FETÖ'nün Siyasi Ayağı Kim/ler?

15 Temmuz 2016'da yaşanan hain kalkışmanın ardından siyasette ve kamuoyunda tartışılan "Siyasi Ayağı Kim?" sorusuna cevap aranıyor.

Neşat Ergül

Neşat Ergül

nesatergul@intell4.com

15 Temmuz kalkışmasının ardından defalarca çeşitli partiler tarafından terör örgütünün siyasi ayağının kimler olduğu ve bunlara yönelik operasyonlar yapılmadığı tartışmaları hep gündem oldu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, basın mensuplarıyla buluştuğu 16 Ocak’taki akşam yemeğinde, darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması yönündeki eleştirilerini tekrarlayarak, ilgili kurumları göreve davet etti.  

Bahçeli, “Neredeyse bulun getirin. Kim bunlar? CHP’de, MHP’de, hangi partide varsa çıkartın. Eğer bulamıyorlarsa yetki versinler, biz buluruz bunları” ifadelerini kullandı. Bahçeli sanki, sanki FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması konusunda bir “ayak sürüme” olduğunu ima ederek, “Eğer bulamıyorlarsa yetki versinler biz buluruz” ifadeleriyle de bu işin cesaretle üzerine gidilmesi gerektiği mesajı verdi.

Bahçeli’nin 16 Ocak’taki bu açıklamasının ardından henüz bir hafta geçmedi ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma sonucu MİT eski üyesi Enver Altaylı hakkında “casusluk ve örgüt yöneticiliği” suçlarından hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıktı.

İddianamede Altaylı'nın, devletin güvenliği açısından çok hassas sayılabilecek bilgileri gerçekliğinden saptırarak CIA’ya servis ettiği, propaganda metotlarını kullanarak tam da FETÖ ve benzeri örgütlerin yaptığı gibi kaos oluşturacak faaliyetlerde bulunduğu anlatıldı.

Enver Altaylı’nın CIA bağlantısı ve casusluğu dışında iddianamede başka bir detaya daha yer veriliyordu. İşte bu iddia ister istemez Bahçeli’nin “FETÖ’nün siyasi ayağını bulun getirin” şeklindeki açıklamasını akıllara getiriyordu.

Soruşturma aşamasında elde edilen ve iddianameye giren bilgilere göre, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanı Rasim Bölücek ile Enver Altaylı iki ayrı hattan bin 159 kez telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. İkili arasındaki görüşme süreleri de saat olarak 2,5 günlük zaman diliminden fazlaydı. Ayrıca, Bölücek-Altaylı arasında farklı bir iletişime geçebilecekleri şüphesini uyandıran çağrı bırakma metodundan da bahsediliyordu.

Bu görüşmeler dolayısıyla hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan Rasim Bölücek, Enver Altaylı’nın hiperaktif biri olduğunu iddia ederek, kendisini günde 10 kez aradığını söyledi. Bölücek, kendisini günde 10 kez arayan Altaylı’nın diğer partilileri ise günde 20 kez aramış olabileceğini öne sürdü.

Bahçeli son açıklamasında, “CHP’de MHP’de, hangi partide varsa çıkartılsın” ifadelerini özellikle seçerek, FETÖ’nün siyasi ayağının hangi partilerde bulunduğunu biliyor olduklarına işaret ediyor.

Bülent Arınç’ın yaklaşık üç ay önce suçsuz insanların Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mağdur edildiği iddiasına ilişkin Bahçeli, “FETÖ'yle irtibat ve iltisakı bilinmesine rağmen, arkası olan, destekçileri bulunan, bürokratik ve siyasi imtiyazlarla zırha büründürülen kişilerle ilgili hukuki süreçlerin tavsaması, hatta savsaklanması ciddi bir sorun olarak karşımızdadır” darbecilerin bir kısmının halen siyasetin koruması altında olduğuna dikkati çekmişti.

Bütün siyasi partiler politik gündemlerine göre, “Darbe teşebbüsünün ardından yürütülen soruşturmalar, örgütün siyasi ayağına ulaşmadı/ulaştırılmadı” diyerek yaklaşık 3,5 yıldır süren tartışmayı günümüze kadar taşıdı.

Demek ki; her partinin diğer partililerdeki FETÖ ile iltisakı ya da irtibatı olan kişiler ile ilgili bir bildiği var ve halen bu kişiler çeşitli kademelerde devlet içerisinde görev yapıyor. 

Türkiye, eğer FETÖ ile mücadelesinde gerçekten samimi ise bir karar vererek, önümüzdeki yıllarda bu ülkeye zarar verebilecek örgüt üyelerini deşifre etmesi ve kanunlar çerçevesinde gereğini yapması gerekiyor. Türkiye’nin birliğine bütünlüğüne ihanet edebilecek kişilerin hangi koltuk ve konumda olduklarına bakılmaksızın tasfiyesi istikbalimiz açısından elzemdir.

Yazarın Diğer Yazıları

16Ocak
2020
ABD, İran’ı ikiye ayırdı ABD, İran’ı ikiye ayırdı