Çin'de yeni vakalar kaydedildi! Ülkede son durum ne?

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu, son 24 saat içerisinde 2’si yurt içi kaynaklı olmak üzere 16 kişide daha yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tespit edildiğini açıkladı. Ülkede vaka sayısı 86 bin 741’e çıktığı ifade edilirken, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı hala 4 bin 634. Dünya bir yandan aşı çalışmaları bir yandan da artan vaka sayıları nedeniyle kapanırken, Çin'de yaşayan Nurettin Akçay ülkedeki son durumu aktardı.

Çin resmi haber ajansı Xinhua’ya göre Ulusal Sağlık Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, ülkedeki toplam vaka sayısının 86 bin 741’e çıktığı ifade edilirken, son bir günde koronavirüs nedeniyle can kaybı meydana gelmemesi nedeniyle ölü sayısının hala 4 bin 634 olduğu bilgisi verildi.

Söz konusu açıklamaya göre ülkede şu ana kadar 81 bin 794 kişi iyileşirken, 313 kişi de hala tedavi görüyor.

Çin bir yandan vaka sayılarını saklamakla itham edilirken bir yandan da ürettiği aşının Türkiye de dahil olmak üzere dünya ülkelerinde kullanılmaya başlanmasıyla gündemde. 

Peki, ülkedeki son durum ne? Çin'de yaşayan Nurettin Akçay ülkedeki son durumu, aşı ve aşılama çalışmalarını, vaka sayılarına ilişkin merak edilenleri Independent Türkçe'ye yazdı. 

10 soruda merak edilenlere yanıt veren Akçay'ın aktardıkları şöyle: 

1- Çin'de salgının son durumu ne?

Çin'de salgın kontrol altına alınmış vaziyette. Zaman zaman vakalar çıksa da büyük oranda kontrol sağlanmış halde.

Uzun süredir vaka sayıları sıfırlanmıştı; fakat önce Pekin'de, daha sonra Xinjiang gibi bölgelerde yeni vakalar ortaya çıktı.

Ancak kısa süre sonra buralarda da kontrol sağlandı ve şu an Chengdu ve Suifenhe gibi bazı bölgelerde vakalar görülse de genel olarak bir salgın boyutunda değil.

Zaten görülen vakalar da yetkililerin bildirdiğine göre ülke dışından gelen kargolardan kaynaklanıyormuş. Bu yüzden şu an 20 ülkeden gelen kargolara da korona testi yapılıyor.

Kısaca söylemek gerekirse Çin'deki son durum şu şekilde: Vakalar sıfırlandı.

Restoranlar, havuzlar, kafeler yine eskisi gibi tam kapasitelerine ulaştı. Okullar uzun süredir açık. Üniversiteler eğitime başladı. Maske kullanma zorunluluğu kaldırıldı. Sadece metroda maske takıyoruz. Metro ve market girişlerinde ateş ölçümü devam ediyor. Futbol maçları seyircili oynanmaya başlandı. Kısacası şu an burada her şey neredeyse eskisi gibi.

Öte yandan, Çin kendi ülkesinde vakaları sıfırladığından ikinci dalga için en büyük riski yurtdışından gelecek kişilerde görüyor. Bu sebeple yurtdışından hiç kimseyi ülkeye almıyorlar. Sadece belli meslek gruplarının girişine izin verilmiş durumda.

Özel şartlarla Çin'e girebilen yabancılar da kesinlikle gelmeden önce koronavirüs testi yaptırmak ve son 2 güne ait negatif raporlarını öncesinde büyükelçiliklere bildirmek zorundalar. Negatif raporu olmayanlar kesinlikle Çin'e giremiyor.

2- Vaka görülmeye devam ettiği halde vakalar saklanıyor olabilir mi?

Vakalar saklanıyor mu konusu Çin özelinde çok sorulan bir konu. Ne Türkiye ne de dünya kamuoyunun Çin'in açıkladığı rakamlara inanmadığı görülüyor.

Açıkçası bunu kanıtlayabilme ihtimalimiz de bulunmuyor. Fakat Çin'de yaşayan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki salgının önüne geçmek için çok ciddi önlemler alınıyor.

Bir bölgede çok az sayıda vakalar bile çıksa yönetim o bölgeyi hemen karantinaya alıyor. Giriş çıkışları yasaklıyor. Ve vaka sayıları sıfırlanana kadar alarm durumunda kalıyorlar. Bu sebeple Çin'in vaka sayılarını sıfırlaması benim için sürpriz olmadı. 

Küçük bir örnek vermek istiyorum alınan tedbirlerle alakalı. Çin, şu an hiç kimsenin ülkesine girmesine izin vermiyor. Ülkeye sadece özel şartlarda girebilen bazı yabancılar var. Özel şartlarda giren yabancılara da şöyle bir prosedür uygulanıyor. Çin'e gelmeden 2 gün önce test olup negatif raporu almanız gerekiyor.

Raporu önce online bir şekilde elçilik ya da konsolosluğun sistemine yüklüyorsunuz. Uçağa binip Çin'e vardıktan sonra burada tekrar test oluyorsunuz. Testiniz negatif de çıksa bu kez otele gönderiliyorsunuz ve burada 14 gün karantinada kalıyorsunuz. Otel ücretini de kendi cebinizden karşılıyorsunuz. 14 günün sonunda ise tekrar test yapılıyor ve eğer negatifseniz, özgürsünüz. Düşünün sadece insanlara değil ülkeye giren kargolara dahi korona testi yapılıyor.

3- Çin'de salgın nasıl kontrol altına alındı?

Çin'in salgını nasıl kontrol altına aldığı çok merak edilen bir konu. Zaten insanlar Çin'in yöntemlerini bilmediği ve burada alınan tedbirlere şahit olmadığı için de; bu kadar büyük bir ülke ve böyle kalabalık bir nüfusa rağmen salgının kontrol altına alınmadığına inanıyor.

Fakat Çin salgını, sıra dışı tedbirlerle kontrol altına aldı. Çin'in neler yaptığıyla ilgili çok fazla yazı yazdım; fakat kısaca özetlemek gerekirse;

Sıkı karantina önlemleri ile salgının daha fazla yayılması engellendi. Sokağa çıkma yasakları getirilerek milyonlarca insanın sokağa çıkması kısıtlandı.

Büyük ekonomik kayıplar pahasına sinemalar, oteller, alış veriş merkezleri, tiyatrolar, müzelerin açılmasına izin verilmedi. Turistik yerler kapatıldı. Salgının görüldüğü yerde tüm uçuşlar ve tren seferleri iptal edildi. Virüs görülen yerin Çin'le bağlantısı koparıldı.

Risk görülen şehirlerin tamamına test uygulandı. Örneğin Vuhan'da yaşayan 11 milyon insana ve Çin'in bazı milyon nüfuslu şehirlerine günler içinde test yapıldı. Teknolojiden olabildiğince istifade edildi. Ülkede enfekte olma ihtimali olan her insanın her hareketi izleniyordu. Ve bence en önemli şey halk ile devlet arasındaki koordinasyondu. Halk devletten gelen her direktifi aynen yerine getiriyordu.

4- En etkili önlem/uygulama ne oldu?

Çin salgını bitirmek için çok farklı metot ve uygulamalara başvurdu; ama ön plana çıkan iki konu vardı:

1. Halk ve devlet arasındaki koordinasyon.
2. Çin'in bölgesel stratejiler uygulaması.

Pekin yönetimi vakaları sıfırlayabilmek için şehir bazlı stratejiler uyguladı. Alınan önlemler ülke genelinde uygulanan önlemler değildi. Her şehir ve bölge için farklı metodlara başvurdular.

Bununla birlikte bir şehirde iki üç vaka çıksa dahi bu şehri tamamen tecrit ediyor, ulaşımı durdurup Çin'in diğer bölgeleriyle bağlantısını kesiyordular. Böylece salgının diğer şehirlere yayılması engelleniyordu. Daha sonra ise yeni vakaların görüldüğü bölgenin tamamına test yapılıyor ve bölgede vakalar sıfırlanmayana kadar da ulaşım tekrar açılmıyordu.

5- Ekstrem uygulamalar oldu mu?

Olayın ilk günlerinde ekstrem uygulamalara hepimiz şahit olduk. Çin, yayılımı engellemek için ciddi önlemler aldı. Örneğin, ajanslara Çin'den çekilen bazı korkunç görüntüler düşüyordu. Bazı evlerin kapılarına kilit vuruluyor, insanlar zorla evlerinden alınarak hastanelere götürülüyordu.

Sokakta geleneksel Mahjong (Majiang) oyununu oynayan insanların masaları polisler tarafından baltalarla kırılıyor, insanlar polisler tarafından sert bir şekilde azarlanıyordu. Birçok kişi yapılanları insan hakları ihlali olarak değerlendirmiş, Çin'i çok sert şekilde eleştirmişti. Fakat aradan geçen zaman Çin'in bu sıkı önlemleri almadaki haklılığını hepimize gösteriyordu.

Zira böyle bir salgınla ancak bu şekilde mücadele edilebilirdi. Yani evet, ekstrem uygulamalara çok fazla şahit olduk. Ama bunlar gerekliydi.

6- Normalleşmeye nasıl geçildi? Şu anda neler serbest, neler yasak?

Şu an Çin'de tam bir normalleşme var; fakat az da olsa bazı tedbirler hala uygulanıyor. Örneğin daha önce sokakta bile maskesiz dolaşamazken şimdi sokakta maskesiz dolaşabiliyoruz.

Hatta dışarda maske takma oranı çok azalmış durumda. Ama toplu taşıma araçlarında hala maske takmak zorunlu. Hala kapalı mekanlara girdiğimizde ateşimiz ölçülüyor.

Okullar açıldı. Serbestçe dolaşıp seyahat edebiliyoruz. Tabi bu sürece yukarıda saydığımız birçok tedbir sayesinde geçebildik.

7- Toplumun psikolojisi nasıl? Gündemde ne var, insanlar neyi konuşuyor?

Toplum genel olarak iyi vaziyette. İnsanlar virüs korkusunu atmış durumda. Fakat hala bazı bölgelerde çıkan yeni vakalar insanlarda tedirginlik oluşturuyor.

Şu an en çok korkulan ve dikkat edilen konu salgının ikinci dalgası endişesi. Salgının yeniden ortaya çıkmaması için Çin elinden geleni yapıyor. Zira hem sağlık hem de ekonomik olarak ikinci dalganın Çin'e ne kadar zarar vereceği biliniyor.

Salgından dolayı Çin ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 6,8 küçülmüştü. Bu, 1992'den sonra Çin'in gördüğü en büyük ekonomik daralma ve Çin, tekrar böyle bir şey yaşamamak için ikinci dalganın önüne geçmeye çalışıyor.

Zaten bu yüzden çok sert önlemler alıyorlar. Örneğin, Urumçi'de ortaya çıkan vakalar sonrasında hemen tüm uçuşlar ve metrolar iptal edilmişti. Bunun dışında özel şartlar dışında hiç kimsenin ülkeye girişine izin verilmiyor. Hatta şunu söyleyebilirim salgından önce ülkelerine kaçan birçok yabancı öğrenci tekrar Çin'e dönmek istiyor; fakat Çin girişlere kesinlikle izin vermiyor.

8- Çin ve Türkiye'nin salgın tecrübelerindeki farklar neler?

İki ülke de bu süreçte farklı tecrübelerle salgının üstesinden gelmeye çalıştı. Çin'de uygulanan birçok yöntem Türkiye'de de uygulanmaya çalışıldı.

İki ülke uzmanları birçok kez karşılıklı bilgi paylaşımında bulundular. Pekin büyükelçimiz Abdülkadir Emin Önen, sürekli Çin'in tecrübelerini Türkiye ile paylaştı. Hatta bu konuda büyükelçimizin çok gayretli çalışmaları oldu.

Fakat iki ülkeyi tam olarak karşılaştırmak ve Çin'de ortaya çıkan sonucu Türkiye'de de beklemek çok mantıklı değil.

Zira Çin ve Türkiye hem ekonomik güç hem de siyasi sistem bakımından birbirinden çok farklı ülkeler. Çin'de uygulanan her yöntemin Türkiye'de de uygulanması mümkün değildi. Bu sebeple "Çin başardı, biz neden başaramadık" demek çok doğru değil.

9- Aşı çalışmaları ne durumda?

Çin'de 4 şirkete ait 5 aşı bulunuyor. Bu şirketlerin tümünün aşı çalışmaları devam ederken, Sinovac ve Sinopharm'ın aşıları ön plana çıkan aşılar olarak biliniyor.

Öte yandan şirketlerin yılsonuna kadar 610 milyon doz, 2021 için ise 1 milyon doz aşı üretmesi planlanıyor.

Hatta üretilen aşılar onlarca ülkeye gönderilmeye başlandı bile. Ortadoğu'dan Afrika'ya, Asya'dan Amerika kıtasına kadar pek çok destinasyona gidecek bu aşılar. 46 milyon doz Brezilya, 50 milyon doz Türkiye, 40 milyon doz Endonezya, 35 milyon doz Meksika tarafından alınacak. Bunların dışında Rusya, Arjantin, Şili, Peru, Pakistan, Bahreyn, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün Çin aşısını alacak diğer ülkeler.

10- Çin'de aşı vurulmaya başlandı mı?

Öncelikle Çin'de toplumun geneline aşı vurulmaya başlanmadı. Ben de olmadım doğal olarak. Türkiye'de daha erken aşı yapılırsa şaşırmam açıkçası. Sadece acil mesleklere yönelik (sağlık çalışanları gibi) 1 milyon aşı yapıldığını biliyoruz. Sinopharm, kasım ayında aşının tüm vatandaşlara uygulanması için onay başvurusu yaptı; fakat henüz onay çıkmadı. Hala onay bekleniyor.

Bununla birlikte birçok eyalet şimdiden aşı için sipariş vermiş durumda. Jiangsu eyaleti geçen hafta aşı alımı için ilan yayımladı. 85 milyon nüfuslu Sichuan eyaleti aşıları aldıklarını duyurdu. Anhui eyaletinde ise halka aşı isteyip istemediklerine dair anketler yapıldı.

Zhejiang eyaletinde ekim ayından beri acil kullanımlar için aşılar yapılıyor. Son olarak, şirketler aşılarının ne kadar etkili olduğunu ve olası yan etkilerini henüz net olarak açıklamadılar.