Covid-19’un yeni merkez üssü: Latin Amerika

Dünya Sağlık Örgütü, Latin Amerika’nın Covid-19 pandemisinin yeni merkez üssü haline geldiğini duyurdu. Salgına gelir eşitsizliği, siyasi krizler ve ekonomik durgunluk gibi kronik sorunlarla baş etmeye çalışırken yakalanan Latin Amerika ülkelerinin 2020 yılını zor geçireceği aşikar. Özellikle Küba ve Venezuela gibi ülkelerde insanlık dramı yaşanması muhtemel.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Brezilya ile birlikte Latin Amerika’nın Covid-19 salgınının yeni merkez üssü haline geldiğini duyurdu. Örgüt ayrıca Brezilya'nın, kıtada virüsten “açıkça en çok etkilenen” ülke konumunda olduğunu kaydetti. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya'nın ardından koronavirüsün en çok görüldüğü 3'üncü ülke haline gelen Brezilya, açıklanan son verilere göre, vaka sayısında 330 bine ulaştı ve Rusya'yı geçerek ABD'den sonra virüsün en yaygın olduğu ikinci ülke oldu.

Brezilya’nın yanı sıra Meksika, Kolombiya, Arjantin ve Peru gibi bölgenin en büyük ülkelerinden bazıları gerek vaka gerek vefat eden hasta sayılarıyla dikkat çekiyor. Olağanüstü zor şartlar altında bu dönemi yaşayan Venezuela ve Küba ise mutlaka göz önünde bulundurulması gereken diğer iki önemli ülke olarak öne çıkıyor.

Latin Amerika bölgesine toplu olarak baktığımızda yaklaşık 600 milyon nüfusa sahip ve 22 ülkeden oluşan bölgede toplam 600 binin üzerinde Covid-19 vakası tespit edilmiş olduğu görülüyor. Salgın hastalık nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 32 bin kişiyi aşmış durumda. Dünya üzerindeki koronavirüs vakalarının yaklaşık yüzde 8’inin, vefat eden hastaların ise yüzde 6’sını Latin Amerika bölgesi oluşturuyor. Bu durum ülkelerin ekonomik ve sosyal yapısını derinden etkileyecek son derece önemli bir husus.

EKONOMİLER AĞIR DARBE ALACAK

Brezilya’da Başkan Jair Bolsonaro, sınırların kapatılması, ülkeye giriş çıkışların kısıtlanması gibi bazı önlemler alıyor olsa başkanın asıl amacının ekonomiyi güçlü tutmak olduğu biliniyor. Hammadde ihracatının önemli bir paya sahip olduğu Brezilya ekonomisinin pandemi ve petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle 2020 yılında rekor oranda küçülebileceği yine Brezilya Merkez Bankası tarafından ifade ediliyor ve küçülmenin yüzde 4 oranını bulabileceği kaydediliyor.  Uluslararası Para Fonu (IMF) ise küçülmenin yüzde 5’i geçebileceğini ifade ediyor. Bu durum, insani açıdan kabul edilebilir olmamakla beraber, Bolsonaro’nun pandemiden kaynaklanan riskleri neredeyse görmezden gelerek ekonomiyi öncelemeye çalışmasını bir nebze anlaşılır kılıyor.

IMF kaynakları bölgede, 2020 yılında yaşanan olumsuzluklardan en çok etkilenecek iki ekonominin Meksika ve Ekvador olacağını öngörüyor; Kuzey Amerika’nın İspanyolca konuşan dev ülkesinde ekonomik küçülme beklentisi yüzde 6,6, Ekvador’da ise yüzde 6,3 olarak açıklandı.

Meksika ve Ekvador düzeyinde olmasa da Brezilya’ya yakın düzeyde bir daralma yaşaması beklenen bir diğer ülke ise Arjantin; IMF’nin öngörüsü, ülke ekonomisinin yüzde 5,7 oranında daralması. Arjantin’in 45 milyar dolara yakını IMF’ye olmak üzere toplam dış borcunun 300 milyar dolar dolayında tahakkuk ettiği ve söz konusu borcun sürdürülebilir şekilde yapılandırılmaya çalışıldığı bizzat anılan ülkenin ekonomi kurmaylarınca ifade ediliyor.

KÜBA VE VENEZUELA’DA İNSANLIK DRAMI YAŞANABİLİR

Küba ve Venezuela’nın salgın dönemindeki kayıpları ise bambaşka bir çerçeveden değerlendirilmek durumunda. Her iki ülkede de gerek hasta sayıları gerekse kayıplar diğer ülkelere kıyasla oldukça düşük. Ancak iki ülkede kendilerini sarmış olan ambargolarla mücadele ediyor, yani bu ülkelerde virüsün yayılması yıkıcı sonuçlara neden olabilecek nitelikte.  Küba 11 milyon nüfusa sahip ve yılda 4 milyon yabancı turist ağırlıyor. Ülkenin brüt milli hasılasının yüzde 70 oranında hizmet sektörüne dayandığı göz önünde tutulduğunda, ada ülkesi Küba’nın Covid-19 süreci ve sonrasında yaşayacağı büyük ekonomik deprem hakkında fikir sahibi olunabilir.

Venezuela’ya baktığımızda da çok farklı bir tablo görmüyoruz. Petrol fiyatlarının görülmemiş düzeyde düşmesi sonrasında ülke, tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Ülke ekonomisi son beş yıl içinde yüzde 70 oranında küçüldü. 28 milyon nüfuslu ülkeden hayat şartlarının zorlamasıyla iki buçuk milyon kişi ayrıldı ve çoğunluğu diğer Latin Amerika ülkelerinde şanslarını deniyor. ABD salgın şartlarında bile ülke üzerindeki baskısını arttırırken, ABD ambargosu altında hayatta kalma savaşı veren Venezuela, bir yandan da Covid-19 ile mücadele etmeye çalışıyor.

Tüm bu hususlar doğrultusunda bir değerlendirme yapmak gerekirse, virüsün bölgede daha fazla yayılması durumunda Latin Amerika’nın ekonomik açıdan oldukça zor günler geçireceği aşikar. Bölgede mevcut toplumsal ve siyasal krizlerin daha da derinleşip sosyal patlamalara neden olmamasının yolu ise hükümetlerin cesur önlemlerle öncelikle en kırılgan tabakaların sorunlarına eğilmelerinden geçiyor; zira Latin Amerika genelinde yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı yüzde 35’lerde seyrediyor.