ABD’de tehlike çanları çalıyor

Bir önceki ABD Başkanlık seçimlerinde Demokrat aday Hillary Clinton’a karşı yarışan ve başkanlık koltuğuna oturmaya hak kazanan Donald Trump’ın işi ikinci dönem seçimlerinde zorlaşmaya başladı. Bir taraftan salgın neden olduğu ağır ekonomik hasarlarla mücadele eden Trump, öte yandan Joe Biden’ın seçim stratejileri ile mücadele etmeye çalışıyor. Kampanyalar hız kesemeden devam ederken Trump’ın seçimleri ileri bir tarihe ertelemek istediği gündeme geldi.

ABD Başkanlık seçimleri yaklaşırken adaylar arasındaki yarış da kızışmaya başladı. İki adayın kampanyalarında kullandığı söylem dili sertleşirken, Demokrat başkan adayı Joe Biden yaptığı açıklamayla dikkatleri Donald Trump’ın üzerine yönlendirdi. Biden’ın Trump’ın seçimlerin ertelenmesini talep edeceğini duyurmasının ardından ABD iç siyaseti yeni bir boyut kazandı. İndependent Türkçe’de yer alan çeviri habere göre Biden’ın Trump’ın stratejisini önceden duyurması demokrat adayı kahinlik seviyesine yükseltti.

Joe Biden'ı destekleyen birinden eski Başkan Yardımcısı'nın olumlu özelliklerinden bahsetmesini isterseniz merhamet, empati ve deneyime dair birçok şey duyarsınız. Ancak bugünden sonra listeye kahinliği de eklemek isteyenler çıkabilir. Zira ABD Ticaret Bakanlığı’nın salgın kaynaklı ekonomik krizin ülkenin yıllık Gayrisafi Yurtiçi Hasılası'ndan (GSYH) yüzde 32,9’luk bir dilim kopardığını açıklamasından kısa süre sonra Donald Trump 28 Temmuz sabahı attığı tek bir tweetle muhtemel Demokrat rakibini kahinlik mertebesine taşımış oldu.

Trump eyaletlerde posta yoluyla oy vermenin kasım ayında yapılacak seçimleri, Amerikan tarihinin "en kusurlu ve hileli" seçimi ve "büyük bir utanç kaynağı" haline getireceğine dair asılsız iddialarda bulundu ve seçimleri "halk doğru dürüst, güvenle ve emniyetle oy kullanabilene kadar" ertelemeyi önerdi. Trump'ın 44 selefinden hiçbirinin gündeme getirmediği böyle bir teklif, bundan üç ay önce, nisan ayında yapılan bir sanal bağış etkinliğinde katılımcılara şunları söylediğinde Biden'ın da aklındaydı: “Söylediklerimi bir kenara yazın, öyle ya da böyle bence seçimleri ileri atmaya çalışacak.

ABD Başkanı'nın paylaştığı ve Demokratik Ulusal Komite sözcüsünün "Dikkatleri, korona virüse verdiği beceriksiz yanıtın ABD ekonomisinin dibe vurmasına yol açtığını ve on milyonlarca Amerikalının işini kaybetmesine neden olduğunu ortaya koyan bugünün ekonomisine dair yıkıcı rakamlardan uzaklaştırmaya yönelik çaresiz bir hamleden başka bir şey değil" sözleriyle ciddiye almadığı tweet, medyada yeni bir bilgi teyit seferberliğini beraberinde getirdi. Tüm bu seferberlikte de ABD Anayasası'nda açık bir biçimde yer alan ve başkanlık seçimlerinin son başkanlık seçiminden 4 yıl sonra, kasım ayının ilk pazartesi gününü izleyen ilk salı günü yapılacağını belirten üçüncü maddenin birinci bölümünü hatırlatma görevi ifa edildi. Ne kadar isterse istesin bir başkanın değiştiremeyeceği bir gerçek bu.

Amerikan Üniversitesi Washington Hukuk Fakültesi'nde eskiden anayasa hukuku profesörü olarak görev yapmış olan Demokrat Parti Maryland Temsilcisi Jamie Raskin ile telefonda gerçekleştirilen röportajda, Trump'ın muhtemelen kaybedeceği bir seçimi ertelemeye yönelik ani ilgisinin kendisini şaşırtmadığını söyledi. ABD'nin bir iç savaş ve iki dünya savaşı sırasında başkanlık seçimlerini başarıyla yerine getirdiğine işaret eden Raskin, "Otoriterler seçimleri kendi istedikleri bir zamana ertelemeye çalışır ama biz bunu ABD'de yapmıyoruz" dedi. Raskin, Trump'ın gerek erteleme önerisinin gerekse Amerikalıların posta yoluyla oy kullanımına izin verilmesine karşı çıkmasının bu yılki seçimlere yönelik "tam teşekküllü bir taaruzun" parçası olduğunu da sözlerine ekledi.

Harvard Hukuk Fakültesi'nde Raskin'e anayasa hukuku dersi veren kişiye göre de Demokratların endişelenmesi gereken kabus senaryosu, Trump'ın kasımdaki seçimleri erteleme girişimi değil. Anayasayla ilgili ufuk açıcı bir hukuk fakültesi metni olan Amerikan Anayasa Hukuku'nun yazarı ve Harvard Onursal Profesörü Laurence Tribe, "Trump'ın şunu bilmesi gerekir ki (kendisi şahsen çok cahil olsa da avukatlarının bilmesi gerekir) ABD Anayasası'nın seçimlerin tarihini belirleyen üçüncü maddesinin birinci bölümünü sadece Kongre değiştirebilir" diye konuştu.

Tribe, seçim tarihini yalnızca Kongre değiştirebileceğine göre Trump'ın Demokrat Parti kontrolündeki Temsilciler Meclisi'ni ve Meclis Başkanı Nancy Pelosi'yi bu talebinin gerçekleşmesine imkan tanıyacak her türlü önlemi geçirmeyi imkansız hale getirmekle suçlayacak ve Pensilvanya, Wisconsin ya da Michigan gibi eyaletlerde kaybetmesi durumunda sonuçları hükümsüz kılmak için Cumhuriyetçilerin kontrolündeki eyalet yasama organlarına baskı yapacak bir pozisyon almakta olduğu tespitinde bulundu.

Temsilciler Meclisi'ni suçladıktan sonra da planı şu olacak: Pensilvanya gibi kırmızı bir eyaleti almak için ABD Anayasası'nın (eyalet yasama meclislerinin doğrudan delege belirlemesine izin veren) üçüncü maddesinin ikinci bölümünü hatırlatıp seçimde posta yoluyla kullanılan hileli oylar yüzünden başarısızlığa uğradığını iddia edecek, böylece eyalet yasama meclisi de genel seçim sonuçlarının doğruluğuna güvenmek yerine kendi adayını önerecek.

Görünüşe bakılırsa ABD Başkanı'nın ilk hamleyi yapıp kaybetme ihtimali bulunan seçim sonuçlarına şimdiden gölge düşürme çabası olarak birçok "engele" odaklandığını vurgulayan Raskin, Trump'ın kendisini utanç verici bir mağlubiyetten kurtarmak adına "Wisconsin, Ohio, Kuzey Carolina ve Pensilvanya gibi seçmen tercihlerinin açıkça Demokrat Parti istikametine kaydığı salıncak eyaletlerde" Cumhuriyetçi Parti kontrolündeki eyalet yasama organlarını ağına düşürmeye çalışıyor gibi göründüğü değerlendirmesinde bulunan hukuk profesörü eski hocasına da katıldığını belirtti.

Yapmak istedikleri şey, seçimi kazanan kişi için delege atanmasını önlemek adına Cumhuriyetçilerin yasama organları üzerindeki kontrolünü kullanmaktır. Dolayısıyla da dalavereleri, bir kılıfını bulup seçime hile karıştığını öne sürmeye yarayabilecek bu küçük çaplı Reichstag yangınlarını çıkarmak olacaktır (27 Şubat 1933'te Alman parlamentosunun toplandığı Reichstag binasında çıkan yangın, bu durumdan istifade eden Hitler'in Nazi diktatörlüğünü tesis etmesinde bahane olarak kullanılmıştı.).

Salıncak eyaletlerden Ohio'nun Demokrat Parti Başkanı David Pepper ise Ohio yasama meclisinde Cumhuriyetçi Parti grubunu saran büyük yolsuzluk skandalından sonra Cumhuriyetçi parlamenterlerin herhangi bir seçim hilesi tartışmasına katılmadan önce iki kez düşüneceğine inanıyor. Pepper, Cumhuriyetçi Parti kontrolündeki eyalet yasama organının kasım ayında Trump'ın mağlup olması halinde sonucu tersine çevirmek için herhangi bir adım atacağına inanıp inanmadığı sorulduğunda "Daha yeni patlak vermiş bir skandaldan dolayı o kadar üzgün ve utanç içindeler ki böyle bir şey yapmalarını beklemiyorum" dedi.

Bununla birlikte Ohio'daki Cumhuriyetçilerin karıştığı sınır tanımaz seçim hileleri yüzünden bazı "gerçek aşırılık yanlılarının" Columbus şehrinde sandalye kazandığını hatırlatarak uyarılarda bulunan Pepper, seçimlerden hemen sonra gelen Demokrat valilerin gücünü azaltmak için kimi eyaletlerde harekete geçen Cumhuriyetçi yasama organlarına dikkati çekti.

Pepper, "Bu işlerin tehlikeli tarafı şu ki en büyük zarar, görev sürelerinin sonuna yaklaşan parlamenterlerden geliyor" dedi. Demokrat siyasetçi, tanıdığı Cumhuriyetçi parlamenterlerin Amerikan demokrasisini yok edecek bir şey yapmayacağına dair umutlu olduğunu da ekledi.

Ortada yüzde 30'dan fazla düşen bir GSYH var. Ayrıca 150 bin Amerikalı hayatını kaybetti ve bu rakam muhtemelen seçim gününe kadar 200 bini bulacak, insanların refahını ve ekonomik esenliğini yok eden ekonomik bir afetin içinde bulunan halkın sağlığını mahveden dizginlenemez bir salgın var. Dahası Trump bu meselelerden birçok açıdan sorumlu, dolayısıyla tam bir fiyasko olmasının bedelini ödüyor.