Doğu Akdeniz ve Türkiye'deki rolü

Doğu Akdeniz coğrafyası, binlerce yıl Asya, Avrupa ve Afrika'yı birbirine bağlamış, dünya ticaretinin kalbi olmuştur. Birçok büyük medeniyet burada yıllarca varlığını sürdürmüştür.

Bölgedeki deniz ticareti Antik Çağ'da Fenikelilerle birlikte önemli bir boyuta taşınmıştır. Buradaki deniz ticareti, uzak medeniyetlerin birbirleriyle iletişime geçmelerini sağlamış, Akdeniz'de büyük devletlerin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bölgenin tarihine baktığımızda coğrafi keşifler ve güvenlik noksanlığı zaman zaman bölgedeki ticareti sekteye uğratmıştır. 1869 yılında Süveyş Kanalı'nın açılması ve Ortadoğu’da ciddi miktarda fosil yakıt rezervlerinin bulunmasıyla bölge deniz ulaştırmasının vazgeçilemez bir güzergâhı olarak aktif bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde bölge, sahip olduğu enerji kaynakları ile uluslararası siyasetin gündemindeki ağırlığını korumaktadır. Bölgedeki doğalgaz kaynakları pek çok devletin ilgisini çekmekte olup, küresel yeni bir rekabeti sağlamaktadır. Son dönemde ise bölgede Türkiye’yi denklemin dışına itmeye çalışan girişimlerin arttığı görülmektedir.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yanlarına İsrail ve Mısır'ı alarak bölgede blok oluşturmaktadır. Bu ülkelere ek olarak İtalya, Ürdün ve Filistin’in katılımıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun kurulmuş olması ortaya çıkan bu bloğu gözler önüne sermektedir. Suriye'de yaşanan karışıklıkların son bulması Doğu Akdeniz'in önemini arttırmıştır. Savaş döneminde ortaya çıkan belirsizlik bölgedeki enerji yatırımlarını büyük ölçüde yavaşlatmıştır. 

Suriye'de kurulacak olan yeni düzen ev güç dağılımı bu bölgedeki enerji kaynaklarının nasıl paylaşılacağını belirleyecektir. Bu sebeple Suriye'de pek çok aktör sonucu kendi çıkarlarına uygun şekilde bitirmeye çabalamaktadır. Kısacası, Doğu Akdeniz’deki enerji meseleleriyle Suriye’deki savaşı birbirinden ayrı ele almak kolay değildir.

Doğu Akdeniz Türkiye açısından son derece kritik bir sorun teşkil eder. Çünkü Suriye’deki kriz, Türkiye’nin güneyinde Akdeniz’e dek uzanan bir terör koridoru oluşması riskini ortaya çıkarmıştır. Türkiye, son yıllarda izlediği politikalar ile bu risklerin önüne geçmiştir. Doğu Akdeniz Kıbrıs sorunu bağlamında büyük önem taşımaktadır. Kıbrıs Türk halkının çıkarlarının korunması Türkiye’nin önceliklerinden biridir. Türkiye’nin uzun yıllardır temel dış politika sorunlarından biri olan Kıbrıs sorunu halen çözümsüz bir vaziyettedir ve yaşanan gelişmeler çözüm için herhangi bir umut doğurmamaktadır.

Doğu Akdeniz bölgesi son dönemlerde hidrokarbon rezervleri ile gündemde büyük yer edinmekte. Uluslararası enerji şirketleri tarafından bölgede birçok doğalgaz sahası keşfedilmiştir. Bunlar arasında en çok göze çarpanlar ise Tamar, Leviathan (İsrail), Afrodit (GKRY) ve Zohr (Mısır) rezervleridir. Bölgedeki rezervler çevrenin mevcut enerji potansiyelini artırırken çevresindeki enerji talebi yüksek ülkelere de yeni imkanlar sunmaktadır. Başta AB ülkeleri olmak üzere, enerji kaynağı az olan ülkeler büyük çapta talep oluşturmaktadır. 

Bölgedeki doğalgazın enerji talebi yüksek ülkelere ihraç edilmesi konusunda birçok proje oluşturulmaktadır. Projelerin başında ise Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı projesi ve Türkiye güzergahı yer almaktadır. Bu projelerden ilki AB, Yunanistan, GKRY ve İsrail tarafından desteklenmekte iken Türkiye’nin bugüne kadar hayata geçirdiği ve çalışmalarını devam ettirdiği büyük projeleri, mevcut altyapısı ve coğrafi konumu ile en uygun güzergah olduğu gerçeği gün geçtikçe daha fazla karar alıcı tarafından kabul edilmektedir. Türkiye’nin içinde yer alacağı bu projenin hem rezerv sahibi ülkeler hem de enerji talep eden ülkeler için kazan-kazan durumu ortaya çıkarma potansiyeli vardır.