ABD'nin arka bahçesindeki Çin tehdidi: Latin Amerika ve Karayipler'de neler oluyor?

Çin, ABD hegemonyasına karşı Latin Amerika ve Karayipler’deki hükümetler ile askeri, ekonomik ve siyasi iş birliğini geliştiriyor. Koşullu borçlanma gibi yöntemlerle bölgede faaliyet gösteren Çin, ABD’nin arka bahçesindeki varlığını artırıyor.

Çin, Asya ve Afrika kıtalarında olduğu gibi ABD’nin arka bahçesi Latin Amerika ve Karayipler’de de varlığını artıyor. 19. yüzyılda İspanya ve Soğuk Savaş döneminde SSCB ile bölgede güç mücadelesine giren ABD, günümüzde ise Çin ile karşı karşıya.

ABD’nin son yıllarda Küba’ya yönelik ambargoları kaldırma girişimleri veya Ekvador ve Venezuela gibi ülkelerle olan ilişkisi de Çin’in bölgedeki faaliyetlerine karşılık hamleler olarak yorumlanıyor.

Nişantaşı Üniversitesi’nden Dr. Tarık Demir’in kaleme aldığı “Çin’in Coğrafya Telakkisindeki Değişim: Latin Amerika ve Karayipler Bölgesinde Çin’in Artan Varlığı” adlı makalede, Çin’in Amerikan hegemonyasına karşı kendi hegemonyasını kurma girişimleri kapsamında bu hamleleri attığı belirtiliyor.

Demir, söz konusu karşı hegemonya inşa sürecinin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping yönetiminde izlenen ve önceye kıyasla daha aktif olan “Feng Fa You Wei” dış politika stratejisine bağlıyor. Çin’in Ukrayna ve Afganistan krizlerindeki rolünden ekonomik girişimlerine kadar uluslararası sistemde izlediği aktif politikalar da yine bu bağlamda değerlendiriliyor.

ÇİN’İN KOŞULLU BORÇ STRATEJİSİ

Çin, 2005 yılından bu yana Latin Amerika ve Karayipler’deki ülkelere borç veriyor. Brezilya, Ekvador ve Venezula, en fazla borç alan ilk üç ülke. Bölgedeki ülkelerin Çin Kalkınma Bankası ve Çin İhracat-İthalat Bankası’ndan (Exim) toplamda 117 kredi ve 138 milyar dolarlık borç aldığı kaydedildi.

2008’deki küresel finans krizinin ardından Çin’den alınan kredilerde artış görüldü. Arjantin, Ekvador ve Venezuela gibi ülkeler, Batılı kurumlara çok fazla borçlandığı için Çin’e yöneldi.

Çin’in Latin Amerika ve Karayip hükümetlerine verdiği krediler, 2010 yılında 34.5 milyar dolarla zirveye ulaştı. Ancak Pekin yönetimi, koşullu verdiği bu krediler ile bölgedeki ülkelerin doğal kaynaklarına erişim sağlamanın önünü açmış oldu. Stephen Kaplan'ın “Küreselleşen Hasta Sermayesi: Amerika'da Çin Finansının Politik Ekonomisi” adlı kitabına göre, bu koşullar arasında borç alan ülkelerin kredilerinin bir kısmını petrolle geri ödemeleri, makine gibi Çin ürünlerini satın almaları ya da Çinli firmaların telekomünikasyon ve enerji dahil sektörlere erişim izni vermeleri yer alıyordu.

Inter-American Dialogue ve Boston Üniversitesi Küresel Kalkınma Merkezi tarafından mart ayında yayınlanan bir rapora göre, Çin bankaları bölgede faaliyet gösteren Çinli firmaları finanse etmeye odaklandı. 20 yıl öncesine kadar Çinli firmaların bölgeyle hiçbir bağlantısı olmadığını ve yatırım ortamını tanımadıklarını belirten uzmanlar, koşullu borç verme strateji ile bu durumun aşıldığını belirtti.

Çin’e 5 milyar dolara yakın borcu olan Ekvador’un borcunun yüzde 42’sini 2024 yılına kadar petrol ile geri ödemesi planlanıyor. Ekvador Devlet Başkanı Guillermo Lasso, şubat ayında Çin’i ziyaret ederek petrolle ödemenin kaldırılmasını ve borcun vadesinin uzatılmasını istedi.

Ekvador'un 2020 ve 2021 maliye bakanı Mauricio Pozo, kısa kredi vadeleri ve yüksek faiz oranları nedeniyle Çin'in kredi koşullarının çok "dezavantajlı" olduğunu söyledi. Ekvadorlu petrol şirketi Petroecuador ise Çin'e ihraç edilen her bir petrol varilinde para kaybettiğini bildirdi.

Lasso'nun Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesinin ardından Çin haber ajansı Xinhua, Xi'nin "Çinli işletmelerin Ekvador’da yatırım yapması ve faaliyet göstermesi için adil ve uygun bir iş ortamı sağlamaya devam edileceğini umduğunu” aktardı.

HEGEMONYA MÜCADELESİ

Çin bankaları, 2020’de Latin Amerika hükümetlerine yeni kredi vermeyi durdurdu. Bunun yerine, bölgede enerji, madencilik ve altyapı sektörlerindeki özel finansman girişimlerine odaklandı. 2020 ve 2021'de Çin Sanayi ve Ticaret Bankası'nı da içeren bankalar tarafından Arjantin, Brezilya, Kolombiya, Meksika ve Peru'ya 12 kredi sağlandı.

Pekin’in borç verme stratejisi, Çinli şirketlerin Latin Amerika ve Karayip pazarlarında yerleşik hale gelmesini sağlarken, borç alan hükümetler büyük ölçüde Çin’e bağımlı hale geldi.

Kaplan kitabında, kredilerin ülkelerin geri ödeme kabiliyeti dikkate alınmadan verildiğini ve bunun da onları “araçlarının ötesinde harcama yapmaya ve gelecekteki borç sorunlarını hızlandırmaya” teşvik etmiş olabileceğini savunuyor.

Çin, ticari faaliyetlerin yanı sıra bölge ülkelerine yönelik askeri diplomasi yöntemlerini de yoğun bir şekilde kullanıyor. Silah satışı, askeri yardım ve teknoloji transferi gibi hamlelerle stratejik ortaklıklar kuruyor.

Uzmanlar, Çinli şirketlerin artık Latin Amerika ve Karayipler’de varlığını sürdürebilmek koşullu kredilere ihtiyacı kalmadığını belirtti. Ayrıca bölgedeki Çinli şirketlerin, Pekin’den borç almayan Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru gibi ülkelerdeki ihalelerde yarışabilecek seviyeye ulaştığı ifade edildi.

Çin’in ilerleyen dönemlerde Latin Amerika ve Karayipler’deki hükümetler ile ilişkilerini sürdürmesi, bölgeye daha fazla ihracat yapması ve yeni petrol kaynaklarına erişim sağlaması bekleniyor. Böylelikle ticaretle paralel şekilde askeri kapasitesini de artıran Çin’in stratejik bölgelerde ABD ile hegemonya mücadelesine girebileceği öngörülüyor.