FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları büyüyor! Partileri nasıl etkileyecek?

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un geçtiğimiz hafta yaptığı FETÖ’nün siyasi ayağı çıkışının ardından Ak Parti grup olarak İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de tepki gösterdiği ‘FETÖ’nün siyasi ayağı’ tartışmaları gelecekte Türk siyasetine nasıl bir etkide bulunacak?

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ, 2009 yılında askerî suç işleyen görevlilerin sivil mahkemelerde yargılanmalarının yolunu açan düzenlemelere değinerek bu düzenlemeleri yapanın FETÖ’nün siyasi ayağı olduğunu ima etti. Açıklamadan bir kaç gün sonra ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbuğ’a sert tepki göstererek kendi grubundan TBMM’yi zan altında bıraktığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

KARŞILIKLI İTHAMLAR

Öte yandan, Başbuğ’un açıklamalarına tepki göstererek FETÖ’nin siyasi ayağının sadece 2009 yılındaki genelgeye imza atanlardan ibaret olmadığını belirten Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin Türkiye düşmanları tarafından ele geçirilmiştir” açıklamasında bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bugün yaptığı grup toplantısında iktidarı işaret ederek yönetimde AK Parti’nin bulunduğunu dolayısıyla bu olaydaki sorumluluğun da iktidar partisine ait olduğunu belirtti.

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN KILIÇDAROĞLU’NA CEVAP

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına sosyal medyadan cevap veren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkanı Fahrettin Altun, FETÖ'ye yönelik topyekun başlatılan arındırma operasyonlarının talimatını bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği belirerek “Cumhurbaşkanımız öncülüğünde devleti ele geçirmeye, milleti esir almaya, ülkemizi işgal etmeye azmetmiş FETÖ ile mücadelemiz, kirli emelleriyle birlikte tümüyle bertaraf edilene kadar devam edecektir. FETÖ'nün mimarlarından, destekçilerinden ve tetikçilerinden hesap sorulacaktır.” açıklamasında bulundu.

BU TARTIŞMALARIN İÇ SİYASETE ETKİSİ NASIL OLUR?

Tartışmanın içinde bulunan siyasi partilerin bu kadar yüksek tondan birbirlerine yüklenmeleri, açıklamaların içeriğindeki sertlik ve gerilimi artırıcı paylaşımlar, zaman içinde tarafların kendisine yansıyacaktır. Tüm tarafların birbirini suçlaması sorunu çıkmaza götürmektedir.

FETÖ İDEOLOJİ AYIRT ETMEDİ

Siyasi yapılanmanın ortaya çıkmasının da çıkmamasının da tüm taraflara zararı olacaktır. Süleyman Demirel ve Turgut Özal döneminde siyasete ve bürokrasiye sızmayı başaran  FETÖ’nün uzun yıllardır, Necmettin Erbakan’ın liderlik ettiği Refah Partisi dışında, tüm partilerle iyi ilişkiler kurmuş hatta şefaate kadar uzanan yolun taşları döşenmiştir. FETÖ bunu yaparken parti ideoljisini ayırt etmeksizin bazen riyakarlıkla bazen de örgütsel gücünü kullanarak sızmayı başardı. Nitekim Bülent Ecevit'in DSP'yi iktidara taşımasında Gülen'in o dönemdeki rolü yadsınamaz bir gerçek. 

SİYASİ AYAK TARTIŞMALARI SÜRPRİZLERE GEBE

Neticede bu tartışmalar ve sorunun derinliği halk nezdinde siyaset kurumunun güvenilirliğinin ve samimiyetinin sorgulanmasına yol açtı. Özellikle simaen ve ismen yıpranan mevcut siyasi figürler ve partilere güven azalabilir. Türkiye seçmeninin yeniliğe açık bir toplum olduğu düşünüldüğünde, siyaset kurumunun içinde bulunduğu ortamdan kaynaklanan olumsuzluktan dolayı, yeni tercihlere yönelme ihtimali oldukça yüksektir. Bilhassa yeni kurulan veya kurulacak olan partiler, yıpranmamış liderler ve lider adayları, ana akım siyasi partilerin içinde bulunduğu bu tartışmanın dışında kalarak seçmenler için yeni bir çıkış kapısı olabilir.