Fransa, Türkiye’ye Libya konusunda ders verecek son ülke

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Libya’da ‘tehlikeli bir oyun’ oynadığını dile getirmesi, Ankara ve Paris hattında gerginliğe neden olmuştu. Türkiye ve Fransa arasındaki diplomatik kriz derinleşirken, Fransız gazeteci Jean-Marc Four, Paris’in, Libya konusunda Ankara’ya ders verecek konumda olmadığını dile getirdi. Fransa, meşru Libya hükümetine karşı neden Hafter’i destekliyor?

Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan ve Türkiye, İtalya dahil pek çok ülkenin desteğini alan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) karşı savaşan darbeci Halife Hafter’i destekleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin UMH’ye olan desteğine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ile görüşmelerinin ardından Elysee Sarayı’nda düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Macron, Türkiye’nin meşru UMH ile ilişkilerini eleştirdi. Macron, “(Libya'da) Yabancı müdahaleler sona ermeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a açık şekilde söyleme fırsatı buldum. Türkiye'nin Libya'da tehlikeli oyun oynadığını ve bu oyunun Berlin Konferansı'nda verdiği taahhütlere aykırı olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Macron, görüşmede Trump’a Fransa’nın Akdeniz’deki güvenliğine önem verdiğini dile getirdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye tüm kurallara aykırı davranarak ve birçok Avrupa ülkesinin çıkarlarını çiğneyerek Libya hükümeti ile anlaşmalar yapması, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin egemenliğine saygı göstermemesi ve Libya'da yürüttüğü siyaset uluslararası hukuka aykırıdır. Türkiye Libya'da tehlikeli oyun oynuyor.” Peki Fransa, Türkiye’ye Libya konusunda ders verebilecek bir ülke mi?

FRANSA, LİBYA KONUSUNDA DERS VEREBİLİR Mİ?

Macron’un Türkiye'nin Libya'da "tehlikeli bir oyun" oynamakla suçlamasının ardından, Ankara ve Paris arasındaki tansiyon hızla yükseldi. Libya krizini yakından takip eden Fransa basınında da geniş yer bulan iddialara, farklı tepkiler geliyor. Nitekim Fransız devlet radyosu Radio France’ın uluslararası yayın yöneticisi Jean-Marc Four, Libya konusuyla ilgili yaptığı röportajda, uluslararası hukuk ve siyasi açıdan Fransa'nın Türkiye'ye "ders verecek" konumda olmadığını anlattı.

Libya’daki kaosun başlangıcının Fransa olduğunu dile getiren Four, Libya’da yaşananlarla ilgili, “Sessiz kalması gereken bir başkent varsa o da Paris'tir” dedi. Four, “Uluslararası hukuk açısından, asıl krizin sorumlusu Fransa. Libya'daki kaos, 2011'de dönemin Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, BM Güvenlik Konseyinin 1973 sayılı kararının çok daha ötesine giderek, Kaddafi'nin öldürülmesiyle başladı” ifadelerini kullandı. Fransa’nın, Hafter güçlerine silah temin ettiğine dair pek çok ciddi kanıtların olduğunu dile getiren Fransız gazeteci, “2016'da Fransız gizli servisinin üç üyesinin Bingazi'deki ölümü ve ABD'nin sadece Fransa'ya sattığı silahların Libya'da ortaya çıkmasının bunlardan sadece ikisi olduğunu” ileri sürdü.

'ASIL FRANSA, LİBYA'DA TEHLİKELİ BİR OYUN OYNUYOR'

Four, Fransız diplomasisinin neredeyse gizlemeden Libya'da Hafter'i desteklemesinin de hukuki olarak sorgulanması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin BM tarafından meşru olarak tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni desteklediğini hatırlatan Fransız gazeteci, “Bu konuda da Ankara, Paris'ten daha çok uluslararası hukuka uyuyor. Yani aslında Libya'da tehlikeli bir oyun oynayan Fransa'dır” diye konuştu.

MACRON NEDEN HAFTER’İ DESTEKLİYOR?

Uluslararası arenada tanınan hükümete karşı saldırılarda bulunan Hafter’in girişimleri Avrupa Birliği (AB) tarafından kınanmıştı. Fakat Fransa, AB’nin kınama kararını engelleyerek, Hafter’e desteğini sürdürdü. Libya’da çeşitli stratejik, jeopolitik ve ideolojik çıkarlara sahip olan Fransa’nın, Libya’ya müdahalesinin en önemli motivasyonu kendi ekonomik çıkarlarını koruması ve Kuzey-Orta Afrika’daki nüfuzunu artırması. Ayrıca Muammer Kaddafi döneminde düşük masraflı Libya petrolü üzerinde çıkarlara sahip olan Fransa, Hafter’i destekleyerek, söz konusu çıkarlarını korumaya çalışıyor.

Ekonomik faydalar devşirmek amacıyla Hafter’e askeri yardımda bulunan Fransa’nın tutumu meşru olmamasına rağmen, posizyonunu meşrulaştırmak adına “terörle mücadele” mavalını okuyor. İnsan haklarına dair kaygıları ve demokratik idealleri göz ardı eden Fransa, Libya’yı askeri bir tek adam idaresine ve diktatörlüğe döndürmek isteyen Hafter’i destekleyerek, savunduğunu iddia ettiği demokratik ilkelerle ters düşüyor. Fransa’nın bu tutumu, Libya’daki krizi derinleştirirken, Hafter’in daha fazla insan haklarını ihlal etmesinin ve savaş suçu işlemesinin önünü açıyor.