Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki tehlikeli oyunu

Fransa Doğu Akdeniz’de önemli hidrokarbon rezervlerinin keşfedildiği 2010’dan bu yana Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile kurduğu beşli ittifakla bu bölgede Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini dışlayan bir enerji ve güvenlik düzeni kurmaya çalışmaktadır.

Bir yandan Yunan ve Rum yönetiminin maksimalist ulusal tezlerine destek vermesi diğer yandan Birleşmiş Milletler’in (BM) kararları çerçevesinde ve talebi doğrultusunda Libya’nın meşru hükümetini destekleyen Türkiye’ye karşı çıkıp yıllardır gayrimeşru darbeci yapılara siyasi ve askeri destek vermesi, Paris yönetiminin tarafgir ve tehlikeli siyasetinin en önemli iki göstergesidir. Bu bağlamda İyon Denizi’nde adalara tam etki tanınarak çizilen en son İtalya-Yunanistan Münhasır Ekonomik Bölge Antlaşması’nı destekleyen Paris bu anlaşmayla bir yasal emsal oluşturarak Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı kullanmak istemektedir.

Doğu Akdeniz'deki mücadelenin Orta Doğu'daki güç mücadelesinin bir parçası ancak onu aşan boyutları da var .Orta Doğu'da özellikle Libya özelinde bir güç yoğunlaşması ve dikkatleri üzerine çekmesi söz konusu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Miçotakis'le yaptığı telefon görüşmesinin ardından Türkiye'nin şimşeklerini üstüne çekme pahasına Doğu Akdeniz'deki askeri varlıklarını artıracaklarını sosyal medya hesabından ilan etmişti.

Ankara'ya bölgede yürüttüğü doğalgaz arama faaliyetlerini durdurma çağrısı yapan Macron, "Aralarında Yunanistan'ın olduğu Avrupalı ortaklarımızın da işbirliği ile gelecek günlerde Doğu Akdeniz'deki Fransız askeri varlığını geçici olarak güçlendirmeye karar verdim" dedi.

KİMSE DESTEK VERMEDİ!

Doğu Akdeniz geriliminde Yunanistan'a destek veren ve Türkiyekarşıtlığında Avrupa'yı zorlayan Fransa müttefiklerinden istediğini alamadı, bir kez daha yalnız kaldı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi Toplantısından, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin (GKRY) talep ettiği Türkiye'yi kınama kararını bir türlü aldıramayan Fransa'nın bölgede savaş gemileriyle yaptığı gövde gösterisi de müttefiki Almanya'nın 'not ettik' çıkışıyla boşa çıktı. ABD Başkanı Trump ile görüşmesi sonrası diyalog konusunda mutabık kalmak zorunda kalan Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Bölgede barış ve güvenlik bizim ortak çıkarımızdır" açıklaması yaptı.

Yunanistan'ın çağrısıyla Avrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi Toplantısında görüşülen Doğu Akdeniz konulu oturumda Yunanistan ve Rum kesiminin "Türkiye'nin kınanması" talebini destekleyen Fransa, bu konuda Avrupalı müttefiklerini bir türlü ikna edemedi. Bu yöndeki çağrıya başta Almanya olmak üzere birçok üye ülke destek vermezken, toplantılardan 'dayanışma, gerginliği azaltma ve diyalog' çağrısı yapıldı. Ankara'ya karşı oldukça dikkatli bir üslupla hazırlandığı gözlenen bildiri, tarafları 'barışa davet' etmekle yetindi. "Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve kaynaklardan faydalanma sadece iyi niyet, iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk çerçevesinde diyalog ve müzakere yoluyla çözülür" ifadelerinin bulunduğu bildiride "Türkiye ile ilişkilerin kötüleşmesinin Doğu Akdeniz'in yanısıra Avrupa'nın geneli açısından stratejik sonuçlar doğuracağı" kaydedildi.

MACRON, FRANSA'NIN DOĞU AKDENİZ'E İLGİSİNİ ARTTIRDI

Suriye’de DEAŞ ile mücadele kisvesi altında PYD/YPG’nin gündemini desteklediği gibi Fransa’nın Türkiye karşıtı tutumu Libya’da da kaos ve büyük bir insani krize yol açmaktadır. Paris yönetiminin Doğu Akdeniz ve Libya siyaseti başka bir sonuç doğuracaksa o da Rusya’nın Kuzey Afrika’ya yerleşmesine yardımcı olmak, NATO’nun güney kanadını tehlikeye atmak ve Avrupa Birliği’ni (AB) daha fazla bölerek onu bölge jeopolitiğinde etkisiz bir aktör haline getirmektir. Bunu önlemek için AB’nin Fransa ve Yunanistan’ı ikna edip Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin meşru çıkarlarını gözeten ve buna saygı duyan bir diyalog yolunu seçmesi elzemdir. Doğu Akdeniz’de sürdürülebilir bir enerji ve güvenlik düzeninin yanı sıra Libya’da istikrar ancak bu yolla mümkün görünmektedir. Bu hususlar çerçevesinde analizde Fransa’nın Doğu Akdeniz siyaseti enerji rekabeti ve Libya krizinin değişen dinamikleri çerçevesinde irdelenmektedir.

İçeride yaşadığı sorunlar Macron’un gündemi iç politikadan dışarıya çekmek için adımlar atmasına ve Fransız dış politikasının zaten müdahaleci ve agresif olan çizgisini daha da belirginleştirmesine yol açtı.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron döneminde Fransa’nın Doğu Akdeniz’e ilgisi arttı. Başta Libya olmak üzere, Suriye, Lübnan ve Kıbrıs gibi bölge sorunlarıyla yakından ilgilenen Paris’in bu çerçevede kendisine Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Mısır gibi bölgesel aktörlerin yanında Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan gibi bölge dışı müttefikler de edindiği, darbeci General Halife Hafter ve YPG/PKK gibi illegal aktörlerle işbirliğinden çekinmediği ve zor durumda kaldıkça Avrupa Birliği’ni (AB) de oyuna dahil etmeye çalıştığı görülüyor. Fransa’nın bu politikası Libya, Suriye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları meselelerinde Paris ve Ankara’yı karşı karşıya getiriyor. Bu yüzden Fransa’nın Doğu Akdeniz politikasının hangi hedeflere sahip olduğunun ve hangi araçlarla yürütüldüğünün anlaşılması, Türkiye’nin gerek bu bölgeye gerekse AB’ye yönelik politikasının rasyonel bir şekilde yürütülmesi açısından oldukça önemli.