Çin'in iklim manipülasyonu çalışmalarının savaş teknolojilerine etkisi

Teknoloji ve küreselleşmenin etkisiyle savaşların seyri de değişiyor. ABD, Rusya ve Çin gibi rakip ülkelerin yeni nesil savaş teknolojileri üzerine yaptıkları çalışmalar büyük bir yarış halinde. ABD'nin sıkça gündeme gelen HAARP projesinin yanı sıra, Çin'in son dönemde artırmayı planladığı iklim manipülasyonu çalışmaları da olası çatışma durumlarında kullanılabilecek teknolojiler olarak değerlendiriliyor.

ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere ülkeler, yeni nesil savaş teknolojilerine büyük bütçeler ayırıyor. Nükleer programlarının yanı sıra artık elektromanyetik silahlar daha çok ön plana çıkıyor.

ABD’nin geliştirdiği HAARP (High Frequency Active Auroral Research Program - Yüksek Frekanslı Aktif Atmosfer Programı), bilimsel bir araştırma programı olarak nitelendirilmesine rağmen zihin kontrolü, iklim manipülasyonu, deprem ve diğer çeşitli doğa olayları ile ilişkilendirildi.

Alaska'daki HAARP istasyonu

 

Alaska’da kurulu olan araştırma istasyonu, 1993 yılında faaliyete geçti. Amerikan Hava ve Deniz Kuvvetleri, Alaska Fairbanks Üniversitesi ve Defansif İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) tarafından finanse edilen HAARP, iyonosferi analiz ederek radyo iletişim, izleme ve navigasyon için teknolojik iyileştirme amacıyla yürütülmeye başladı.

2014’te programın sonlandırılmasının gündeme gelmesinin ardından 2015 yılında tesis ve tüm ekipmanları Alaska Fairbanks Üniversitesi’ne devredildi.

İstasyonun en önemli cihazı olan IRI (İyonosferik Araştırma Aracı), yüksek frekans bandında çalışan güçlü bir radyo vericisi. Yüksek güce sahip olması nedeniyle IRI cihazı aynı zamanda yapay deprem ve iklim koşullarının manipüle edilmesi gibi iddialarla da gündeme geldi. Ancak birçok uzman böyle bir değişime yol açabilmek için çok yüksek bir enerjinin gerektiğini ve HAARP’ın ne kadar güçlü olsa da bu iddiaları doğrulayacak güce sahip olmadığını ifade etti.

POPEYE OPERASYONU

HAARP projesine dair birçok komplo teorisi olsa da ABD, Çin ve Rusya gibi süper güçlerin istedikleri bölgelerde yapay doğa olayları veya iklim manipülasyonu için farklı silahlar geliştirdiği bir gerçek. Vietnam Savaşı ise bunun ilk örneği.

İklimi “silahlaştırmak” için yapılan girişimler, ABD’li bilim insanlarının Vietnam Savaşı sırasında askerlerin ilerleyişini durdurmak amacıyla yağmur bulutlarına müdahale etmesi ile başladı. Popeye Operasyonu’nda uygulanan “bulut ekimi” yöntemiyle kar veya yağmur yağışları yapay olarak gerçekleştirilebiliyordu.

Bulut ekimi, havadan ve karadan olmak üzere iki farklı şekilde yapılabiliyor.

 

Operasyon için ön testler Ekim 1966'da Başkan Lyndon B. Johnson yönetiminde başladığında, Vietnam Savaşı on yıldan fazla bir süredir devam ve 8 binden fazla ABD’li ölmüştü. Geleneksel yöntemler başarısız olunca, ABD hükümeti farklı yöntemler denemeye karar verdi. 

Bulutlara serpilen gümüş iyodid ile yağmurun tetiklenmesi sağlanıyor. ABD, yol yüzeylerinin yumuşatılmasını, heyelan oluşumunu, nehir geçişlerinin bozulmasını ve yağmura doymuş toprak koşullarının korunmasını sağlayarak savaş sırasında iklim koşullarını kendi lehine çevirmeye çalıştı.

ABD’nin kullandığı bu yöntem, ilk kez 3 Temmuz 1972’de New York Times’da yayınlanan “Bulut ekimi ABD tarafından silah olarak kullanılıyor” başlıklı yazı ile açıklandı.

Makalede, “ABD, yağışları askeri amaçlar doğrultusunda artırmak ve kontrol etmek için Kuzey Vietnam, Laos ve Güney Vietnam'da gizlice bulut tohumlama yapıyor” ifadeleri kullanıldı.

Popeye Operasyonu hakkında detaylı bilgisi olan eski bir hükümet yetkilisi ise “Hava durumunu kendimize uygun hale getirmeye çalışıyorduk” diyerek kullanılan taktiği savundu.

O dönemde iklim manipülasyonu yapılması herhangi bir anlaşma ile engellenmemiş olsa bile benzeri taktiklerin diğer ülkeler tarafından uygulanmaması için yöntemin gizliliğine büyük önem verildi.

HAVASI EN KİRLİ ŞEHİR

Teknolojide ABD ile yarışan Çin de uzun yıllardır iklim manipülasyonu olarak adlandırılan çeşitli çalışmalar yürütüyor. Öte yandan, Pekin hükümeti bu uygulamaları ülke geneline yaymayı planlıyor.

Çin’in başkenti Pekin’de, havanın en kirli olduğu şehir olarak çoğunlukla kapalı bir hava hakim. Ancak önemli etkinliklerin olduğu sırada havanın açıldığı ve güneşin çıktığı görülüyor.

Çinli yetkililer, 2025 yılına kadar yapay yağmur ve kar programını 5,5 milyon kilometrekarelik bir alana yaymayı planlıyor. Bu da ülkenin yaklaşık yüzde 60’ına denk geliyor.

Pekin Üniversitesi'nden John C. Moore, 50 bin Çin kenti ve kasabasının, tarlaların doludan zarar görmemesi için bu yöntemi kullandığını ifade ediyor. Ancak yalnızca 1-2 ay etkisinden yararlanılabiliyor.

Çin’de 2025 planının açıklanmasının ardından bu yılın başında Ganlin-1 (Tatlı Yağmur-1) adlı insansız hava aracı ile bulut ekimine başlandı. Ülkenin resmi haber ajansı Xinhua, sosyal medya hesabından aracın görüntülerini paylaştı.

YAĞMUR HIRSIZLIĞI

Giderek yaygınlaşan bulut tohumlama yöntemine karşı hem jeostratejik hem de bilimsel eleştiriler dile getirildi. Muson yağmurlarını etkileme potansiyelinden Çin-Hindistan ilişkilerinde gerilim yaratma ihtimaline kadar birçok iddia öne sürüldü.

Jeomühendislik uzmanları, bir alanda yağmur üretmek için havanın yapay olarak değiştirilmesinin, başka yerlerde düşük yağış gibi istenmeyen sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

Çin-Hindistan ikili ilişkileri, devam eden sınır anlaşmazlığı, ticaret dengesizliklerinden kaynaklanan hoşnutsuzluklar ve iki ülke arasındaki Himalaya platosu Doklam'daki askeri anlaşmazlıklar nedeniyle son yıllarda oldukça gergin. Dolayısıyla Çin'in, olası bir çatışmada hava durumunu bozmak, sel ve kuraklıkları kullanmak için Hindistan'a karşı stratejik bir silah olarak bulut ekimi teknolojisini kullanabileceğine dair spekülasyonlar oluştu.

Bulut Ekim Uçağı (Cloud Seeding) 


Uzmanlar, bu tür uygulamaları düzenlemek ve olası gerilimleri önlemek için küresel düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguluyor.

Ulusal Tayvan Üniversitesi’nden bilim insanlarının 2017 yılında yayımladıkları bir makalede, tek taraflı iklim kontrolünün bölgesel problemlere yol açabileceği ve ülkelerin birbirlerini yağmur hırsızlığıyla suçlayabileceği tezi yer aldı.

Öte yandan, Çinli mühendislerin Tibet platosunda yapmayı planladığı geniş çaplı bulut ekimlerinin, Tibet platosu ile Hint Okyanusu arasındaki ısı farkından oluşan Muson yağmurlarını büyük ölçüde etkileyeceği düşünülüyor.

İKLİM MANİPÜLASYONU NE KADAR TEHLİKELİ?

İklim manipülasyonu ve jeomühendislik etrafındaki tartışmalar, teknolojinin ne şekilde kullanılacağına göre değişiyor.

Bazı uzmanlar, iklimi manipüle etmeyi nükleer silahlarla aynı jeopolitik etkiye eşdeğer tutarken, diğerleri ise söz konusu teknolojilerin başka bir ülkeyi etkileyebilecek büyüklükte kullanılmasının mümkün olmadığını savunuyor.

İklim değişikliğine karşı ABD başta olmak üzer birçok ülke yeni politika geliştiriyor. Bu kapsamda, bulut ekimi ile havanın soğutulması ve küresel ısınmanın önüne geçilmesi yönünde çalışmalar da mevcut. Ancak bulut ekiminin atmosfere yansıtıcı maddeler göndererek soğutmasının uzun vadedeki etkilerine dair henüz net bir veri bulunmuyor.

ABD ve Çin gibi ülkelerin iklim manipülasyonu teknolojilerini kullanması ise jeostratejik açıdan daha önemli. Zira, ülkelerin hava koşullarıyla oynamanın küresel ısınma, kuraklık ve kıtlık gibi problemlerin giderek arttığı böyle bir dönemde silahlı çatışmalardan daha etkili olacağı öngörülebilir.