Uluslararası sistem dönüşüyor

Son on yılda ABD ve Çin arasında patlak veren küresel liderlik mücadelesi diğer ülkeleri de içine çekmeye başladı. Ülkeler kendilerini taraf seçmek zorunda hissederken, denge politikasını uygulamak giderek zorlaşıyor. Denge politikasını zorlaştıran unsurlar neler? Ülkeler politika belirleme konusunda neden zorlanıyor? Dış politikada belirsizliğe neden olan unsurlar neler?

Soğuk Savaş sonrasında dünya ABD merkezli tek kutlu bir düzene geçti. Fakat 2000’li yılardan itibaren ABD’nin tek kutuplu düzeni Rusya’nın yükselişi ile bozuldu. İlerleyen süreçlerde Çin’in küresel arenada boy göstermeye başlaması uluslararası sistemde çok kutulu düzenin kapılarını araladı. Dünya çok kutuplu düzene ayak uydurmak için belirli politikalar geliştirirken, en çok kullanılan politika “Denge Politikası” oldu. Zira çok kutuplu uluslararası sistem içerisinde ülkelerin gereksinimlerini karşılayan en iyi politikaların başında denge politikası geliyor. Fakat son dönemlerde söz konusu politikanın uygulanması giderek zorlaştı.

ABD-ÇİN KÜRESEL LİDERLİK İÇİN SAVAŞIYOR

Çin ekonomisinin son 20 yılda dünyanın en ikinci ekonomisi konumuna yükseldi. Ekonomi büyürken Pekin yönetiminin ekonomik gelirlerini küresel nüfuz oluşturmak için etkili bir şekilde kullanmaya başlaması Washington’ı rahatsız etti. Bu kapsamda Barack Obama döneminde Afrika ve Orta Doğu’dan ABD askerlerini çekme kararı, Donald Trump döneminde devam etti. Fakat Trump dönemde Çin ile ekonomik, teknolojik alanlarda cepheler açıldı. İki ülke arasındaki mücadele her geçen gün kızışırken, ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden döneminde nasıl bir yol izleneceği henüz kesinlik kazanmadı.

DENGE POLİTİKASI ZORLAŞIYOR MU?

Beyaz Saray’da Trump’ın koltuğunu Biden’a devretmesiyle ABD ve Çin’in küresel liderlik için daha sert araçlar ve yöntemler kullanabileceği gündeme geldi. Bu tür bir kapışmada bütün ülkeler pozisyon almaya zorlanacak. Fakat kendi çıkarları için denge politikası uygulayan ülkeler taraf seçmek zorunda kalacak. Ya da denge politikasının farklı varyasyonlarını uygulamak zorunda kalacak. Zira bu noktada iki ülkenin de 3’üncü taraf ülkeler üzerindeki nüfuzu denge politikasının her şekilde uygulanmasını zorun kılıyor. Görünen noktada orta büyüklükteki ülkelerin politikalarından belirsizlik var.

Orta büyüklükteki ülkelerin politikalarında belirsizliğe neden olacak unsurlar;

1-ABD’nin baskısı: 1990’lı yıllardan beri dünyayı ‘güvelik’ altında etkisi altına alan ABD, bu dönemde pek çok ülkeye nüfuz etmeyi başardı. Gerek ekonomik unsurlar gerek askeri unsurlar olsun, pek çok ülke ABD’ye bağımlı hale geldi. Dolayısıyla son 30 yıldır ABD ile iyi ilişkiler kurmuş olan ülkeler Washington ve Pekin arasında bir denge politikasını uygulamakta zorlanacaktır. Zira ABD, 9/11 Eylül sonrasında uluslararası kamuoyuna duyurduğu gibi “ya benimlesinizdir ya da düşmanımsınızdır” söylemini Çin’e karşı da kullanabilir.

2-Askeri unsurlar: Soğuk Savaş döneminde Komünizm’in yayılmasına karşı güvenlik şemsiyesi oluşturan ABD, bu bağlamda dünyanın pek çok noktasında askeri üssler açtı ve askeri üslerin bulunduğu ülkeleri etkisi altına aldı. Zamanla söz konusu ülkeleri askeri teçhizat tedariki noktasında ABD’ye bağımlı hale gelirken, ABD ile aynı politik çizgiyi de izlemek zorunda kaldı. Dolayısıyla ABD-Çin arasındaki mücadele Washington’ın etkisinin Pekin’e oranla daha fazla olduğunu dile getirmek yanlış olmaz. Zira Çin askerî açıdan ABD kadar yayılmış değil.

3-Ekonomi ve Ticari ilişkiler: Bir tarafta dünyanın en büyük ihracatçılarından biri diğer tarafta ise dünyanın en büyük servis sağlayıcılarından biri. İki durumda da orta büyüklükteki ülkeler politika belirleme, ABD-Çin’in mücadelesinde taraf seçme ya da denge siyaseti uygulama konusunda ekonomi ve ticari ilişkiler açısından belirsizlikle karşılaşacak. 

4-Güvenlik kaygıları: Diğer 3 unsurun yanında güvenlik de belirleyici rol oynayan etkenlerden. Zira dünyanın pek çok noktasında özellikle Avrupa ve Orta Doğu olmak üzere ABD, pek çok ülkeye güvenlik konusunda destek sağlıyor.

Dünyanın iki kutuplu sisteme kaymaya başlaması denge politikasının uygulanmasını zorlaştıracağı kesindir. Fakat ABD-Çin küresel liderlik mücadelesi her ne kadar derinleşse de Hindistan, Rusya, Japonya ve Almanya gibi ülkelerin gelişimi uluslararası siyasette farklı kapıları aralayabilir. Bu durumda denge politikası uygulayan orta büyüklükteki ülkelerin işi daha kolaylaşacaktır. İki senaryoda da ABD ve Çin’in mücadelesi çetinleşiyor. Ancak orta büyüklükteki devletlerin hareket alanlarının genişleme imkânı var.

DENGE POLİTİKASININ ZORLAŞMASI TÜRKİYE İÇİN NE İFADE EDİYOR?

Türkiye son yıllarda dış politikada bağımsız odaklı düşünerek, bölgesel güçten küresel güce yükselmeye çalışıyor. Bu amacı nedeniyle ise Batı’nın uyguladığı baskı ve dayatmalara karşı ise denge politikası uygulayarak mücadele etmeye çalışıyor. Bugüne kadar denge politikası sayesinde Rusya, AB, ABD ve bazı Orta Doğu ülkeleri Türkiye ile hem iş birliği arayışı içerisinde oldu hem de rekabet ettiği aktörler arasında yer aldı. Fakat son dönemlerde ABD’nin diğer aktörler ile dengelenmesi söz konusu. Zira bağımsız dış politika uygulayan Türkiye’nin politikalarını hedef alan en büyük müdahaleler Washington geliyor.

Söz konusu baskılara ve saldırılara karşı koymanın en büyük yollarından birini denge politikası oluşturuyor. Dolayısıyla Türkiye, çevresindeki müdahalesi küresel güçleri birbirine karşı dengelemeye devam edecektir. Yakın bir gelecekte Çin’in de bu küresel güçlere ekleneceğini vurgulamak gerek. İlerleyen tarihlerde Çin Türkiye için hem dengeleyici bir güç olacakken hem de dengelenmesi gereken bir güç olacak. Fakat Ankara ve Pekin’in aşması geren en önemli konu ve risk Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı yanlış politikalar geliyor.

Denge politikasının uygulanmasının giderek zorlaştığı bu dönemde, Türkiye’nin bağımsız dış politika çizgisini koruyup geliştirmesi için rasyonel hareket etmesi gerekiyor.