FAO: "İnsanlık yeni şoklara hazırlıklı olmalı!"

Koronavirüs (Covid-19) pandemisinden en fazla etkilenen sektörler salık ve üretim oldu. Kapanmaların ardından gelen varyantlar ve tedarik zincirindeki problemler, dünyanın birçok noktasında kıtlığı tetikledi. Peki, dünya genelinde kaç kişi kıtlık ya da aşırı beslenme nedeniyle hayatını kaybetti?

Koronavirüs (Covid-19) pandemisinden en fazla etkilenen ülkelerden İngiltere’de uzun süredir yeni varyant haberleri de gelmeye devam ediyor.

Yeni varyanlar üzerine inceleme yapan Oxford Üniversitesi Evrim ve Bulaşıcı Hastalık Profesörü Oliver Pybus, rekombinasyonun ciddiye alınması gerektiğinin altını çizerek ‘süper varyant’ olarak duyurulan B.1.631 ve B.1.634’ten gelen yeni virüse dikkat çekti.

Aşıları da geçersiz kılabilecek yeni varyanta dair haberler gelmeye devam ederken basına sızan hükümet raporlarında ‘Kıyamet Günü Varyantı’ olarak adlandırılan yeni bir türün etkili olmasının beklendiği de ortaya çıktı.

William A. Haseltine ise Forbes’ta yayınlanan makalesinde, varyantları nötralize etme potansiyeline sahip yeni bir ‘monoklonal’ antikoru duyurdu. Söz konusu yeni yöntem ile antikorların kas içinden veya deri altından uygulanabileceğine dikkat çeken Haseltine, bu ilerle ile birlikte monoklonal antikorların Covid-19'u tedavi etme ve önleme yeteneğine katkıda bulunacağını vurguladı. Virüs varyantlarından da bu şekilde kaçınılabilecek olması da monoklonal antikorları cazip kılacak olan önemli noktalardan birisi.

Fakat hem FAO’nun son açıklaması hem de endüstriyel tavuk üretiminden dolayı yeniden tespit edilen kuş gribi sağlık sistemlerinin önümüzdeki günlerde de zorlanacağının göstergeleri arasında.

İNSANLIK YENİ SAĞLIK ŞOKLARINA HAZIL OLMALI

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan son açıklamada, Covid-19 pandemisinin ekonomik ve sosyal sonuçları ile mücadele eden insanlığın geç kalmadan kuralık, sel ve birçok farklı hastalığın etkili olması ihtimaline karşı yeni ‘şok’lara hazırlıklı olunması gerektiğini duyurdu.

FAO tarafından yayınlanan son raporda, dünya nüfusunun neredeyse yarısının, sağlıklarına ve gezegene zarar verecek biçimde fazla yeme ya da ortalamanın altında beslenme alışkanlığı olduğuna dikkat çekildi.

Söz konusu raporda hâlihazırda üç milyar insanın yetersiz beslenmesine engel olacak sağlıklı gıdaya ulaşamadığının altı çizilirken söz konusu kişilerin gelirlerinin üçte bir oranında azalmasına neden olacak bir ekonomik şok yaşanması halinde bir milyar insanın daha gıda ulaşımının mümkün olamayacağı belirtildi.

Tedarik zincirinin önemine dikkat çeken FAO raporunda, temel nakliye hizmetlerinin aksaması halinde 845 milyon insanın fiyat artışından etkileneceği tahmininde bulundu.

FAO Genel Direktörü Qu Dongyu, raporun yayınlanmasından hemen önce verdiği bir demeçte, Covid-19 pandemisinin küresel gıda ve tarım sistemlerinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdiğini söylemişti. Üretim, gıda tedarik zinciri, iç ulaşım ve tüketim ağlarını içeren sistemin şoklara ve baskılara dayanamayacağı da raporda geniş yer buldu.

Raporun hazırlanmasında yer alan koordinatör ve ekonomist Andrea Cataneo, AFP’ye yaptığı açıklamada, ülkelerin bu araçlar ile zayıflıklarını tespit etmeye ve onlara müdahale etmeye çağrıldığını ifade etti.

Söz konusu rapora göre dünya, 2025 yılına kadar, WHO tarafından gıda konusunda belirlenen dokuz hedeften sekizine ulaşamayacak. Bütün bunlarla birlikte çocuklarda gıda eksikliği nedeniyle ortaya çıkan büyüme geriliği ve yetişkinlerde obezitenin önlemenin zorunluluk haline geldiği vurgulandı.

Rapor, 5 yaşın altındaki yaklaşık 150 milyon çocuğun büyüme geriliği, 45 milyon çocuğun zayıflık yaşarken, yaklaşık 40 milyon kişinin obez olduğunu gösterdi. Raporda ayrıca kadın ve erkeklerin yüzde 40'ından fazlasının (2,2 milyar kişi) fazla kilolu veya obez olduğuna dikkat çekildi.

OCHA sayfasında yayınlanan rapor analizinde ise “Covid-19 nedeniyle kısıtlı kamu kaynakları ve değişen harcama önceliklerine tanık oluyoruz; ancak beslenmeye yapılan yatırımlar sürdürülebilir ekonomik kalkınma için hayati önem taşımaktadır” denildi.

Yaklaşan gıda krizine dikkat çeken ve tüm devletleri bu konuda bir arada çalışmaya davet eden rapor ile birlikte düzensiz beslenme nedeniyle yaşanan erken ölümlerin 2010-2018 yılları arasında yüzde 15 arttığı ortaya çıktı. Diyet nedeniyle ölümler ise yüzde 22 oranında artış gösterdi.

Kötü beslenme nedeniyle erken ölümlerin artışı en yüksek Afrika'da (yüzde 22), Latin Amerika ve Karayipler’de (yüzde 8) görüldü. Asya'da önlenebilir ölümler yüzde 7 artarken, onu yüzde 4 ile Okyanusya ve yüzde 2 ile Avrupa izledi.

Diyet risklerine atfedilen 12 milyon erken ölümün 5,9 milyonunun yetişkinler arasında olduğu ve koroner kalp hastalığından kaynaklandığı tespit edildi. En az 2,9 milyon kişi (yüzde 22) kanser nedeniyle öldü ve 2,4 kişi (yüzde 19) felç nedeniyle erken yaşlarda hayatını kaybetti.

Tip-2 diyabet ve solunum yolu hastalıkları ise 690 bin ila 760 bin arasında ölüme neden oldu. GNR tarafından yayınlanan 2021 raporuna göre ise 190 ülkeden hiçbirinde obezitenin önlenmesine yönelik sistematik bir çalışma yürütülmüyor.

Söz konusu raporları yorumlayan uzmanlar, gıda ve tüketim arasındaki ilişkinin sağlıklı bir sisteme oturtulmaması halinde, dünya üzerinde görülebilecek her türlü virüs ya da varyantının ölümleri daha da artıracağının altını özellikle çiziyor.