DEVA ve Gelecek siyaseti nasıl etkiler?

AK Parti içerisinden Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın yeni siyasi yol haritası çizmesi ile iki yeni parti kurulmuş oldu ve bu iki yeni oluşumun seçimlerde nasıl bir oy potansiyeli olduğu tartışmaları yapılmaya başlandı. İttifakların zorunlu olduğu bu siyasi konjonktürde Türkiye’yi 18 yıldır yöneten AK Parti’den iki oluşum resmen kurulmuş oldu. DEVA ve Gelecek partileri siyasi geleceği ve ittifakları nasıl etkiler? Türkiye’yi sistem değişikliğine götürebilirler mi? İşte analiz haberimiz...

Türkiye siyaseti son günlerde yine epey çalkantılı geçiyor. Dış politikada yaşanan dalgalanmalar devam ederken iç siyasetteki tartışmalar da gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Suriye meselesi, Mülteciler, Rusya ile yaşanan gerilim, NATO ve AB ile yakın zamanda yaşanan diyaloglar son 15 günün en önemli gündem maddeleri. Dış politikada bu ana başlıklar gündemi meşgul ediyorken, AK Parti'nin kurucuları arasında yer alan eski ekonomi bakanı Ali Babacan uzun zamandır beklenen partisini de resmen kamuoyuna duyurdu: Demokrasi ve Atılım Partisi’ (DEVA)

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da geçtiğimiz aylarda Gelecek Partisi'ni ilan etmiş ve AK Parti'ye sert eleştiriler getirdiği bir basın toplantısı düzenlemişti.

AK PARTİ VE MHP TABANINA HİTAP EDECEK BİR PARTİ GÖRÜNÜMÜ ORTAYA KOYUYOR

AK Parti içerisinden Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın yeni siyasi yol haritası çizmesi ile iki yeni parti kurulmuş oldu ve bu iki yeni oluşumun seçimlerde nasıl bir oy potansiyeli olduğu tartışmaları yapılmaya başlandı. Gelecek Partisi; Ahmet Davutoğlu'nun gerek basın açıklamalarına gerekse partinin kurucular kurulu listesindeki isimlerin söylemlerine bakıldığında AK Parti ve MHP tabanına hitap edecek bir parti görünümü ortaya koyuyor. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü vurgusu ile beraber Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden yeniden parlamenter sisteme geçiş yapılması yönündeki fikirlerini de açıkça beyan ediyorlar. Metropoll Araştırma Şirketi'nin Ocak 2020'de yaptığı anket çalışmasında Davutoğlu'nun Gelecek partisinin yüzde 1,2'lik bir oy potansiyeli olduğu belirtildi. Tabi bu anket parti çalışmalarının başında yapıldı ve sonraki gelişmeler ışığında yeni bir anket henüz kamuoyu ile paylaşılmadı. Yine aynı ankette Ali Babacan'ın oy oranı ise yüzde 0,8 olarak açıklandı. Ali Babacan'ın anketlerde Davutoğlu'nun partisinden daha gerilerde olması ise, iki ismin söylem farklılıklarında yatıyor. Davutoğlu hedef kitlesine merkez sağ oylarını yerleştirdi ve Devlet Bahçeli'den rahatsız olan milliyetçilere de son dönemdeki gelişmelere eleştiri getiren AK Parti seçmenine de hitap edebilme başarısı gösteriyor.

ALİ BABACAN DAHA DEMOKRAT VE LİDERAL SÖYLEMLERLE İLERLİYOR

Ali Babacan ise daha demokrat ve liberal söylemler ile ilerlemeye çalışıyor. Burada CHP tabanını da etkileyip arkasına alma planı yapıyor Babacan fakat Türkiye'deki kutuplaşma ikliminde CHP tabanından sapma beklemek de pek olanaklı görünmüyor. Bunu Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde de örnekledik. Abdullah Gül'ün çatı aday olma tartışmalarına CHP tabanı çok sert tepki göstermişti. Aynı tepkileri Ali Babacan için de getirmeye başlamaları, Babacan'ın alanını daraltan bir faktör.

Babacan, memnuniyetsiz olan ara seçmenlerin oyuna hitap ederken bunun yüzdelik dilimde karşılığı muğlak bir durum. Bu Babacan'ın en büyük handikapı olarak gözüküyor. Ahmet Davutoğlu ise söylem olarak demokrasi ve şeffaflık kavramlarını çok fazla kullanarak, milliyetçi-muhafazakar duruşundan ödün vermediği imajını da tazeliyor. Bu durum Davutoğlu'nun söylem ve manevra alanını daha kolaylaştıran bir faktör...

AK PARTİ MHP'YE DAHA MECBUR OLACAK: BU DA BAHÇELİ'NİN İSTEDİĞİ BİR DURUM

Davutoğlu ve Babacan'ın partilerinin her ne kadar oy oranları çok fazla tahmin edilemese de Cumhurbaşkanı Erdoğan bu partilere direkt olmasa da eleştirilerini getiriyor. Erdoğan sık sık yolunu kaybedenler ifadesini kullanıyor ve bu iki isme eleştirilerini bu 'yolunu kaybedenler' kavramı üzerinden yükleniyor. Parti tabanının kopuşlar olmayacağına inansa da yine de bu gelişmeler Erdoğan'ı MHP ile daha yakın olmaya itebilir. Bahçeli'nin AK Parti üzerinde giderek artan gücü de bu durumda daha da pekişmiş olacaktır. Yakın zamanda İYİ Parti'de yaşanan istifalar ve parti yönetimine gösterilen tepkilerden sonra Bahçeli, "İYİ Parti iyi günde olsunlar tahriklere kapılmasınlar" açıklaması yaparak bazı çevreler tarafından dillenen 'İYİ Parti Cumhur İttifakı'na geçecek' iddialara karşı 'MHP önlem almaya çalışıyor' yorumlarına neden olmuştu. Nitekim İYİ Parti'den istifa eden Antalya Milletvekili Tuba Varol Çokal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın rozet takması ile birlikte AK Parti'ye geçmişti. MHP'nin iktidar ortağı olarak kalabilmesi için AK Parti'nin kan kaybetmesine ve muhalefetten destek almaması gerektiğnin Bahçeli çok farkında. Bütün bu dengeler düşünüldüğünde yeni partiler, iki ittifakı da etkileyebileceği gibi farklı bir ittifakla bütün hesapları alt üst edebilir.