Ekonomik büyüme için uygun para politikaları

Genişletici para politikası, ekonomileri düzlüğe çıkarma konusunda belli oranda başarılı olmuştur. Merkez bankaları 2008 yılında yaşanan global krizden önce çoğunlukla fiyat istikrarını hedefleyen para politikalarını tercih etmiş, krizin ardından ise para politikalarının finansal ve makroekonomik istikrarı da kapsaması zorunluluk kazanmıştır. 

Ekonomik büyüme için uygun para politikaları

2008  yılında küresel finans krizinden çıkış yolu olarak ağırlık para politikalarına verildi. Bunu daha çok gelişmiş ülkeler gerçekleştirdi. Birçok ülke yüksek bütçe açığı ve kamu borcundan dolayı maliye politikası araçlarını kullanmaya çekindi.

Bir taraftan Merkez bankaları banka ve şirket tahvili satın alarak piyasaya trilyonlarca dolar para pompaladı. Diğer taraftan ise faizleri tarihi düşük seviyelere indirdiler. Ekonomileri düzlüğe çıkarma noktasında genişletici para politikaları belli oranda başarı kaydetti. Para politikalarına bu derece bağımlı olmanın gelir dağılımını bozmak, küresel borçluluk seviyesini arttırmak ve şirketleri aşırı düşük faize bağımlı hale getirmek gibi yan etkileri oldu. Sonuç olarak, gelişmiş ülkelerin yapısal problemlere çok fazla çözüm üretmeden piyasalara saçtıkları para ekonomik büyüme açısından beklenen etkiyi yaratamadı.

Maliye politikası işe yarar mı?

Ekonomik istikrarın sağlanması adına hem maliye hem de para politikası kullanılabilir. Maliye politikası, kamu gelirleri ve harcamaları kullanarak bunu sağlarken; para politikası, para arzına yön vererek istikrarı sağlamaya çalışır.

Günümüzde yeni bir resesyon çıkması durumunda büyük merkez bankalarının, özellikle de Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB), hareket alanı oldukça dar. Merkez bankalarının şişkin bilançoları ve düşük faizler, para politikasını ciddi bir çıkmaza sokuyor. Olası bir küresel resesyonda para politikasından medet ummak çok gerçekçi değil.

ECB Başkanı Mario Draghi’nin yanı sıra, koltuğu kısa bir süre sonra ondan devralacak Christine Lagarde, para politikası araçlarının ekonomik canlanma açısından artık yeterli kalmadığını, maliye politikasının devreye girmesi gerektiğini uzunca bir süredir her fırsatta dillendirmeye çalışıyorlar.

Küresel finans krizi zamanında maliye politikası uygulamalarından katı bir şekilde geri duran Almanya bile bu sefer kamu teşviklerini devreye sokabileceğinin sinyallerini veriyor. Almanya Maliye Bakanı Olaf Scholz, ülkenin resesyona girmesi durumunda 50 milyar euroluk ilave kamu harcaması yapabileceklerini duyurdu.

Resesyon riski dış ticaret daralmasından kaynaklanıyor

Şu anki resesyon riski daha çok ticaret savaşlarının bir neticesi olarak artan maliyetlerin tetiklediği sanayi üretimi ve dış ticaret daralmasından kaynaklanıyor. Yani sorun, talepten ziyade arz tarafında. Dolayısıyla vergi indirimi, sosyal harcama artışı ve altyapı yatırımları gibi talebi canlandırmaya yönelik klasik genişletici maliye politikası araçları çok da etkin çalışmayabilir. Bu dönemde daha çok reel sektörün, özellikle de KOBİ’lerin, karşılaştığı maliyet artışına çözüm olabilecek tarzda maliye politikası araçlarına ihtiyaç var. Kamunun bu ihtiyaca cevap verebildiği durumda para politikasının da etkinliği artacaktır.