Fransa’nın geçmişi ve bugünü

Birleşmiş Milletler ve NATO’nun kalıcısı üyeleri arasında yer alan Fransa’nın geçmişi, başkanları, sanatçıları, ülkede yaşanan belirsizlikleri ve ekonomik gelişimine dair tüm detayları sizler için derledik.. 

Fransa’nın geçmişi ve bugünü

Fethiye Mutaf Narin - INTELL4

II’inci Dünya Savaşı’ndan bu yana Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)'nun kalıcı üyesi olan günümüz Fransa’sı Galya olarak bilinen bir Roma İmparatorluğu eyaletinin üstüne kuruludur. Fransa Cumhuriyeti, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako, Andorra ve İspanya ile komşu olan, Batı Avrupa'da bir ülkedir ve Avrupa Birliği'nin kurucu üyesidir.

Başkenti Paris olan ülkenin, nüfusu 66.627.602, yüzölçümü ise 643.427 km²’dir. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH)’sı 2,429 Trilyon Dolar olan Fransa’nın önemli siyasi partileri ise;  Cumhuriyet İleri (LREM), LR (Cumhuriyetçiler), PS (Sosyalist Parti), FN (Ulusal Cephe), MODEM (Demokrat Hareket), Nouveau Centre (Yeni Merkez), PCF (Fransa Komünist Partisi), EELV (Avrupa Çevreci Hareketi Yeşiller), PG (Sol Parti), UDI (Demokratlar ve Bağımsızlar Birliği) şeklindedir.

Günümüz Fransa'sının sınırları
Günümüz Fransa'sının sınırları

 

Ülkede bir çok dini grup bulunmaktadır. Bu dinlerin; yüzde 73’ü Katolik, yüzde 18.5 Ateist, yüzde 7.5’i Müslüman, yüzde 1.6’sı Protestan ve yüzde 0.9’u Yahudilerden oluşmaktadır.

Beşinci Fransa Cumhuriyeti olarak bilinen günümüz Fransa’sının son 10 devlet yöneticisi; Charles de Gaulle, Alain Poher, Georges Pompidou, Alain Poher, Valéry Giscard d'Estaing, François Mitterrand, Jacques Chirac, Nicolas Sarkozy, François Hollande ve şimdili Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olarak sıralanmaktadır. 

Dünya’nın sanata ve sanatçıya en çok önem veren ülkelerinden biri olan Fransa’da her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği müzeler ve sanat eserleri bulunmaktadır. Dünya’nın en önemli müzeleri arasında yer alan ‘’Louvre Müzesi’’ Paris’tedir. Ünlü resim sanatçısı Leonardo da Vinci'nin 16’ıncı yüzyılda resmettiği ‘’Mona Lisa’’ adlı yağlı boya portreside bu müzede sergilenmektedir.

Fransa’dan birçok filozof, bilim insanı, sanatçı ve asker çıkmıştır. Napolyon Bonapart, Victor Hugo, Pierre Loti, Albert Schweitzer, Auguste Comte, Alexis Carrel, Gustave Courbet gibi isimler bunlardan bazılardır.

 

Louvre Müzesi’nde sergilenen ‘’Mona Lisa’’ portresi

 

M.Ö Fransa ve Yüz Yıl Savaşları

Bölgede ilk insan 40.000 yıl önce ortaya çıkmıştır. Fransa tarihi için ilk yazılı kayıtlar Demir Çağı'ndan itibaren bulunmaktaydı. İlk olarak Keltler'in kuzeye gelerek yerleştiği Fransa, Milattan önceki yıllarda Avrupa'da geniş topraklara sahipti. Daha sonra Milattan Önce 50'li yıllar, Romalıların işgaline uğradı ve yaklaşık 500 yıl bu devletin etkisinde kaldı. 12’inci yüzyılın başlarından itibaren Fransa'da krallık rejimi kuruldu, İngilizlerin etkin olduğu topraklarında Yüz Yıl Savaşları (1337-1453) oldu. 

Yüz Yıl Savaşı'nda kazanılan zafer, Fransız milliyetçiliğini yüceltmiş ve Fransız monarşisini güçlendirmiştir.

 

Yüz Yıl Savaşları

 

16’ıncı yüzyılda gelişen Fransız Sömürge İmparatorluğu kuruldu. Fransa'nın politik gücü, "Güneş Kralı" olarak bilinen XIV. Lui döneminde oluştu. 18’inci yüzyıla gelindiğinde, monarşi Fransız Devrimi ile devrildi. Napolyon Bonapart tarafından Birinci Fransa İmparatorluğu ilan edilene kadar ülke bir süre Birinci Fransa Cumhuriyeti olarak yönetildi. Napolyon'un Napolyon Savaşları ile bozguna uğratılmasından sonra, Fransa çeşitli rejim değişikliklerine gitmiştir; monarşi olarak yönetilmiş, daha sonra İkinci Fransa Cumhuriyeti, İkinci Fransa İmparatorluğu olmuş ve devamında daha uzun ömürlü bir Üçüncü Fransa Cumhuriyeti'nin kurulması birbirini izlemiştir.

Değişmekte olan yönetim şekilleriyle birlikte, Fransa’da Akdenize ilgi artmış ve planlar yapılmıştır. Akdeniz’e yönelik planalarını hayata geçirme kararı alan Fransa, Mısır ve doğu ticaret yolları üzerinde üstünlük elde etme amacıyla Mısır’a sefer başlattı.

Mısır’dan Suriye’ye

1798’de Fransızlar, Napolyon Bonapart liderliğinde Mısır’ı birkaç gün içinde ele geçirdi. Fransa’nın Mısır’ı işgal etmesinin altında çok önemli iki sebep vardı. Birincisi Mısır’ın Akdeniz’in en verimli topraklarından biri olması ve bölgenin ticari, stratejik bakımdan kalbi olan bir noktada bulunmasıydı. İkincisi ise, Mısır üzerinden Suriye’yi ele geçirmek ve oradan Hindistan’a inmek istemesiydi. Ancak Fransa bölgedeki tüm beklentilerini gerçekleştiremedi. Mısır Seferi'nde Fransa Mısır'ı ele geçirdi ancak onu elde tutmayı başaramadı. Bölgede isyan çıkartan Mısır halkı Fransız ordusunun iki sene sonra çekilmesini sağladı.

Bu durum Fransa'nın denizaşırı seferlere girişmek konusunda yeterli olamayan bir donanmaya sahip olduğu ortaya çıkardı.

Cezayir işgali

Fransa’nın Mısır macerasından sonra el attığı ilk yer Cezayir oldu. İngilizlerle birlikte sömürge yarışı içerisine giren Fransa’nın bu işgaldeki maksatlarından biri de, Cezayir’i işgal edip Kuzey Afrika’ya yerleşerek İngiltere’nin Akdeniz’e hakim olmasını engellemekti.

1830’da Fransa’nın beklediği şartlar oluştu ve Cezayir, Fransa’nın boyunduru altına girmeye başladı ancak işgal tam anlamıyla gerçekleşememişti. Öte yandan Fransa, İkinci Dünya Savaşı'nda müttefik devletler arasında yer almasına rağmen 1940 yılında Nazi Almanyası tarafından ele geçirildi. Fransa, kurtuluşu için çoğu Cezayirli olmak üzere sömürgesi altındaki bir çok ülkenin askerini kullandı. Cezayir ise bağımsızlığı karşılığında Fransa'ya yardım etmeye karar verdi. Fransa, Almanya'ya karşı zafer kazandı ancak bu zafer, Cezayirliler için bağımsızlık değil, katliamla sonuçlandı.

Fransa'nın soykırım görüntüleri

 

Fransa Cezayirlilerin savaşta kendi yanlarında olması karşılığında savaş sonunda özgürlüklerine sahip olacakları vaadinde bulunmuştu. Savaşın sona ermesinin ardından Cezayirliler hem savaşın galibiyetini hem de özgürlüklerini kutlamak için büyük gösteri yaptı ancak Fransa’nın bu gösteriye verdiği tepki insanlık tarihinin trajik günlerinden birini Cezayirlilere yaşattı. Fransız ordusu havadan ve karadan bölgeye saldırı düzenledi.

Bu süreçte binlerce Cezayirli, Fransız askerleri tarafından ölüme sürüklendi. Fransa’nın Başkenti Paris'te yalnızca bir günde 200 Cezayir askeri, Fransız askerleri tarafından kurşuna dizildi. Bunun gerekçesi olarak ise, Nazilerle iş birliği yapmaları gösterildi. 1848’de Cezayir resmen Fransız toprağı kabul edildi ve 1857’de ülke toprakları tamamen ele geçirildi. 30 yıla yakın süren bu işgal çabası, onlarca yerleşim yerinin alt üst edilmesine yol açtı ve binlerce masum insan öldürüldü.

Tarihe "8 Mayıs 1945 Setif ve Guelma" katliamı olarak geçen olaylardan Cezayir'in bağımsızlığını kazandığı 1962'ye kadar şiddet olayları sistematik şekilde devam etti. Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda 1 milyon kişi Fransızlar yüzünden hayatını kaybetti.

Fransa’nın Sömürgecilik Tarihi

Fransa Cumhuriyeti, 1524’de başlatmış olduğu sömürgecilik faaliyetleriyle Afrika'nın batısında ve kuzeyinde 20'den daha fazla ülkede hakimiyet oluşturdu. Bu hakimiyetin ardından Afrika'nın yüzde 35'i, 300 yıl boyunca Fransa'nın kontrolünde kaldı. Senegal, Fildişi Sahili ve Benin gibi ülkeler o yıllarda Fransa'nın köle ticaret merkezleri olarak kullanıldı ve bölgedeki tüm kaynaklar sömürüldü. 

Bölgede beş asır süren kolonyal dönemde ve bağımsızlık savaşlarında 2 milyondan fazla Afrikalı hayatını kaybetti.

 

Afrika ''Mayotte'' Fransa işgali

 

Bugün bile Afrika'da, hala Fransa’nın işgali altında olan bölgeler mevcut. Öyle ki, Doğu Afrika'daki adalar bölgesinde bulunan Mayotte, yaklaşık 200 yıldır Fransa tarafından işgal altında tutuluyor. İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nce (İNSAMER) hazırlanan Komorlar Birliği raporunda, Mayotte Adası'nın BM kararına rağmen özgürlüğüne kavuşamadığına dikkati çekiliyor. . Fransa'nın ili statüsünde bulunan ve 2014’de AB’ye dahil edilen Mayotte adasında doğanlar Fransız vatandaşı kabul edililiyor.

Mayotte adasının önemi ne?

AB’ye giren ilk Müslüman toprağı olan Mayotte adası, yaklaşık 200 bin kişilik nüfusa sahip ve adanın neredeyse tamamı Sünni Müslümanlardan oluşmakta. Mayotte’nin deniz aşırı bir ada olması sebebiyle doğal kaynakların büyük bölümünü, hindistan cevizi, Baobab, zirotora ve meyve ağaçları oluşturuyor. Mayotte Fransa Bölgesi’nin ana tarım ve ihracat ürünlerini ise, Vanilya, ylang-ylang yağı, karanfil, parfüm esansları, muz, kurutulmuş hindistan cevizi.

Mayotte adasının harita görüntüsü

 

Öte yandan Fransa, bugün bile kıtadaki gücünü kaybetmemek için belli ülkelerde askeri varlığını korumayı sürdürüyor. Bölgedeki birçok askeri operasyonda Fransa askerleri başı çekiyor. Fransa Milli Savunma Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Fransa'nın Afrika'da 4 kalıcı askeri üssü bulunuyor. Bölgede kurulan kimi geçici üsler, zamanla kalıcı hale gelebiliyor.

Soykırım görüntüleri

 

Ruanda soykırımı uluslarası raporla belgelendi

Bu güne dek yaşanmış en büyük soykırımlardan biri olarak kabul edilen Ruanda soykırımı, uluslarası raporlara yansıdı. 800 bin kişinin öldüğü soykırımda Fransa'nın rolü olduğu ortaya çıktı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Ruanda soykırımına ilişkin yayınladığı bir raporunda, soykırımdan hemen önce bölgede bulunan Fransız askerlerinin aldıkları istihbaratları değerlendirmeyerek bölgeden ayrıldığını, bazı Fransız askerlerinin bizzat katliamlara destek verdiğini kaydetti.

Ruanda Araştırma Komisyonu tarafından 2008 yılında yayınlamış bir başka raporda da, Fransa’nın katliam hazırlıklarını bildiğini ifadelerine yer verildi. Aynı zamanda raporda, Fransa hükümetinin soykırımcılara silah ve bilgi sağladığının tespit edildiği de açıklamıştı. Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame'nin, 2014'te "Ruanda soykırımında Fransa’nın rolünü kesin olarak tespit ettiklerini" söylemesi iki ülke arasında siyasi krize neden olmuştu. Ruanda soykırımına ilişkin Fransa aleyhine birçok uluslararası dava halen sürüyor.

Ruanda'da yaşananlar

 

Avrupa’nın en büyük üçüncü ekonomisi

Fransa Cumhuriyeti ekonomik açıdan oldukça gelişmiş ve çeşitlendirilmiş bir ülke. Fransa ekonomisinin, Almanya ve İngiltere'den sonra Avrupa Birliği'nin en büyük üçüncü ekonomisi olduğu biliniyor.  Kimya endüstrisi, Fransa için kilit bir iş koludur ve diğer üretim etkinliklerinin gelişimine ve ekonomik büyümeye katkıda bulunur. Ülkenin turizm iş kolu da, dünyada en çok ziyaret edilen yerlerinden biri Fransa olduğu için ekonominin önemli bir bileşenini oluşturmaktadır. 

Uluslararası Para Fonu-International Monetary Fund (IMF)’ye göre, 2013'te Fransa’da kişi başına düşen GSYİH ile dünyanın 20’inci ülkesi olmuş ve kişi başına 44.600 dolar GSYİH değeri elde etmişti. 2013 yılında Fransa, Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi'nde 0.884 puan ile yüksek oranda gelişme elde etmiş ve Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde 25’inci sırada yer almıştır. 

Hammaddesinin yarısını tek başına sağlıyor

Ülke oldukça gelişmiş bir kimya ve otomobil endüstrisine sahiptir. Dünyadaki otomobil üretimi için dikkat çeken en önemli firmalar Michelin, Peugeot, Citroen ve Renault’dur.

Fransa’nın tüm dünyaca tanınan en değerli diğer markaları ise; Carrefour, Decathlon, Tefal, AXA, Garnier, Total, Louis Vuitton, Chanel, L'Oréal, Cartier, Givenchy olarak sıralanabilir.

Fransa-AB bayrağı

 

Fransa’da nükleer santrallerin de özel bir gelişme gösterdiği not edilmelidir. Ülkenin atomik enerji kullanımı yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin enerji potansiyeli ile karşılaştırılabilir. Devletin en çok korunan sektörlerinden biri de Tarım sektörüdür. Bugün, Fransa, ekilmekte olan tahıl ve buğday miktarı bakımından, Avrupa’daki en büyük Devlet olarak kabul edilmektedir.

Fransa, gıda ihracatında da Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin gıda endüstrisinin hemen arkasında ikinci sırada yer alır.

Ayrıca, ülke son dönemde aktif olarak gemi inşasına ve elektrik mühendisliğine  yönelik yatırım çalışmaları yürütüyor. Demir, Uranyum cevherleri ve ayrıca Potasyum tuzları bakımından da oldukça zengin olan Fransa, Madencilik Endüstrisinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi için de sağlam bir temel sağlıyor. Enerji üretimi konusunda Fransa, ülkenin kendi hammaddesinin yarısını sağlayabiliyor. Öte yandan ülkedeki petrol stoklarının ise oldukça sınırlı olduğu biliniyor. Fransa’nın petrol ithalatına olan önemli bağımlılığı bugün bile gözlemlenebiliyor. Ülkedeki gaz rezervleri de ciddi şekilde tükenmiş durumda. 

Petrol konusunda önde gelen şirketlerden biri olan Fransız petrol şirketi Total, doğalgaz sahalarını genişletmeye çalışıyor.

 

Mazot zammını protesto eden ''Sarı Yelekliler''

 

Sarı yelekliler

Son olarak Fransa’da son 50 yılın en büyük sokak eylemleri de, akaryakıt zammı üzerine meydana geldi.

Fransız otomobillerinde en çok kullanılan akaryakıt türü olan mazotun litre fiyatı eylemler başlamadan önceki son 12 ay içerisinde yüzde 23 oranında arttı. Böylece akaryakıt zammı 2000'lerin başından bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. İlk etapta sokağa dökülen eylemcilerin önemli bir kısmını araç sürücüleri oluşturuyordu.

Her araçta bulunması zorunlu olan fosforlu sarı yelekleri giydikleri için protestocular da kısa sürede ‘’Sarı Yelekliler’’ olarak anılmaya başlandı. 17 Kasım 2018'de başlayan sarı yeleklilerin eylemlerinde, bugüne dek 11 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 245'ten fazla kişi yaralandı ve 12 bin 107'den fazla kişi gözaltına alındı.  Sarı yeleklilerin eylemi 51’inci haftasında halen devam ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron protestoları durdurmak için birçok adım attı ancak bu adımlar eylemcileri durdurmaya yetmedi. Fransa’da yaklaşık bir yıldır süren bu gösteriler Fransa’nın ve Avrupa Birliği’nin en büyük krizleri arasında yer alıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron

 

Barış Pınarı Harekatı’nda Fransa’nın tutumu

Fransa hükümeti, Türkiye’nin Suriye'nin kuzeyine yönelik başlatmış olduğu Barış Pınarı Harekatı’nı kınayan ülkelerin başında geliyor. Fransa’da Ulusal Meclis, konuya ilişkin olarak harekatı kınayan bir karar tasarısını gündeme taşıdı. Sembolik karar tasarısı, 121 evet oyu ile kınandı ve tasarıya karşı çıkan milletvekili olmadı. Cumhurbaşkanı Macron Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nın Suriye’deki operasyonuna ilişkin açıklamasında "Suriye'deki tek taraflı operasyonu güçlü bir şekilde kınıyorum. Türkiye'nin buna en kısa zamanda bir son vermesini talep ediyorum’’ dedi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriye'deki harekatını kınamış ve ‘’Harekat, IŞİD'le mücadele koalisyonunun güvenliğini ve insani yardım çabalarını tehlikeye atıyor ve Avrupalılar'ın güvenliği için bir risk" ifadelerini kullanmıştı.

IŞİD’li vatandaşlarını kabul etmiyor

Türkiye’nin, elindeki IŞİD’li teröristleri vatandaşları oldukları ülkelere göndermeye hazırlandığı yönündeki açıklamaları, AB hükümetlerini oldukça uzun zamandır görmezden geldikleri bir sorunla karşı karşıya bıraktı. Batılı ülkeler vatandaşları olan IŞİD’lileri ülkelerine almak istemiyor, onları kabul etse dahi onlarla ne yapacağını bilmiyor. Özellikle IŞİD’in yenilgiye uğratıldığı Mart ayından bu yana ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’li vatandaşlarını geri alıp yargılamaları için yoğun baskı kurduğu Avrupa hükümetlerine sert mesajlar veriyor.

Trump son olarak 27 Ekim’de, IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin öldüğünü açıkladığı basın toplantısında, IŞİD’li vatandaşlarını almak istemeyen Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa ülkeleri ile konuyu görüştüğünü söyleyerek, “Avrupalılara, ‘eğer onları geri almazsanız, onları ben alıp getirip tam sınırınıza bırakacağım. İşte o zaman, onları yakalamaya çalışırken çok eğlenirsiniz, dedim’’ sözleriyle batılı ülkeleri bir kez daha tehdit ettiğini açıklamıştı.

Bugüne dek yetişkin bir IŞİD’liyi ülkesine geri alan tek AB üyesi ülke İtalya oldu. Suriye’ye en çok savaşçının gittiği Fransa ise yalnızca çocukları geri alıyor. Birçok yetişkin IŞİD’liyi ülkesine almayı kabul etmiyor. Hollanda, Almanya ve Danimarka gibi ülkeler de IŞİD’li vatandaşlarını kabul etmeyen ülkeler arasında yer alıyor.

 Fethiye Mutaf Narin - INTELL4