Emperyalizm neden hep kazanıyor?

İnsanlık var olduğundan beri güçlü olanın güçsüz olan üzerinde denetim, egemenlik kurma durumu söz konusu. Dolayısıyla emperyalizm insanlıkla birlikte var oldu demek de yanlış olmaz. Fakat zaman içerisinde emperyalizm sistemsel dönüşümler geçirdi. Aşama aşama değişim yaşanırken, son aşama da kapitalizm ile birleşti. Ama bu da uzun süreli olmayacak. Kapitalizmin çöküşü beraberinde emperyalist sistemin çökmesine neden olacak sorunları da getirecek.

Emperyalizmin , bir devletin kendi sınırları dışında yaşayan halklar üzerinde denetim ve egemenlik kurması olarak belirtiliyor. Tanımın sağlamış olduğu alandan yola çıkarak, güçlünün güçsüz üzerinde egemenlik kurduğu tüm yapılar, oluşumlar için emperyal tanımlamasını yapmak mümkün. Dolayısıyla hemen hemen insanoğlunun var olduğu günden beri sistematik olarak uygulanan emperyalizmin en net örnekleri milattan öncesine kadar dayanıyor. Pers İmparatorluğu ve İskender İmparatorluğu gibi imparatorluklar emperyalizmin milattan önceki örnekleri olarak biliniyor.

İLK AŞAMA BÖLGESEL İMPARATORLUKLAR

Emperyalizmin gelişim ve etki alanını aşama olarak vermek gerekirse; ilk aşamayı milattan öncesi oluşturuyor. Milattan önceki imparatorluklarda, sömürü olmakla birlikte, egemenlik anlayışı da dünyadaki tüm insanların birlikte ve eşitlik içinde yaşam sürmelerini hedefliyordu. Nitekim İskender Ütopyası bunu amaçlıyordu.

EMPERYALİZM’İN İKİNCİ AŞAMASI

Milattan önceki imparatorluklar emperyalizmin ilk aşamasını oluşturuyordu. Milattan sonra ise emperyalizm farklı bir aşamaya evirildi. 15’inci yüzyılda başlayan bu aşamada aklın bir ürünü olan teknolojinin yardımı ile emperyalizmin kapsamı genişledi. Savaş gücü ve üstün teknoloji aracılığıyla zor kullanılarak başka ülkelerin kaynaklarını ele geçirecek bir emperyalizm modeli doğdu. 1600’lü yıllarda başlayan bu süreç Avrupa ülkelerinden Fransa, İngiltere, Felemenk, Portekiz ve İspanya’nın Kuzey ve Güney Amerika’yı, Hindistan’ı Hint Adalarını egemenliklerine almaları emperyalizmin ikinci aşamasını oluşturuyor.

İkinci aşamada emperyalizm anlayışı vahşet içeriyor. Bu dönemde Afrika’dan Asya’ya sömürülen pek çok bölgenin halkı esir pazarlarında köle olarak satıldı. Altın, gümüş, kömür gibi doğal zenginlikler, iş gücü ve insan emeği inanılmaz derecede sömürüldü. I. Dünya Savaşı’na kadar süren bu süreç, iki dünya savaşı arası dönemde mali denetimi de içine kattı. Rusya, İtalya, ABD, Japonya ve Almanya’nın katkıları ile gelişen bu süreç, yani dolaylı emperyalizm, II. Dünya Savaşı’nın sonrasına kadar devam etti. Bu dönemde Emperyalizm zor kullanarak sömürme ve mali denetim yolu ile devam etti.

Ulus devletlerin yükselişe geçişişi, her ırkın kedi kaderini kendi tayin etme talebi Emperyalizmin sömürü sistemini de değiştirdi. 17’inci yüzyılla ortaya atılan ulusalcılık-milliyetçilik fikri gelişti ve kurumsallaştı. Her geçen gün yaygınlaşan ulusalcılık, emperyalizmin savaş üstünlüğüne karşı mücadele etmeye başladı. Kitleler örgütlenirken, emperyalizmin savaş teknolojisi üstünlüğü ile kurduğu sömürü sistemi kırıldı ve tıkandı. Emperyalizmin bir aşaması kapanırken, bir diğer taraftan da dolaylı emperyalizmin doğuşu başladı.

3'ÜNCÜ AŞAMA EMPERYALİZM İÇİN KAPİTALİZM: KÜRESEL SÖMÜRÜ SİSTEMİ

Küreselleşmenin bir getirisi olarak kapitalizmin dünya ekonomi nizamı olarak kabul görmesi emperyalizme dolaylı yoldan yeni bir sömürü alanı açtı. Zira daha önceleri üretiminden tüketimden artan kısmını pazarda sermayeye dönüştüren emek sahiplerinin sermayeleri para politikaları ile yok ediliyor. Küresel para politikalarının uygulayıcıları, parayı yoktan var ederek, sermaye olarak zaman ayırıp ürün üretenlerin emeklerini yok yere alıyor. Her geçen gün giderek daha fazla karmaşıklaşan kapitalist sistem içerisinde, üretici yok olurken, parayı kontrol edenler daha fazla zenginleşiyor. Emperyalizm kapitalizm üzerinden sömürüsüne devam ediyor ve hep kazanıyor. Fakat bunu eskiden olduğu gibi sadece bir bölge, halk ya da ülke üzerinde yapmıyor. Tüm dünya ülkeleri üzerinde, halkları üzerinde uyguluyor.

Kapitalizm ile dünyayı sömüren emperyalist ülkeler, her geçen gün daha fazla zenginleşiyor. Emperyalist ülkenin üretimindeki sekiz saatlik işi gücü ile sömürülen ülkeden 24 saatlik, 1-2 günlük emek alınabiliyor. Bu noktada ise küreselleşme devreye giriyor ve para politikaları ile tüm dünya sömürülüyor.

Öte yandan emperyalizm sadece ekonomik anlamda sömürü sistemi kurmadı. Bunun yanında dinler, kültürler ve toplumlar da sömürülüyor. Emperyalizm karşıtı olan bireyler dahi sömürülüyor. Zira bin yıllardır var olan sistem, dünyada her noktaya işlemiş durumda. Her kesimi eline geçirmiş olan sisteme karşı mücadele eden tarafların durdukları noktalar bile kaçınılmaz bir biçimde emperyalizm ile kesişiyor. Dolayısıyla kara delik gibi bireyleri içerisine çeken emperyalizmden çıkmak neredeyse imkânsız görünüyor. Fakat sömürü için her yolu deneyen emperyalizmin elinde şu an için sadece kapitalizm kalmış durumda.

KAPİTALİZMİN SONU, EMPERYALİZMİN SONUNU GETİRECEK

Para politikaları ile kendi ekonomileri ayakta tutan emperyalist ülkelerin diğer ülkeleri sömürme araçlarından en önemlisini kapitalizm ve onunla birlikte gelen küreselleşme (sermayenin dolaşması) oluşturuyor. Fakat emperyalizm, çevre ülkelerin bu ekonomi oyunundan çekilerek, içe kapanması, kendi üretimleri ile yetinerek alan daraltmaları sorunu ile karşı karşıya. Günümüzde emperyalist ülkelerin saldırganlaşmasının ana nedeni budur. Zira sermayenin serbest dolaşımı ile ayakta duran kapitalizm bugün pazarların daralması ile varlık savaşı veriyor. Emperyalizmin silahlı ya da silahsız saldırıları artık doğrudan sömürüye yönelik değil. Pazar daralmasını engellemek, böylece dolaylı sömürünün yolunu açmak, yaşamını sürdürebilmek için çaba gösteriyor.

Doğrudan sömürü sisteminde emperyalist devletler arasında savaş kaçınılmazdı. Bu sorunu kapitalizm ile çözen emperyalistler, şimdi kapitalizm için hayat kaynağı olan pazarın yok olması ile karşı karşıya. Daha önceleri emperyalistler sömürü bölgeleri için kendi aralarında savaşırken, artık sömürenler ve sömürülenler arasında bir savaşa evirildi. Emperyalistler ve sömürülenler arasındaki savaş giderek derinleşirken, emperyalizm söz konusu direnci kırabilmek için farklı unsurları bir araya getirmek zorunda. Ekonomik egemenlik, siyasi egemenlik ile desteklenmek zorunda kalacak.