Bir robota aşık olup onunla evlenmek mümkün olabilir mi?

ABD'li araştırmacılar, yapay zekaya sahip seks robotlarının bireyler ve toplum üzerinde psikolojik ve ahlaki açıdan tehdit oluşturduğu uyarısını yaptılar. Önümüzdeki dönemlerde insanlarla ayırt edilemeyecek seks robotları bireyler ve toplumlar üzerinde ne gibi etkilere yol açabilir? Dijiseksüel nedir? Geleceğin cinsel yönelimi Dijiseksüelik mi olacak?

BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Duke Üniversitesi'nden Dr. Christine Hendren, bazı seks robotlarının karşı koyma programları olduğunu, böylece robotların sahiplerinin tecavüz senaryosu yaratabildiklerini söylerek, ”Bazı robotlar da çocuk görünümünde tasarlanıyor. Bunlardan birinin geliştiricisi olan ve pedofil olduğunu açıklamış Japon bir adam, bunun gerçek bir çocuğa zarar vermesinin önüne geçen önleyici bir araç olduğunu savunuyor. Ama bu öte yandan ortadan kaldırılması gereken bu tür davranışları normalleştirmiyor mu?” ifadelerini kullandı.

Bilim insanları bu alandaki teknolojinin düzenleme olmaksızın ilerlediğini, bunun nedeninin ise düzenleyici kurumların bu konuya girmekten utanması olduğunu söyledi ve yetkilileri harekete geçmeye davet etti. Bilim insanları, evlilik yasalsa ve kimseye zarar vermiyorsa önünde de bir engel olmaması gerektiğini savunuyorlar. Emory Üniversitesi hukuk fakültesinden Mark Golfeder ve robotik bölümünde yüksek lisans yapan Joseph Reisin, 2015 yılında şu soruya yanıt aradı: Hangi koşullar altında bir robotla nikâh kıyılabilir? Bunun cevabı ise, robotun bir birey olarak kabul edilip edilemeyeceğiydi.

Peki, son zamanlarda sıkça kullanılan Dijiseksüel ne anlama geliyor? Seks robotları insanların cinsel hayatında yeni bir dönem mi açacak mı? Robota aşık olup evlenmek mümkün olabilir mi?

YENİ CİNSEL YÖNELİM: DİJİSEKSÜELLİK

Evliliğin temel esası, tarafların karşılıklı rızasına dayanması olarak görülür. Robotlar bir ‘gerçek kişi’ olarak kabul edilecekse, bu durumda evlilik sözleşmesi hakkındaki rızaların da belirtilmesi gerekir. Fakat bu da birçok soruyu beraberinde getiriyor. Yasal tarafı bir yana  yapay zeka evliliğin esaslarını gereğince idrak edebilecek mi?

Bilim insanları, evlilik yasalsa ve kimseye zarar vermiyorsa önünde de bir engel olmaması gerektiğini savunuyor. Emory Üniversitesi hukuk fakültesinden Mark Golfeder ve robotik bölümünde yüksek lisans yapan Joseph Reisin, 2015 yılında şu soruya yanıt aradı: Hangi koşullar altında bir robotla nikâh kıyılabilir? Cevabı ise, robotun bir birey olarak kabul edilip edilemeyeceğine dayanıyordu.

Jiajia Zheng isimli Çinli bir yapay zeka uzmanı, kendi yaptığı robotla resmi olmayan bir nikah kıydı.

 

ÇİNLİ YAPAY ZEKA UZMANI YAPTIĞI ROBOTLA EVLENDİ

Bilgisayara karşı oynanabilen satranç oyununu kodlamış olan İngiliz yapan zeka uzmanı David Levy; 2007 yılında yayınladığı ‘Robotlarla Aşk ve Seks’ isimli kitabında, 2050 yılında robotlarla ilk evliliğin yapılabileceğini öngörüyor. 2012 yılında Seattle’da, Angela Marie Vogel ve bir heykel arasında bir evlilik gerçekleşmişti. Evlilik kısa sürede iptal edilmiş olsa da, bu alanda bir ilk yaşanmış oldu. 2016 yılında Lilly isminde bir Fransız kadın, 3D yazıcı vasıtasıyla üretilen InMoovator isimli robotuna aşık olduğunu ve onunla evlenmek istediğini açıkladı. Bundan bir sene sonra ise Jiajia Zheng isimli Çinli bir yapay zeka uzmanı, kendi yaptığı robotla resmi olmayan bir nikah kıydı. Yapılan açıklamalara göre genç adam, kendisine uygun bir kadın bulacağından umudu kesmiş ve ailesinin baskılarından da usanmıştı. Bu sebeple robotuyla dini bir evlilik töreni düzenleyerek ailesini ve arkadaşlarını da davet etti.

İNSANLAR EMPATİ YETENEĞİNİ KAYBEDEBİLİR

Kâr amacı gütmeyen ‘Robotik Sorumluluk’ kuruluşu, 2017 yılında Londra’daki Bilimsel Basın Merkezi’nde ‘Robotlarla Cinsel Geceleğimiz’ başlıklı bir basın toplantısı düzenlemişti. Uzmanlar, bilim insanları ve yazarlar; yakın gelecekte robotlarla cinsel birliktelik kurulabileceği ve bunun da insanlığı öngörülemez seviyede etkileyeceğine ikna oldular. Toplantıda, seks robotu piyasasının gelişiminin toplumun yalnızlaşmasına yol açabileceğine değinilmişti. Fakat robot imalatçıları, bu gelişmenin tam aksine insanları yalnızlıktan kurtaracağını savundular.

Seks robotlarına karşı 2015 yılında yürütülen bir protestoda, bu tür bir otomatizm ortamı yaratmadan evvel ahlaki kaygıların göz önünde buldurulması gerektiği savunuldu. Eylemciler bu sektörü, insanlık için büyük bir tehlike olarak gördü. Bu gelişme sonucunda toplumsal eşitsizlik, kıtlık ve şiddetin artacağı; insanların birbirleriyle empati kurma yetilerinin ise köreleceği düşünülüyor.

DİJİSEKSÜELLİK NEDİR?

Manitoba Üniversitesi’nden Kanadalı filozof Neil Macarthur ve Nevada Üniversitesi’nden Amerikan psikolog Mark Twist, yeni gelişen bir dizi toplumsal olgu üzerine çalışıyor. Cinsel davranışlarını teknoloji ile destekleyen insanlar robotlarla birliktelik kurmayı tercih ediyor. Bu tür insanlara ‘dijiseksüel‘ deniliyor. Bunun yanı sıra, medyada ‘roboseksüel’ ifadesi de kullanılmakta.

Bilim insanları, dijital cinselliği iki farklı kategoriye ayırıyor. Bunlardan ilki; insanların birbirleriyle iletişim kurmasına aracılık eden program, site, uygulama ve cihazlar. Bunlar aracılığıyla insanlar, flörtleşmek, görüntülü konuşmak ve sanal seks avatarları içeren oyunlar oynamak gibi birçok imkâna sahip oluyor. Bu kategoride teknoloji, yalnızca iki gerçek insanı birbiriyle buluşturan bir araç görevi görüyor. ikinci kategoride durum çok daha farklı. Sanal gerçeklik gözlükleri ve seks robotları işi çok daha ileri bir boyuta taşıyabilir zira insanların cinsel gereksinimleri karşılamak için gerçek bir partnere ihtiyaçları yok. Gelişmekte olan bu sektör, gerçek insanlar arasındaki ilişkilerin pabucunu dama atmaya hazırlanıyor. Üstelik MacArthur ve Twist, bunun çok da uzak olmadığını düşünüyor. Araştırmacılar dijital cinselliğin kaderini henüz tam manasıyla öngöremiyor. Robot partnerler yalnızca seks oyuncağı ve fetiş olarak da kalabilirler. Zira toplumun tutumu hala pek olumlu değil. Doktorlar roboseksüelliğin ne anlama geldiğine dair henüz bilinçli değil, ancak bu durum gelecek yıllarda değişebilir.

Digiseksüellikle ilgili independent.co.uk’de yer alan bilgileri göre, "Dijiseksüelliği nasıl tanımlamalı ve anlamalıyız?" Yapılan araştırmalara göre dijiseksüellik iki anlamda da sık sık kullanılabiliyor.

2050 YILINDA MAKİNELERLE DAHA ÇOK SEKS YAPILACAK

Birincisi seks ve ilişkilerde kullanılan ileri teknolojiler, yani seks robotlarından tutun da Tinder gibi uygulamalar dahil olmak üzere her şey. İkinci anlamı ise, cinsel arzuları için insan olan bir partnere bağlı kalmadan, bir anlamda 'teknoloji ile seks yapmayı arzulayan birey' olarak tanımlanabilir. Dijiseksüel bireyin tercih ettiği bu seks teknolojilerinin arasında seks robotları, arttırılmış gerçeklik ya da yapay zeka uygulamaları var. Günümüzdeki porno sektörünü baz alan bazı araştırmalara göre 2030 yılına kadar, çoğu insanın evinde sanal gerçeklikle seks mümkün olacak. İçinde bulunduğumuz yüzyılda, dijiseksüel tanımına uyan ve bunu bir mecburiyet değil bir tercih olarak benimsemiş birçok kişi zaten var. Bir başka şaşırtıcı öngörü ise 2050 yılında insanların, insandan daha çok makinelerle seks yapacak olması.

Yüksek teknolojiyle donatılmış seks robotu Samantha

 

SEKS HAYATIMIZIN BÜYÜK KISMI MEKANİK OLACAK

Araştırmacıların teorisine göre, seks hayatımızın büyük bir kısmı mekanik hale gelecek, hatta insanlar gerçek ilişkiler ve sanal gerçeklik içeren seksi birbirinden ayırır hale gelecek. Yani bir bakıma tıpkı akıllı telefonların hayatımıza girişinden sonraki beklemediğimiz evrimimiz gibi, aşk ve cinsellik hayatımızda da büyük değişiklikler olabilecek. RealDoll gibi firmaların daha da gerçekçi robotlar üretiyor olması, sanal gerçekliğin da hızla gelişmesine yol açıyor.

ROBOTLARLA EVLİLİK YAYGINLAŞABİLİR

İşte bu yüzden de, gelecekte robotlarla evlilik bile daha yaygın hale gelebilir. Örneğin Japon Akihiko Kondo, 3 boyutlu holograma aşık olduğunu ve onunla evli olduğunu iddia ediyor. Ayrıca başkalarının da bu hakkı elde edebilmesi için de hukuki mücadele vereceğini söylüyor. Kondo'ya göre bir robot asla yaşlanmaz, sadakatsiz davranmaz, her zaman ona istediklerini verir.  Seksbot adı verilen bu yapay zekalı teknoloji ürünleri belki de sadece hali hazırda satışta olan şişme bebeklerin daha zeki versiyonlarıdır?

BİR ROBOTLA AŞK YAŞANABİLİR Mİ?

Dijiseksüellik gerçek bir kavram olabilir mi? Bir insan günün birinde bir robotla seksin ötesinde aşk yaşayabilir mi? MIT'den profesör Sherry Turkle konu hakkında birçok araştırma yapmaya devam ediyor. Ona göre bu tür yapay eserler, insana cevap verebildiği sürece böyle ilişkilerin oluşması çok normal. Sanal gerçeklik araştırmacısı Sylvia Xueni Pan, 2016 Aralık ayında katıldığı Sanal Gelecekler Forum'unda şöyle açıkladı: "Eğer sanal gerçeklik içinde yaşanan durumlar ve olaylar, sizin hareketleriniz ile ilintili ise ve kişisel olarak bağ kurabiliyorsanız, bu olaylara gerçekmiş gibi tepki veriyorsunuz.” İşte sanal gerçeklik insan doğasına uygun cinsel veya romantik ilişkiler yaratmaya var olduğu sürece, robotlarla seks, romantizm ve evliliğin olması gayet mümkün. Robotlarla ilişki kurmadaki bir başka sorun da insan ilişkilerindeki fiziksel sıcaklığın bulunup bulunamaması.

UZUN SÜRE KARMAŞANIN İÇİNDE KALACAK

Toplumsal seviyede kabullenmemesi, seks robotlarının geleceği ya da insan etkileşimindeki risklerinin yanı sıra, insani ilişkilerde aranan sıcaklık da büyük bir tartışma konusu. Teknoloji bunun da üstesinde gelme konusunda ilginç adımlar atmaya devam ediyor. Yeni geliştirilen birçok seks robotu, vücut ısısı kontrolü gibi oldukça gerçekçi özellikler ile donatılmış durumda. Birçok uzmana göre, tıpkı diğer birçok marjinal cinsel kimliğin toplumsal önyargıyla karşılaştığı gibi 'dijiseksüellik' de uzun süre bu karmaşanın içinde kalacak. Independent.co.uk yazarları Neil McArthur ve Markie Twist geçmişte toplumsal olarak yaptığımız bu hataya bir daha düşmememiz gerektiğini savunuyorlar.

SEKS ROBOTU GENELEVLERİ YAYGINLAŞIYOR

Bu görüşlerini ise şu sözlerle anlatıyorlar, ”Geçmişte gayler, lezbiyenler, biseksüeller, bilinçli şekilde çok partnerli olmayı seçenler, BDSM, sado-mazoşizm gibi olaylara ilgi duyan insanlara hep leke sürüldü. Zaman geçtikçe cinsel kimliklerdeki çeşitlilik kabul görmeye başladı. Bu anlayışı 'dijiseksüellere' karşı da göstermek gerekiyor.” Bu teknoloji şimdilik evde kullanım için daha varlıklı bireyler için uygun diyebiliriz. Bu yüzden de giderek sık görülen seks robotu genelevleri yaygınlaşıyor. Meraklıları yeni açılan seks robotu genelevlerinde saati 150 dolar karşılığında dijiseksüelliğini tatmin edebiliyorlar.

HIZLA ARTMAYA DEVAM EDECEK

Toplumsal tartışmalar sürerken seks-bot geliştiricileri daha fazla hisseden, daha fazla iletişim kurabilen ve daha insansı robotlar üretmeye devam ediyor. Harmony 2.0 adlı robot, İskoç aksanı ile konuşuyor ve seksi, utangaç, eğlenceli ya da sinirli de dahil 18 karakter özelliği yüklenmiş olarak satın alınabiliyor. Seks-bot üreticisi Abyss Creations şirketinin CEO'su Matt McMullen şöyle anlatmış; "İnsanların sadece robota değil, içindeki karaktere karşı da bir duygusal bağ kurmasını, bu varlık için sevgi duymasını istiyorum.” Kimi akademisyenlere göre yapay zekanın kendisi büyük tartışma yaratacak hatta toplumsal paniğe yol açabilecek bir konu olsa da, kaçınılmaz gelişmeler hızla artmaya devam edecek gibi duruyor.

Sonuçta, sanal gerçeklik üzerinde oluşan bir kimlik olan diğer adı ile yeni cinsel kimlik oluşumu Dijiseksüellik. Sanal gerçekliğin artması, yapay zekanın gelişmesi ile birlikte teknoloji ürünleri ile birlikte cinsel deneyimlerde de değişkenlik göstermeye başladı. Yapılan çalışmalara göre ise insan beyni sanal gerçekliği akla yatkın olarak algılayarak tepki veriyor. Tekknoloji alanında yaşanan bu değişim ile birlikte kişilerin cinsel hayatında değişkenlikler oluşmaya başladı. Bununla birlikte artık teknoloji daha fazla cinsel alan içinde yer almaya başladı. Teknoloji bu kadar gelişmeden önce cinsel yaşamda kullanılan şişme mankenler ve benzeri ürünler sexshoplarda satılıyordu. Ancak yeni teknoloji ve yapay zekanın hızla gelişimi birçok değişime neden oldu. Buna Tinder, Snapchat, Skype vb gibi uygulamalar örnek verilebilir. Günümüzde bu uygulamalar üzerinden evlenen çiftler var. Evliliklerin nasıl gittiği ayrı bir tartışma konusu. İkinci dalga olarak adlandırılan seks robotları, sanal gerçeklik ortamları, ya da geri bildirimsel teknolojiler bireylerin cinsel kimliklerini nasıl gördüğü yönünde de değişikliklere yol açıyor. Seks robotları, özellikle yapay zeka teknolojisinin yavaş gelişmesi nedeniyle henüz gelişmiş değil. Ancak sanal gerçeklik ve yapay zekanın hızla ilerdiğini düşünürsek robotlarda yaşanacak değişimi tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek. Bu sebeple seks endüstrisinde zaten pornonun pasif olarak izlenmesinin ötesine geçen şekillerde kullanılıyor. Sanal gerçeklik teknolojileri dokunsal geribildirim cihazları ile  birleşerek çok oyunculu ortamlarla birlikçe gerçek dünyada muhtemelen asla sahip olamayacakları deneyimleri sunuyor. Beyin ise bu duruma gerçekmiş gibi bir tepki veriyor. Bu durum bireylerin ruhsal problemler yaşmasına ve toplmsal manada ahlaki çöküntülere sebebiyet verebilir.