G7 Zirvesi'nin hedefinde Rusya ve Çin vardı

Dünyanın en gelişmiş yedi ekonomisinden oluşan G7 Zirvesi’nin ana başlıkları Rusya ve Çin oldu. Ukrayna savaşı ve küresel gıda krizi üzerinden Rusya’ya yönelik yaptırımlar değerlendirilirken, Çin’in Kuşak e Yol projesine alternatif olması planlanan Küresel Altyapı ve Yatırım için Ortak Planı’nın detayları açıklandı.

ABD, Almanya, İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya ve Japonya'dan oluşan G7 ülkelerinin liderleri, Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Elmau Sarayı’nda bir araya geldi.

Dünyanın en gelişmiş yedi ekonomisine sahip ülkelerin buluştuğu zirveye, ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, İtalya Başbakanı Mario Draghi ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel katıldı.

Üç günlük zirvenin ardından yayınlanan sonuç bildirisinde, Rusya’nın işgali karşısında Ukrayna’nın desteklenmesi ve Rusya’ya yönelik ek yaptırımlara değinildi.

RUS PETROLÜNE TAVAN FİYAT

Rusya’nın petrol gelirlerinin azaltılmasına vurgu yapılan ortak bildiride, “Ortaklarımızla üzerinde uzlaşılan fiyatın altında olmadığı sürece, Rusya’nın denizden çıkarılan ham petrol ve petrol ürünlerini dünyaya ulaştırmasını mümkün kılan tüm hizmetlere kapsamlı yasak getirilmesi olasılığı dahil bir dizi yaklaşım gözden geçirilecektir” ifadeleri yer aldı.

Yedi ülkenin belirttiği üzere petrol taşımacılığı yapan gemicilik şirketlerinin ve sigortacıların belirli bir fiyatın üzerinde işlem yapmalarının önüne geçilebilir. Zira, bu şirketlerin büyük bir çoğunluğu Avrupa Birliği ve İngiltere’de yer alıyor. Ancak söz konusu yaptırımın etkili olabilmesi için Hindistan ve Çin gibi yüksek tüketime sahip ülkelerin de bu plana dahil olması gerekiyor. Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Rusya’nın en fazla petrol ihraç ettiği ülkelerin başında bu iki ülke geliyor.

Zirvede ayrıca Rusya’dan altın ithalatına yasak getirilmesi ve Ukrayna’dan buğday sevkiyatının aksaması nedeniyle zarar gören ülkelere destek olunması ele alındı. Ukraynalı çiftçilerin faaliyetlerine devam edebilmesi ve gübre sıkıntısının çözümü için çalışmaların başlatılması kararı alındı.

G7 liderleri, Ukrayna’nın Kremençuk kentindeki bir alışveriş merkezine yapılan Rus saldırısını “savaş suçu” olarak nitelendirdi.

Bununla birlikte, küresel gıda krizi kapsamında 4,5 milyar dolarlık açlıkla mücadele fonu oluşturulması konusunda uzlaşıldı. Gıda stoku yapan ülke ve şirketlere ise “piyasaları bozmadan gıda kıtlığını gidermeye destek olmaları” çağrısı yapıldı.

ÇİN’E KARŞI ALTERNATİF PROJE

İlerleyen dönemdeki yol haritalarını belirlemek için bir araya gelen Batılı demokrasiler, NATO Zirvesi’nde ise siyasi ve askeri gelişmeleri değerlendirirken, G7’de ise ekonomik boyutu ele alıyor. Ancak her ikisinde de hedef alınan ülkeler aynı: Rusya ve Çin.

Rusya-Ukrayna krizinin yanı sıra G7 Zirvesi’ndeki en önemli gündem maddesi, Çin’in Kuşak ve Yol projesi alternatif olması planlanan Küresel Altyapı ve Yatırım için Ortak Planı oldu. İlk olarak geçen yıl İngiltere’de yapılan zirvede “Daha İyi Bir Dünya İnşa Et” adıyla gündeme gelen proje, gelişmekte olan ülkelerde altyapının finanse edilmesini içeriyor.

Çin’in İpek Yolu olarak da nitelendirilen Kuşak ve Yol projesi, trilyonlarca dolarlık altyapı inisiyatifi sağlıyor. Ancak projenin dahil olduğu ülkeleri yüklü miktarda borçlandırarak Çin’e bağımlı hale getirdiği için eleştiriliyor.

Veri analiz firması Refinitiv’e göre, başlangıcından bu yana dokuz yıllık süre içerisinde yaklaşık 150 ülke Çin’in Kuşak ve Yol projesine dahil oldu. Proje kapsamında toplam değeri 3,7 trilyon dolar olan 2 bin 600’den fazla proje gerçekleştirildi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, projenin amacının “Gelişmekte olan ülkelerdeki ortaklarımıza bir seçenekleri olduğunu göstermek ve olumlu bir yatırım duygusu yaratmak” olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı Biden da projenin kazan-kazan ilkesiyle şekillendiğine vurgu yaparak, “Bu bir yardım ya da hayır girişimi değil. Herkese kazanç sağlayacak bir yatırım. Ülkelerin demokrasilerle ortaklık yapmanın somut yararlarını görmesine yardımcı olacak” dedi.

Proje kapsamında gelişmekte olan ülkelere 600 milyar dolarlık altyapı fonu sağlanması kararı alındı. ABD, hibeler, federal fonlar ve özel yatırımlar ile 200 milyar dolar taahhüt etti. Avrupa Birliği ise projeye 200 milyar euro kaynak sağlayacağını belirtti.

Çin’e alternatif olması planlanan G7 projesi, küresel sağlık, iklim değişikliğiyle mücadele, cinsiyet eşitliği ve dijital altyapı gibi konu başlıklarıyla Çin’den ayrışıyor. Bu kapsamda, Angola’da güneş enerjisiyle çalışan bir tesis kurulması, Senegal’de bir aşı fabrikası inşa edilmesi, Mısır ve Afrika Boynuzu üzerinden Singapur’u Fransa Fransa’ya bağlayacak bin 609 kilometrelik sualtı telekomünikasyon kablosu oluşturulması gibi projelerden söz ediliyor.

Pekin hükümeti, G7 ülkeleri tarafından açıklanan bu projeyi “sıfır toplamlı oyun” (zero-sum game) olarak nitelendirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, “Jeopolitik hesaplamaları ilerleten ve altyapı gelişimini desteklemek adına Kuşak ve Yol girişimini karalayan hamlelere karşıyız” ifadeleriyle tepki gösterdi.

Çin’in yanı sıra İran da G7’de yapılan açıklamalara tepki gösterdi. Zirveye ilişkin sonuç bildirisinde, İran’ın nükleer silah geliştirmemesine dair ifadeler kullanıldı.

Sonuç bildirisindeki İran ile ilgili kısımları kınadıklarını belirten İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, “Açıklamayı yayınlayanlar, İran halkına yönelik yasa dışı sınır ötesi yaptırımlar politikasını sürdürerek veya buna karşı eylemsizlik göstererek mevcut çatışmanın oluşmasında en büyük paya sahip olup, çeşitli şekillerde ve kasıtlı olarak bu yanlış politikada ısrar etmeye devam etmektedirler” sözleriyle tepki gösterdi.

Gelecek yıl düzenlenecek olan G7 Zirvesi’nin 19-21 Mayıs tarihlerinde Hiroshima’da gerçekleştirileceği açıklandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin başta olmak üzere nükleer silah söylemlerinin artmasına yönelik sembolik bir tepki olması planlanıyor.