülkelerinde gebeliğe bağlı ölüm oranı her 100 bin kadında 8 iken, Latin Amerika ve Karayipler’de bu oranın yüzde 83 olduğu kaydedildi.

Anne ölümlerinin coğrafi farklılıklar ile değişkenlikler gösterdiğini belirten Cem Fıçıcıoğlu, “Mevsimsel koşullar, ulaşım imkanları, yol, hastane, sağlık hizmetlerine erişim, eğitimli ve donanımlı personele ulaşım vb. gibi birçok değişken gebelik komplikasyonlarının ve anne ölümlerinin önlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Tüm bu faktörlerin bir arada sağlanamadığı coğrafyalarda anne ve bebek ölümlerinde artış söz konusudur” dedi.

PANDEMİ SÜRECİNDE ARTIŞ GÖZLEMLENDİ

Brezilya, Meksika, Peru ve Venezuela gibi ülkelerde hâlihazırda sorunlu olan sağlık sistemleri, pandemi döneminde çökme noktasına geldi. Bu da ülkelerdeki doğum öncesi ve sonrası bakım hizmetlerine erişimin zorlaşmasına neden oldu.

2022 yılının ilk üç ayında gebeliğe bağlı ölüm oranları Meksika’da yüzde 220, Dominik Cumhuriyeti’nde yüzde 48, Peru’da ise yüzde 38 arttı.

Pandeminin gebeliğe bağlı ölümlerdekini etkisini değerlendiren Fıçıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Gebelikte bağışıklık sistemi ve kanama pıhtılaşma sistemi büyük oranda değişmektedir. Tüm bu değişikliklere bağlı viral enfeksiyonlara verilen cevap da değişmektedir. Covid-19 virüsünün gebelik komplikasyonlarını ve anne ölümlerini arttırdığı bilimsel araştırmalarda gösterilmiştir. Gebelikte bebeğin gelişimi üzerine, bebek eşi (plasentanın) yapısı ve fonksiyonları üzerine olumsuz etkileri olduğu ve buna bağlı gebelik komplikasyonlarında, düşük (abortus) oranlarında, ölü doğum oranlarında ve anne ölümü oranlarında artışlar olduğu belirlenmiştir. Pandemi döneminde gebeler özellikle riskli hasta grubunda yer aldılar ve maalesef hem anne hem de bebek açısından üzücü sonuçlar ile karşılaşılan gebelikler görüldü.”

ANNE ÖLÜMLERİNDEKİ BAŞLICA ETKENLER

Pandemi ve coğrafi koşulların yanı sıra gebelikteki yaşanan ölümlerde birçok farklı etken bulunuyor. Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, gebelikte yaşanan anne ölümlerindeki diğer etkenleri ise şu şekilde sıraladı:

“Gebeliklerde karşılaştığımız anne ölümlerinin en sık nedenleri gebelik zehirlenmeleri (preeklampsi, eklampsi), plasenta dekolmanı (bebek eşinin doğumdan önce ayrılmalı), plasenta previa kanamaları (bebek eşinin doğum yolunu kapatması), kordon sarkmaları ve kord kazaları (bebeği besleyen göbek bağının sıkışması veya yırtılması), doğum sonrası uterus atonisi (rahmin toparlanamaması, gevşek kalması), pulmoner emboliler (akciğer damarlarına pıhtı atması, damar tıkanıklıkları) ve bunun gibi kanama ve pıhtılaşma sistemine bağlı komplikasyonlar olduğunu görmekteyiz.

Tüm bu gebelik komplikasyonlarının nedenleri ve alınabilecek önlemler araştırıldığında en önemli risk faktörlerinin annenin kilolu olması, ileri yaşta olması, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, tansiyon-şeker-astım-kalp-böbrek gibi kronik hastalıklarının olması, takip ve tedavilerine uyum göstermeme, sağlık merkezleri dışında doğum denemelerinin yapılması, çoğul gebeliklerin artan sayıda görülmesi, , geçirilmiş sezaryen oranlarındaki artış, geçirilen sezaryen sonrası gebeliklerde artan obstetrik komplikasyonlar ve erken müdahale imkanlarındaki yetersizlikler aolduğu görülmektedir.”