Darbe tartışması Türkiye'yi nereye götürür?

FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmalarının devam ettiği bir ortamda meydana çıkan darbe tartışması Ankara’da yeni bir gündem oluşturdu. Tartışma nasıl başladı, kim ortaya attı, Türkiye’de gerçekten bir darbe tehlikesi mevcut mu?

Geçtiğimiz hafta Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un başlattığı FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları yeni bir boyut kazandı. Gündemi oldukça yoğun olan Türkiye bir anda zamanda yolculuk yapmışçasına kendisini darbe tartışmasının ortasında buldu.

TARTIŞMA NASIL BAŞLADI?

Tartışma, yazar Yusuf Kaplan’ın Rand Corporation’a ait Türkiye raporunda darbe çığırtkanlığı yapılıyor demesiyle başladı.

Bunu Yenişafak’taki köşesine de taşıyan Kaplan, ‘Geliyorum diyen tehlike: Darbe’ isimli yazısında “Bunlara, yayınladıkları raporlara itibar edenler, ses çıkarmayanlar bunların dünya ölçeğinde rol üstlendikleri cinayetlerin, yıkımların suç ortaklarıdır!” diyerek dikkatleri bir anda bu konuya çekti. Bugünkü köşesinde de bu konuya değinen Kaplan, “28 Şubat darbesinde ve 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde apaşikâr bir şekilde parmağı olan Rand Corporation adlı görünüşte “düşünce kuruluşu”, gerçekte ABD’deki Yahudi gücünün entelektüel istihbarat şebekesi gibi çalışan “örgüt”, hazırladığı Türkiye Raporu’nda darbe çığırtkanlığı yapıyor!” ifadelerini kullandı.

“UTANÇ DUYUYORUM”

Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, ABD’li araştırma şirketinin Türkiye’de darbe olabileceğine dair rapor hazırladığını, yeni bir siyasi iklimin oluştuğunu, rejim tartışmasının yeniden gündeme geldiğini ve bunun konuşulmaya başlanmasının tehlikeli olduğunu belirtti.

Selvi, askerin FETÖ’nün siyasi ayağı tartışması üzerinden yeniden güçlenmeye yönelik bir tutumun AK Parti cephesinde hakim olduğunu ifade etti.

Abdulkadir Selvi yazısında bu durumun konuşulmasından utanç duyduğunu belirterek “FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili tartışma, yeni bir siyasi iklimin oluşmasına neden oldu. Rejim tartışması yeniden gündeme geldi. Askeri vesayetle mücadele yeniden gündem maddesi oldu. Hem bu iklim hem de Pentagon bağlantılı ABD düşünce kuruluşu RAND Corporation’ın Türkiye raporunda yer alan “TSK’nın orta seviyedeki askerlerinin mevcut komutadan rahatsız oldukları, bu rahatsızlığın bir darbe girişimine dahi yol açabileceği, Erdoğan’ın da bu tehlikeyi ciddiye aldığı” yönündeki ifadeler nedeniyle darbe tartışmaları yaşanmaya başladı. Darbenin konuşulmasını dahi tehlikeli buluyor ve bundan utanç duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: HERKES MEYDANLARA DÖKÜLÜR

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Pakistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yeni bir darbe söylentileriyle ilgili soruya da cevap veren Erdoğan, “Bunlar özellikle 15 Temmuz'da zaten gerekli cevabı aldılar. Ve milletimiz de bu konularda artık çok ciddi bir deneyimi şu anda kazanmış durumda. Yani böyle bir şey olduğu anda artık bizim milletimiz "kapıdan dışarı çıkalım mı çıkmayalım mı" demez. Elinde neyi var neyi yok herkes meydanlara dökülür. Bunun en güzel cevabını 15 Temmuz'da verdik. Bundan sonra da benim milletimin aynı şekilde karşılık vereceğine olan imanım kesinlikle tamdır.”

İnanıyorum ki darbe heveslilerine milletimiz gereken cevabı da meydanlarda farklı bir şekilde verebilecek bir güce, bir potansiyele, bir imana sahiptir.

 

TARTIŞMA ÜLKEYİ NEREYE GÖTÜRÜR?

Rand Corporation’un Türkiye raporuyla birden gündeme oturan yeni darbe tartışmalarının zamanlaması FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmalarıyla birlikte başlaması ülke için yıpratıcı olacaktır. Yayınlanan bir rapor neticesinde darbe gibi bir konunun birden gündem olması ve sorulan soruya yanıt olsa bile ülkenin cumhurbaşkanının ağzından bizzat böyle bir durumda ne yapılacağının telaffuz edilmesi kafalarda soru işareti bırakmaktadır.

Mevcut söylemlerin dışında darbe meselesinin AK Parti hükümeti tarafından FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmalarını unutturmak için ortaya atıldığı görüşleri de bulunuyor. Ancak Yusuf Kaplan’ın son üç köşe yazısında sadece bu konudan bahsetmesi ve devlet yöneticilerini önlem almaya çağırması akıllarda soru işareti bırakan bir diğer unsur.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının İçişleri Bakanlığına, Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması nedeniyle bu tür girişimler pek olası gözükmese de Rand Corporation’un tespiti göz ardı edilmemelidir. Siyasi gündemin bir anda darbe konusuna yönelmesi ve bu konunun önümüzdeki dönemde ülke gündemini meşgul edeceği izlenimi vermesi de bu meselenin gelecekte, Çin’de gerçekleşen Koronavirüs etkisi gibi, her alanda Türkiye’ye zararı olacak bir tartışmadır.