Darbeci Hafter'in hedefi Türkiye mi?

Sahip olduğu zengin yeraltı kaynaklarıyla Batı'nın her zaman ilgi odağı olan Libya’da sular bir türlü durulmuyor. Ülke’nin darbeci generali Hafter'in milis güçleri tarafından alıkonulan Türk vatandaşlarını serbest bırakmasına rağmen iki ülke arasındaki gerginlik sürüyor.

Darbeci Hafter'in hedefi Türkiye mi?

Sahip olduğu zengin yeraltı kaynaklarıyla her zaman Batılı ülkelerin ilgi odağı olan Libya’da gerginlik sona ermiyor. 42 yıllık Kaddafi yönetimini deviren ve o günden bu yana iki yakası bir araya gelmeyen ülkedeki krizin en önemli aktörü darbeci General Halife Hafter olarak biliniyor. Şu anda ülkenin yönetimi ve ekonomik kaynakları rakip gruplar tarafından bölünmüş vaziyette. Ülkenin doğusunda, Mısır sınırına yakın Tobruk'ta bulunan Temsilciler Meclisi, başkentte ise Trablus merkezli Ulusal mutabakat hükümeti ortaya çıktı. Ülkedeki yüzlerce irili ufaklı silahlı gruplar ve dış güçler de bu bölünmüşlüğe göre pozisyon aldı.

Hedef Türkiye mi?

Bilindiği üzere Libya’da Müslüman Kardeşler bağlantılı UMH ile Hafter’e bağlı güçler arasındaki savaş uzun süredir devam ediyor. Ülke bu bağlamda, Katar ve Türkiye ekseninin yanı sıra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır arasındaki bölgesel güç mücadelesinin askeri çatışmaya dönüştüğü ilk saha olmasıyla da öne çıkıyor. Geçtiğimiz aylarda ise Hafter’e bağlı güçler tarafından Trablus’a başlatılan askeri operasyon, Türkiye’den UMH’ye hibe edilmiş olan ‘’Kirpi’’ ve ‘’Bayraktar’’ model İnsansız Hava Araçları’nın (İHA) desteğiyle durmuş durumda.

Hafter yönetimi geçtiğimiz hafta büyük kayıplar verdi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen silahları kaybeden ve aynı zamanda ele geçirdiği kritik topraklardan çekilmek zorunda kalan Hafter, bunun sorumlusunun Türkiye olduğunu öne sürdü. Kendisini destekleyen Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’ne  güvenerek Ankara’yı tehdit ederek düşman ilan etti.

Fransa’nın gizliden desteklediği isyancı generalin hadsiz tehdidinin ardından altı Türk denizci rehin alındı. Yerel kaynak Al-Marsad, alıkonulan Türkiye vatandaşlarına ait pasaportların görüntülerini yayımladı. Bu görüntülere göre, alıkonulanlar arasında çok sayıda üst düzey Türk askeri yetkili ve diplomat yer alıyordu.

Söz konusu gelişmelerin üzerine Dışişleri Bakanlığı, Hafter'e bağlı milis güçlerine sert bir uyarıda bulundu. Bakanlık, altı Türk vatandaşının alıkonmasını haydutluk ve korsanlık şeklinde nitelendirirken, serbest bırakılmadıkları taktirde meşru hedef olacaklarını açıkladı. Hafter yönetimi Türkiye’nin ciddiyetini anlamış olacak ki, öz konusu açıklamanın üzerine vatandaşları serbest bıraktı.

Tüm süreçlerin ardından iki ülke arasındaki gerginlik Doğu Akdeniz’e sıçradı. Geride bıraktığımız yıllarda Libya, Türkiye ile deniz yetki alanları anlaşması imzalamak üzereyken Libya karışmıştı. Hafter'in Türkiye karşısındaki yenilgisi üzerine bu anlaşma yeniden gündeme geldi. Söz konusu durum Yunanistan’ı oldukça rahatsız etti. Yunanistan, Libya'da istikrarın sağlanması ve Türkiye ile deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması yapılması halinde İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi ve Mısır ile kurulan enerji ittifakından çıkarılacağını açıkça ifade etmeye başladı.

ABD ve Rusya’nın rolü

Bir başka önemli konuda Libya'da iktidarı silah zoruyla ele geçiren darbeci Hafter'in kimler tarafından desteklendiği. Washington ve Moskova’nın kiminle çalışmayı seçtiği şu an için belirsizliğini koruyor. ABD tarafından Libya krizi için şu ana kadar iki kez görüş bildirildi. İlkinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Hafter’in eylemlerini kınayarak ateşkes çağrısında bulundu, ikincisinde ise ABD Başkanı Donald Trump, Hafter’le bir telefon görüşmesi gerçekleştirdikten sonra “yanlışlıkla” desteğini açıkladı. Libya’ya yönelik bu yaklaşımların hangisinin Washington için geçerli olacağı belli değil. Görünüşe göre, ABD içerisinde Mısır’da Sisi-İhvan çekişmesine benzer bir ikilik söz konusu.

Moskova yönetimi ise, Libya anlaşmazlığına rağmen iki ülkeyle de ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor ancak Mısır, BAE ve Suudi Arabistan gibi kırmızı çizgiyi henüz geçmiş değil. Son gelişmelerin ışığında Hafter’i destekleyenler arasına katılan en son ülke Fransa olarak görünüyor. Hafter yönetimi, "İslamcılara karşı savaşıyoruz" diyerek ve İslamofobi'yi de kullanarak, gizliden gizliye Batı'nın desteğini almayı başarıyor.