Fransa'nın Libya politikası NATO'nun güvenliğini tehlikeye atıyor!

Libya’da kanlı iç savaşın baş aktörü General Hafter’in en önemli müttefiklerinden biri olan Fransa hükümeti, Türkiye destekli UMH’nin, Hafter ve destekçilerine indirdiği darbeden oldukça rahatsız. Libya’da çeşitli stratejik, jeopolitik ve ideolojik çıkarlara sahip olan Paris’in, Hafter’in bölgedeki hakimiyetini kaybetmesinden endişelenmesinin tek nedeni bölgede kendi çıkarlarını koruyamayacak olması.

Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından istikrarın bir türlü sağlanamadığı Libya’da, kanlı iç savaşın başrolü olan General Halife Hafter her geçen gün gücünü biraz daha kaybediyor. Bu durum, elindeki stratejik noktaları bir bir kaybeden Hafter’in en büyük destekçisi olan Fransa’yı endişelendiriyor.

Özellikle Türkiye’nin Libya’da ki gelişmelere doğrudan müdahil olmasıyla, bölgedeki şartlar bir anda değişti ve Birleşmiş Milletler (BM)’in desteklediği, Başbakan Fayiz Serrac’ın temsil ettiği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), kısa süre içinde ciddi bir ilerleme kaydetti. Hafter’in güçsüzleşmesiyle birlikte darbeci generali destekleyen aşiretler ve müttefik ülkeler Hafter’den desteğini çekmeye başladı.  

Hafter’e indirilen bu darbelerin ağırlığından rahatsız olan Fransa Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’yi Libya’da “saldırgan” bir rol oynamakla suçladı. Bu asılsız suçlama darbeci generalin artık gerilemekte olduğu gerçeğini bir kez daha kanıtladı.

FRANSA NATO’NUN GÜVNLİĞİNİ TEHLİKEYE ATIYOR

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Fransa’yı Hafter’i destekleyerek NATO’nun güvenliğini tehlikeye atmakla suçladı. Kalın, Türkiye’nin Libya’nın meşru hükümetini desteklerken, Fransız hükümetinin gayrimeşru bir “savaş ağasını” desteklediğini ve böylelikle bölgenin güvenliğini ve Libya’nın siyasi istikrarını tehlikeye attığını vurguladı.

Fransa’nın bugüne kadar Libya’daki iki ana fraksiyona karşı tutumu bir uçtan bir uca sürekli bir savrulma tablosu izledi. Fransız hükümeti, BM destekli hükümete sözde destek verirken, Hafter’le yakın işbirliği içinde oldu. Uluslarası medya organlarında yer alan bilgilere göre; Macron hükümeti, Hafter’e gizliden gizliye silah, eğitim, istihbarat ve özel kuvvetler desteği sağladı. Bununla birlikte Fransız askeri güçleri gizli-kapaklı bir şekilde Libya’da görev yaptığı bildirildi.

MACRON’UN TEK HEDEFİ ÇIKARLARINI KORUMAK

AB, BM destekli hükümeti resmen destekliyor ancak AB’nin tutumuna rağmen, Libya’da çeşitli stratejik, jeopolitik ve ideolojik çıkarlara sahip olan Paris, Hafter’in saldırılarına devam etmesine müsaade ediyor. Libya’ya müdahalesinin en büyük motivasyonu kendi ekonomik çıkarlarının korunmasından ileri geliyor ve bu müdahale Kuzey Afrika’daki Fransız nüfuzunu güçlendirme hırsıyla aynı doğrultuda ilerliyor. 

Kaddafi iktidardayken Libya günde yaklaşık 1,6 milyon varil (BPD) petrol üretiyor ve bunu çoğunlukla İtalya, Fransa, İspanya ve Almanya’ya ihraç ediyordu. Libya petrolünün çıkarılması ucuz ve Avrupa’ya ihracatı kolay. Bu nedenle Paris, Fransız petrol devi Total’in çıkarlarını güvenceye alıp önünü açarak mühim ticari faydalar devşirmenin peşinde.

Yani aslında Fransa’nın ilgilendiği şey Libya halkına vaat edilen ‘’demokrasi’’ değil, tam aksine ülkede daha büyük bir bölünme ve istikrarsızlık meydana getirmek gibi görünüyor. Hafter’i desteklemekteki tek amacı ticari çıkarlarını korumak ve Kuzey Afrika’daki siyasi nüfuzunu güçlendirmek olan Macron yönetimi, Libya’daki politikasını yeniden gözden geçirmeli ve bütün ağırlığını NATO, AB ve Türkiye ile birlikte Libya’da ilerleme kaydetmenin tek yolu olan BM barış sürecini pekiştirmeye koymalıdır.