BRICS Zirvesi: Çin kendini aklıyor!

Perşembe günü bir araya gelen BRICS liderleri, Ukrayna savaşı ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar başta olmak üzere Batı’yı eleştirdi. Çinli lider Xi, küresel ekonomi üzerinden ABD’yi hedef alırken, Putin ise Ukrayna’nın işgalinden bu yana ilk kez dünya sahnesine çıkarak yalnız olmadığı mesajını verdi.

BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) liderleri, perşembe günü video konferans aracılığıyla bir araya geldi. Çin’in ev sahipliğini yaptığı 14’üncü BRICS Zirvesi’nin ana gündeminde Ukrayna savaşı yer aldı.

Zirveye Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Çinli lider Xi, birliğin amacının “dünyayı daha istikrarlı bir yer haline getirmek” ve “eşitlik ve adalet için ses çıkarmak” olduğunu söyledi.

ABD ve Avrupa Birliği’nin Moskova’ya yönelik yaptırımlarına atıfta bulunan Xi, “Soğuk Savaş zihniyetini ve blok çatışmasını terk etmeliyiz. Tek taraflı yaptırımlara ve yaptırımların kötüye kullanılmasına karşı çıkmalıyız. İnsanlık için ortak bir geleceğe sahip bir topluluğa ait büyük bir aile oluşturarak hegemonya etrafında inşa edilen küçük oluşumlara karşı çıkmalıyız” dedi.

Benzer bir açıklamayı BRICS Zirvesi öncesinde de yapan Xi Jinping, Rusya’ya yönelik yaptırımları “iki ucu keskin bıçak” olarak nitelendirmiş ve küresel ekonomide silah olarak kullanıldığını söylemişti.

BRICS, yükselen piyasa ekonomilerinin ve gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarına hizmet etme amacıyla 2009 yılında kuruldu.

BRICS ülkelerinden hiçbiri Birleşmiş Milletler oturumunda Rusya aleyhine oy kullanmadı. Üye ülkelerden biri olan Güney Afrika, Ukrayna savaşına karşı tarafsız bir duruş sergilediği için eleştirilen ülkeler arasında. Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, “Dış politika ilkelerimiz doğrultusunda, dünya genelindeki çatışmaların barışçıl bir çözümüne yönelik diyalog ve müzakere çağrısını sürdürüyoruz” diyerek zirvede de ılımlı bir yaklaşım sergiledi.

Zirvenin ardından yayınlanan ortak bildiride, Rusya ile Ukrayna arasındaki görüşmelerin ve bölgeye Birleşmiş Milletler insani yardımının desteklendiği ifade edildi.

ÇİN KENDİNİ AKLIYOR

Ekonomik ve siyasi etkisini genişleten Çin, ABD liderliğindeki liberal demokratik dünya düzenine karşı çıkacak bir ittifak vizyonu sunmak için BRICS Zirvesi’ni kullanıyor.

Zirve, Çin’in hem NATO’nun yeniden canlanması hem de Hint-Pasifik bölgesinde artan gerilime karşı bir tür diplomatik karşı atak şansı sunuyor. Ukrayna’nın işgalinin ardından Pekin’in Moskova’ya verdi örtülü destek ve yaptırımları etkisiz kılan ticari iş birlikleri, Çin’i uluslararası kamuoyunda daha izole bir konuma yerleştirmişti. Ancak Çinli lider Xi, zirvedeki tutumuyla uluslararası ilişkileri nasıl yürüttüğüne ilişkin vizyonunu ortaya koyuyor.

ABD özelinde Batı’yı hedef alan Çin, her zaman üçüncü dünyanın yanında olma vizyonuyla hareket ediyor. Hem BRICS hem de ülke politikası çerçevesinde bu vizyona yönelik açıklama yapan Xi, “Covid-19 salgını ve Ukrayna krizinin birleşimi, küresel sanayi ve tedarik zincirlerinde aksamalara neden oldu. Bunun yükünü de gelişmekte olan ekonomiler ve ülkeler taşıyor” ifadelerini kullandı.

Çin, Batı’yı eleştirmesinin yanı sıra küresel ekonomideki kendi rolünü de ön plana çıkarıyor. Ekonomik refahı uluslararası ticarete bağlı olan Çin, Hint-Ekonomik Çerçevesi gibi hükümetlerin tedarik zincirlerini Çin’den bilinçli olarak uzaklaştırdığı ve çeşitlendirdiği anlaşmaların önüne geçmeye çalışıyor.

BRICS’in genişlemesini savunan Xi, “Taze kan getirmek, BRICS iş birliğine yeni bir canlılık katacak, birliğin temsiliyetini ve etkisini artıracaktır” dedi.

Ortak bildiride, üye ülkelerin birliğin genişletilmesi konusunda daha fazla müzakereden yana olduğu belirtildi. Yeni üyelerin Ukrayna konusunda tutumları ve Birleşmiş Milletler oturumunda Rusya aleyhine oy vermeyen ülkeler arasından olabileceği öngörülüyor.

PUTİN YENİDEN DÜNYA SAHNESİNDE

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın işgalinden bu yana ilk kez büyük küresel ekonomilerin liderleriyle bir araya geldi. Bu nedenle zirve, işgal nedeniyle uluslararası kamuoyundan tepki toplayan Rus liderin yeniden dünya sahnesine çıkması ve sesini duyurması açısından önemli bir alan oldu.

Zirvede konuşan Putin, üye ülkelerin iş birliklerini derinleştirdikçe ve “çok kutuplu bir devletlerarası ilişkiler sistemi” için çalıştıkça BRICS’in küresel etkisinin artacağını dile getirdi.

Rus lider ayrıca küresel ekonomik kriz için “bazı devletlerin düşüncesiz ve bencil eylemlerini” suçladı. Krizden çıkmanın tek yolunun “dürüst ve karşılıklı yarar sağlayan iş birliği” olduğunu söyledi.

“Küresel ekonomide şekillenen bu durum, finansal mekanizmalar kullanarak makroekonomik politikadaki kendi hatalarının suçunu esasen tüm dünyaya atan bazı devletlerin düşüncesiz ve bencilce eylemlerinden kaynaklanmaktadır.”

Hem Çin hem de Rusya, küresel ticaretteki rezerv para biriminin dolar olmasına yönelik alternatifler yaratmaya çalışıyor. Özellikle Rusya’ya yönelik yaptırımların ardından Putin, ruble ile ihracat yapılması yönünde talimat verdi.

Bir önceki BRICS toplantısında, üye devletler arası ortak para birimi oluşturulması yönünde çalışmalar gündeme gelmişti. Rus lider, zirvenin hemen öncesinde yaptığı açıklamalarda bu konuyu yeniden gündeme taşıyarak, BRICS üyelerinin “uluslararası anlaşmalar için güvenilir alternatif mekanizmalar geliştirdiğini" ve “uluslararası rezerv para birimi oluşturulmasının araştırıldığını" söyledi.

BRICS ülkeleri Ukrayna ve ticari konularda birlik olarak gözükse de kendi aralarında anlaşmazlıkları bulunuyor. Hindistan ve Çin arasındaki sınır anlaşmazlıklarının yanı sıra Modi hükümetinin ABD ile olan yakınlığı da Pekin’i rahatsız ediyor. Ayrıca Hindistan’ın Asya NATO’su olarak nitelendirilen ve bölgede büyük ölçüde Çin’e karşı oluşturulan QUAD ittifakına üye olması da iki ülke arasındaki gerilimin kaynaklarından biri.

Çin ve Rusya’nın dışında diğer üye ülkelerin liderleri, Batı ile olan ilişkileri nedeniyle nispeten daha ılımlı açıklamalar yaptı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, zirvede uluslararası ticareti destekleyecek girişimlere odaklandı. Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, yoksulluk, eşitsizlik ve aşı erişiminin yanı sıra ticaret ve yatırım gibi konulara değindi. Brezilyalı Jair Bolsonaro, küresel ekonomik riskler karşısında ülkesinin daha fazla ekonomik entegrasyona açık olduğunu söyledi.