Dolar rezerv para olmayı sürdürebilecek mi?

ABD’nin 1972 yılında Bretton Woods anlaşmasıyla kabul ettiği; bir doların 0,888 gram altına denk olduğu sistemi, dönemin başkanı Nixon tarafından tek taraflı olarak terk ettiğini açıklamıştı. Bu tarihten itibaren dolar karşılıksız bir para konumuna gelmişti. Günümüzde ise keyfi yaptırımlarla ve ambargolarla iyice güvensiz hale gelen doların ek olarak ülke ekonomileri üzerinde adeta bir silah olarak kullanılması da ülkeleri farklı arayışlara iten konuların başında geliyor.

Dolar rezerv para olmayı sürdürebilecek mi?

UBS’in araştırmasına katılan 8 trilyon dolardan fazla bir parayı yöneten 80 adet merkez bankası yöneticisi, ABD dolarının gelecek 30 yılda global rezerv para birimi olma imtiyazını kaybedebileceğini ve yerini yuan ve euronun içinde bulunduğu bir kur havuzuna bırakabileceğini ifade ettiler.

Konu ile ilgili olarak başka bir raporda, Commerzbank Başekonomisti Jörg Kraemer, doların dünya para birimi olarak geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doların dünyadaki kilit para birimi statüsünün çökmeye başladığını ifade eden Kraemer, bunun kısmen, ABD dolarını sınır ötesi işlemler için daha az cazip hale getiren, 2000 yılı başından beri sürdürülen ABD yaptırım politikasından kaynaklandığını iddia etti. Bu yönelimin, ABD Başkanı Donald Trump’ın tek taraflı yaptırımlar yaklaşımını benimsemesiyle yoğunlaştığına dikkati çeken Kraemer, “Bu yönelimin, Avrupa ile giderek daha fazla arası bozulan Başkan Trump yönetimindeki ABD yaptırımlar politikası ile daha da güçlendirilebilir. Orta ve uzun vadede, bu daha güçlü bir euro/dolar döviz kuruna işaret ediyor.” ifadelerini kullandı.

Kramer açıklamalarının devamında şunları kaydetti: “Doların dünya rezerv para birimi olma statüsünün sonu mu? Bu, İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan beri bir çok kez gündeme getirilen bir sorudur. 1960'ların başlarında, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ABD para biriminin özel durumunu bitirmek istedi. Ve 2009'da, Rusya ve Çin'in başkanları, benzer bir girişimde bulundular, başarılı olamadılar. Ancak doların kriter para statüsü çöküyor.”

Kraemer, dolar karşısında dünya para birimi olma açısından euronun iyi bir alternatif olduğuna değinerek, “Kuşkusuz, dolar hala SWIFT1 aracılığıyla yürütülen sınır ötesi işlemlerin büyük bölümünü oluşturmaktadır. Ancak bu pay son yıllarda azaldı ve euro şimdi ciddi bir rakip. Euronun bu işlemlerdeki payı artık sadece dört puan geride kaldı.” değerlendirmesinde bulundu.

Euronun artan öneminin bir nedeninin, Euro Bölgesi borç krizinin sona ermesinin ardından daha cazip hale gelmesinin olabileceği öngörüsünde bulunan Kraemer, raporunda şu ifadelere yer verdi: “Ancak bu artış tek başına, doların dünyadaki para birimi olarak statüsünü tehdit etmek için yeterli olmayacaktır. Verimlilik açısından bakıldığında, uluslararası ticarette sadece bir işlem parasının olması mantıklı. Bu yüzden dolar, bu mevcut avantajı nedeniyle mantıken baskın döviz olarak kalabilir. Doların uluslararası finansal işlemlerdeki payının yine de düşmesi, dolara bağlı olumlu ağ etkilerini sıfırlayan bazı dezavantajlara işaret ediyor.”

Kraemer ayrıca euronun dünya ödeme işlemlerinde daha büyük bir statü kazanması durumunda talebin daha da artacağına dikkati çekerek, “ABD’nin aksine, en azından şu an Euro Bölgesi cari hesap fazlasına sahip. Bu, euronun sadece dolar karşısında değil, tüm para birimlerine karşı da kazanacağını gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.