Dolarda son durum ne?

ABD’nin 70 yıldan fazla bir süredir doları ekonomik silah olarak kullanmasına pek çok ülkeden tepki yükseliyor. Dolara karşı isyan ateşini yakan ülkelerin başında Rusya, Çin ve Türkiye geliyor. Söz konusu ve pek çok ülke Amerika dolarını yavaş yavaş terk ederek yerel para birimi ile ticari ilişkiler geliştiriyor. ABD köşeye sıkışırken dolara karşı birleşen ülkelerin sayısı her geçen gün artıyor.

Dolarda son durum ne?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 1944 yılında Bretton Woods anlaşması ve 1971 yılında petro-dolar politikasını hayata geçirerek, küresel sistem üzerindeki hegemonik gücünü perçinledi. Fakat ABD’nin elde ettiği ekonomik gücü baskı unsuru olarak kullanması ve 2000’li yıllardan sonra tek kutuplu sistemin çok kutuplu sisteme bürünmesi ABD’nin sorgulanmasına yol açtı. 

2008 yapısal krizi ve ardından Çin ve Rusya’nın tek kutuplu dünya düzenine alenen başkaldırısı ABD’nin dolayısıyla da Amerikan dolarının sorgulanmasını da beraberinde getirdi. Tarihin en büyük anti-emperyalist kamplaşmalarından birini başlatan Çin ve Rusya, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ile tüm “güneyi”, ŞİÖ (Şangay İşbirliği Örgütü) ile de tüm “doğuyu” ABD’nin tekelci tavırlarına karşı örgütledi.

Rusya ve Çin başta olmak üzere pek çok ülke 1944 yılından beri rezerv para birimi olarak kullanılan dolara karşı isyan başlattı ve rezerv para birimi olarak kullanılan doları tamamen terk etme kararı aldı. Ülkeler her ne kadar doları terk etme kararı alsa da ekonomik ve siyasi olarak güçlü oldukları kadar bu kararın arkasında durabiliyorlar. Nitekim Brezilya’nın ilk kadın başbakanı olan Dilma Rousef, “Artık ülke olarak altına geçmeliyiz!” dediği için görevinden olmuştu.

FİNANS SİSTEMİNDE KÖKLÜ DEĞİŞİM

Dünya finans sisteminde bu denli köklü bir değişim yaşanabilmesi için ABD baskısından kurtulmak isteyen tüm ülkelerin bir araya gelmesi gerekiyor. Zira ABD, dolar sistemine başkaldıranları teker teker tahtından indiriyor. Brezilya başkanının başına gelenler açıktır. Dolayısıyla anti-emperyalist kamplaşmasının bayrağını taşıyan Rusya ve Çin, dolar karşıtı çemberi giderek genişletmeyi umuyor.

Times of India’ya konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “ABD yönetiminin finansal yaptırım baskısı araçlarını giderek daha fazla kullanması karşısında, Rusya aşamalı olarak ekonomisinin dolardan arındırılması politikasına devam ediyor” ifade etti. Ayrıca Lavrov, Hindistan da dahil olmak üzere, Rusya’nın başlıca partnerleriyle birlikte, karşılıklı ilişkilerin gelişimine yönelik olumsuz etkileri azaltan ekonomi ve hukuk alanında mekanizmalar üzerinde çalıştığını belirtti.

 

Bu alanda öncelikli yönelimlerinin karşılıklı işlemlerde yerli para birimlerinin kullanımı olduğunu belirten Lavrov, “Geçen yıl haziran ve ekim ayında Çin ve Türkiye ile birlikte karşılıklı işlemler ve ödemelere yönelik gerekli anlaşmalar imzalandı. BRICS kapsamında, merkez bankaları tarafından, ilgili muhabir hesapların açılması konusunda anlaşmaya varıldı” dedi. Lavrov, açıklamalarına şu şekilde devam etti: “Karşılıklı işlemlerde dolara bağımlılıktan kaçınmayı, ABD’nin öngörülemez ekonomi politikaları ve Washington’ın doların statüsünü kullanmasına karşı objektif bir tepki olarak görüyoruz.”

2017 yılında ABD yatırımlarından ötürü ekonomik krizle boğuşan Rusya, 2018 yılında dönüşümün fitilini ateşledi. Amerikan dolarına bağımlı olmasından ötürü dış politikada hareket alanı sınırlanan Rusya, 2018 yılında merkez bankasındaki dolar rezervlerini altınla değiştirmeye başladı. Doların baskısını azaltmak amacıyla harekete geçen Rus Merkez Bankası başkanı Elvira Nabiulina 2018 yılında, 96 milyar dolarlık ABD tahvilinin 47 milyar dolarlık kısmını bir ay içinde elden çıkararak, merkez bankasının altın rezervine 20 ton altın ekleme yaparak elindeki toplam altın rezervini 1857 tona çıkardı.

Amerikan dolarının küresel hegemonyasına karşı pek çok ülkenin altına dönmesi ve ikili ticari ilişkilerde dolar yerine yerel para birimlerini kullanmaya başlaması birçok medya kuruluşunda yer buluyor. Nitekim Alman gazetesi Neu Zürcher Zeitung’da yayımlanan bir haberde Rusya, Çin ve Türkiye’nin dolar bağımlılığından kurtulmak için aktif olarak altın aldığına yer verildi. Haberde altına dönüşte Moskova’nın kendini yeni yaptırımlara karşı güvenceye almaya, Ankara’nın enflasyon sorununu çözmeye, Pekin’in de Yuan’ı küresel para birimi haline getirmeye çalıştığını belirtti.

 

YEREL PARA BİRİMLERİYLE TİCARET

Amerikan dolarının küresel piyasalardaki dalgalanmasından ötürü ticari ilişkilerde zarara uğrayan ülkeler bir taraftan yükselen enflasyonla mücadele ederken diğer taraftan da ABD’nin ekonomik operasyonlarına maruz kalıyor. Dolayısıyla bir an önce kendi ekonomik dinamiklerine göre ticari ilişkiler gerçekleştirmeyi arzu eden ülkeler böylelikle doların etkisinden kurtulmayı umuyor.

Yerel para birimleriyle ticaret gerçekleştirmeyi planlayan ülkeler arasında Türkiye de yer alıyor. Öyle ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2015 yılında İran’a gerçekleştirdiği ziyaretinde yerli para birimleri ile ticari ilişkiler gerçekleştirmenin sinyalini vermişti.

Amerikan dolarının baskısını son yıllarda ciddi oranda hisseden Türkiye, ticari ilişkilerde yerli para birimlerini kullanabilmek için çalışmalar yürütüyor. Nitekim 15 Ekim 2019 tarihinde Azerbaycan’a resmi temaslar için giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, döviz baskısının ekonomik bir silaha dönüştüğünü, "Bunun için ekonomilerimiz üzerindeki döviz baskısını azaltacak mekanizmaları devreye almalıyız. Yerel paralarla ticarete verdiğimiz önemin altını tekrar çizmek istiyorum" diyerek ortak para birimi ile ticaret talebini dile getirmişti.

Amerika Birleşik Devletleri, son 70 yıldır dünya üzerinde dolar endeksli bir hegemonya kurmuş durumda. Doları rezerv para birimine sokarak sarsılmaz gücünü daha da genişleten ABD’nin, kurduğu dolar imparatorluğundan çattırdılar yükseliyor. Rusya ve Çin’in girişimleriyle hızlana Amerikan dolarını terk etme süreci dünya piyasalarında domino etkisi yarattı ve pek çok ülke bu sürece dahil oldu.

Amerikan dolarının etkisini azaltmak için Türkiye ve Rusya’nın ardından pek çok ülke doları kesin olarak terk etme kararları alıyor ve yerel para birimleri ile ticari ilişkiler geliştirmeye başladı. Dolayısıyla yaklaşan tehlikenin farkında olan ABD müesses nizamı giderek daha da agresifleşiyor.