Fransa ve Almanya'nın İslam karşıtlığı yarışı

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un talebiyle hazırlanan ve meclisten geçen "İslamcı bölücülükle mücadele" yasası, İslam karşıtlığı yarışının son yıllarda yoğunlaştığı tüm Avrupa ülkelerinin gündeminde. Fransanın ardından en yoğun Müslüman nüfusuna sahip Almanya’nın da benzer bir yasa planlayıp planlamadığı en çok merak edilen hususların başında yer alıyor.

Avrupa’ın en fazla Müslüman nüfusuna sahip ülkesi Fransa’da yürürlüğe giren "İslamcı bölücülükle mücadele" yasası, tüm Avrupa’nın gündeminde. Yasa kapsamında; camilerin kayıt altına alınması, yurt dışı finansmanının takibi, İslamcı akımlarla mücadelede istihbaratın yetkilerinin artırılması gibi pek çok detay var. En çok Müslüman nüfusuna sahip ikinci ülke olan Almanya’nın da Fransa'daki gibi bir yasal düzenleme hedefleyip hedeflemediği merak konusu.

Fransa'da bir öğretmenin, öğrencilerine ders anlatırken Hz. Muhammed karikatürlerini gösterdiği gerekçesiyle vahşi şekilde öldürülmüş ve bu olay tüm Avrupa'da tepki yaratmıştı. Bunun üzerine Macron hükümeti, İslamcılıkla mücadele yasası çerçevesinde Müslümanların haklarını kısıtlayıcı bazı kararlara imza attı. Özellikle Müslümanlara ait ibadethanelerde siyasi etkinliklerin azaltılması ve seçim propagandası yapılmasının yasaklanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

SIRADAKİ ÜLKE ALMANYA MI?

Ülke’de geçtiğimiz ay meclisten geçen ve kısa süre içinde Senato'da görüşülmesi beklenen tartışmalı "İslamcı bölücülükle mücadele" yasası Almanya'da da geniş yankı buldu. Başbakan Angela Merkel'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik'in (CSU) İçişleri ve Yurt Çalışma Grubu da, ülkede İslamcılıkla mücadelenin sertleştirilmesine yönelik bir rapor hazırladı.  Söz konusu rapora göre, Almanya'da İslamcı tehlike bir önceki yıla oranla yüzde 5,5 oranında arttığı görüldü.

Almanya Federal İçişleri Bakanlığı konuyla ilgili, Fransa'daki gelişmeleri yakından izlediklerini kaydetti. Ayrıca Almanya'nın Fransa ve diğer Avrupa Birliği ülkeleriyle sıkı işbirliği içinde olduğuna dikkat çekti.

Ayrıca bakanlık, prensip olarak olası bir yasakla ilgili önceden açıklama yapmayacağını belirterek ”Almanya'da yaşayan Türkiye kökenlilerin, Türk hükümetinin diaspora politikası kapsamında siyasete malzeme edilmesi İçişleri Bakanlığı tarafından çok ciddiye alınmaktadır. Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) da dışardan tesir etme girişimlerini yoğun biçimde takip etmektedir" ifadelerini kullandı.

ALMANYA’DAKİ SİYASİ PARTİLER BU YASAYA NASIL BAKIYOR?

Almanya’da en çok oy oranına sahip partilerden biri olan Yeşiller, ülkelerinde böyle bir yasal düzenleme olmasını reddediyor. Yeşiller gibi yine muhalefetten Hür Demokrat Parti (FDP)’de Fransa'daki düzenlemenin oradaki sorunlar özelinde çıktığını belirtip, Almanya'da dönem itibarıyla benzer bir yasaya ihtiyaç olmadığı görüşünde. Muhalefetten Sol Parti ise Fransız solcuların parlamentodan geçen kanunu "İslam düşmanı" diye nitelediğini vurgulayarak oradaki Müslümanları tümden zan altında bıraktığını söylüyor.

Merkel hükümetinin koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD)’ye göre ise siyasi İslam ve Selefilikle mücadelede üç aşamalı bir plan gerekli: Yaptırım, tedbir ve uyum. Bu kapsamda aşırı İslamcı camilerin kapatılması, derneklerinin yasaklanması ve mali kaynaklarının kurutulması gibi yasaklara sıcak bakılıyor. SPD üyesi Lars Castellucci’nin açıklamalarına göre, tedbir yolu eğitimden geçiyor ve bu kapsamda dini eğitim şart. Uyum kriteri ile vurgulamak istenilenin ise iyi bir ortak yaşam olduğunu söyleyen Castellucci, farklı din ve dünya görüşlerinin buluştuğu, herkesin ortak çalıştığı alanların güçlendirilmesini hedeflediklerini belirtiyor.