Brexit süreci neden hala bitmedi?

23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumla AB’den ayrılma kararı alan İngiltere, aradan 3 yıl geçmesine rağmen hala tam olarak birlikle bağını koparabilmiş değil. Bunun ise ekonomik ve siyasi olarak bir çok nedeni bulunuyor.

Brexit süreci neden hala bitmedi?

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını ifade eden Brexit, İngilizce “Britain” ve “Exit” kelimelerinin kısaltılmış halinden oluşuyor. 2016 yılında %52’lik bir oyla alınan ayrılık kararının ardından Londra ve Brüksel arasında bir dizi pazarlıklar dizisi başladı. Nihayetinde bir anlaşmaya varılsa da, Theresa May, İngiltere Parlamentosu’dan anlaşmaya onay alamadı. Bu süreç ise May’ın istifasına giden yolu açtı.

Brexit süreci neden başladı?

2008 yılındaki krizle birlikte üzerindeki baskıların artması ile ticaret hacmi duraksayan İngiltere, AB’nin kendine yük olduğu kanaatine vardı. Bunu birlik üyeleri ile yapılan ticarette de görebiliriz. İngiltere, AB ülkeleri ile yapılan ticari ilişkilerinde dış ticaret açığı veren bir ülke konumunda. Buna ek olarak Romanya, Bulgaristan, Letonya, Estonya, Çek Cumhuriyeti ve Yunanistan gibi zayıf ekonomilerin AB’ye katılması, İngiltere gibi AB’nin 2. lokomotif ülkesine ağır finansal yükler getirdi. Yıllık ortalama 7-8 milyar Sterlin’in de AB’ye ayrıldığını artan ırkçılık ve ekonomik kriz ile birlikte düşündüğümüzde halk nezdinde yeterince sebep varmış gibi gözüküyor. Buna ek olarak ABD Başkanı Trump’un Brexit sürecinin çok uzadığını ve İngiltere’nin bir an önce birlikten çıkmasını ima eden açıklamaları da Brexit’in kararının arkasında gizli bir siyasi anlaşma olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi.

Süreç neden hala devam ediyor?

Brexit sürecinin devam etmesinin ekonomik ve siyasi olarak bir çok nedeni bulunuyor. Ekonomik olarak İngiltere şu an pek çok uluslararası şirket için finans merkezi konumunda. Brexit ile birlikte bu finans kuruluşlarından birçoğu taşınmak mecburiyetinde kalacak ve buna ek olarak üretim yapan firmalar gümrük birliği olmadığı için üretim merkezlerini İngiltere’den başka Avrupa ülkelerine taşımak zorunda kalacaklar. Yakın gelecekte bu anlaşmaya verilen tepkiler özellikle vize konularında aşırı memnuniyetsizliğe neden olabilecek gibi duruyor. Çünkü İngiltere halkı rahat rahat Avrupa’nın istediği yerine gidip iş kurup, seyahat edip çalışabiliyor. Eğer Brexit hayata geçerse tüm bu rahatlıklardan feragat etmiş olacaklar lakin, dünya konjonktürünü düşündüğümüzde bu kararın altında çok derin siyasi bağlantılar yatıyorsa o zaman bu gibi meselelerin çok bir önemi kalmayacaktır. Tüm bunların dışında sürecin uzamasında etkili olan ve parlamentoda vekillerin karşı çıktığı en önemli konulardan biri de “Backstop”. 

"Backstop" esasında bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile İngiltere arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık'ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor. Ancak İngiltere ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. İngiltere'de anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık'ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor. En büyük korku, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti'nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti'nin parçası haline gelmesi ve Kuzey İrlanda gibi 2016'daki referandumda Brexit'e karşı çıkan İskoçya'da 2014'ten sonra yeniden bir bağımsızlık referandumu yapılması. Yani, Birleşik Krallık'ın parçalanması.

İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda'nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest yaşamı, dolaşımı ve çalışmayı sağladı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi. Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem İngiltere hükümetini hem AB'yi hem İrlanda Cumhuriyeti'ni hem de Kuzey İrlanda'daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyor. Brexit sürecinin bugün itibarıyla çeşitli senaryolara açık olmasının en önemli nedeni de bu. Şu anki gidişat, Brexit’den vazgeçilmesi yönüne doğru eğilmiş durumda. Özellikle Avrupa Birliği için Brexit, diğer ülkelerin birlikten çıkma niyetlerine karşı bir gözdağı vermesi bakımından fırsat oldu. İngiltere birlikten bir şekilde çıkmayı başarırsa bu diğer devletler için adeta bir işaret fişeği olacak. Özellikle “Frexit“ gibi söylemleri dile getiren Marine Le Pen gibi liderlerin Avrupa’da güç kazanmaları ve korumacı politikalar izleyeceklerinin sinyallerini vermeleri, AB’nin geleceği açısından kara bulutları üzerine toplayabilir. Eğer İngiltere ikinci bir referandumla birlikten çıkmaktan vazgeçerse, bu sefer de AB, “Exit”çilere karşı büyük bir gözdağı vermiş olacak gibi gözüküyor.