Euro-Dolar rekabeti ne olacak?

Euro/dolar paritesi 2 yıl aradan sonra 1.20’nin üzerini gördü. ABD’deki gelişmeler doları değer kaybına sürüklediği için euro parlıyor. Euro güçlendikçe Avrupa’nın enflasyon hedefini tutturması ve dış ticarette rekabet etmesi zorlaşıyor. Öte yandan kurda bir kez daha rekor tazelendi. Dolar kuru 7,48 lira seviyesinden işlem görürken, euro ise 8,88 liraya yükseldi.

Küresel piyasalarda dolarda güçlü bir görünüm olmamasına karşın dolar/TL bugün de tarihi rekorunu yeniledi ve 7.4717'nin üzerine çıktı. Euro/TL de 8.84'ü aşarak tarihi zirvesini yeniledi. Geçen hafta enflasyon verisinin ardından yüksek enflasyon ortamında TL getirisinin yeterliliği daha da fazla sorgulanmaya başlandı. Piyasalarda bugün açıklanacak önemli bir veri bulunmuyor.

Euro/Dolar paritesi 2018’in ardından ilk kez 1.20 seviyesinin üzerini gördü. Hafta sonuna doğru parite 1.18’lere doğru gerilese de dolar son aylarda belirgin bir değer kaybı yaşıyor. Amerika bu durumdan memnun. 

Avrupa Merkez Bankası (AMB) başkanı Christine Lagarde’ın yavaşlayan ekonomik toparlanma ve durgunluk dışında karşı karşıya kaldığı bir problem var. O da euro’nun dolar karşısındaki yükselişi.

Euro, koronavirüs salgını başladığından beri 5 ay içerisinde dolara karşı %12 değer kazandı ve geçtiğimiz hafta Salı günü iki yıldan sonra ilk defa 1.20 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Yatırımcılara göre euro ileride değer kazanmaya devam edecek ve iki üst düzey AMB yetkilisi de yatırımcıların bu görüşünün doğruluğunu kabul etti.

AMB baş ekonomisti Philip Lane'in, Salı akşamı düzenlenen bir online konferansta, “Euro/Dolar paritesi mesele oluşturuyor” şeklindeki açıklaması, euro'nun dolar karşısındaki kazançlarının azalmasına neden oldu. Lane, “Eğer euro/dolar paritesini etkileyen güçler mevcutsa, bu güçler bizim küresel ve AB bölgesi tahminlerimizi etkiler ve bu da bizim para politikamıza yansır” değerlendirmesinde bulundu.

ABD başkanı Donald Trump zaten uzun bir süredir doların aşırı değerli olduğundan şikâyet ediyordu. Güçlü doların ABD’nin rekabet gücünü sınırladığı ve dış ticaret açığını arttırdığından dem vuruyordu. ABD’de virüsün çok hızlı yayılması, sokak eylemlerinin artması ve başkanlık seçimlerinin yaklaşması yatırımcıları dolardan uzaklaştırıyor. Fed’in dolar arzının aşırı miktarda artması, doların değerini düşüren bir diğer unsur. Bu yılın başında 4.15 trilyon dolar olan Fed’in bilançosu, şu an 7 trilyon doları aşmış durumda.

Euro’nun yükselişi, ABD para biriminin önemli paralar karşısında iki yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine inmesine yol açan dolardaki geniş tabanlı zayıflığın sadece bir kısmını oluşturuyor. Fakat 19 ülkeden oluşan Avrupa para birliği, göreceli olarak ihracata daha fazla bağımlı olması ve uzun süredir düşük enflasyonla karşı karşıya bulunmasından dolayı özellikle hassas bir durumda.

Dolar karşısında daha güçlü bir euro ihracatın daha az rekabetçi olmasına ve ithalatı ucuzlatarak fiyat seviyelerinin aşağı çekilmesine neden oluyor. Euro'nun hızlı değer kazanması çoğu zaman eski AMB başkanı Mario Draghi’nin ekonominin zayıflayacağına dair yorumlarına neden oluyordu.

Şimdiyse Draghi’nin halefi aynı stratejiyi izlemek isteyip istemediğine karar vermeli. Bu da 10 Eylül’deki politika toplantısında açıklığa kavuşacak.

AVRUPALILAR DURUMDAN MEMNUN DEĞİL

Piyasalarda arzı artan sadece dolar değil. Koronavirüs döneminde Euro arzında büyük bir sıçrama yaşandı. Avrupa Merkez Bankası’nın bilançosu 4.7 trilyon eurodan 6.4 trilyon euroya çıktı. Şu an ekonomik anlamda sıkıntıda olan ABD kadar Avrupa ülkeleri de zor durumda. Dünyanın neredeyse kriz döneminde olduğu bu ortamda Avrupa ekonomisi daha sağlam bir temele sahip olduğu veya daha hızlı büyüdüğü için euro değer kazanmıyor. ABD’deki iç karışıklıklar ve koronavirüs belirsizliği doları değer kaybına sürüklediği için euro parlıyor. Son dönemde uluslararası yatırımcılar altın, gümüş ve kripto paralara yöneldiler.

Yatırımcılar bu alternatiflere portföylerinde belli bir noktaya kadar ağırlık veriyorlar. Haliyle bazıları, şu ortamda bir tık daha güvenli gördükleri euroya rağbet gösteriyorlar. Sonuçta Avrupa’da işler yolunda olmasa da euro değer kazanıyor. Euro güçlendikçe Avrupa’nın enflasyon hedefini tutturması ve dış ticarette rekabet etmesi zorlaşıyor. Trump yaşanan gelişmelerden memnun, ama bu sefer de Avrupalılar rahatsız.

 İKİNCİ YARIDA BÜYÜME OLUR MU?

Koronavirüs başladığı günden bu yana dünya ekonomilerinin belini büktü. İkinci çeyrekte İngiltere ekonomisi yüzde 20’yi aşan bir daralma yaşadı. AB’nin büyüme rakamı eksi 14.1. Türkiye'de pandemi döneminden büyük ölçüde etkilendi. Kamu sağlığını korumak için ekonomik hayatın haftalarca kısmen kapalı kaldığı bir dönemde yaşadığımız bu daralma morallerimizi bozmamalı. 

Üçüncü çeyreğin başında ekonomi hissedilir oranda bir ivmelenme kaydetti. Her ne kadar ağustos ortasından sonra kredi koşullarında bir sıkılaşma yaşansa da üçüncü çeyrekte G20 ve OECD ülkelerinden pozitif ayrışacak bir büyüme rakamına ulaşabiliriz. Dördüncü çeyrek yıl sonunda büyümesinin varacağı seviye açısından belirleyici olacak. Vaka sayılarındaki küresel artışın yaz sonundan itibaren hız kazanması ekonomilerin geleceğine yönelik beklentileri bozuyor. Yatırımlar ve net ihracatın sınırlı katkı verebileceği bu ortamda kamu harcamalarının büyümeyi desteklemesi oldukça değerli olacaktır.

Analistlere göre  bugün yurt içinde veri gündemi sakin. Yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde büyüme verisi takip edilecek. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedavisine ilişkin haber akışı ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere jeopolitik gelişmeler gündemin odağındaki yerini koruyor.