İskandinav ülkeleri ne kadar güvenli?

Mutluluk, refah, eğitim seviyesi raporlarında uzun yıllardır üst sıralarda yer alan İskandinav ülkeleri, 2000'li yılların başından bu yana aynı zamanda çete faaliyetleri ile gündemde. Silah ve uyuşturucu ticareti ile bağlantılı çetelerin sokağa taşan şiddet ve hesaplaşmaları ülkelerin güvenlik endekslerine de büyük oranda etki ediyor. Peki, İskandinav ülkeleri ne kadar güvenli?

İsveç’in dünyaca ünlü rap’çisi Einar, başkent Stockholm’de bir apartmanın önünde vurularak öldürüldü.

Başından ve göğsünden vurulduğu belirtilen rap’çi, Spotify üzerinden en çok dinlenen şarkıcı olmuş, üç albümü en çok dinlenenler arasında yer almıştı.

NTV’de yer alan iddiaya göre, Einar geçtiğimiz yıl rakibi Yasin ve arkadaşları tarafından kaçırılıp tecavüze uğradı. Fakat İsveç basını tarafından duyurulan Einar’ın ölümünde Yasin’in bağlantısı olup olmadığı belirtilmedi.

İsveç’te ‘çete’ bağlantısı olduğu belirtilen saldırının ardından İskandinav ülkelerinin korkulu rüyasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Zira, Nordik ülkelerde faaliyet gösteren çeteler ülkede yeniden tartışılmaya başlandı.

İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE HANGİ ÇETELER VAR?

Dünya genelinde suç örgütleri yalnızca 21. yüzyılda karşımıza çıkmıyor. Chicago Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre İskandinav ülkelerindeki çete faaliyetleri toplum yapısını, ekonomik, tarihi ve kültürel arka planı hakkında önemli detaylar içeriyor.

Yirminci yüzyılın başından bu yana köklü kaçakçılık ve yasadışı alkol üreticileri ile mücadele eden İskandinav ülkelerinde 1990’ların başından bu yana çete faaliyetleri de yükselişe geçti.

Özellikle de Sırp mafyasının ("Juggemaffian" - "Yugo Mafya") İsveç ve Danimarka’da 1970 yılından bu yana eylemleri sürüyor. Yugoslav misafir işçilerin İsveç’e kitlesel göçü ile kurulan çeteler Stockholm ve Kopenhag’daki Malmö ve Göteborg başta olmak üzere ülkenin diğer şehirlerinde de faaliyet gösteriyor.

1990’larda saldırıları ile sık sık gündeme gelen çetenin kurucusu ve ilk liderinin savaş ağası Željko Arkan Ražnatović olduğu düşünülüyor ve mevcut liderin Milan Ševo olduğu iddia ediliyor.

Sırp mafyaların çetecilik faaliyetlerinin düzenledikleri ölümcül silahlı saldırılar ve şiddet eylemleri de 2000’li yıllardan bu yana artış gösterdi. İsveç Ulusal Suç Önleme Konseyi (BRA) tarafından hazırlanan rapora göre, İskandinav ülkeleri organize suç çetelerinin şiddet eylemlerinin artışı ile son yıllarda İtalya ve Doğu Avrupa ülkelerini geride bıraktı.

Avrupa’da saldırı sonucu ölüm sayısı bir milyon kişide 1,6 iken İskandinav ülkelerinde bu oran yaklaşık 4 olarak belirlendi.

İsveç’te siyasetçilerin de gündeminde çeteler var. Stockholm Üniversitesi’nden Henrik Tham ülkedeki çete faaliyetlerinin siyasete yansımasını, “İsveç'in büyük şehirlerindeki silahlı saldırı ve bombalı saldırılardaki artış, medyada geniş yer bulmasıyla birlikte, sağcı popülist İsveç Demokrat Partisi'nin anketlerde iktidardaki Sosyal Demokratların önüne geçmesine yol açtı” sözleri ile değerlendiriyor. Löfven’in büyük bir baskı altında olduğunu vurgulayan Tham, İsveç’te cinayetlerin 2014’ten bu yana artış gösterdiğini ve zirveyi gördüğünü belirtiyor. İskandinav Cinayet Raporuna göre ise ülkedeki cinayetlerin büyük çoğunluğu ateşli silahlar ile işleniyor.

İsveç'teki çete savaşlarının hem failleri hem de kurbanları, ağırlıklı olarak ülkenin büyük şehirlerindeki sosyal açıdan dezavantajlı bölgelerden gelen genç erkekler. Şüphelilerin çoğu ise göçmen kökenli ailelerin ikinci ve üçüncü nesil çocukları. Yani, İsveç’te doğup büyüyen kişiler.

İsveç Ulusal Suç Önleme Konseyi tarafından yapılan araştırmaya göre, faillerin aileleri ile bağları zayıf, kötü eğitim almışlar ve büyük çoğunlukla maddi sorunlar yaşıyorlar. Bu kişiler arasında çetelere girmek, bir iş bulmaktan ziyade bir sosyalleşme biçimi olarak tanımlanıyor. Üstelik görüşme yapılan kişilerin büyük çoğunluğu kendisini bir çete üyesi olarak tanımlamıyor.

Akranlar arasında itibar kazanmak için önemli en önemli done olurken hemen hepsi silahı yalnızca kişisel korunma aracı olarak görüyor.

The Economist’in yayınladığı bir araştırmaya göre, İsveç'te 15 ila 29 yaş arasındaki erkeklerin vurulma olasılığı Almanya'daki meslektaşlarından on kat daha yüksek.

İsveç Ulusal Polis Komiseri Anders Thornberg, Financial Times’a verdiği röportajda "savunmasız bölgelerin" ortaya çıkmasının İsveç'in “başarısızlığının” bir sonucu olduğunu belirterek, “Okul başarısında yetersizlik, dışlanmışlık hissi, işsizlik, yetişkin rol modellerinin eksikliği, bu genç adamların ülkeye entegrasyonunu engelliyor” dedi.

Yine aynı röportajda, İsveç Ulusal Suç Önleme Konseyi araştırmacısı Klara Hradilova Selin, bir silahlı saldırının sıklıkla diğerine yol açtığını ve bunu “toplumsal bulaşıcılık” olarak nitelendirdiğini ifade ediyor.

İsveç’te gerçekleştirilen saldırıların büyük çoğunluğunun arka planında uyuşturucu ön plana çıkıyor. Saldırılar büyük ölçüde uyuşturucu satışlarının gerçekleştiği bölgelerde gerçekleşiyor.

Yaklaşık bir milyondan fazla suç ile rekor kıran İsveç artık ‘gangland’ olarak anılıyor…

YENİ TREND: BOMBALI EYLEMLER

Araştırmalarında bombalı eylemler hakkında pek bir bulguya ulaşamayan İsveç Ulusal Suç Önleme Konseyi, bu saldırıların yeni bir ‘trend’ olduğu ifadesini kullanıyor. Fakat bu sonuca karşın bir hipotez geliştiren Tham, yasadışı patlayıcı kullanımının, çete bağlantılı suçlarda bir tehdit veya intikam aracı olarak kundaklamanın yerini almış olabileceğini vurguluyor.

İsveç Ulusal Suç Önleme Konseyi verilerine göre, ülkede patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilen eylemlerin sayısı 2019 yılına göre yüzde 60 artış göstererek 260’a yükseldi.

RAPORLAR ve GERÇEKLER

Dünyanın yalnızca yüzde 0,07’sini oluşturan Nordik ülkeler her yıl yayınlanan mutluluk, refah, eğitim vb. raporların her zaman en üst sıralarında yer alıyor. En güvenlik bölgeler olarak kabul ediliyor ve beş ülkeden dördü olan Finlandiya, Norveç, Danimarka ve İzlanda “gösterişsiz işbirliği” ile mevcut koşulların korunması için birbiri ile bağlantılı kararların altına imza atıyor.

Oysa sokağa yansıyan durum pek de raporları doğrulamıyor. İsveç’te yaşanan çete savaşları ‘'hafif güvenlik sorunu” olarak değerlendirilmesine rağmen toplum üzerinde oldukça büyük bir etki bırakıyor.

Danimarka'da 1980'lerde ve 1990'larda motorcu çeteleri, Hells Angels ve Bandidos arasında bir dizi cinayet ile gündeme gelmesinin ardından ülke imajına ve ‘yalan’ haberlere ilişkin büyük bir mücadele yürütüyor.

Kuzey Norveç’in Bodø kentindeki bir adrese operasyon düzenleyen polis, altı makineli tüfek, on tüfek, beş tabanca, 31 mühimmat kemeri, 18 şarjör, el bombası ve 8.000 mermi buldu.

Yakalanan silahların ardından iki kişi tutuklanırken, silahlardan bazılarının İkinci Dünya Savaşı'na kadar uzandığı ve halen çalışır halde olduğu tespit edildi. Polisin ele geçirdiği silahlar, incelenmek üzere Ulusal Kriminal Araştırma Servisi'ne gönderildi.

Life in Norway’da aktarılan verilere göre, 2018 yılında, Norveç polisine ülke genelinde 317 bin 927 suç bildirildi. Nüfusu 5 milyon olan Norveç’te, 2020 yılında toplam 31 cinayet kaydedildi. Fakat uzmanlar, özellikle 2008-2017 yılları arasında işlenen her 10 cinayetten 7’sinin erkekler tarafından gerçekleştirildiğini ve kurbanların faillerini tanıdıklarını vurguluyor. Düşük rakamların olayın mahiyetinin göz ardı edilmesine neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, Norveç’teki cinayet sayısının kabaca bir hesapla İsveç’in yarısı kadar olduğunun altını çiziyor.

Aile içi şiddetin yüzde 500 arttığı Norveç’te, özellikle cinsel şiddet rakamları son on yılın en yüksek seviyesinde seyrediyor. Ülkede ayrıca silah ve uyuşturucu ticareti ile bağlantılı çetelerin varlığı biliniyor.

Son olarak ekim ayında Norveç’in başkenti Oslo’nun Kongsberg kasabasında gerçekleşen ok ve yaylı saldırı, dünya kamuoyunda geniş yer bulmuştu.

Olayın ardından açıklama yapan Norveç Başbakanı Erna Solberg, çetelere karşı getirmeyi planladıkları yasağın artan çocuk ve genç suçlarına karşı mücadelede önemli olduğunu belirterek, “Bu yasak çocuk ve genç suçlular sorununa bir çözüm değil ancak çatışma düzeyinin artmasını önlemeye yönelik bir adım” demişti.

Norveç İşçi Partisi’nden Jan Bøhler ise yaptığı açıklamada, Oslo genelinde çetelerin içerisindeki genç sayısının son dört yılda neredeyse üç kat arttığını söyledi.

İzlanda da ise durum farklı değil. Polis kayıtlarına göre ülkede 15 farklı suç örgütü bulunuyor. Bu suç örgütlerinden birisi de motosiklet çetesi. İzlanda’da son on yılda çetelere bağlı suç sayısında belirgin bir atış olmasa da üye sayısı her geçen gün artış gösteriyor.

Akureyri Üniversitesi öğretim görevlisi Margrét Valdimarsdóttir, ülkede işlenen suçların göçmenlere mal edilmesinin de oldukça tehlikeli olduğunu vurguluyor. Bu durumun göçmenlere karşı bir önyargı oluşturacağının altını çizen Valdimarsdóttir, kolluk kuvetlerinin bu durumu da önleyecek biçimde çetelerle mücadele etmesi gerektiğini vurguluyor.

Finlandiya’da ise hem hukuki süreci devam eden hem de hükümetin adımları ile yasaklanmasına çalışılan en büyük suç örgütü neo-Nazi Nordik Direniş Hareketi. Yabancılara ve Yahudilere yönelik nefret söylemi ve şiddet eylemleri ile bilinen örgüt, 2018 yılından bu yana siyasilerin gündeminde.

Finlandiya’nın en tehlikeli suç örgütü olarak adlandırılan grup ise United Brotherhood. Son olarak Şubat 2021’de Doğu Uusimaa Bölge Mahkemesi tarafından alınan karar doğrultusunda United Brotherhood'u (UB) ve ona bağlı Bad Union'ı resmen yasaklandı.

Özelikle hapishane dışındaki faaliyetleri ile dikkat çeken örgütün üyelerini genellikle buradan seçtiği biliniyordu.