Cumhuriyet'ten günümüze Türkiye nüfusu

Yıllardır genç nüfusuyla övünen Türkiye bu özelliğini kaybetmeye başladı. 1990’lı yıllarda yüzde 4 olan yaşlı nüfus oranı yapılan son araştırmalara göre yüzde 10’lara ulaştı. Bu oranın 2023’te 8,6 milyon yaşlı nüfus (65 ve üzeri yaştakiler) 2050’de 19,5 milyona, 2075’te ise 24,7 milyona çıkması tahmin ediliyor.  Önlem alınmadığı takdirde Türkiye önümüzdeki 20 yıl içinde “yaşlı ülkeler” kategorisine girecek.

Peki Cumhuriyet döneminden günümüze Türkiye’nin nüfus ne kadar arttı? İlk nüfus sayımı hangi tarihte yapıldı? Türkiye’nin 2050 ve 2075 yıllarında nüfusuyla dünya ülkeleri arasında kaçıncı sırada yer alacak?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve TÜBİTAK ULAKBİM'in belgelerinden yapılan derlemelere göre, ilk çağlardan itibaren devletler veya topluluklar bazen asker niteliği taşıyan nüfusu ölçmek için bazen de ekonomik kaygılarla nüfus sayımına gitti. Türk tarihinde nüfus sayımları ilk olarak Selçuklular ve İlhanlılar döneminde gerçekleştirilirken, Osmanlı İmparatorluğu'nda da sayım uygulaması sürdürüldü. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulduğu yıldan itibaren çeşitli dönemlerde, kazanılan topraklardaki insan sayısı ile özelliklerinin, asker niteliği taşıyan kişi sayısının ve vergi kaynaklarının tespit edilmesi amacıyla nüfus sayımları yapıldı.

İLK MODERN NÜFUS SAYIMI II. MAHMUT DÖNEMİNDE

İmparatorluk döneminde modern nüfus sayımlarının öncüsü olma niteliğindeki ilk sayım II. Mahmut döneminde "1831 sayımı" olarak kayıtlara geçti. Söz konusu nüfus sayımı, bozulan vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi, kaldırılan Yeniçeri Ocağı'nın ardından kurulan ordu için gerekli insan varlığının tespit edilebilmesi amaçlarıyla gerçekleştirildi. Söz konusu sayımda halk, bu kayıtlarda İslam ve reaya (Müslüman olmayan uyruklar) olmak üzere iki grupta ele alındı. Bazı yerlerde ise erkeklerin saç ve bıyıklarına ait özellikler esas alınarak, bıyıklı, ter bıyıklı, sarı veya kara sakallı ile kır ve aksakallı kategorilerinde sayımlar yapıldığı belirlendi. Bu sayım sonucunda erkek sayısı 3 milyon 753 bin 643 olarak açıklandı. Kayıtlar, 1844, 1852, 1856, 1866, 1881-82 ve 1905 yıllarında bölgesel veya genel nüfus sayımlarıyla güncellendi.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE İLK SAYIM 1927 YILINDA YAPILDI

Cumhuriyet tarihinde ilk nüfus sayımı 28 Ekim 1927'de yapıldı. Bir sonraki nüfus sayımı,1935’te gerçekleştirildi. Bu sayımda nüfus, 16,1 milyona ulaştı. 1935 yılından 1990 yılına kadar geçen sürede, yasa gereği her beş yılda bir nüfus sayımı yapıldı. 1990 nüfus sayımından sonra nüfus sayımlarının 10 yılda bir yapılması ve bilgisayarlı sisteme geçilmesi kararlaştırıldı. Ancak seçmen sayısını belirlemek için 1997’de bir nüfus sayımı daha yapılmadı. 2000 yılı nüfus sayımında Türkiye’nin nüfusu 67,8 milyon olarak tespit edildi.

2017 YILINDA TÜRKİYE’NİN NÜFUS 5 KAT ARTTI

2007 yılında "Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi"ne geçilmesiyle yıllık bazda verilerin toplanması sağlandı. İlk sayımın yapıldığı 1927 yılında 13 milyon 554 bin kişi olarak tespit edilen toplam nüfus 2017 yılında 5 kat artışla 80 milyon 810 bin 525 kişiye çıktı. Söz konusu dönemde kadın nüfusu 7 milyondan 40,3 milyona, erkek nüfusu da 6,6 milyondan 40,5 milyona yükseldi. Türkiye’nin 2017 yılı nüfusu 80.810.525’ti. Son açıklanan rakamlara göre Türkiye'nin nüfusu, 2018’de bir önceki yıla göre 1 milyon 193 bin 357 kişi artarak 82 milyon 3 bin 882 kişi oldu. Erkek nüfusun oranı yüzde 50,2 (41 milyon 139 bin 980 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,8 (40 milyon 863 bin 902 kişi) oldu. Yıllık nüfus artış hızı, 2017’de binde 12,4 iken 2018’de binde 14,7’ye çıktı. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2017’de yüzde 92,5 iken, bu oran 2018’de yüzde 92,3’e geriledi. Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 7,7 oldu.

YAKLAŞIK 4 MİLYON SURİYELİ VAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği son bilgiye göre, Türkiye’de yaklaşık 4 milyon Suriyeli var. Bu da toplamda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde en az 86 milyon insanın olduğu anlamına geliyor.

TÜİK’in açıkladığı resmi rakamların ardından Türkiye ve diğer ülkelerin nüfus sıralaması şöyle:

1 – Çin – 1.4 milyar

2 – Hindistan – 1.3 milyar

3 – ABD – 324 milyon

4 – Endonezya – 263 milyon

5 – Brezilya – 209 milyon

6 – Pakistan – 197 milyon

7 – Nijerya – 190 milyon

8 – Bangladeş – 164 milyon

9 – Rusya – 143 milyon

10 – Meksika – 129 milyon

11 – Japonya – 127 milyon

12 – Etiyopya – 105 milyon

13 – Filipinler –  104 milyon

14 – Mısır – 97 milyon

15 – Vietnam – 95 milyon

16- Almanya – 82.2 milyon

17- Türkiye – 82 milyon 3 bin 882

18 – Demokratik Kongo Cumhuriyeti – 81.3 milyon

19 – İran – 81 milyon

20 – Tayland – 69 milyon

EN KALABALIK İL İSTANBUL

TÜİK verilerine göre 2017-2018 yılları arasında İstanbul'da kayıtlı nüfus 38 bin 493 arttı. İstanbul'da Türkiye nüfusunun yüzde 18'i yani 15 milyon 67 bin 724 kişi ikamet ediyor. Bu yıl İstanbul'da yaşayan insan sayısındaki artışın bıçak gibi kesildiği bir yıl oldu.  2017 yılında ise İstanbul'da kayıtlı nüfus 225 bin 115 kişi artmıştı. Yani İstanbul'da adrese kayıtlı nüfustaki artış 6'da 1 düştü.

Son 11 yılda İstanbul'un en fazla göç aldığı yıl 2011 yılı oldu. 2011 yılında 2010 yılına göre 368 bin 555 insan İstanbul'un yolunu tutmuştu.

TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRAFİK DEĞİŞİKLİKLER

Demografik (nüfussal) yaşlılığı tespit etme kriterlerinden "medyan (ortanca) yaş", kaydın başladığı 1935 yılında 21,2 iken 2017 yılında 31,7'ye çıktı. Nüfus başına bir kadının yaşamı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısını ifade eden "toplam doğurganlık hızı" da kayıtların başladığı 1980 tarihinde 3,41 iken, geçen yıl 2,07 çocuk olarak gerçekleşti. Bu durum, doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10'un altında kaldığını gösterdi. Aynı tarihler kıyaslandığında, bebek ölüm hızının da binde 126'dan binde 9,2'ye düştüğü görüldü.

YAŞLI NÜFUS ORANI ARTMAYA BAŞLADI

Son rakamlarda görüldüğü üzere yıllardır genç nüfusuyla övünen Türkiye bu özelliğini kaybetmeye başladı. 1990’lı yıllarda yüzde 4 olan yaşlı nüfus oranı yapılan son araştırmalara artmaya başladı. TÜİK'in 2017 yılına ilişkin "İstatistiklerle Yaşlılar" çalışmasının sonuçlarını göre, Türkiye'de 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus 2013 yılında 5 milyon 891 bin 694 kişi iken, yüzde 17 artarak, geçen yıl 6 milyon 895 bin 385 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2013 yılında yüzde 7,7 iken, 2017 yılında yüzde 8,5'e yükseldi. Yaşlı nüfusun yüzde 44'ünü erkek, yüzde 56'sını kadın nüfus oluşturdu.

65 YAŞ VE ÜZERİ İLK KEZ YÜZDE 10'A ULAŞTI

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından, TÜBİTAK 1007 Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı kapsamında yürütülen, "2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması" (TNSA) sonuçları açıklandı. Araştırma kapsamında, Türkiye'yi temsil eden 11 bin 56 hanehalkı ve doğurganlık çağındaki (15-49 yaşlarındaki) 7 bin 346 kadın ile görüşme yapıldı. Türkiye'de yaşayan Suriyeli göçmen nüfusu temsilen de 1826 hane halkı ve doğurganlık çağında 2 bin 216 kadın ile görüşüldü. Araştırmaya göre, Türkiye hala genç bir nüfus yapısına sahip ancak yaşlı nüfusun payı arttı. Toplam nüfusun yüzde 25'inin 15 yaşın altında olduğu, 65 yaş ve üzeri nüfusun oranının ise ilk kez yüzde 10'a ulaştığı görüldü.

DOĞURGANLIK SON 15 YILDA NEREDEYSE DEĞİŞMEDİ

Araştırmada, Türkiye'de kadın başına ortalama 2.3 çocuk olan doğurganlık seviyesinin son 15 yılda neredeyse hiç değişmemesi dikkati çekiyor. Doğumların ileri yaşlara ötelendiğini ortaya çıkaran araştırmaya göre, doğurganlık düzeyinde bölgesel farklılık azalarak devam ediyor. Kadın başına düşen ortalama çocuk sayısının kuzey bölgesinde 1.6 çocuk iken, Doğu Anadolu Bölgesi'nde 3.2 çocuk olduğu belirlendi.

AĞBAL: YAŞLANAN NÜFUS BASKILARINI ARTTIYOR

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, yaşlanan nüfusun dünyada sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskıları arttırdığını belirterek, “Sağlığa erişilebilirliğin artması ve sağlık teknolojilerindeki değişim, doğum, ölüm, ortalama yaşam süresi ve hastalık türlerini değiştiriyor” dedi. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünce hazırlanan ‘2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na ilişkin toplantıda konuşan Ağbal, “Türkiye hem demografik fırsat penceresi hem de sağlık hizmetlerine erişimde pozitif gelişmeler elde etti. Bunlar kamu maliyesi ve ekonominin sürdürülebilirliğini sağlamada, GSYH’nin yukarıya taşınmasında son derece önemli. Türkiye’nin dinamik ve genç nüfusa sahip olması, ülkemizi rekabetçi kılmada önemli. Türkiye için 2050 yılına dönük bir yaşlanma olgusunu konuşsak da ülkemizin bugün sahip olduğu genç nüfus bizim için son derece önemli bir fırsat.” demişti.

ÇALIK: DOĞURGANLIK HIZI DÜŞÜYOR

2010 yılından beri TBMM Nüfus Kalkınma Grubu Başkanlığı ve Avrupa Parlamenterler Forumu’nun da başkan yardımcılığını yapan AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, geçtiğimiz aylarda bir gazeteye verdiği röportajında nüfus artış hızı ve yaşam süresine ilişkin Türkiye’yi bekleyen tehlikeye dikkat çekmişti.

Türkiye’deki doğurganlık hızının, 2017’de ‘altın oran (ikame seviyesi)’ olan 2.1’de olduğunu, 2018’de 2.01 ve şimdi de 1.97’ye gerilemiş vaziyette olduğunu vurgulayan Çalık, “Doğurganlık hızı düşüyor. Bu, yaşlanan nüfus artıyor, doğan nüfus azalıyor demektir. Bir süre sonra yaşlanan nüfusun artması, Avrupa, ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin şu an karşı kaşıya kaldığı risklere Türkiye’nin de gebe olduğunun en önemli göstergesi. 2080 yılından sonra Türkiye’deki nüfus artışının duracağı ve ondan sonra o ivmenin aşağıya doğru, azalmaya doğru döneceğini biliyoruz” dedi.

ÇALIK: 2080’E KALMAZ YAŞLANAN BİR NÜFUS OLURUZ

Türkiye’nin nüfus artış hızının yüzde 4.3’den 1.4’lere gerilediğini ifade eden Çalık, “Türkiye’nin daha önce nüfus artış hızı yüzde 4.3 iken, şimdi 1.4’lere geriletmiş vaziyetteyiz. Bu nüfus artış hızı ve bu doğurganlık hızıyla biz gidersek Türkiye’nin 2080’e kalmaz nüfus artış hızı da çok ciddi manada düşer ve yaşlanan bir nüfus oluruz. Şu anda dünya nüfusun yüzde 10’u yaşlı nüfus ise o ülkeyi yaşlı nüfusa sahip ülke diye tarif eder.’’ dedi.

EN FAZLA NÜFUS MARMARA EN AZ İSE DOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü 'Dünya Nüfus Günü'nde Türkiye'nin 'nüfus haritasını' çıkarmıştı. Verilere göre; Türkiye'de en fazla nüfus yoğunluğu 24 milyon 465 bin 194 nüfus ile Marmara'da, 12 milyon 705  bin 812 nüfus ile İç Anadolu Bölgesi'nde, 10 milyon 552 bin 942 nüfus ile Akdeniz Bölgesi'nde, 10 milyon 318 bin 157 nüfus ile Ege Bölgesi'nde, 8 milyon 876 bin 531 nüfus ile Güneydoğu Bölgesi'nde  7 milyon 674 bin 496 nüfus ile Karadeniz Bölgesi'nde, 5 milyon 966 bin 101 nüfus ile Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunuyor.

KADIN-ERKEK NÜFUSU EN FAZLA MARMARA'DA

Bölgelere göre erkek ve kadın nüfusu en fazla Marmara Bölgesi'nde bulunuyor. Marmara'da 12 milyon 271 bin 189 erkek nüfus, 12 milyon 194 bin 5 kadın nüfus bulunuyor. Marmara'yı, 6 milyon 313 bin 995 erkek,  6 milyon 391 bin 817 kadın ile İç Anadolu, 5 milyon 295 bin 580 erkek, 5 milyon 257 bin 362 kadın ile Akdeniz, 4 milyon 493 bin 802 erkek, 4 milyon 382 bin 729 kadın ile Güneydoğu Anadolu, 3 milyon 855 bin 732 kadın, 3 milyon 818 bin 764 erkek ile Karadeniz, 3 milyon 35 bin 348 erkek, 2 milyon 930 bin 753 kadın ile Doğu Anadolu Bölgesi izliyor.

İSTANBUL’DAN KÖYE DÖNÜŞ BAŞLADI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2018 yılında Türkiye nüfusu yüzde 1,48 oranında artış gösterirken, İstanbul'un nüfusu sadece yüzde 0,26 arttı. 2015 yılında 50 bin 543 kişinin net göç geldiği İstanbul'dan, 2016 yılında 71 bin 307 kişi ve 2017 yılında da 5 bin 972 kişi net göç ederek İstanbul'un göç vermeye başladığını ortaya koydu. Veriler 2018 yılında İstanbul'dan en az 150 bin kişi ile göçün hızlanarak arttığını gösteriyor. Göç hareketlerinin nedenleri arasında turizm ve inşaat faaliyetlerinin azalması, istihdamın düşmesi, gayrimenkul ve gıda fiyatlarında artış gösteriliyor.

KADIN NÜFUSUNUN EN FAZLA OLDUĞU BÖLGE İÇ ANADOLU

Bu verilere göre kadın nüfusunun erkek nüfusuna göre en fazla olduğu bölge İç Anadolu iken, kadın erkek arasındaki farkın fazla olduğu bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. 80 yaş ve üstü nüfus, en az 90 bin 472 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunuyor. Daha sonra 92 bin 73 nüfus ile Doğu Anadolu, 180 bin 788 nüfus ile Akdeniz, 238 bin 5 nüfus ile Karadeniz, 255 bin 409 nüfus ile İç Anadolu, 257 bin 921 ile nüfus ile Ege bölgesi geliyor. 80 yaş ve üstü en fazla nüfus 415 bin 47 nüfus ile Marmara Bölgesi'nde bulunuyor.

GENÇ NÜFUS EN AZ KARADENİZ'DE

Türkiye'deki 0-17 yaş aralığının bölgelere dağılımı ise şu şekilde: "Marmara Bölgesi'nde 6 milyon 101 bin 485, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 3 milyon 516 bin 32, İç Anadolu Bölgesi'nde 3 milyon 233 bin 767, Akdeniz Bölgesi'nde 2 milyon 979 bin 971, Ege Bölgesinde 2 milyon 332 bin 274, Doğu Anadolu Bölgesi'nde 2 milyon 10 bin 913, Karadeniz Bölgesi'nde 1 milyon 700 bin 694.”

TÜİK’İN NÜFUS PROJEKSİYONLARI (2013–2075)

Nüfus projeksiyonları geleceğe yönelik politika üretme noktasında büyük önem arz ediyor. Mevcut nüfus eğilimlerinin tespit edilmesi ve bu eğilimlerin devamı halinde gelecekteki nüfus yapısı hakkında kestirimlerde bulunulması daha sağlıklı politikalar üretilmesini sağlıyor. Nüfus projeksiyonları bir tahmin değil, mevcut nüfus eğilimlerinin devam etmesi veya benzer süreçleri daha önce yaşamış ülkelerin eğilimlerinin analiz edilerek bu eğilimlerin yansıtılması durumunda nüfusun gidişatını gösteren bir uygulama.

TÜRKİYE NÜFUSUNUN 2023 YILINDA 84 247 088 KİŞİ OLMASI BEKLENİYOR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan nüfus projeksiyonlarına göre, Türkiye nüfusu 2023 yılında 84 247 088 kişi olması bekleniyor. Nüfus 2050 yılına kadar yavaş bir artış göstererek en yüksek değerini 93 475 575 kişi ile bu yılda alacak. 2050 yılından itibaren düşmeye başlayan nüfusun 2075 yılında 89 172 088 kişi olması bekleniyor.

YAŞLI NÜFUS ORANI 2023 YILINDA YÜZDE 10,2 YÜKSELECEK

Demografik göstergelerdeki mevcut eğilimler devam ettiği takdirde Türkiye nüfusu yaşlanmaya devam edecek. 2012 yılında yaşlı nüfus olarak tabir edilen 65 yaş ve üzerindeki nüfus 5,7 milyon kişi, bunların toplam nüfusa oranı yüzde 7,5. 2023 yılına gelindiğinde bu nüfus 8,6 milyon kişiye, oranı ise yüzde 10,2’ye yükselecek.

2023 YILINDA TÜRKİYE NÜFUSUNUN YARISI 34 YAŞIN ÜZERİNDE 

Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 2012’de 30,1 iken 2023’te ise 34’e çıkacak. 2012 yılında erkeklerde 29,5 olan ortanca yaş, 2023 yılında 33,3’e ulaşacak. Kadınlarda ise 2012 yılında 30,6 olan ortanca yaş, 2023’te 34,6 olacak. Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 2050’de 42,9 ve 2075’te 47,4 olacak. Erkeklerde 2050’de 41,8 olacak olan ortanca yaş 2075’te 46’ya ulaşacaktır. Kadınlarda 2050’de 44’e ve 2075’te 48,7’ye ulaşacak.

İSTANBUL’UN NÜFUSU 2023 YILINDA 16,6 MİLYON

 2023‘te, 2012 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına kıyasla 60 ilin nüfusu artarken 21 ilin nüfusu azalacak. Nüfusu en fazla olan dört ilin sıralamasında bir değişiklik olmayacak. Ankara’nın nüfusu 5,9 milyona yükselirken İzmir’in nüfusu 4,4 milyon, Bursa’nın nüfusu 3,1 milyon olacak. 2012’de en büyük beşinci il olan Adana’nın yerini 2,6 milyonluk nüfusu ile Antalya alacak.

ORTANCA YAŞI EN YÜKSEK İL SİNOP

 2023 yılında ortanca yaşı en yüksek olan Sinop (44,4) ilini, 42,9’luk ortanca yaş değeri ile Çorum izleyecek. En düşük ortanca yaş, 2012 yılında Şırnak’ta (18,5) iken, 2023 yılında 20,8’lik değeri ile Şanlıurfa’da olacak.

ÇOCUK NÜFUS ORANI EN YÜKSEK İL ŞANLIURFA

Şanlıurfa, 2023’te yüzde 38,6 ile çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il olacak.  2012’de çocuk nüfus (0-14 yaş grubu) oranının en yüksek olduğu il Şırnak (yüzde 42). Şırnak’ı yüzde 41,5 ile Şanlıurfa takip etmekte. 2023’te Şanlıurfa çocuk nüfusun en yüksek olduğu il olacak. Şanlıurfa’nın ardından yüzde 35,2 ile Ağrı gelecek.

2075 YILINDA YAŞLI NÜFUSUN TOPLAM NÜFUSA ORANI YÜZDE 27,7

2023’te 8,6 milyon olan yaşlı nüfus (65 ve üzeri yaştakiler) 2050’de 19,5 milyona, 2075’te ise 24,7 milyona çıkacak. Yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı 2023’te yüzde 10,2’ye 2050’de yüzde 20,8’e, 2075’te yüzde 27,7’ye yükselecek.

2050’DE KADIN BAŞINA 2,5 OLURSA 2075 NÜFUS 119 MİLYON OLACAK

Türkiye 2050 yılında kadın başına ortalama 2,5 çocuğa ulaşırsa, 2075 yılında nüfusu 119 milyon olacak. Türkiye’nin doğurganlık hızında yaşanacak değişimin nüfus büyüklüğüne, yaş yapısına ve diğer demografik süreçlere etkisi temel projeksiyon senaryosu (Senaryo 1) haricinde 2 farklı senaryo ile incelenmiştir. Bu senaryolar arasındaki temel farklılık yıllar itibariyle kadın başına düşen ortalama çocuk sayısındaki değişimdir. Bu senaryolar:

Senaryo 1 (Temel Senaryo): Toplam doğurganlık hızının doğal akışı içinde azalıp 2050 yılında 1,65’e düştüğü ve 2050 yılından sonra artışa geçip 2075 yılında 1,85’e ulaştığı doğurganlık senaryosu.

Senaryo 2: Toplam doğurganlık hızının, 2020 yılında 2,11’e, 2050 yılında 2,5’e ulaşacağını ve 2075 yılına kadar sabit kalacağını varsayan kademeli artan doğurganlık senaryosu.

Senaryo 3: Toplam doğurganlık hızının 2050 yılına kadar kademeli olarak 3’e ulaşacağını ve 2075 yılına kadar sabit kalacağını varsayan artan doğurganlık senaryosu.

TÜRKİYE DÜNYA SIRALAMASINDA 24. SIRAYA DÜŞECEK

Birleşmiş Milletler’in 2012 yılı nüfus projeksiyonlarına göre dünya nüfusu yaklaşık 7 milyar 52 milyon kişidir. 2012 yılında Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1,1’ini oluşturan Türkiye, nüfus bakımından dünyanın en büyük 18. ülkesi. 2050 yılında Dünya nüfusu 9 milyar 306 milyon kişi olurken, temel nüfus projeksiyon senaryosuna göre Türkiye 20. sıraya gerileyecek. 2075 yılına gelindiğinde Dünya nüfusu 9 milyar 905 milyon kişiye yükselecek, Türkiye’nin sıralamadaki yeri ise 24 olarak değişecek.

NÜFUS BİR ÜLKE İÇİN ZENGİNLİK KAYNAĞI MI?

Bir ülkede bir bölgede, bir yerde, bir toprakta yaşayan canlı insan sayısının toplamı ile açıklanan nüfusun artışı bir ülke için zenginlik kaynağı mıdır?

Avrupa ülkeleriyle yakın ekonomik bağları olan ve gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye gibi ülkelerde nüfus pek çok yönden incelenmelidir. Nüfusun ülke ekonomisine etkisinde bazı uzmanlar nüfus artışı ile ekonomiyi eşdeğer olarak görürken, bazıları ise  büyümeyi yavaşlatan bir etken olarak görmektedir. Ekonomik büyüme ve nüfus artışı ekonomik büyüme ile doğrudan değil ancak dolaylı şekilde etkilidir. Şöyle ki, nüfus artışı piyasaların büyümesine ve ölçek ekonomisine yol açıp, ekonomik büyümeyi olumlu bir şekilde etkileyebileceği gibi bağımlılık oranını da arttırarak, doğul kaynakları azaltıp, ekonomik büyümeyi olumsuz da etkileyebilir.

Nüfusun ülke ekonomisine etkisi üzerinde yapılmakta olan pek çok çalışmada kalkınmada olan ülkeler göz önünde bulundurulmuştur. Çünkü bahsi geçen ülkeler sanayileşme açısından henüz daha başlangıç seviyesindedir. Büyüme ile beraber bu ülkelerin doğum rakamlarında önemli değişiklikler görülmemiş, aksine ölüm oranlarında meydana gelen düşme ile birlikte nüfus hızı da artmıştır.

Nüfusun ülke ekonomisine etkisi konusunda literatürde tüm bir görüş sağlanamadığı görülüyor. Yapılan araştırmaların bir kısmı nüfus artışı ile ekonomik büyüme engellenir derken, diğer kısmı da ekonomik büyümenin olumlu sonuç verdiğini ifade ediyor. Öte yandan yapılan bazı çalışmalar da ise her iki değişkenin birbiri ile ilişkisinin olmadığını savunuyorlar.

NÜFUS ARTIŞININ OLUMLU YANLARI

Nüfus artışının olumlu yanları nelerdir derseniz? Özetle anlatmak gerekirse, Daha fazla ihtiyaç olacağı için üretim artar. İnsan sayısı çoğaldığı için vergi gelirleri artar. Yeni endüstri dalları doğar. İhracatta rekabet kolaylaşır. Mal ve hizmetlere talep artar. Ülke savunmasına katkısı olur. Üretim maliyeti azalır. Askeri savunmada önemlidir kısa sürede güçlü ordular kurulabilir. Nüfus dinamik bir yapı kazanır. Teknolojinin ilerleyen yıllarda geleceği seviye düşünüldüğünde nüfusun çokluğunun askeri anlamdaki katkısı tartışılması gereken konular içinde yer alır.

NÜFUS ARTIŞININ OLUMSUZ YANLARI

Nüfus artışının olumsuz yanlarına gelince öncelikle kişi başına düşen milli gelir azalır. İnsanlar çoğalacağı için iş bulmakta zorluk çekerler. Tüketim artar. İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılaması zorlaşır. Kalkınma hızı düşer. Eğer insanlar bilinçsizce davranıp çevreye çöp atarsa çevre kirliliği artır. Tasarruflar azalır. İnsanlar bir yerden bir yere gideceği için iç ve dış göçle artar. Belediye hizmetleri zorlaşır. İhracat azalır. Demoğrafik (nüfusa bağlı) yatırımlar artar. Konut sıkıntısı olur bunun sonucunda da gecekondulaşma olur. Tarım alanlarının amaç dışı kullanımı artar. Eğitim ve sağlık hizmetlerinde aksamalar vb sorunları oluşturur. İhracat azalır.

Hava Kirliliği Meydana Gelir. Çarpık kentleşme sorunları artar. Fabrika, park alanları vb kurulacağı için ormanlar azalır. Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır. Kalkınma hızı düşer. (Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar.)

MALPASS: SAĞLIKLI BİR BÜYÜME İÇİN ŞEFFAFLIK VE REFORMLAR ŞART

Dünya Bankası Başkanı David Malpass yayınlanan 182 sayfalık son raporla ilgili yaptığı açıklamada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine yönelik bir çok risk faktörü bulunduğunu kaydetti. Malpass bu risklerin, ticari engeller, yavaşlayan yatırımlar ve ekonomik yavaşlamalar olduğunu belirterek, “Daha güçlü bir ekonomik büyüme, yoksulluğun azaltılması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi şarttır. Ülkelerin çalışma ortamlarının iyileştirmesi ve yatırımları çekmek için önemli reformlar yapması gerekir. Ülkeler ekonomi yönetimlerinde şeffaflığı yüksek bir öncelik haline getirmelidir” dedi.

SONUÇ?

Derlediğimiz haberde verdiğimiz istatistiki veriler, araştırma sonuçları, uzman görüşleri ile diğer bilgiler ışığında bir ülkenin kalkınması için nüfus artışı gerekli mi değil mi?

YÜZÖLÇÜMÜ NEREDEYSE KONYA KADAR

Bir ülkenin nüfusunun fazla olması ekonomik anlamda güçlü olduğu anlamına gelmiyor. Bir örnek vermek gerekirse Hollanda 2019’da açıklanan 17.198.100 kişili nüfusu ve 41.543 km² yüzölçümüyle neredeyse Konya ilimizle (38.873 km²) eş değer. Hollanda, yenilikçi tarımsal teknoloji sayesinde dünyanın en büyük tarımsal ve gıda ürünleri ihracatçısı ülkelerinden başında geliyor. Hollanda tarım sektörü, doğaya ve çevreye saygılı, sağlıklı, güvenli gıdaları sürdürülebilir biçimde üretmeyi başarıyor. Hollanda bizim kadar verimli toprağa sahip olmamasına rağmen tarım ihracatında dünya ikincisi konumunda bulunuyor.

ÇOK FAZLA NÜFUS = ZENGİN ÜLKE DEĞİL

Hollanda’nın yıllık ihracatı 2018 verilerine göre 758 milyar dolar. Dünya'nın kalabalık ülkelerinden biri olan 210.652.000 Pakistan’ın nüfusu 23,1 milyar dolar. Yani tek başına nüfusun artması güçlü ekonominin oluşacağı anlamına gelmiyor. Devletlerin kendi coğrafi konumu ile uygun ekonomik politikalar uygulaması eğitim başta olmak üzere nitelikli insan yetiştirilmeleri gerekiyor. Sonuçta inovasyona önem veren, katma değeri yüksek markalar üreterek ihracat yapabilen ülkeler her zaman ekonomik olarak zirvede kalmaya devam ediyor. Diğer taraftan dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip olan Çin’in ekonomisi yüksek seviyede iken bu sefer halkın refah düzeyinin düşüklüğü göze çarpmakta.

CANDY CRASH ÖRNEĞİ

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (38.873 km²) eski başkanı Mehmet Büyükekşi, 2016 yılında yaptığı bir konuşmasında, Türkiye’nin 2023 ihracat hedeflerine ulaşmak için katma değerli üretime ve inovasyonun önemine dikkat çekerek, ‘’Bugün gençlere baktığımızda, cep telefonlarında Candy Crash oynadıklarını görüyoruz. Dünyada 100 milyon kullanıcısı olan bir oyun. Değeri ise 5,9 milyar dolar. Türkiye'deki tüm şeker fabrikalarının değerini toplasak bu kadar etmez. İşte inovasyon budur” dedi.

O halde nüfusun kalabalık olması tek başına günümüzde bir anlam ifade etmiyor, ancak ülkenin teknolojik gelişmelere ayak uydurması ve üretime dayalı bir ekonomiye sahip olması şartıyla bir değer taşıdığını söylememiz yanıltıcı olmayacaktır.

Eski deyimle “Sayı çoğunluğuna değil kaliteye bakmalı” diyerek konuyu kapatabiliriz. Devlet yöneticilerinin ilerki yıllara dair nüfus öngörüsünde bulunurken aynı zamanda gelişim alanında planlamalarını eşdeğer görmeleri durumunda ülkemizin nüfusunun çokluğunun bir anlam ifade edeceğini söyleyebiliriz.