Ukrayna krizi ve Fransa seçimleri: Hangi aday nasıl yorumladı?

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, adayların Ukrayna krizindeki tutumları kritik rol oynamaya başladı. Macron, cumhurbaşkanlığı için adaylığını açıklamamasına rağmen diplomatik olarak hareketli günler geçirdi. Peki, Fransız adayların Ukrayna krizindeki tutumları ne yönde?

Uluslararası politikadaki en önemli gündem maddesi olan Rusya-Ukrayna arasındaki kriz, Fransa’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri için ayrı bir önem taşıyor. Adayların doğudaki krizle ilgili farklı tutumları, seçmenlere dış politika hakkında kritik mesajlar veriyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, seçimlere adaylığını açıklamamış olsa da son günlerde Moskova ve Kiev hattındaki görüşmeleriyle dikkat çekiyor. Diplomatik olarak hareketli günler geçiren Macron’un bu çabası, nisan ayındaki seçime yatırım şeklinde yorumlanıyor.

Fransız adaylar, Ukrayna krizine ve nasıl çözüleceğine dair ortaya koydukları politikalar ile gündeme geliyor. Aralarındaki farklılıkların ise seçimleri etkileyen unsurlar arasında olması bekleniyor. Zira, Rusya-Ukrayna krizi bir süre daha uluslararası gündemi meşgul eden önemli konular arasında yer alacak.

Peki, adayların krize yönelik tutumları ne yönde?

RUSYA’YI DESTEKLEYEN ADAYLAR

ABD politikasını en çok eleştiren Fransız politikacılardan aşırı sol lider Jean-Luc Melenchon, “Ruslar sınırına asker yığıyormuş? Kim böyle bir komşuya, kendilerini sürekli tehdit eden bir güçle bağlantılı ülkeye aynı şeyi yapmaz?” ifadeleriyle Rusya’ya destek verdi.

Melenchon, “Eski Soğuk Savaş yöntemlerinde ısrar ediyoruz. Yine de Rus karşıtı politika bizim çıkarımıza değil. Bu tehlikeli ve saçma. Önemli olan gerilimi azaltmaktadır” dedi.

Diğer yandan Melenchon, Ukrayna’nın fiziksel sınırlarının korunmasını isteyen Macron ile de aynı görüşte değil. Fransa’nın politikasını ne ABD’ye ne de “yeni” Sovyet’e yaklaştırmak istemeyen Melenchon, “Neden Ukrayna’nın sınırlarını korumak zorundayız?” diyerek tepki gösterdi.

Fransa’nın aşırı sağ politikacılarından Marine Le Pen ise Moskova ile ilişkilerine dikkat çekti. Le Pen, enerji (Fransa’nın doğalgazının yüzde 20’si Rusya’dan geliyor) ve İslamcılığa karşı ortak mücadelede Paris ve Moskova arasındaki iyi ilişkilerin sürdürülmesi gerektiğini düşünüyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’ya verdiği desteğin Doğu Avrupa’da tansiyonu yükselten etkenlerden biri olduğunu savunuyor.

Le Pen, “Beğensek de beğenmesek de Ukrayna, Rusya’nın etki alanına ait. Vizyonu olmayan bir AB’de bulunan Fransa kendi çıkarlarını savunmuyor. Ukrayna meselesinde Fransa'nın tarih boyunca her zaman oynadığı rolü, gerilimi azaltma rolünü üstlenmesini istiyorum" dedi.

Gerilimin azaltılmasına vurgu yapan iki Fransız politikacının yanı sıra aşırı sağcı Eric Zemmour ise tamamen Rusya’nın tarafını tutuyor. Zemmour, Ukrayna’nın tarih boyunca her zaman “ister Rus ister Avustralyalı olsun, bir imparatorluk bölgesi” olduğunu savunuyor. Ayrıca Rus lider Putin’in taleplerinin “tamamen meşru” olduğunu ve Fransa’nın ABD ile aynı doğrultuda olmaktan kaçınması gerektiğini belirtiyor.

“Başkan olsaydım ‘Rusya’ya karşı daha fazla yaptırım yok’ derdim” ifadelerini kullanan aşırı sağcı aday, “Rusya’nın bakış açısı meşru. Ukrayna’nın NATO’ya girmesini tasavvur etmek kabul edilemez” dedi.

Aşırı sağ veya sol partiler, birbirlerine yakın duruşlar sergilese de motivasyonları farklı. Milliyetçi iki politikacı olan Le Pen ve Zemmour, otoriter rejimlere destek veriyor. NATO’ya bağlılığın korunması gerektiğini savunan ılımlı politikacılar ise Rusya’ya karşı yaptırımları savunuyor.

ILIMLI ADAYLAR UKRAYNA’YI DESTEKLİYOR

20 Ocak'ta Macron, Fransa'nın NATO'nun Romanya'daki askeri varlığının güçlendirilmesine katkıda bulunmasını önerdi. Beş gün sonra düzenlediği basın toplantısında, bir Rus işgalinin karşılık gerektireceğini ve büyük bir bedel ödetileceğini söyledi. Diğer yandan Fransız lider, Rusya ile diyaloğu sürdürmek istediğini de belirtti.

Muhafazakar cumhurbaşkanı adayı Valerie Pecresse ise 26 Ocak'ta Macron'unkine çok benzer bir çizgide açıklama yaptı. Pecresse, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü garanti altına almanın mutlak gerekliliğini dile getirirken, Kremlin ile diyaloğun sürdürülmesini savundu.

France 3 televizyonuna demeç veren Pecresse, “Fransa Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olsaydım, Ukrayna sınırındaki tüm ihlaller yaptırımla sonuçlanırdı” dedi.

Sosyalist Parti adayı Anne Hidalgo, otoriter liderlere karşı AB’nin ortak bir ses çıkarması gerektiğini belirtiyor.

Yeşiller lideri Yannick Jadot, daha sert bir tavır takınsa da özünde ılımlı rakipleriyle benzer görüşleri paylaşıyor. Macron'un yaklaşık beş yıllık görev süresinin ardından henüz Kiev'e ayak basmadığına dikkat çeken Jadot, AB Konseyi'ne başkanlık eden Fransız Cumhurbaşkanı’nın Avrupa'nın birleştiğini göstermek ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve demokrasiyi savunmak için Kiev'de bir zirve düzenlemesini istiyor.

Çarşamba günü sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Jadot, “Rusya bir diktatörlük, Putin ise bir diktatör. Diplomasi ve AB’yi kullanarak Ukrayna’yı savunmalıyız” ifadelerini kullandı.