ABD’ye karşı siyasi birliği sağlama çalışmaları

Çin ve İran’ın geçtiğimiz günlerde 25 yıllık Kapsamlı Stratejik İşbirliği Anlaşması’nı imzaladıklarını duyurması Batılı ülkelerin tepkisiyle sonuçlandı. Orta Doğu ülkeleri ile 2016 yılından beri ilişkiler geliştirmeye çalışan Çin yönetimi, enerji güvenliğini sağlayacak anlaşmayı İran ile imzaladı. Ya da ABD’yi bölgeden izole edebilmek için mi anlaşma imzalandı?

Cihan ABİ/ cihanabi@intell4.com 

Geçtiğimiz yıl temmuz yayında kamuoyuna sızdırılan 25 yıllık Kapsamlı Stratejik İşbirliği Anlaşması, İran ve Çin arasında 27 Mart 2021 tarihinde imzalandı. Anlaşma kapsamında uluslararası bankacılık işlemlerinde yerli paraların kullanılması, petrol üretimi, taşımacılığı ve geliştirme faaliyetleri, savunma, askeriye ve bilgi teknolojileri gibi önemli sektörlerde yoğun iş birliği öngörülüyor. İki ülke arasındaki iş birliğinin hacmine ilişkin açıklamalar gelmezken Çin’in, İran’ın enerji sektörüne ve altyapı geliştirme faaliyetlerine 400 milyar dolar aktaracağı ifade ediliyor.

Çin ile imzalanan Kapsamlı Stratejik İşbirliği Anlaşması’nın maddeleri ve hangi temellere dayandığına dair açıklamaların yapılmaması, İran’da tepkilere yol açtı. İranlılar, hükümet yetkililerinin anlaşmanın maddelerini ve dayandığı temelleri açıklamaya çağırırken, büyük kentlerde protesto düzenledi.

İran yetkililerince yapılan açıklamalarda, söz konusu anlaşmanın maddelerine dair bilgi aktarılmazken, Çin tarafının anlaşma maddelerinin gizli tutulmasını istediği belirtildi. Yetkilerin açıklamalarının ardından uzmanlar, Çin’in yayılmacı politikası ile İran ekonomisi üzerinde hakimiyet kuracağını aktardı.

ÇİN’İN ORTA DOĞU POLİTİKASI

2013 yılında küresel bir proje olan “Bir Kuşak Bir Yol” girişimini duyuran Pekin yönetiminin, Orta Doğu’ya ilgisi arttı. Zira dünyanın üretim merkezi olan Çin için üretimin çarklarını döndürecek enerji Orta Doğu’dan sağlanıyor. Dolayısıyla Çin’in Orta Doğu’ya yönelik ilgisi, enerjide dışa bağımlı olmasından kaynaklanıyor. Bu noktada Orta Doğu petrol ve gazına daha yakın olabilmek isteyen Pekin yönetimi, zaman içerisinde bölge ülkeleri ile ilişkilerini stratejik boyutlara taşıdı.

İşbirliği geliştirilmesi kapsamında Pekin yönetimi, 2016 yılında Arap Politika Belgesi’ni yayınladı. Söz konusu belgede belirlenen ilkeleri 2018 yılında düzenlenen Çin-Arap Ülkeleri İşbirliği Formu'nda duyurduğu aksiyon belgesi ile taçlandıran Pekin yönetimi, ortak ilişkilerini yoğunlaştıracağını gösterdi. Zira süreç içerisinde Fas, Mısır, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Irak gibi ülkelerle “Bir Kuşak Bir Yol” kapsamında anlaşmalar imzalandı. Söz konusu ülkeler ile petrol, elektrik, sivil nükleer enerji ve yenilenebilir enerji sektöründe işbirliğine gidildi. Çin ve Orta Doğu ülkeleri arasındaki ilişki ağı her geçen gün yoğunlaşırken, Pekin yönetimi, gerçekleştirilen yatırımlara karşılık zengin Körfez ülkelerinden petrol alımını hızlandırdı ve artırdı.   

Kalkınmanın ve üretimin kaderinin Orta Doğu’dan temin edilen enerji kaynaklarına bağlı olduğunun farkında olan Pekin yönetimi, bölgeye yönelik otorite sağlama yolunu seçmedi. Zira Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bölgedeki askeri varlığı, Çin’i ABD odaklı bir Orta Doğu politikası uygulamaktan uzak tuttu. Bu bağlamda bölgede ABD’nin yerine geçme vizyonuna sahip olmayan Pekin yönetimi, yumuşak güç unsuru olarak konumlandırdığı ekonomik faaliyetler üzerinden bölge ülkeleri ile ilişkileri geliştirme yolunu seçti. Fakat son dönemde İran ile imzalanan anlaşma, Çin’in bölgeye yönelik farklı planları mı var, sorusunu akıllara getirdi.

ABD’YE KARŞI ORTA DOĞU’NUN SİYASİ BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI

Orta Doğu ülkelerinin tamamıyla ekonomik ilişkilere olan Pekin yönetiminin son dönemde İran ile anlaşma imzalaması, Arap ülkelerini ve İsrail’i rahatsız etmeye yetti. Zira Orta Doğu, İran, İsrail ve İsrail karşıtı ülkeler olmak üzere üç kutba bölünmüş bir yapıya sahip. Dolayısıyla Çin’in İran ile yakınlaşması, diğer ülkeler ile kurduğu iyi ilişkileri tehdit ediyor. Orta Doğu’nun söz konusu yapısına rağmen “Çin neden İran ile anlaşma imzaladı?”, “Çin Orta Doğu ülkelerini bir masa etrafında toparlamaya mı çalışıyor?” sorularını gündeme getirdi.  

Körfez ülkeleri ile 260 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip olan Çin’in İran ile anlaşma imzalaması söz konusu ticaret hacmini tehlikeye attı. Fakat Pekin yönetimi, İran girişimi ile bölgede ABD bağlamı dışında siyasi bir istikrar sağlamaya çalışıyor olabilir. Askeri kuvvet kullanmaktan kaçınan Çin yönetimi, "win-win" politikası ile Orta Doğu ülkelerini bir masaya etrafında toparlayarak siyasi istikrarı sağlamaya başarırsa, bölgede istediği hamleyi yapması da kolaylaşacak.

Orta Doğu’da ABD’nin yerine geçme vizyonuna sahip olmayan Çin, Amerika’nın yerine geçme girişimlerinin ters tepebileceğinin ve enerji tedarikini sekteye uğratabileceğinin farkında. Dolayısıyla Çin’in bölgede siyasi istikrarı sağlayarak ABD’yi bölge dışına itmeye çalışıyor. Bu noktada, bölgenin üç farklı kutba bölünmüş olması, Pekin yönetimini zorlayacak en önemli unsurlardan. Pekin yönetimi, üç farklı kutbu bir siyasi amaç etrafında ekonomi unsuru ile masaya oturtabileceğine inanıyor. Dolayısıyla Çin, bölge ülkelerinin bir masa etrafında oturmasının ABD’nin bölge üzerindeki etkisini azaltacağını umuyor.