İsrail ile anlaşma beklenirken Suudi Arabistan'dan Çin'e yeşil ışık

Arap ülkeleri ile İsrail arasında normelleşme anlaşmalarının yankıları sürerken hem ABD hem de İsrail kanadında bir sonraki ülkenin Suudi Arabistan olacağına dair iddialar gündemdeki yerini koruyor. İsrail'de yapılan son anketlere göre Arapların yüzde 90'ını İsrail ile normalleşmeye destek vermezken Suudi Arabistan'a ilişkin bir analiz şok etkisi yarattı. İsrail ile normalleşme için masaya oturması beklenen Suudi Arabistan'ın yeni müttefiki Çin mi olacak?

Çin, reformlara ve dünyaya açılmaya 1970'lerin sonunda başladı. 40 yılı aşkın bir süre boyunca, kıyı bölgelerinin dünyaya açılmasına öncülük etti.

Kaynaklarının ve yerel iş gücünün göreceli özelliklerinden yararlandı. Küresel ekonomik sisteme aktif bir şekilde entegre oldu. Yerel iş ortamını güçlendirdi ve çeşitli siyasi temelleri belirledi. Çin ekonomisini daha iyi kalkınması için ihracat gelişiminin kapsamını artırdı.

40 yıldan fazla bir süre sonra Çin, küresel mal ticaretinde en büyük, yabancı yatırımları cezp etmekte ise ikinci en büyük ülke haline geldi. Dünya sıralamasında Çin'in GSYİH'si ikinci sırada yer alıyor.

Dünyanın en büyük ve geniş ölçekli karışık üretim ve endüstriyel zincir sistemini oluşturdu. Küresel ekonomik büyümeye ortalama katkısı, sonraki yıllarda yüzde 30'u aştı. Çin de kendisini dönüştürerek dünyayı derinden etkiledi ve yararlı oldu.

Günümüzde ekonomik küreselleşme; ekonomik ve sosyal kalkınmanın nesnel gerekliliği, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin kaçınılmaz sonucu sayılıyor, çünkü metaların ve sermayenin dolaşımını teşvik ediyor.

Bilim, teknoloji ve medeniyetlerin ilerleyişi ile halklar arasında değiş tokuşa katkıda bulunuyor. Küresel ekonominin gelişimine güçlü bir ivme kazandırıyor.

Şu anda, bazı ülkelerde küreselleşme karşıtlılığı, tek taraflılık ve ticari korumacılık eğilimleri ortaya çıkıyor. Bu yılın başında, yeni tip koronavirüsün ani ortaya çıkışının sonucu olarak, küresel ekonomi yeni şoklar yaşadı.

Yüzyıldan bu yana tanık olmadığımız büyük değişiklikler karşısında Çin, çoğulculuğu ve ekonomik küreselleşmeyi desteklemeyi sürdürmeyi, tüm insanlığa yardım etmeyi, doğrudan kazanmak için iş birliğini şart koşan net bir plan sundu.

Çin, dünyaya açılmakta en yüksek düzeye ulaşmak için reformları derinleştirmekte kararlıdır.

Bu yıl içinde Çin, yerel devrelerin temel dayanağını oluşturduğu, yerel ve uluslararası devreler arasındaki karşılıklı desteği pekiştirecek yeni bir gelişme modelinin oluşumunu hızlandırdığını duyurdu.

Küresel ekonomiyi bir çark olarak görürsek, her ekonomi, bu çarkın birbirine bağlı birer dişlisidir. Dolayısıyla Çin'in normal bir şekilde sadece kendi dişlisini çalıştırması değil, aynı zamanda küresel ekonomi çarkının düzgün işleyişini teşvik etmek için gelişim ivmesini diğer dişlilere de iletmesi gerekir.

Peki, küresel ekonomiye daha açık bir Çin ne anlama geliyor?

İlk olarak, nüfusu 1,4 milyara ulaştığı, kişi başına düşen milli gelir 10 bin doları aştığı ve orta gelir grubu 400 milyondan fazla olduğu için Çin büyük bir pazardır.

Çin'in göreceli üstünlüğü, reformun ilk aşamalarında bol işgücü iken şimdi, büyük bir pazar ve eksiksiz bir endüstriyel sisteme evrilmiştir.

Çin ekonomisi büyümeye devam ettikçe, dış talebin ekonomik büyümeye marjinal katkısı kaçınılmaz olarak kademeli olarak azalacaktır.

Dolaysıyla iç talebi, ekonomik kalkınmanın başlangıç ​​ve bitiş noktası olarak belirlemek Çin için tek yoldur.

Son 5 yılda, Çin'in yıllık ticaret hacmi 3 trilyon dolardan 4,3 trilyon dolara çıktı. İthalatın büyüme oranı, yüzde 6-7 olan ihracat artış oranının çok üzerine çıkarak yüzde 10'u aştı. Ticaret fazlası 500 milyar dolardan 300 milyar dolara geriledi. Çin'in artan iç talebi karşılamak için farklı ülkelerden mal ve hizmetlere ihtiyacı vardır.

İkincisi, daha cazip bir yatırım rotası olmasıdır. Geçmişte, Çin'de yabancı yatırımcılara açık alanlar yalnızca imalat ve altyapıydı.

Son yıllarda Çin, yabancı yatırım girişini olumsuz etkileyen faktörler listesini sürekli olarak kısaltmaya çalıştı. Yatırımlara yönelik kısıtlamaları azalttı ve yatırımı serbestleştirme seviyesini iyileştirdi.

Çin'in fiili yabancı sermaye kullanımı, nisan ayından haziran ayına kadar sırasıyla yıllık yüzde 11,8, yüzde 7,5 ve yüzde 7,1 arttı. Yabancı yatırımın Çin'e güveni istikrarlaştı.

ABD-Çin İş Konseyi tarafından ağustos ayında yayınlanan bir rapor, Çin-ABD ilişkilerindeki dalgalanmalara ve dönüm noktalarına rağmen, Çin'de faaliyet gösteren ABD şirketlerinin Çin pazarından ayrılmadıklarını, önümüzdeki 5 yıl içinde Çin ticaretinin geleceği konusunda iyimser olduklarını gösterdi.

Şu anda Çin, finans sektörünün dünyaya açılışının kapsamını istikrarlı bir şekilde genişletiyor. Hizmet sektörünü daha da açılması için sürekli destekliyor. Yüksek kaliteli yabancı şirketlerin ve sermayenin katılımıyla, finans ve hizmet sektörlerinin seviyesini yükseltiyor.

Üçüncüsü, Çin'in daha iyi bir iş ortamı sunmasıdır. Çin, kıyı ve iç bölgelerinde eşzamanlı ve iki yönlü, doğu, batı, güney, kuzey ve merkezde kapsamlı bir dış dünyaya açılma modeli yaratmakta kararlıdır.

Amaç; eşit haklar, eşit kurallar ve kurumsal olarak eşit fırsatlara sahip bir kalkınma ortamı yaratmaktır. Olumsuzluklar listesini azaltmanın yanı sıra yabancı şirketlerin Çin pazarına girişlerinden önce ulusal işlemler sisteminin kapsamlı bir şekilde uygulanmasıdır.

Pilot serbest ticaret bölgelerinin inşasını hızlandırmaktır. Serbest ticaret için yeni limanlar inşa etmektir. Çok uluslu şirketleri Çin pazarına yatırım yapmaya ve Çin tüketici pazarı pastasını paylaşmaya çekmek için aynı anda hem fikri mülkiyet haklarını korumak hem de daha samimi bir çalışma ortamı yaratmaktır.

Dördüncüsü, ekonomik iş birliği için yeni bir ivme teşkil etmesidir. Bu bağlamda Çin, diğer ekonomilerle entegrasyonu ve iş birliğini artırmaya kararlıdır.

Çin, "Kuşak ve Yol" girişimini, ülkelerin altyapı, ticaret ve endüstriyel bağlantılarını geliştirmek için başlattı. Mal ve hizmet ticaretini genişletmek için Çin Uluslararası İthalat Fuarı gibi platformlar kurdu.

Hizmet ticareti, Çin'in kalkınmasından ve geniş pazarından elde edilen kârı, diğer ülkelerle paylaşmak için de Çin Uluslararası Ticaret Fuarı'nı başlattı.

Çin, hizmet ticareti alanında yoğun sermaye ve bilgi gerektiren endüstrilerin oranını artırmayı. Eğitim, sağlık, kültür ve diğer hizmet sektörlerini yabancı ve özel sermayenin yatırımlarına daha açık hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Dijital ekonomi düzeyini iyileştirmeyi, dijital ticareti uluslararası hale getirmeyi ve yeni dijital ticaret ağı yaratmayı hedeflmektedir.

Beşincisi, Çin serbest ticaretin yeni platformudur. Çin, küresel ekonomik büyümenin daha dirençli, dinamik ve sürdürülebilir bir motoru olma yolunda büyük pazar avantajlarından ve iç talebin potansiyelinden yararlanacaktır.

Böylece, daha düşük tarife, daha kısa bir olumsuzluklar listesi ve daha iyi bir çalışma ortamı yoluyla, Çin ve dünya arasında daha yüksek düzeyde bir bağlantı ve etkileşim elde edilecektir. Küresel ve bölgesel serbest ticaret sürecine büyük bir ivme kazandırılacaktır.

Eylül ayında Çin, Pekin, Hunan ve Anhui'de pilot serbest ticaret bölgeleri kurmaya yönelik kapsamlı bir plan açıkladı. Böylece Çin'deki pilot serbest ticaret bölgelerinin sayısı 21'e yükseldi.

Endüstri ve tedarik zincirinin güvenliğini ve istikrarını sağlamak, her bölgenin mevcut kaynaklarına göre farklı bir kalkınma modeli keşfetmek, daha yüksek düzeyde bir açık ekonomi inşa etmek için pilot serbest ticaret bölgelerle ilgili politikalardan yararlanacağız.

Suudi Arabistan, Ortadoğu bölgesinde Çin'in önemli bir stratejik ortağıdır. Yeni durumun ışığında, ikili iş birliği yeni fırsatlarla karşı karşıyadır. "Kuşak ve Yol" girişimi ile Suudi Arabistan'ın "2030 Vizyonu" arasındaki yakınlaşmayı teşvik etmeye hazırız.

Ekonomi, ticaret ve enerji alanındaki geleneksel iş birliğimizi sürdürürken, pragmatik iş birliği için yeni büyüme noktaları yaratmak adına yatırım iş birliği potansiyelini keşfetmeye odaklanacağız.

Suudi Arabistan'ın Çin'e ihracatını destekleyeceğiz. Yüksek teknolojideki iş birliğini ve serbest ticaretin seviyesinin yükselmesini teşvik edeceğiz.

Çin'in başlatmış olduğu reform ve açılım, geri dönülemez bir tarihsel eğilimdir. İş birliği ve karşılıklı fayda, kalkınmayı amaçlayan tüm ülkeler için kaçınılmaz bir seçimdir.

İnsanlık için ortak bir geleceği olan bir toplum oluşturmak için el ele vermek dünya halklarının ortak çıkarınadır. İki ülkenin ve dünyanın ekonomik kalkınmasına daha fazla katkı sağlamak için Suudi Arabistan ile karşılıklı faydaya dayanan bir iş birliğine hazırız.