Donald Trump’ın İran politikasının perde arkası

Donald Trump’ın 2016’daki ABD Başkanlık seçimlerinde ipi göğüslemesiyle uluslararası kamuoyu bir belirsizlikle karşı karşıya kaldı. Bu belirsizliğin nedeni bir önceki ABD yönetimlerinin diğer devletler ile imzalamış olduğu anlaşmalara Trump hükümetinin karşı çıkması ve anlaşmalardan çekilip taraf devletleri tekrardan masaya oturmaya zorlayıp ABD çıkarları doğrultusunda anlaşmaları tekrardan dizayn etme düşüncesi yatmaktadır. 

Bu kapsamda Trump hükümeti 12 Ağustos 1992’de Amerika, Kanada ve Meksika tarafından imzalanan Kuzey Amerika Serbest Ticaret (NAFTA) anlaşmasından çekildiklerini dünya kamuoyuna duyurup taraf devletleri ABD’nin çıkarları doğrultusunda yeni bir anlaşma imzalamaya zorlamıştır. Gümrük vergilerini kaldırarak 10 trilyon dolarlık pazar hacmine sahip olan kıta Amerikasına kolay giriş olanağının sağlanması, Kanada ve Amerika’nın Meksikaya yatırım yapıp ucuz işçi gücünden yararlanması ön görülmüştür. Ayrıca anlaşmanın taraflarından olmayan devletlerin gümrük vergilerini aşmak adına Kanada’ya yatırım yapıp Kanada üzerinden ABD pazarına erişim sağlamaları, Trump hükümeti tarafından Amerikan halkının yararına olmadığı ileri sürülüp revize edilmesi gündeme getirilmiş ve bu doğrultuda revize edilmiştir. 

NAFTA için yaşanan durumun aynısı 2015 yılında İran ile imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı anlaşmasında da yaşanmıştır. Yapılan açıklamalarda, ABD, İran’ın yapmış olduğu nükleer tehditlere boyun eğmeyeceğini ve İran ile imzalanan anlaşmadan çekilme kararı aldığı dünya kamuoyuna yansımıştı. İran ile imzalan nükleer anlaşma çerçevesinde, uygulanan ambargolar kaldırılmış ve bir nebze de olsa İran ekonomik rahatlama yaşamıştı. Küresel ticarete entegre olmaya başlayan İran, ABD’nin anlaşmadan çekilme kararı almasıyla birlikte tekrardan ağır ekonomik ambargolara maruz kalmıştır. 

Peki Trump’ın, P5+1 ülkelerinin İran ile imzalamış olduğu Ortak Kapsamlı Eylem Planı anlaşmasından, çekilmesinin nedeni nedir?

Pers kökenli olan İran her zaman için Ortadoğu’da Arap devletleriye bir çatışma ve diplomatik kriz içerisinde olmuştur ve bu durum Arap devletlerini kendi aralarında ittifak kurmaya veya dışardan ittifak arayışına itmiştir. Aynı şekilde İran’da bölge ülkeleri ve bölge dışı olan ülkeler ile ittifak arayışında olmuştur. Bu kapsamda İran Çin-Rus bloğuna yönelirken, Arap ülkeleri de batılı ülkelerinin bulunduğu bloğa yönelmiştir. İran ve Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin kopuk olması süper güçler için her zaman bir çıkar meselesi olmuştur.

İran ile yapılan nükleer anlaşmadan ABD’nin çekilme kararının arkasında;

Bölgede bulunan Arap ülkeleri için bir tehdit unsuru olan İran’ın tehdit unsuru olarak devam etmesini sağlamak ve bununla Arap ülkelerine olan silah satışını koruyup arttırmak, Arap ülkelerini İsrail devletiyle yakınlaşmasını sağlamak, yükselen Çin ekonomisin enerji kaynağı olan İran’a yaptırımlar uygulayarak Çin’in önünü kesmek ve İran’ı ülke içi sıkıntılara yönlendirip bölgeye odaklanmasını önlemek ki İran’ın Irak’ta tek kazanan ve Suriye’de etkin bir güç olmasını göz önüne alırsak ABD’nin neden İran ile bir kriz başlattığı anlaşılır seviyededir. 

Trump’ın iktidara gelmesiyle ABD ve Suudi Arabistan arasında yaklaşık olarak 350 milyar dolarlık anlaşmanın imzalanacağı dünya kamuoyu tarafından biliniyordu. Süper güç ile anlaşma imzalayan Suudi Arabistan, büyük çoğunluğunun askeri malzemelerin oluşturduğu mallar için anlaşma imzalamıştı. Ayrıca Suudi Arabistanlı yetkililerin İsrail’e askeri hava üssü kurması için izin verdikleri medyaya yansımıştı.

ABD’nin anlaşmadan çekilme nedenleri ışığında çekilme kararının ardından yaşananlara bakacak olursak, ABD bir bir hedeflerini gerçekleştirmiş gibi görünüyor. Özellikle ABD ve Suudi Arabistan, İsrail-Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerde, Hürmüz boğazında bir kriz yaşanmasına olanak sağlayıp bu güzergahı petrol ticareti için güvensiz hale getirerek Asya ülkelerinin petrol tedarikini sekteye uğratmasından da anlaşılacağı üzere ABD şimdilik İran ile başlattığı krizin kazananı olmuştur. Önümüzdeki süreçlerde iki devlet arasında ve bölgede ne gibi gelişmelerin yaşanıcağına tanıklık ederek göreceğiz.