Dünyanın dolara bağımlılığı azalıyor mu?

Küresel piyasalardaki ticaret savaşı endişeleri ile negatif seyrederken gözler ABD ve Çinli yetkililer arasında yarından itibaren hareketlenecek olan müzakerelerde. ABD başkanı Donald Trump'ın doları küresel tehdit olarak kullanması, dolardaki yükselişleri beraberinde getirdi. Bu durum yerel para birimleriyle ticaret için swap anlaşmalarını artırdı. Çin’in öncülük ettiği bu uygulamaya zamanla Türkiye de ağırlık vermeye başladı.

Dünyanın dolara bağımlılığı azalıyor mu?

Uluslararası ticaretin yüzde %60'ı Amerikan Doları ile dönüyor. Uzun bir süreden beri de sistem bu şekilde işliyor. ABD'nin 2 yıl önce seçilen başkanı Donald Trump'ın doları küresel bir şantaj aracı haline getirmesi ve başta Çin olmak üzere bazı ülkelerle başlattığı ticaret savaşı, dolardan başka alternatif arayışlarına hız kazandırdı. Birçok ülke dolara bağımlılığı azaltmak için yerel para birimleri ile ticaret konusunda önemli adımlar atmaya başladı. Merkez bankalarının karşılıklı olarak imzaladıkları para takası (swap) anlaşmaları ve aynı amaca yönelik oluşturulan ödeme sistemleri ile doların küresel hakimiyetinin önümüzdeki dönemde azalmasına kesin gözüyle bakılmaya başlandı.

Dolar ne zamandan beri uluslararası ticarette kullanılıyor?

1944 yılında Breeton Woods kasabasında altına dayalı para sistemine geçilmesi, sabit kur sistemi, IMF ve Dünya Bankası’nın kurulması kararları alınmıştır. O tarihte ABD, kuru sabitlemiştir. 1 ons altını 35 usd ye eşitlemiştir. ABD, 2.Dünya Savaşı sonrasında çöken Avrupa ekonomilerinin ABD'yi fonlayacağını biliyordu ve para basarak 1 ons altına eş değer kaynak yaratacaktı. Dolar bu durumda tüm dünyada rezerv para olacaktı. Böylelikle ABD, usd basarak sahip olmadığı petrolü bedavadan almış olacaktı. Bu durum1968 Vietnam Savaşı ve sonrasında 1970 li yıllardaki petrol krizine kadar devam etti. Savaşla birlikte usd bollaşmaya başladı. Dönemin en büyük altın ihracatçısının Rusya olması ve Soğuk Savaş sebebiyle ABD'ye altın vermemesi ABD'nin aleyhine işledi. Almanya ve Fransa bu durumdan bir hayli rahatsız oldu. Fransa ve Almanya hükümetleri, ABD'nin uygulamak istediği parasal politikaların tutarsızlığını göstermek için dolar toplayıp, karşılığında ABD'den altın talep etme kararı aldı. ABD dönemin savaş baskısına daha fazla dayanamadı ve 1973 te doları devalüe etti. Böylece altına dayalı para sistemi de çökmüş oldu. ABD, yine de sistemin çöküşünü umursamadı. Bunun sebebi ise dolar tüm dünyaya yayılmıştı ve dünyada fiyatlar dolarize olmuştu. Tüm mallar dolar üzerinden işlem görmeye başlamıştı. 1973'te ortaya çıkan petrol krizi sonrası Arap petrolünün dolara yönlendirilmesi neticesi dolara talebin istikrarı sağlanarak petro-dolar kavramı ortaya çıkmış, Amerikan yüzyılı “yeni dünya düzeni”adı altında yeniden tanımlanmıştır.

Dolar kullanımı azalacak

Dünya parası konumuna gelmiş olan ABD doları gelişmekte olan ülkelerin dış ticaretlerinde kullanmakta oldukları para birimidir. Bu ülkeler iç piyasasında kendi para birimleri bazında üretmiş olduğu değeri, dış ticaretinde cari açığı dahil dolar olarak karşılamak zorunda olup , kuru enflasyonundan faiz oranlarına kadar ülkenin ekonomik hayatını tam anlamıyla belirleyici bir konumdadır. Dolar, ABD’nin dünyayı kontrol altında tutmanın en önemli araçlarından birisi olarak görülmektedir. Öyle ki son 60 yılda küresel finans sisteminde güç kazanmasında ABD Merkez Bankası'nın dolar swap imkânı önemli rol oynamaktadır. Çin, Rusya, Türkiye, Brezilya, Venezuela, Hindistan ve İran'ın ikili swap anlaşmaları ve kendi aralarında daha yoğun işlem hacmine ağırlık verme kararlılığı, bugün dolarla ticaret dışında başka alternatif arayışlarının varlığını göstermekte. ABD, dolar kullanımını azaltacak bu operasyonlardan ise rahatsız.

Dünya tarihinde ilk modern para swapı 1982 yılında Dünya Bankası ve IMB arasında gerçekleştirildi. Para takasını en çok kullanan Çin'in ise 17 ülkeyle swap anlaşması bulunuyor. Dünya'nın en güçlü ülkelerinden olan Rusya, ABD yaptırımlarından uzaklaşmak için alternatif yollar arıyor. Elbette ABD yaptırımlarından kaçınmaya çalışan tek ülke Rusya değil. Öyle ki Çin, İran ve Venezuela gibi ülkeler de Rusya’ya bu konuda eşlik ediyorlar. Rusya-ABD arasındaki gerginliğin spekülasyondan ibaret olmadığı da biliniyor. Vladimir Putin, Kasım 2018’de bu konu hakkında bazı açıklamalarda bulunmuştu. Putin’in bu açıklamalarına göre,  eğer ABD, yaptırımların şiddetini arttırmaya karar verirse Rusya’nın ABD Doları’nı kullanmayı bırakmaktan başka seçeneği kalmayacak. Putin’in açıklamalarından bir kesit şu şekilde:

“Bizim dolardan uzaklaşmak gibi bir niyetimiz yok ama dolar bizden uzaklaşıyor. Bu (yaptırım) kararlarını verenler kendi ayağına sıkmanın da ötesinde, kendi gövdelerine sıkıyorlar.”

Rusya konuyla ilgili hamlelerini yapmaya 2018 yılında başladı. Rusya Merkez Bankası, 2018’de dolar rezervlerini altın, yuan ve avroya çevirdi. Rusya’nın uluslararası rezervlerinde doların payı 2017’ye kıyasla 23.1 puanlık düşüşle yüzde 22.7’ye geriledi. Rusya Merkez Bankası, 2018’de dolar rezervlerini altın, yuan ve avroya çevirdi.

Rusya Merkez Bankasınca yayımlanan 2018’e ilişkin yıllık raporda, ülkenin uluslararası rezervlerindeki pay dağılımı değerlendirildi. Rusya’nın uluslararası rezervlerinde doların payı, geçen yıl 2017’ye kıyasla 23,1 puanlık düşüşle yüzde 22,7’ye gerilerken, avronun payı 10 puanlık yükselişle yüzde 31,7’ye, yuanın payı 11,4 puanlık artışla yüzde 14,2’ye yükseltildi.

Ülkenin rezervlerindeki altının payı ise 2018 itibarıyla yaklaşık 1 puanlık artışla yüzde 18,1’e çıktı. Rusya Başbakan Birinci Yardımcısı ve Maliye Bakanı Anton Siluanov, bir süre önce yaptığı açıklamada, ülkedeki petrol ve doğal gaz şirketlerinin ödemelerindeki doların payını azaltmaya yönelik planlarını yakında hükümete sunacaklarını bildirmişti.

Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Oreşkin de Rusya Maliye Bakanlığı ve Rusya Merkez Bankası ile ülke ekonomisinin “dolarsızlaştırılması” için çeşitli adımlar atılacağını duyurmuştu. Merkez Bankası ve Rus hükümetince yönetilen döviz, para, IMF rezerv pozisyonu, altın ve diğer rezerv varlıklardan oluşan ülkenin uluslararası rezervleri, ağustos 2008’de 598 milyar dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştı.