Çin’in 'Orta Doğu' yatırımları

Çin'in uzun süredir Orta Doğu ülkeleri ile kazan-kazan stratejisi şeklinde ilişkilerini yürütmesi ve Pekin'in ülkelerin 'iç işlerine karışmaması' bölgedeki rejimleri cezp etmekte. Peki Çin, izlediği strateji sayesinde Orta Doğu’da etkili bir oyuncu olabilir mi?

Yirmi birinci yüzyılın tarihsel kırılma noktalarından biri olan koronavirüs salgını küresel düzende pek çok değişimi peşinden sürükleyebilecek bir olay. Salgının Çin’den başlaması ise Doğu-Batı ve Kuzey-Güney ilişkilerinin dönüşümüne öncülük edecek önemli husus. Bu değişim süreci içerisinde Çin ve Ortadoğu ülkeleri arasındaki ilişkiler oldukça önemli bir konuma sahip.

KAZAN-KAZAN ANLAYIŞI 

Zira Çin ekonomik yükselişine paralel olarak enerji kaynaklarına da büyük oranda ihtiyaç duyuyor. Bu da Pekin hükümetinin Ortadoğu ülkeleriyle karşılıklı kazan kazan anlayışına dayalı ilişkiler geliştirmesine neden oluyor. Enerji sektörü başta olmak üzere ulaşım, emlak ve çelik gibi alanlarda gelişim gösteren Çin’in Ortadoğu yatırımları dış ticari profil ile yakından ilişkili. Çin’in enerji ihtiyacının yüzde 40’a yakınını karşılayan Ortadoğu ülkeleri petrol ve doğal gaz gibi ürünlerini ihraç etmekte, teknoloji gerektiren mal gruplarını ise Çin’den ithal ediliyor.

Kurulan bu ağın bölge ülkelerinin ekonomik faydasına odaklanması ise Çin ile Ortadoğu ülkeleri arasındaki ilişkilerin gelişmesine ve karşılıklı güven ortamının oluşmasına katkı sunmaktadır.

SİLAH İHRACATI

2013’te Kuşak ve Yol Girişimi’nin (KYG) başlatılmasının ardından daha fazla gündeme gelen Çin ve Ortadoğu ülkeleri arasındaki ilişkiler enerji kaynakları, ticaret yollarının güvenliği ve siyasi istikrar gibi olgular etrafında gelişim gösteriyor.  Bölge ülkelerinin ekonomik alandan daha fazla önem verdikleri istikrar ve rejim güvenliği yaklaşımları ikili ilişkilerin ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.

KYG’nin önemli güzergahlarından olan Deniz İpek Yolu, Ortadoğu koridorunun önemini artırmış ve Çin’in ekonomik yatırımlarının bölge ülkelerine kaymasına neden olmuştur. Bu süreçte Ortadoğu ülkelerine 230 milyar dolara yakın yatırım yapan Çin aynı zamanda 270 milyar dolarlık bir dış ticaret hacminin oluşturulmasını sağlamıştır.

Pekin yönetiminin silah ihraç ettiği önemli bölgeler arasında yer alan Ortadoğu ülkeleri 2008-2018 arasında Çin’den toplam 2,18 milyar dolarlık silah alımı gerçekleştirmiştir. Yıllara göre farklılık gösteren silah alımları Çin’in toplam silah satışları içinde yüzde 5-20 arasında bir paya sahiptir. Sonuç olarak yatırım, dış ticaret ve rejimlerin istikrarı üzerinden gelişim gösteren Çin-Ortadoğu ilişkileri enerji sektörünün baskın konumda olduğu tarihsel bir geçmişe sahiptir.

Zira Çin ekonomik yükselişine paralel olarak enerji kaynaklarına da büyük oranda ihtiyaç duyuyor. Bu hususta mevcut enerji ithalatı göz önüne alındığında Ortadoğu ülkeleri ön plana çıkıyor. Ayrıca Çin’in İpek Yolu Girişimi eski ticaret yollarına yeniden işlevsellik kazandırma amacı gütmesi ve bu amaca paralel olarak Ortadoğu ülkeleri bu yeni girişimin geçiş güzergahını oluşturması Çin’in Orta Doğu yatırımlarını daha anlamlı kılıyor.

ÇİN’İN ‘DENGE’ POLİTİKASI

Tüm bu hususlar doğrultusunda Çin’in Ortadoğu’daki yatırımları ve bölgeye karşı geliştirdiği politikanın temel özellikleri göz önüne alındığında bölgenin tüm küresel güçler gibi Çin’in de ilgi alanında olduğu söylenebilir. Çin’in bölgedeki yatırımları içerisinde enerji ile ilgili kısmın yüksek olması enerji güvenliğini sağlamada bölgeye atfettiği önemin kaynağını tespit etmede temel bir gösterge durumunda. Ayrıca uzmanlara göre bölgedeki mevcut Çin yatırımları yanında, Çin’in bölgesel sorunlar karşısında geliştirdiği diplomasi dili, İran, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Katar ve İsrail gibi bölge ülkeleri ile ilişkilerinde denge gözetmesi ve ülkelerin ‘‘iç işlerine karışmaması’’ bölgedeki rejimleri cezp etmekte.

ABD'NİN BÖLGEDEKİ VARLIĞI

İç içlerine karışmama ve birlikte kalkınma hedeflerini temel alarak gelişen Çin’in Ortadoğu politikası gelecek vaat etmekle birlikte ABD’ye bölgede üstünlük sağlayacak aktiflikten uzak görünüyor. Pek çok ülkenin enerji kaynakları nedeniyle bölgeye ilgi göstermesi Çin-Ortadoğu ülkeleri ilişkilerinde yeni zorlukların varlığını vurgularken ABD’nin böl gede askeri operasyonlara başvurması Ortadoğu rejimlerinin istikrarına tehdit oluşturmakta.Bölgede yaşanan iç çatışmaların getirdiği risklerin KYG’nin güvenliği ve sürekliliğine tehdit oluşturması Avrupa ile olan ticareti aksatabilecek bir yapıdadır. Bu nedenle Pekin yönetimi bölge ülkelerinde statükonun korunmasına, rejimlerin istikrarına ve sürekliliğine destek vermekte ve çatışmalarda uzlaşmacı bir tavır benimsemektedir.

Benimsenen bu tavır ikili ilişkilerin gelişmesini sağlarken Çin farklı sektörlerde yatırımlarını artırmaktadır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda sağlanan gelişme ise bölge ülkeleri ile Çin’i daha fazla iş birliği yapmaya itmektedir. Ancak Çin’in yumuşak güç unsurlarının ABD’ye kıyasla zayıf olması, bölgedeki jeopolitik gerilimin giderek yükselmesi ve Çin’in bölge politikalarında İran etkisinin artması gibi sürekli faktörlerin yanında koronavirüsün Çin’den başlayarak yayılması gibi konjonktürle ilgili faktörler ilişkilerin gelişmesini engellemektedir.