Dijital çağ başlıyor... Nasıl bir gelecek bizi bekliyor?

Dünya Sağlık Örgütü’nün Covid-19 olarak isimlendirdiği ve pandemi ilan ettiği koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına alırken, dijital çağa geçiş süreci de bir hayli hızlandı. Bu süreçte dünyanın büyük bölümünün nasıl internete bağımlı hale getirildiği ve ülkeler arasındaki adaletsizliğin nasıl derinleşeceğini sizler için analiz ettik. Dijital çağ ile ilgili merak edilen tüm detaylar haberimizde…

Birleşmiş Miletler’e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 olarak isimlendirdiği ve pandemi ilan ettiği koronavirüs salgını, kısa süre içinde tüm dünyayı etkisi altına aldı. Virüsün oldukça kısa süre içinde küresel bir salgına dönüşmesi, dijitalleşme çağına geçişi bir hayli hızlandırdı. Birden bire dünyanın dört bir yanındaki insanlar evlerine kapatıldı, ofise gitmek yerine çalışmalarını evden yürütmeye başlayan bireyler alışverişlerinin büyük bölümünü internetten yapmaya başladı.

İBADETLER EVE TAŞINDI

Dijitalleşmeye geçiş döneminde yaşanan en önemli husus ise, hiç şüphesiz ibadetlerin eve taşınması oldu. Uzun yıllardır dijital hayata geçiş planları yapıldığını biliyorduk ancak bu sürecin böylesine hızlı olabileceği kimsenin aklına gelmezdi. Koronavirüs gibi bir salgın ortaya hiç çıkmasaydı, inançlı insanları Mekke’ye gitmemeye, Vatikan’ı ziyaret etmemeye, Cuma namazını camide kılmamaya kimse ikna edemezdi.

ONLİNE ALIŞVERİŞ ARTTI,  NAKİT PARA KULLANIMI AZALDI

Oldukça kısa süre içinde yaşanan tüm bu gelişmeler dikkate alındığında, koronavirüsün yanı sıra aynı zamanda bir dijital salgın yaşandığını da söyleyebiliriz. Hızlı yaşanan tüm bu süreç, dijital çağa geçişin başladığını gösteren emarelerle dolu.

Seyircisiz yapılan spor müsabakalarından online alışverişe, kripto paralara olan ilginin en üst seviyelere ulaşmasından nakit kullanmanın düşmesine kadar bir çok sebep sıralanabilir. Ancak bu süreçte göze çarpan en önemli husus şüphesiz, kişilerin birbirlerinden uzaklaşarak kendi izolasyonunu sağlayarak mobil hayata yönelmiş olması. Bu süreçte insanlar birbirleriyle görüşmeyi, temas etmeyi minimum seviyeye indirdi ve neredeyse tüm görüşmelerini internet aracılığıyla yapmaya başladı.

SOSYAL AKTİVİTELER VE HASTA GÖRÜŞMELERİ ONLİNE YAPILMAYA BAŞLANDI

Ayrıca insanların bir araya geldiği okul, cafe, bar ve restoranların kapatılmasıyla da tüm sosyal aktiviteler bir anda eve taşındı. Bu süreçte evde vakit geçirmenin tadını çıkartan bireyler online müze ziyaretleri ve sanal gezi turları yapmaya başladı. Öğrencilerin derslerini internet üzerinden takip etmesi, doktorların hastalarıyla telefon aracılığıyla görüşmesi, dijital teknolojilerin insanlar tarafından eşi benzeri görülmemiş bir şekilde benimsendiğini gözler önüne serdi.

SANAL ZİRVE DÖNEMİNE GEÇİLDİ

İlk kez Çin’in Wuhan kentinde görülen koronavirüs salgınıyla mücadelelerini sürdüren devlet liderleri de, dijital çağa beklenenden daha çabuk adapte oldu. Yaklaşık 4 ay öncesine kadar günler, haftalar ve hatta aylar öncesinden programlarını ayarlayarak bir araya gelen liderler, koronavirüs salgını süresince tüm görüşmelerini istisnasız video konferans yoluyla yapmaya başladı.

Şüphesiz bu süreç, koronavirüsün ardından da devam edecek. Bunun bir kanıtı da, ABD Başkanı Donald Trump'ın, önümüzdeki Haziran ayında ABD'de düzenlenmesi planlanan G-7 Liderler Zirvesi'nin video konferans yoluyla gerçekleştirileceğinin bildirilmiş olması.

'DERİN DİJİTAL' ÜLKELER ARASI UÇURUMU DERİNLEŞTİRECEK

Salgın süresince dünyanın dört bir yanındaki toplumlar, farkında olmadan da olsa internete bağımlı hale geldi. Ancak bu süreçte ülkeler arası adaletsizlikte derinleştirdi. Bazı ülkeler virüsün yayılımını kontrol etmek için bile akıllı telefon uygulamaları geliştirildi. Ancak uzmanlar, dijital platformlara olan bu artan bağımlılığın, teknolojiye sahip olan ve olmayan ülkeler arasında derin bir ayrışmayı ortaya çıkaracağı görüşünde.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCRAD) verilerine göre dünya nüfusunun yarıdan fazlasının internet bağlantısı var. Ancak az gelişmiş ülkelerde her beş kişiden yalnızca biri interneti kullanabiliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde, video-konferans uygulamaları, sanal sınıflar ve internet alışveriş siteleri gibi dijital araçlar kullanılsa da internete erişimin daha düşük olduğu, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde bunlar kolay ulaşılabilir imkanlar değil. Bu kapsamda bir değerlendirme yapmak gerekirse, ülkeler arasındaki uçurumun bir kez daha derinleşeceğini söylemek mümkün.