Çin’in uzun vadeli dış politika stratejisi

Çin’de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünya ülkelerini etkisi altına alan Covid-19 virüsün giderek dünya için bir dönüm noktası halini aldı. Dünya yeni tip koronavirüsün bir sonucu olarak dramatik bir şekilde değişmeye hazır hale geldi. Bugün akla yatkın görünen pek çok gelecek öngörüsü birkaç yıl içerisinde gerçekleşebilir. Her şey yaklaşan sosyoekonomik şokun şiddetine ve dünya düzeninin dayanıklılığına bağlı olarak gerçekleşecektir.

Cihan ABİ / İNTELL4

Temelli değişimi öngören tahminler için çok erken olmakla birlikte bu aşamada üç senaryo mümkündür. En iyi durumda mevcut dünya düzeni ve finansal araçların tekrardan revize edilmesi gerekmektedir. Kötü olarak nitelendirilen çok daha olası bir senaryo da ise mevcut kaynaklar, tedarik zincirleri ve sallantıda olan küresel kurumların yapısal olarak reforme edilmesi gerekmektedir. En kötü durum senaryosu gerçekten de beter olacaktır. Zira koronavirüs karşısında sallatıya giren küresel ekonomi, pek çok ülkede sosyal ve siyasi kargaşaya yol açacaktır.

Salgın kontrol altına alındıktan sonra farklı bir dünya olacağını iddia edilmesi kesinlikle Çin’in 2013 yılında duyurduğu “Bir kuşak, Bir yol” projesi için de geçerli. Zira koronavirüs salgını riskleri ve küresel bağlantılarındaki zayıflıkları ortaya koydu. Dolayısıyla dünyayı birbirine bağlamayı öngören Çin’in yeni ipek yolu projesi Covid-19’dan ciddi oranda etkilenecek.

FATURAYI KİM ÖDEYECEK?

Çin’in yüzyılın projesi olarak lanse ettiği yeni ipek yolu 70’den fazla ülkeyi içeren bir proje. Dünya nüfusunun yarısını etkileyecek olan proje bugün Covid-19’dan ötürü finansman sıkıntısı ile karşı karşıya kalmış durumda. Bugüne kadar Pekin’in sağladığı finansman tarafından desteklenen proje, Covid-19 nedeniyle zarar gören Çin ekonomisinin daha fazla finansman sağlayamamasından ötürü sekteye uğrayacaktır. Diğer taraftan Çin Komünist Partisi (ÇKP) liderliği ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya. Ayrıca ülke ekonomisi kısa sürede toparlanacak gibi değil. Durumun ciddiyetini koruması akıllara söz konusu projeye nasıl finansman sağlanacağı sorusunu getirdi.

Covid-19 salgınının küresel boyutlara ulaşması Çin’in toparlanmasını zorlaştıracaktır. Zira ülke ekonomisi ihracat temelli. Ülke ekonomisinin ihracat temelli olması küresel piyasalarda yaşanan istikrarsızlıklara açık hale geliyor. Söz konusu hassaslık Çin ekonomisinde üretimin durmasına ve işsizlik rakamlarının artmasına neden oldu. Son açıklanan verilere göre, Çin’deki kentsel işsizlik oranları yaklaşık olarak yüzde 6,2 oranında artış gösterdi. Dolayısıyla Çinliler deniz aşırı ülkelere para harcanmasını gereksiz ve israf olarak görecektir.

YATIRIMLAR GERİ ALINACAK MI?

Covid-19’dan doğan en kötü senaryo ise bugüne kadar yapılan yatırımların boşa gitme ihtimalinin olmasıdır. Ekonomik olarak zaten zar zor ayakta duran “Bir Kuşak, Bir Yol” güzergahındaki ülkeler salgınla birlikte büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Örneğin yeni ipek yolu projesinin en büyük ortağı olan Pakistan’da Avrasya Kalkınma Bankasına göre 8,2 milyar dolarlık bir kaybın olması söz konusu.

Yatırımların tehlikeye girmesi Çinlilerin daha fazla tepkisine neden olacaktır. Ayrıca söz konusu kayıpların, iflas vakalarıyla güzergâh boyunca katlanarak artması bekleniyor. Yeni ipek yolu güzergahında faaliyet gösteren şirketlere kredi desteği açıklansa da bankalar kredi sürecinde seçici davranacaktır.

FARKLI ‘BİR KUŞAK, BİR YOL’ PROJESİ

Hali hazırda süren yeni ipek yolu projelerin tamamı salyangoz hızında ilerliyor. Orta ve uzun vadede, devam eden tüm projeler tekrardan toparlanması ihtimal dahlindedir. Fakat bunun yeni bir ipek yolu projesi olacağını varsaymak mantıklı olacaktır. Projenin özellikle Çinli bankalar ve çalışanlar aracılığıyla yürütülmesi değişmesi gerekir.

Yeni ipek yolu projesi lanse edilirken Çin’in yıllık büyüme oranı yüzde 8 civarındaydı ve devlet kasasında 4 trilyon dolara yakın bir kaynak vardı. O zaman projenin finansmanının 8 trilyon dolara kadar ulaşacağı dile getirilmişti. Mart 2018’de Morgan Stanley, Çin’in söz konusu projeye harcadığı toplam miktarın 2027’ye kadar 1,2-1,3 trilyon dolar civarında olacağını ön görüyordu faka bu bile artık yüksek bir rakam olarak duruyor.

Bugüne kadar güzergâh üzerindeki alt yapı projelerini kendi finansman kaynağı ile inşa eden ve işletme sahip olan Çin, bundan sonra proje paydaşı olan ülkeleri de ortak edecektir. Projeler diğer ülkeler ile ortaklaşa yürütülürken, Pek yönetimi stratejik öneme sahip olan alt yapı projeleri kendi gözetiminde gerçekleştirecektir.

***The Diplomat'tan Türkçe'ye İntell4 tarafından çevrilmiştir.