Çernobil'de son durum nedir?

Çernobil son durum gelişmeleri tüm dünya tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor. Çernobil Nükleer Santrali yakınında meydana gelen büyük çaplı yangın korkuya neden oldu. Peki, yangın söndürüldü mü? İşte Çernobil'de yaşananlar...

Ukrayna'da Çernobil nükleer santranalinde yaşanan facianın izleri hala devam ederken bu kez yangın faciası ile yeniden tüm dünyayı ayaklandırdı. Radyasyonun en üst seviyede olduğu Çernobil Nükleer Santrali'ne yakınında bulunan orman yangını büyük paniğe yol açtı.

ÇERNOBİL SON DURUM NEDİR?

Ukrayna Devlet Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Çeçetkin'le bir araya gelerek nükleer tehdit oluşturan yangın hakkında bilgi aldı.

Yangınla ilgili rapor sunan Çeçetkin, Ukraynalı itfaiye ekiplerinin 4 Nisan'da Çernobil santralinin bulunduğu bölgede çıkan yangını söndürmeyi başardığını ifade etti.

 Açıklamada, "Yangından geriye kalan közün söndürülmesi için Acil Durum Servisi'nin birkaç güne daha ihtiyacı var. Devlet Başkanı'nın Çernobil'deki 'hayalet bölgede' yangının ne zaman duracağı sorusuna Çeçetkin, yangının söndüğü yanıtını verdi" dendi.

'BÖLGEDEKİ RADYASYON NORMAL SEVİYEDE BE ARTMIYOR'

Çeçetkin, "Dün yangın söndürme uçakları toplamda 270 sorti gerçekleştirdi ve 500 ton suyla yangına müdahale etti. Bölgedeki radyasyon normal seviyede ve artmıyor" dedi.

Çeçetkin, itfaiye erlerinin yangının askeri mühimmat depolarına, nükleer santralin elektrik dağıtım hatlarına ve radyoaktif atık deposuna ulaşmasına izin vermediğini de kaydetti.

4 Nisan'da başlayan yangın 10 gündür söndürülemiyordu. Dün akşam çıkan şiddetli rüzgar nedeniyle durum kötüleşti ve yangını kontrol etmek daha da zorlaştı. Bu nedenle, Acil Durum Servisi bölgeye daha fazla ekipman ve personel gönderdi. Bölgede etkili olan yağmur sayesinde itfaiyecilerin durumu kontrol altına alması kolaylaştı.

Bölgede her yıl bu dönemde anız yakıldığı için düzenli olarak yangınlar görülüyor. Ukrayna'da ve diğer eski Sovyetler Birliği ülkelerinde anız yakma işlemi yaygın bir uygulama olup yıkıcı orman yangınlarına neden oluyor.

Çernobil Nükleer Santrali'nin 4 Numaralı reaktöründe 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelen patlama sonucunda çevreye radyasyon yayılmasıyla, dünya tarihindeki en büyük çevre felaketi meydana gelmişti. Çernobil Nükleer Santrali'nin tamamı ise 2000 yılında kapatılmıştı.

 ÇERNOBİL FACİASI NEDİR?

Çernobil Faciası, 26 Nisan 1986 tarihinde Sovyetler Birliği'ne bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali'nin 4 numaralı reaktöründe gerçekleşen nükleer kazadır.

Kaza, Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği'ne göre bugüne kadar meydana gelmiş en büyük nükleer kazalardan biridir. Çernobil felaketi, Uluslararası Nükleer Olay Ölçeğinde en yüksek sınıflandırma oranı olan 7 ile ölçeklendirilmiştir. Bu sınıfta ölçeklendirilen yalnızca iki nükleer felaket bulunmaktadır. Bunlardan birisi Çernobil felaketi, diğeri ise 2011 yılında meydana gelen Fukuşima I Nükleer Santrali kazalarıdır.[1] Felaket maliyeti ve kayıpları açısından tarihin en kötü iki nükleer felaketinden birisidir. Kaza sonrası 500.000'den fazla işçi nükleer faciaya müdahalede bulunmuş ve birçoğu radyasyona maruz kalmıştır. Tahmini olarak yapılan masraf ise 18 milyar ruble olmuştur. Meydana gelen kaza esnasında 31 kişi ölmüştür fakat çok büyük bir alana yayılan radyasyon neticesine uzun vadede sonuçlarının daha ağır olduğu değerlendirilmektedir.

ÇERNOBİL, DÜNYANIN EN BÜYÜK NÜKLEER FELAKETİ

25 Nisan 1986’da öğle yemeğinden çıkan bir mühendisin deney çalışması ile başladı. Elektrik denemesi için, RBMK tipi reaktörün "acil soğutucu sistemlerini" iptal ediyordu. Teknisyenler, akşam üstüne doğru, reaktörün gücünü minimuma indirmişlerdi.

 Amaçları, reaktörün çalışması ansızın durduğunda, buhar türbünlerinin daha ne kadar süre çalışmayı sürdürebileceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini öğrenmekti.

Ancak, bu durumda, RBMK tipi grafitgaz reaktörlerinin müthiş bir istikrarsızlık kazanacağından haberleri yoktu.

Deneyin yapılacağı 25 Nisan 1986’da önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü, ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı.

26 Nisan günü saat 01:00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar. Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıncı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi.

Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi.

 Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarıldı ve saat 01:23’de deneyin fiilen başlatılması için koşulların oluştuğuna karar verildi.

Geri kalan diğer acil güvenlik sinyali bağlantılarını da kestikten sonra türbinlere giden buhar akışı durduruldu. Bunun sonucunda dolaşım pompaları ve reaktörün soğutma sistemi yavaşladı.

DENEYDEN İKİ DAKİKA SONRA PATLAMA GERÇEKLEŞTİ

Yakıt kanallarında ani bir ısı yükselmesi görüldü ve yapım özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çıkmış oldu. Tehlikeyi farkeden teknisyenler reaktörün çalışmasını durdurmak amacıyla bütün denetim çubuklarını derhal sisteme sokmaya karar verdiler. Ama aşırı derecede ısınmış olan reaktörlerde saat 01:24’te yani deneye başlanmasından bir dakika sonra iki patlama oldu.

Bu patlamanın ayrıntıları tam olarak bilinememekle birlikte, denetim dışı bir çekirdek tepkimesinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.Üç saniye içinde rektörün gücü %7’den %50’ye fırladı. Yakıt parçacıklarının soğutma suyuyla karşılaşması, suyun bir anda buhara dönüşmesine yol açtı. Oluşan aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının tepesini uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santralı ateşler içinde bıraktı.

İLK BİLANÇO 31 ÖLÜ

Santralin 1,016 bin ton ağırlığındaki damı, bir fişek gibi gökyüzüne fırlamış; ardından da, tüm gücüyle santralın üstüne düşmüştü.

İlk patlama sırasında 31 kişi hayatını kaybetmiş ve radyoaktif bulut, ağır ağır bölgenin üzerine yayılmıştı. Açığa çıkan radyasyon korkunçtu: Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarına göre Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının toplamından 200 kat fazlaydı.

Sovyet yetkilileri, ilk başlarda felaket haberini gizlemeye çalıştılar. Olaydan kısa bir süre sonra hayatını kaybeden, radyasyondan korunmak için gereken teknik ekipmana sahip olmayan bir çok itfaiye eri, yapı içinde başlayan otuz ayrı yangınla mücadele ederken, rüzgâr radyoaktif bulutları İsveç’e kadar taşıdı. Yapılan açıklamalara göre, bir kaç gün içerisinde Stockholm’deki radyoaktif kirlilik düzeyi 15 kat artmıştı.

Kazadan 36 saat sonra, insanlar Çernobil’den uzaklaştırılmaya başladı. Bir ay içinde 30 km’lik çember içinde yaşayan 116.000 kişi boşaltıldı ve bunlara yeni evler verildi. Ancak, birçoğu radyasyona maruz kalmıştı bile… Çoğu gönüllü 600.000 işçi, onarım ve temizleme çalışmalarına katıldı. Yapılan ölçümlerde maruz kaldıkları radyasyon, her biri için 165 “millisievert”ti… 10 Millisievert insan için ölümcül dozu ifade ediyor.

ÇERNOBİL'İN TÜRKİYE'YE ETKİSİ

Ukrayna'nın Kiev kenti yakınlarındaki Çernobil Nükleer Güç Reaktörünün 4.ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındığı 30 Nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi. Kazadan kaynaklanan radyoaktif salınım, 28 Nisan tarihinde kuzey-batı yönünde esen rüzgarlarla İskandinavya'nın güney ve orta bölgelerine yönelmişti. 3 Mayıs Cumartesi günü bulaşmış (kontamine) hava kütlesi Avrupa'nın büyük bir kısmı ile birlikte Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Trakya'yı etkisi altına aldı. İkinci bir salınımla Çernobil'den doğuya sürüklenen bulaşmış hava kütlesi 7-9 Mayıs tarihlerinde Kırım Yarımadası'nın kuzeyinden Karadeniz üzerinden geçerek Türkiye'nin kuzey-doğu kıyılarına ulaştı.