DEAŞ gerçekten yenildi mi?

ABD iç siyaseti kendi içinde büyük bir bölünme ve kutuplaşma yaşıyor. Özellikle ABD müesses nizamı ve Trump yönetimi arasındaki bölünme giderek derinleşiyor. İç siyasetteki yaşanan kutuplaşmayı yumuşatmak ve 2020 seçimlerine oynamak isteyen Trump, bu doğrultuda hamleler gerçekleştiriyor.

DEAŞ gerçekten yenildi mi?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) iç siyaseti kendi içinde büyük bir bölünme ve kutuplaşma yaşıyor. Kutuplaşmanın ve derinleşmenin giderek derinleştiği ABD’de Başkan Donald Trump üzerinde hissettiği baskının da getirisi olarak dış siyasette uygulanan politikaları seçim malzemesine dönüştürmüş durumda. Özellikle Barış Pınarı Harekatı kapsamında saat farkıyla yapmış olduğu açıklamalarda tutarsızlıklar göze çarpıyor ve bu da Trump’un iç siyasetteki tepkileri yumuşatmak adına izlemiş olduğu bir yol olarak yansıyor.

Diğer taraftan ABD 2020 Başkanlık seçimleri yaklaşırken Trump seçmene bir başarı sunmayı planlıyor. Bu kapsamda “end the endless war” - “sonsuz savaşları bitirme” söylemini kullanan Trump bir başarı sunmak ve ABD askerlerinin dönmesi için çalıştığını kanıtlamak için Taliban ile barış için müzakerelere başladı. Müzakerelerden sonun alınamaması sonucunda DEAŞ’a odaklanan Trump, DEAŞ’ın tamamen yenildiğini açıkladı.

Barış Pınarı Harekatı ve Trump’un açıklamaları

9 Ekim’deki Barış Pınarı Harekatı başlamadan 3 gün önce yani 6 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump telefon görüşme gerçekleştirdi. Telefon görüşmesinin ardından Beyaz Saray'dan, "Türkiye yakında kuzey Suriye'ye uzun zamandır planladığı operasyon için harekete geçecek. ABD Silahlı Kuvvetler, bu operasyonu desteklemeyecek ya da dahil olmayacak, Amerikan güçleri bu bölgede daha fazla yer almayacak" açıklaması geldi. "Türkiye'nin son iki yılda ele geçirilen bölgedeki tüm IŞİD savaşçılarından sorumlu olacağı" açıklamasında bulundu. Beyaz Saray’ın açıklamasının ardından Türk yetkililer de ABD askerinin çekilmesinin ardından operasyonun başlayacağını duyurdu.

Beyaz Saray’dan bu doğrultuda bir açıklamanın gelmesi ABD’de ve AB’de şok dalgası yaratmasına rağmen 7 Ekim gününde de Trump çekilme kararından dönmedi ve ABD’nin yıllar önce Suriye’de 30 gün bulunması gerektiğini ve Suriye’de kaldıkça daha da fazla çatışmaya savaşa gömüldüklerini ifade etti. Trump bu açıklamasından birkaç saat sonra ise attığı bir twitte "Kürtler bizimle birlikte savaştı ama onlara çok büyük paralar ve silahlar gönderildi. Türkiye'yle on yıllardır savaşıyorlar, 3 yıldır bu savaşı durduruyorum ama artık bu saçma sonsuz savaştan çekilme vaktimiz geldi." ifadelerini kullandı.

8 Ekim tarihinde Trump Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarda 6-7 Ekim’de yaptığı açıklamaların çizgisinden çıkmayarak Türkiye’yi destekler nitelikte açıklamalar yaptı. Özellikle ABD müesses nizamının ABD askerlerinin belirli bölgelerden çekilmesine ve Türkiye’nin operasyon ihtimaline karşı olmasına rağmen Trump 8 Ekim’de yaptığı açıklamalarda, "Bazı insanlar Türkiye'nin ABD'nin büyük bir ticaret ortağı olduğunu unutuyor… Suriye'den ayrılma sürecinde olabiliriz ama hiçbir şekilde, özel bir halk olan ve müthiş savaşçılar olan Kürtleri terk etmedik. Aynı şekilde NATO ve ticaret ortağı olan Türkiye ile ilişkimiz çok iyi oldu. Türkiye'de büyük bir Kürt nüfus var ve Türkiye; Suriye'nin bu bölgesinde sadece 50 askerimiz varken ve onlar da çekilmişken, yapacağı herhangi bir gönüllü ya da gereksiz savaşın ekonomisini ve çok kırılgan para birimini harap edeceğini anlıyor. Kürtlere maddi destek ve silah yardımı yapıyoruz!" ifadeleri kullanıldı.

 

 

9 Ekim’deki Barış Pınarı Harekatı başlaması ABD’deki tüm kesimlerde şok dalgasına neden oldu. 3 gün boyunca Türkiye’nin güvenli bölge önerisini destekler nitelikte açıklamalar yapan Trump, harekatın başlamasıyla söylemlerinde değişikliğe gitti. Trump açıklamasında, “Bu sabah NATO üyesi Türkiye, Suriye'yi işgal etti. ABD bu saldırıya onay vermemektedir. Türkiye'ye de bu operasyonun kötü bir fikir olduğunu net bir şekilde iletmiştir. Bölgede ABD askeri bulunmamaktadır.” İfadelerini kullandı.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri harekat düzenleme kararı alması ABD müesses nizamı ile Trump arasındaki bölünmenin derinleşmesine neden oldu. Bu çerçevede üzerinde demokratların ve basının baskısını hisseden Trump, iç siyaseti yumuşatmak adına Türkiye’nin askeri harekatına karşı çıkan açıklamalar yaptı.

DEAŞ’ı yendik

Suriye iç savaşının başlamasıyla bölgede palazlanan ve 2014 yılında da çatışmalara başlayan DEAŞ terör örgütünün eylemleri süresince on binlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan da bulundukları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Türkiye başta olmak üzere NATO üyeleri DEAŞ’la mücadele kapsamında Suriye bir dizi operasyonlar gerçekleştirerek terör örgütünü büyük oranda yok etmeyi başardı. Terör örgütünün yok edilmesi için hali hazırda Türkiye iş birliği ile düzenlenen operasyonlar devam ederken 29 Ekim 2019’de DEAŞ lideri Bağdadi’nin saklandığı yere düzenlenen operasyon sonucunda kaçan terör örgütü liderinin üzerindeki bomba yüklü yeleği patlatarak intihar ettiği açıklandı. Ölen kişinin Bağdadi olduğu elde edilen DNA verilerine dayandırıldı.

Bağdadi’nin ölmesinin ardından Trump, DEAŞ’ın tamamen yenildiğini açıkladı. Fakat Trump’un açıklamalarının aksine DEAŞ tamamen yenilmiş değil. Nitekim NBC News’ın 5 Ekim’de yayınladığı habere göre DEAŞ’lı teröristler Irak’ta hükümet egemenliğinin zayıf olduğu bir bölgede rahat bir şekilde dolaşıp geleceğe yönelik planlarlar gerçekleştirmekte. NBC News de Trump’un açıklamasının aksine DEAŞ’lı teröristlerin hali hazırda tamamen yok edilmediğini ve faaliyet içerisinde olduğunu ortaya koyuyor.

2020 başkanlık seçimleri yaklaşırken Trump seçmenlerine bir başarı ve kazanç sunmayı umuyor. Bu bağlamda Trump’un miting alanlarında kullandığı “End the Endless War” - “Sonsuz savaşları bitirme” söylemi kapsamında Taliban ile barış müzakereleri masasına oturmuş fakat müzakerelerden sonuç elde edememişti. Bu çerçevede DEAŞ’a dönen Trump Bağdadi’nin ölmesiyle birlikte DEAŞ’ın yenildiğini açıkladı. Fakat Trump’un açıklamasının aksine DEAŞ’lı teröristlerin Irak’ın yönetimsel anlamda zayıf oldukları bölgelere sığındığı ve geleceğe yönelik planlar yaptığı ortaya çıktı.

Diğer taraftan Rus Rossiya 24 kanalına konuk olan Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov DEAŞ lideri Bağdadi'nin öldürülmesinin ardıdnan açıklamada bulundu. Bağdadi'nin ölümü konusunda ABD'den farklı bir değerlendirme yapan Lavrov, "Bağdadi, ABD'nin bir buluşuydu. Savunma Bakanlığımız Bağdadi hakkında bir açıklama yaptı. Bu konuda daha fazla bilgi istiyoruz. Ordumuz ilave bulgular üzerinde çalışıyor ve ABD'nin (Bağdadi'nin ölümüyle ilgili) söylediklerinin çoğunu halen teyit edemiyor." ifadelerini kullandı.

DEAŞ, Irak'taki yasa dışı işgal, Irak devletinin çökmesi ve Amerikalıların hapishanelerdeki aşırılıkçıları serbest bırakmasının ardından yükseldi. Dolayısıyla Amerikalılar, doğumunu sağladıkları birini ortadan kaldırmış oldular, eğer gerçekten yaptılarsa. Sergey Lavrov

 

Ukrayna krizi

Ukrayna krizinin başlıca mimarı olarak Trump gösteriliyor. Bunun nedeni olarak ise Trump’un makamının getirdiği gücü kullanarak yabancı bir ülkeyi 2020 ABD Başkanlık seçimlerine dahil etmeye çalışması gösteriliyor. Trump 2020 Başkanlık Seçimleri için düzenlediği mitingleri kapsamında ve basın toplantılarında sık sık Demokrat başkan adaylarından Joe Biden ile oğlunun soruşturulması gerektiğini söylüyordu. Trump, Biden'ın ABD Başkan Yardımcılığı yaptığı dönemde Ukrayna krizi yaşanırken Biden ailesinin yasaları çiğnemiş olabileceğini ima ediyor. Bu çerçevede bu tür bir iddianın ortaya atılması tüm okları Trump’un üzerine çevirirken hakkında azil sürecinin başlamasına neden oldu.

İddialar arasında Trump, 2020 seçimlerinde güçlü rakiplerinden olan Biden’ı seçimlerden egale edebilmek için makamının getirmiş olduğu gücü kullanarak Ukrayna devlet başkanı Volodimir Zelenskiy’e Biden ve Ukraynalı gaz şirketi Burisma'yla iş yapan oğlu Hunter Biden’ın araştırılması talimatını verdiği geçiyor. İddiaların temel dayanağı ise ismi açıklanmayan bir istihbarat görevlisinin yaşanan olayları ilgili kaleme aldığı dilekçedir. Dilekçe’nin metni basına sızmazken Trump yönetimi şikayette bulunan istihbarat görevlisinin siyasi bir motivasyonla hareket ettiğini savunuyor.

Ukrayna krizinden de Trump iç siyasete yani 2020 ABD Başkanlık Seçimlerine oynamıştır. Hali hazırda iddianın gerçekliği tartışılıyor fakat 2016 ABD Başkanlık Seçimlerinde yaşananları göz önüne alınınca Trump’un ABD Başkanlık Seçimlerine müdahalesi iddiasının gerçekliği artıyor.

“2016 ABD Başkanlık seçimleri kampanyası devam ederken Trump’un Rus istihbaratından Demokratların Başkan adayı olan Hillary Clionton’un maillerini dünyaya servis etmesini talep ettiğine yönelik iddialar medyada yer almıştı.”  

 

Temsilciler Meclisi ve Senato Trump’u köşeye sıkıştırmaya çalışmış ve Trump hakkında azil süreci başlatmıştı. Trump, Demokrat Parti'nin başkan aday adaylarından Joe Biden ve Ukraynalı gaz şirketi Burisma'yla iş yapan oğlu Hunter Biden hakkındaki ispatlanmamış yolsuzluk iddiaları konusunda Ukrayna'ya baskı yapmakla suçlanıyor. Suçlamaları reddeden Trump ise, azil soruşturmasını bir "cadı avı" diye tanımlıyor.