Dünya tarihini etkileyen 5 büyük olay

Tarihi etkileyen öyle olaylar vardır ki dünya düzenini tamamen değiştirebilir. Savaşlar, hastalıklar, krizler ve icatlar insanlık tarihi boyunca büyük toplumları etkiledi. Yıkılmaz denilen imparatorluklar yıkıldı yerine çok daha güçlüleri ortaya çıktı.

20. yüzyıl öncesindeki gelişmeler, fetihler ile daha yavaş ilerlerken 20. yüzyıl sonrasında siyasi-ekonomik çatışmalar, gücü elinde bulundurma yarışı dünya sahnesini etkilemeye başladı. İşte dünya tarihini etkileyen 5 olay;

Birinci Dünya Savaşı

28 temmuz 1914 tarihinde başlayan 1. Dünya Savaşı, tarihteki ilk küresel savaş olarak biliniyor. 1. Dünya Savaşı, kullanılan silahlarla büyük etkiler yaratmış ve yeni dünya düzeninin temellerini atan sonuçları doğurmuştur.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun 1908'de işgal etmiş olduğu Bosna-Hersek'in Saraybosna kentinde, 28 Haziran 1914'te Gavrilo Princip isimli bir Sırp milliyetçisinin, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand ve eşi Sophie'yi öldürmesi, 1. Dünya Savaşı'nı başlatan kritik olay oldu.

Fransa, İngiltere ve Rusya'nın olduğu İtilaf Devletleri ile Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti’nin oluşturduğu İttifak Devletleri'nin karşı karşıya geldiği savaşta sivil ve askeri olmak üzere toplamda 38 milyon kayıp verildi. İtilaf devletlerinin zaferiyle sonuçlanan savaş, tam 4 yıl sürdü ve 11 Kasım 1918’de sona erdi.

Modern silahların kullanıldığı savaşta, ilk kez tank ve zırhlı araçlar kullanıldı. Çok fazla kayıp yaşanmasının sebebi bu ağır silahların kullanmasından kaynaklandı.

Birçok ilkin yaşandığı savaşta telgraf ve kablosuz sesli ilk modern iletişim aletleri kullanılarak haberleşme alanında da gelişme sağlandı.

Ayrıca Almanların, çatışmalarda ilk kez kimyasal gaz kullanımı da 1. Dünya Savaşı’nda oldu. Savaş ortamı, sivil halkta hastalıklara, salgına ve kıtlığa neden oldu. Savaşın sonlarına doğru ortaya çıkan İspanyol gribi de savaş ortamının hareketliliğiyle birçok kişiye yayılması sonucu oluşan salgın, milyonlarca kişinin ölmesine sebep oldu.

1.Dünya savaşı, yalnızca savaşa katılan ülkeler için değil tüm dünya için dengeleri değiştiren küresel bir olay oldu. Savaşa katılan ülkelerin ekonomileri, ciddi oranda yaralar aldı.

Savaşın sonuçları neticesinde, Almanya ve Avusturya-Macaristan, Osmanlı İmparatorluğu dağıldı ve dağılan imparatorlukların yerine birçok yeni devlet kuruldu. Milletler Cemiyeti gibi kurulan yeni uluslararası örgütlerle yeni dünya düzeni oluşturuldu.

1929 Dünya Ekonomik Buhranı

1. Dünya Savaşı, gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak tüm ülkeleri etkiledi. Savaş sonrasında ekonomik güç dengelerinin değişmesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Almanya en çok söz edilen ülkeler oldu. Savaş öncesinde “güneşin batmadığı ülke” olarak anılan İngiltere, savaş sonrasında Amerika’ya borçlanan ülke konumuna geldi. 1. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar karşısında Amerika’daki küçük şirketler birleşmiş ve savaş tekeller oluşturmuştu. 1929 yılına gelindiğinde Amerikan ekonomisinin %50’sinde etkili olan 200 holding bulunuyordu. Bu holdinglerden herhangi birinin yaptığı bir değişiklik tüm dünyayı etkileyecek durumdaydı. Amerikan banka ve şirketlerinin çalışma esaslarını düzenleyen yasaların yetersizliği ve hissedar yatırımcıların bilgilendirilmesinde, denetlemede eksiklikler, krizle ilgili gerekli kararların zamanında alınamamasında sebep oldu. Otomobil, elektrik gibi endüstri alanlarında gelişmeye başlayan ve dünyaya kredi veren ülke durumunda olan Amerika’nın, verdiği kredileri geri alamaması ekonomisinin zora girmesine yol açtı. Amerika, endüstri alanında ihracat rekorları kırarken kriz dolasıyla en çok sanayisine darbe aldı ve toplam üretim %42 oranında azaldı. Bu oran dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına ve dünya ticaretinin yüzde 65 oranında azalmasına neden olmuştur. Şimdiye kadar görülmüş en büyük ekonomik kriz, 1929 Büyük Buhranı’dır. Ülkeler ekonomik çöküşün etkilerini en aza indirebilmek için gümrük vergilerini artırmaya başladılar. Yerli üretimin ülke çapında kullanılmasını teşvik ettiler ve yerli üretimi artırmanın yollarını aradılar. Ama bu sefer de dünyadaki ticaret hacimleri küçüldü.

Krizden en çok etkilenen ülkelerden biri Amerika’ya karşı borçlu olan ve borcunun karşılığında karşılıksız para basan Almanya’dır. Buhran sonucunda Almanya’da 6 milyona yakın kişi işsiz kalmıştır. Bu fırsatı değerlendiren Nazi Partisi, Adolf Hitler liderliğinde başa geldi ve dünyanın kaderine değiştirecek tarihi olayları başlattı.

İkinci Dünya Savaşı

Hitler, ekonomik kriziden dolayı Yahudileri suçladı. Hitler’e göre; Yahudiler, kendilerini kolluyor ve Almanlara iş sahası sağlamıyorlar, yanlarında barındırmıyorlardı ve işsizliğin sebebi ırkçılık yapan Yahudilerdi. Bunun sonucunda Hitler Yahudi soykırımını gerçekleştirdi. Silah üretmeme kuralını da yıkan Hitler, 1939 yılında Polonya’ya saldırarak tarihin en kanlı savaşını başlattı.

Birleşik Krallık, Sovyetler Birliği, ABD, Çin Cumhuriyeti ve Fransa, Müttefik Devletler olarak; Almanya, İtalya ve Japonya, Mihver Devletler olarak 100 milyondan fazla askeri personelle savaşa katıldı. Diğer savaşlardan farklı olarak ülkeler, bilimsel güçlerini de kullanarak nükleer silahlar üretmiş 40-50 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuşlardır.

Alman Kuvvetleri 1940 baharında Batı Avrupa’yı işgal etti. Almanya’nın cesaret vermesiyle, Sovyetler Birliği 1940 yılının Haziran ayında Baltık devletlerini işgal etti. Mihver devletlerden biri olan İtalya, 10 Haziran 1940’ta savaşa katıldı. Mayıs 1942’de, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri, binlerce bombardıman uçağıyla, Almanya’nın Köln şehrine , savaşı ilk kez Almanya’nın içine taşıyan bir saldırı düzenledi. Bombardıman sonunda, 1945 yılına kadar Alman şehirlerinin çoğu harabeye döndü.

Naziler, Yahudileri öncelikli “düşman” olarak sınıflandırmakla birlikte, Romanları, engelli insanları, Polonyalıları, Sovyet savaş esirlerini ve Afrika Kökenli Almanları da tutuklanacak ve yok edilecek diğer gruplar olarak hedef almıştır. Üstün ırkların aşağı ırkların kökünü kurutması gerektiğine inanan Nazi Almanyası, Holokost olarak adlandırılan sistemle 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudi katliamını gerçekleştirdi. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden 7 milyon insan toplama kamplarına yerleştirildi ve köleleştirildi. Naziler, modern teknolojiyi kullanarak yaklaşık 6 milyon Yahudiyi gaz odalarında yakarak öldürdü. 23 Nisan 1945'te Ruslar Berlin'e girmiş, 30 Nisan 1945'te ise Hitler intihar etmiştir. Almanya resmi olarak 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim olmak zorunda kaldı.

Almanlar'ın birlik çağrısını kabul eden Japonlar, ilk olarak Mançurya'ya saldırarak Çin'de 10.000 insanın ölmesine neden oldu. Japonya, yaptığı saldırılar sonucunda Milletler Cemiyeti tarafında uyarıldı ve Cemiyetten ayrılma kararı aldı. Israrla savaşa katılmak istemeyen Amerika’yı, savaşa çekmek için Japonya, Hawaii adlarında konuşlanan Pasifik ve Pearl Harbor askerî birliklerine 90 dakika süren saldırı düzenledi. 2,403 Amerikan askeri ile 68 sivilin ölümüne neden olan saldırı,  Amerika’yı savaşa dahil etti.

Amerika ise Japonya’dan intikamını acımasız bir yolla aldı. 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya, 3 gün sonra ise Nagazaki’ye attığı atom bombalarıyla yüz binlerce kişinin hayatını yitirmesine sebebiyet verdi ve izlerini günümüze kadar taşıyan radyoaktif etkiler bıraktı. Dünya savaş tarihi boyunca kullanılan tek atom bombası saldırısı olarak kayıtlara geçen olayın ardından 2 Eylül 1945'te Japonya, Japonya'nın teslimiyet belgesini imzaladı ve İkinci Dünya Savaşı tamamen sona erdi.

Savaşın sonuçlarına bakıldığında; Almanya Doğu Almanya ve Batı Almanya olarak ikiye ayrıldı. ABD ve SSCB süper güç haline geldi. İki devlet arasında soğuk savaş dönemi başladı ve Dünya devletleri iki gruba ayrıldı. Sovyetler Birliği öncülüğünde Varşova Paktı, ABD öncülüğünde Nato kuruldu.

Hindistan, Pakistan, Mısır, Cezayir, Tunus ve Libya bağımsızlıklarını ilan etti. İsrail Devleti kuruldu.

11 Eylül olayları

11 Eylül 2001 günü ABD’de El-Kaide terör örgütü tarafından saldırı gerçekleşmiştir. 11 Eylül günü, Amerika Birleşik Devletleri'nde iç sefer gerçekleştiren dört yolcu uçağı, el-Kaide üyesi 19 kişi tarafından kaçırılmıştır. İç hatlarda uçuş yapmakta olan iki uçağın kaçırılması sonucu New York'ta bulunan Dünya Ticaret Merkezi'nin sırasıyla kuzey ve güney kulelerine saldırı gerçekleşmiştir. İki saat içinde 110 katlı her iki bina da çökerken, çevredeki bazı yapılar da yıkılmış, bazıları da hasar görmüştür. Kaçırılan üçüncü uçak, Virginia eyaletine bağlı Arlington County'de yer alan Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı karargâhı Pentagon'a çarpmıştır. Kaçırılan dördüncü uçak olan ise Washington, DC'yi hedeflemişti. Ancak yolcuların uçağı kaçıranlara yaptığı müdahale sonrasında uçak, Pensilvanya eyaletindeki Shanksville yakınlarına düşmüştür. Saldırılar sonucunda uçaklardaki 19 hava korsanı ve 227 yolcu dahil olmak üzere 2.996 kişi hayatını kaybetmiştir.

11 Eylül saldırısının ardından neler yaşandı?

Saldırıların hemen ardından tüm dünyada gözler, terör örgütü El-Kaide'nin üzerine çevrildi. Tüm dünyayı sarsan olaydan 1 ay sonra dönemin Amerika Başkanı George W. Bush tarafından teröre karşı savaş başlattığını duyuran ABD, Taliban’a son vermek için Afganistan'ı işgal etti.

“Irak’ın sahip olduğu kitle imha silahları tehdit oluşturuyor” gerekçesiyle 20 Mart 2003’de Amerikan ordusu Irak’a girdi. 

Irak’a girilmesiyle birlikte, Saddam Hüseyin'in  24 yıllık iktidarı da sona erdi. ABD güçleri tarafından yakalanan Saddam 3 yıl süren yargılama sürecinin ardından infaz edildi. ABD ordusu 2011 yılında Irak’tan çekilme kararı aldı.

ABD Afganistan’a girdikten sonra neler oldu?

El-Kaide lideri Usame Bin Ladin, 11 Eylül saldırısı ile ilgisi olmadığını söylese de 2004 yılında saldırının sorumluluğunu üstlendi. El-Kaide ve Usame Bin Ladin, ABD'nin İsrail'e olan desteğine, Suudi Arabistan'daki ABD Kuvvetleri'ne ve Irak'a karşı uygulanan yaptırımlara atıfta bulundu. Afganistan'ın işgalinden 10 yıl sonra, Mayıs 2011'de, ABD Ordusu'nun DEVGRU biriminin gerçekleştirdiği operasyon sayesinde Usame Bin Ladin'in Pakistan'da olduğu tespit edildi ve Barack Obama döneminde öldürüldü.

11 Eylül saldırısının etkileri ve sonuçları

11 Eylül saldırısı sonucu yıkılan Dünya Ticaret Merkezi ve yakınındaki yapıların çökmesi ve ağır hasar alması sebebiyle, Lower Manhattan iş bölgesinde ciddi ekonomik etkiler yaşandı. Finans kuruluşlarının bulunduğu Wall Street, 17 Eylül'e kadar kapatıldı. ABD ve Kanada hava sahaları 13 Eylül'e kadar kapalı kaldı. Çok sayıda yer, terör saldırısı ihtimali sebebiyle kapatıldı, boşaltıldı ve bazı etkinlikler iptal edildi. Dünya Ticaret Merkezi ve çevresinin temizliği Mayıs 2002'ye kadar sürdü. Pentagon'un yıkılan bölümünün yeniden inşası 1 yıl sürdü. 18 Kasım 2006'da Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu yerde Özgürlük Kulesi inşası başladı ve kulenin yapımı 3 Kasım 2014'te tamamlandı. New York'ta, Pentagon'da ve Pensilvanya'da çok sayıda 11 Eylül Anıtı inşa edildi.

Arap Baharı 

En genel ifadeyle Arap Baharı, 2010 yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arap dünyasında yaşanan halk hareketlerine verilen ortak addır.

Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı harekettir. Protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmaların yaşandığı ağır bir süreçtir. Halklar, özgürlük mücadelesi adı altında birçok Arap diktatörünü resmen devirmiştir.

Arap Baharı olayının fitili, 17 Aralık 2010 tarihinde Tunuslu genç bir seyyar satıcının kendisini yakması ile ateşlenmiştir.

Mühendislik mezunu olan Muhammed Buazizi işsizlik sebebiyle okuduğu mesleği icra edemediği için, seyyar satıcılık yapıp sebze ve meyve satmaya başlamış 17 Aralık 2010 günü satış yaptığı esnada Buazizi’nin yanına bir zabıta memuru gelmiş ve ona ruhsatsız iş yapamayacağını söylemiştir. Aralarında tartışma başlamış ve zabıta memuru Buazzi’ye hakaret ettikten sonra tokat atmıştır. Bu olayı sindiremeyen Buazizi, protesto için valiliğin önünde kendini yakmıştır. Halk yaşanan bu olayla birlikte adeta çılgına dönmüş ve sokaklara dökülmeye başlamıştır. 18 Aralık’ta Tunus’ta büyük bir protesto başlamış ve bu protesto her şeyi değiştirmiştir. Buazizi’nin giriştiği eylemle beraber Arap dünyası bir anda değişmiş ve taşlar yerinden oynamaya başlamıştır.

Bilindiği üzere Arap halkı çok büyük petrol rafinelerini elinde barındırdığı için zenginlik içinde yaşamaktadır. Arap dünyasında bir bölüm açlıkla mücadele ederken diğer kesim zenginliği ile göz kamaştırmaktadır. Arap baharı olayının sebepleri arasında; siyasi yozlaşma, ifade kısıtlaması, gıda enflasyonu, usulsüzlükler, gelir dağılımındaki adaletsizlik, diktatörlük ve kötü yaşam koşulları vardır. Birçok kişinin hayatını kaybettiği bu özgürlük savaşını kimin kazandığı hala belli değil.

Yapılan protesto sonucu birçok Arap ülkesi, Tunus’tan etkilenip özgürlük için savaşmıştır. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkeler Arap baharından etkilenen ülkelerdir.

Tunus

Tunus’ta Buazizi’nin kendisini yakması sonucu başlayan ayaklanma Buazizi’nin vefatı ile daha da güçlenmiştir. Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin’e karşı başlayan ayaklanmalara bir de başka ülkeler katılınca Zeynel Abidin’i, çözüm arayışlarına yöneldi. İlk olarak olağanüstü hal ilan edildi. Olağanüstü hal ilan edilmesiyle ülkedeki isyanlar giderek hızla yayıldı. İsyanların dinmemesiyle beraber Zeynel Abidin, halkın kızgınlığının geçmesi adına bazı yeni açıklamalar yaptı. Zeynel Abidin 300 bin kişiye iş imkânı sunulacağını ve 2014 yılında görevinden ayrılacağını açıklasa da muhalifler bundan tatmin olmayıp isyanlara devam etti. Diğer bir çözüm olarak 14 Ocak’ta sokağa çıkma yasağı getirildi, fakat bu olayları daha da kızıştırdı. Halk buna tepki olarak İçişleri Bakanlığının etrafını sardı ve polisler halka tepki olarak gaz bombaları ve ağır silahlarla saldırdı. Bu olaylarda 200 kadar Tunuslu hayatını kaybetti.

Bu kayıplar da Tunus halkını isyanından vazgeçiremedi. Zeynel Abidin ilk olarak hükümeti görevden aldığını, gıda fiyatlarını düşürdüğünü, İç İşleri Bakanı ve diğer bakanlarını görevden aldığını belirtse de halk isyana devam etti. Çünkü Tunus halkının amacı Zeynel Abidin ve var olan hükümeti yok etmekti. 14 Ocak günü Zeynel Abidin görevden ayrıldığını belirterek ülkeden kaçtı. Tarihte sosyal medya aracılığıyla örgütlenilen ve büyüyen ilk isyan olarak geçen Arap Baharı sonucunda zafer Tunus halkının oldu. Arap halkı yaşanan bu olaya “Yasemin Devrimi” ismini verdi. Dünyada büyük yankı uyandıran Arap Baharı sırasıyla başka Arap ülkelerinde de esmeye başladı.

Mısır

25 Ocak 2011’de Mısır’ın en büyük meydanı olan Tahrir meydanında Arap baharının esintileri yayılmaya başladı. Kısaca “ Öfke Günü” olarak bilinen 25 Ocak gününde, Mısır halkı tıpkı Tunuslular gibi özgürlük için sloganlar atmaya başladı. Mısır’da da açlık, işsizlik, yolsuzluk, diktatörlük gibi benzer sorunlar sebebiyle halk isyan etmeye başladı.İnternet aracılığıyla düşüncelerini yaymaya başlayan halka karşı hükümet, internet erişimlerinin tamamını engelledi. Polis halka saldırdı, fakat asker sonuna kadar halkın yanında olacağını belirtti. Ülkede gitgide büyüyen isyan nedeniyle Hüsnü Mübarek’in 1981’de başlayan yönetimi 11 Şubat 2011 de istifa etmesiyle son buldu. Hüsnü Mübarek görevden ayrıldıktan sonra yerine başbakan olarak Ahmet Şefik atandı.

Yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Muhammed Mursi kazandı. Mursi, Mısır’da seçimle başa geçen ilk Cumhurbaşkanı oldu. Fakat Haziran 2012 tarihinde seçimin ikinci turu gerçekleştirilecekti. Bu yüzden Mursi’in tekrar Cumhurbaşkanı olması durumunu göze alarak bazı önlemler alındı. Yüksek Askeri Konseyi, Mursi’nin yetkilerini kısıtlayan bazı yeni maddeleri anayasaya ekledi. Bu maddelerden biri Cumhurbaşkanının subayları ve başsavcıyı atamasının engellenmesiydi. Halkın önünde açıklama yapan Mursi daha sonra Anayasa mahkemesi önünde yemin etmesiyle göreve başladı. Eski bakanlardan biri olan Hişam Kandil Başbakan olarak göreve başladı. Yüksek Askeri Konseyi, Mursi’ye ülke içerisindeki temizlik, trafik, güvenlik gibi alanlardaki sorunları 100 gün içerisinde düzeltmesi yönünde emir verdi.

Görevi boyunca amacı Hüsnü Mübarek’in diktatörlük izlerini silip daha çağdaş bir Mısır yaratmak olan Mursi’yi zor günler bekliyordu. Kimi zaman ona karşı protestolar düzenleniyor kimi zaman yargı tarafından yapacağı yenilikler engelleniyordu. Mursi, Yüksek Askeri Konseyi Başkanı Tantavi’nin artık emekli olması gerektiği yönünde kararını açıkladı. 1 Aralık 2012’de anayasa referandumuna gidilme kararı alındı. 15-22 Aralık tarihleri arasında iki aşamalı olarak yapılacağı belirtildi. Referandum sonucu birinci kısımda yüzde 57 “evet”, ikinci kısımda da yüzde 64 “evet” oyuyla kabul edildi. Bu sonuçlarla birlikte tahrir meydanı, Mursi karşıtı protestocularla dolup taştı. Ülkedeki tartışmaların ve protestoların artmasıyla beraber 1 Temmuz 2013’te Mısır Ordusu, Mursi’ye olayları çözmek için 48 saatlik bir süre verdi. 48 saatlik bu sürede eğer sorunlar çözülmez ise yönetime el koyacağını belirtti. Sorunlar çözüm bulamayınca hükümette görev yapan başkanlar, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin görevden alındığını açıkladı. Askeri darbe ile sonlandırılan bu sürecin devamında Mursi ve Müslüman Kardeşler yöneticilerine seyahat yasağı ardından müebbet hapis ve idam cezaları verildi. Gelişen olaylarla birlikte Mursi, kendi destekçilerine seslenerek yapılan hiçbir suçlama ve alınan kararı kabul etmediğini, sonuna kadar söylediklerinin ve yaptıklarının arkasında duracağını belirtti. Muhammed Mursi Mısır Ordusu tarafından gizli bir yerde tutuldu ve bu yer uzun bir süre gizlendi. Mısır ordusunun yaptığı bu darbe, Mursi yanlıları tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı. Özgürlüğü belki de tüm umutlarını kaybedecek olan halk Rabia meydanında büyük bir direnişe başladı. Giza’da ki Nahda Meydanı, Kahire’de Rabia Meydanı direnişçilerin çığlıklarıyla yankılanıyordu. Protestoların başlamasıyla birlikte, Mısır Ordusu karşı saldırıya geçti. İlk olarak 8 Temmuz günü Kahire Cumhuriyet Muhafızları binası önünde oturma eylemi gerçekleştiren protestoculara silahla karşılık vererek 50’den fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep oldular. Ardından 17 Temmuz günü Rabia Camii’nin önünde bulunan darbe karşıtı halk ile asker arasında büyük bir çatışma yaşandı. Aralarında muhabir ve gazetecilerin de bulunduğu 80 kişi hayatını kaybetti. Mısır ordusu 11 Ağustos’ta yapılan protestoların hala devam etmesiyle direnişçilere nota vererek tüm meydanların boşaltılması emrini verdi. Asıl iç savaş bu istenen karardan sonra başladı ve Mısır büyük bir felaketin eşiğine sürüklenmeye başladı. Halk durmak bilmeden darbeye karşı koymaya devam etti. Protestocuların emre uymadıklarını gören Mısır Ordusu 14 ağustos günü Mursi yanlısı halka tekrar saldırmaya başladı. Protestocuların çadırları yaşadıkları alanlar kullandıkları seyyar hastaneler ateşe verildi. Olağanüstü hal ilan eden askerler öldürdükleri insanların cesetlerini yok etmek için önce ezdiler sonrada yaktılar. Askerler muhaliflerin sığınmak için kullandıkları Rabia Camisini yaktılar. Ardından çocuk ve kadınların da bulunduğu 700 protestocu Kahire’de ki Fetih Camiinde bir gün boyunca esir kaldı. Müslüman Kardeşlere dâhil olan bazı kişiler tutuklandı. 2015’de Ulusal İnsan Hakları Konseyi bir rapor hazırladı ve bu raporda, Mısır’da seçimle başa gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin bilançosu yer alıyordu. 30 Haziran 2013 ve 31 Aralık 2014 tarihleri arasında 2.600 kişinin darbe sonucu yaşamını yitirdiği belirtildi. Tora cezaevinde tutulan Mursi’yi, Dünya Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el Karadayı ve diğer 106 kişi ile beraber Mısır Mahkemesi tarafından alınan idam kararının onayı için Mısır Müftüsüne götürüldüler. Mursi’nin casusluk davasından müebbet hapis ve hapishane baskını davasından idamına karar verildi. 2016 yılında Mursi ve Müslüman Kardeşler yöneticilerinden olan 5 kişinin idam kararı iptal edildi. Bu yaşanan üzücü olaylarla birlikte Mısır’ın baharı tekrar kışa döndü ve eski günler esmeye başladı. Olaylar pek çok ülkeye sıçradı ve hala isyanların devam ettiği ülkeler bulunmaktadır.