Dünya mülteci krizi

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) 2018-2019 yıllarını baz alarak yayınladığı Global Appeal adlı raporunda dünya üzerinde var olan mülteciler, göçmenler, yerinden olmuş kişiler ve sığınmacılar ile ilgili çarpıcı gerçekler göze çarpmaktadır. Sayısal verilere dayanılarak oluşturulmuş olan rapor dünyanın önümüzdeki süreçte çok büyük bir insanlık kriziyle karşı karşıya kalacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Dünya mülteci krizi

Ağır şartlardan ötürü bireyler bulundukları ülkeleri savaş, terörizm, katliamlar, ırksal ve dinsel ayrımcılıklar, doğal afetler, ekonomik koşulların yetersizliği, bulunulan bölge veya ülkedeki yaşam standartlarının düşük olması, bireylerin bulundukları bölgeleri ya da ülkeleri terk etmelerindeki başlıca nedenlerden bazılarıdır. 

“Bangladeş: Mülteci kamp bölgesinde çadırların dışında duran yüzü gülücüklerle dolu Rohingyalı küçük bir kız çocuğu.”

Mülteci veya sığınmacı; ülkesinde dini, milliyeti, siyasal düşüncesi veya belirli bir topluma üyeliği nedeniyle kendisini baskı altında hisseden, zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan bu nedenle ülkesinden ayrılan-ayrılmak zorunda bırakılan korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen, başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından kabul edilen kişidir. 

Göçmen; mülteci tanımında bulunan nedenlerin dışında, çoğu zaman ekonomik gerekçelerle, ülkesini gönüllü olarak terk ederek başka bir ülkeye, o ülke yetkililerinin bilgi ve izni ile yerleşen kişidir.

Yerinden edilen kişiler; evinden kaçmak zorunda kalan ancak ülkesinin sınırları içinde kalan kişidir. Bir mültecinin yasal tanımlarına girmese de genellikle mülteciler olarak adlandırılırlar.

UNHCR’ın 2018-2019 raporuna göre; 

Dünya genelinde 70,8 milyon insan bulundukları ülkeleri terk etmek zorunda bırakılmıştır. Bu rakamın 41.3 milyonu yerinden edilmiş kişiler (IDPs), 25,9 milyonu mülteci ve 3.5 milyonu sığınmacıdır. Acı gerçeklerden bir diğeri ise 70.8 milyon mültecinin 28 milyonu (%39) 18 yaş altı çocuklardan oluşmaktadır.

''Bugün savaşın çocuğu olanlar, yarın gerçeğin—geleceğin resmini çizecek”

Yerinden edilen insanların %57’sini 6,7 milyon ile Suriyeli, 2,7 milyon ile Afganistanlı ve 2,3 milyon ile Güney Sudanlı mülteciler, sığınmacılar oluşturmaktadır. 
2018 itibarı ile 341,800 Venezüella vatandaşı ekonomik koşulların zorluğundan ötürü başla ülkelere sığınma talebinde bulundu. 
En fazla mülteci kabul eden ülkeler sıralamasında ise 1,1 m Almanya, 1,1 m Sudan, 1,2 m Uganda, 1,4m Pakistan ve 3,7 milyon ile Türkiye yer almaktadır. 
Dünya üzerinde 2015 yılında her gün 34 bin insan evlerinden çıkmaya zorlandı. Rapordaki en çarpıcı verilerden bir diğeri ise, her 2 dakikada bir insanın mülteci durumuna düşmesidir. Bu veri dünya üzerinde kaç insanın tehlike altında olduğunu, kaç ülkede savaş—iç savaş olduğunu gözler önüne sermektedir.

Türkiye’de Suriyeli sığınmacılar

Suriye mülteci krizi, modern zamanların en geniş ölçekli, uzun süren ve karmaşık insani krizlerinden biri olarak sürmektedir. Suriye Mülteci Krizi, yol açtığı misli görülmemiş nüfus hareketi nedeniyle uluslararası ilgi odağındadır. Mülteci alan ülkeler, durumla baş etmede önemli güçlüklerle karşılaşmaktadır. İnsani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlar ön planda olmakla birlikte, geçim desteği giderek odak noktası olmaya başlamıştır.  

Türkiye istikrarlı ve dayanıklı bir şekilde dünyada en fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan ülkedir. Birleşmiş Milleler Mülteci Yüksek Komiserliği’nin resmi web sitesinden yayınlanan güncel bilgilere göre, dünya çapında yaklaşık olarak 5 milyon 635 bin kayıtlı Suriyeli göçmen bulunuyor. Türkiye sınırlarında kurmuş olduğu geçici barınma merkezleri (kamplar) ile birlikte binlerce Suriyeliyi savaş ortamından uzak tutmuş ve can güvenliklerini güven altına almıştır. Bu bağlamda Türkiye’de mültecilere yönelik faaliyet gösteren yerli ve yabancı birçok kuruluşada hukuksal anlamda kolaylıklar sağlamaktadır. 

Dünyada Suriyeli sığınmacı sayısını baz alırsak, Türkiye’nin Suriyeli sığınmacıların %64’üne ev sahipliği yaptığını net bir şekilde dile getirebiliriz. Türkiye’den sonra en fazla Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkeler sırasıyla; Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır’dır. İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ise dünya çapında kayıtlı olan Suriyelilerin 3 milyon 614 bini Türkiye’de yaşıyor. Açıklamaya göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli sayısı bir önceki yıla göre 28 bin 262’lik bir artış göstermiştir. 2019’un şubat ayında gerçekleşen Budapeşte Süreci 6. Bakanlar Konferansı’nda, Türkiye’de Kasım 2018 itibariyle son 8 yılda doğan Suriyeli bebek sayısının 405 bin 521 olduğu açıklanmıştır.

Suriyeli sığınmacıların Türkiye’yi sığınmak için ilk yer olarak görmelerinin birçok nedeni vardır.

Türkiye Suriyeli sığınmacılara karşı etnik, din, dil bakımından hiçbir ayrım gözetmemiştir ve Suriye ile olan sınır kapılarını açık tutmuş ve geçiş sırasındaki resmi işlemleri hızlandırmıştır. 
Türkiye devlet politikası olaraktan Suriyeli sığınmacılara halkıyla birlikte kucak açmıştır.
Diğer sığınmacılar gibi Suriyeli sığınmacılarda Türkiye’yi AB’ye geçiş noktası olarak görmekteler. İlk yol olarak, Türkiye’ye sığınma talebinde bulunup ardından Türkiye’de faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler ’in yardım kuruluşları aracılığıyla ya da sığınmacı kabul eden AB ülkelerinin büyük elçilikleri aracılığıyla AB ülkelerinden birine geçmeyi planlıyorlar.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi dünya bir mülteci-sığınmacı kriziyle karşı karşıya kalmış durumda ve bu önümüzdeki zaman diliminde de katlanarak artması beklenmektedir. Dünya üzerinde farklı ülkelerde, ağır koşullar altında yaşamlarını devam ettirmeye çalışan mültecilere yardım amacıyla kurulmuş olan küresel ve bölgesel yardım kuruluşlarının, insani yardım sağlama konusunda göstermiş oldukları insan üstü çabalara rağmen mülteci krizi yakın zamanda sonlanacakmış gibi gözükmüyor.