Brexit sonrasında Türkiye - İngiltere ticaret anlaşmaları nasıl şekil alacak?

İlk olarak 2009 yılında Avrupa Birliği'nden ayrılma sürecini başlatan Birleşik Krallık, 2020 yılına girmeden Brexit sürecini tamamladı. Ekonomik olarak İngiltere'nin önemli duraklama dönemine girmesine, gayrimenkul başta olmak üzere birçok sektörde ve bankacılık sisteminde kayıplara neden olan Brexit sürecinin ardından ülkeler İngiltere ile yapılacak olan yeni ticaret anlaşmalarının nasıl şekilleneceğini dikkatle takip ediyor. Brexit sonrası Türkiye - İngiltere ilişkileri nasıl olacak?

İlkay YAPRAK - INTELL4

Birleşik Krallık’ta ilk olarak 2008 yılında gündeme gelen ve dönemin piyasa koşullarında sterlinin önemli oranda değer kaybetmesi ile birlikte uzun vadeye yayılan Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci Brexit, 31 Ocak 2019’da Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylamanın ardından gerçekleşti.
 
BREXİT SÜRECİ NASIL İŞLEDİ?

Avrupa Birliği Lizbon Anlaşması’nın 50. Maddesi çerçevesinde düzenlenen süreç, ilgili ülkenin Avrupa birliği Konseyi’ne çıkış talebini iletmesinin ardından resmen başladı.
 
AB zirvesi tarafından belirlenecek olan yönlendirici ilkeler çerçevesinde Avrupa Birliği’nden çekilme ve yeni ilişkilerin şekilleri belirlendikten sonra uzlaşma çerçevesinde düzenlenen yeni anlaşma Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nde onaylandı.
 
Azami süresi iki yıl olan müzakere süresi, müzakere bittikten sonra anlaşma yürürlüğe girene kadar geçen sürede İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliği devam etti.

İngiltere’de bu sürede, ABD’de 2008 yılında patlak veren ‘Mortgage’ krizinden de etkilenince, yıl sonunda resesyon dillendirilmeye başlanmıştı.
 
2009 Ekim ayı başında bankacılık sektörünün çöküşün eşiğine geldiğini vurgulayan uzmanlar, 1991 yılında sonra ilk kez tam bir yıl boyunca yaşanan durgunluk birçok sektörü etkilemişti.
 
Bu dönemde yaşanan krizle birlikte gündemde olan Brexit süreci bir süre rafa kaldırılmış, ekonominin bel kemiği olan finans sektörüne ağırlık verilmişti.
 
Aradan geçen on yılda İngiltere son durgunluğu 2019 yılının ağustos, eylül, ekim aylarını kapsayan üç aylık döneminde yaşadı.
 
Boris Johnson hükümetinin görevi devralmasının ardından yükselen beklentilerle gelen bu durgunluk İngiltere ekonomisine 2020 yılının başında ağırlıklı olarak yansıdı.

BREXİT’İN ÜLKE İNGİLTERE EKONOMİSİNE MAALİYETİ NE KADAR?
 
Göçmen politikaları, işsizlik, terör tehdidi ve mülteci sorunları çerçevesinde Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı alan Birleşik Krallık, AB’nin ikinci büyük ekonomisiydi. Brexit kararı ile birlikte Avrupa Birliği’nin ekonomik dengelerinde de önemli oranda değişiklik olurken, 2016 yılından itibaren ivme kazanan İngiltere ekonomisi yeniden belirsizlik sürecine girdi.
 
Business Insider internet sitesinin, ekonomi kanalı Bloomberg’ün analizine dayandırarak hazırladığı habere göre, İngiltere'nin AB'den ayrılma kararı nedeniyle ortaya çıkan ekonomik kayıp, 130 milyar sterline ulaştı ve bu rakamın 2020 sonuna kadar 203 milyar sterline çıkması bekleniyor.

1973’ten bu yana Avrupa Birliği’ne toplam 215 milyar sterlin ödeyen İngiltere’nin; AB referandumunun yapıldığı 2016’da bunun yarım milyar sterlin, 2017’de 22,2 milyar sterlin, 2018’de 69 buçuk milyar sterlin, 2019’da 132,8 milyar sterlin olan reel gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) kayıpları, 47 yıllık mali katkısını aşan Brexit süreci ile zirveye tırmanması bekleniyor.
 
Ekonomistler İngiltere’nin yeniden bir toparlanma sürecine girdiğini ve Brexit’te yaşanan belirsizliğin ekonomiye etkilerinin yavaş yavaş azaldığını belirtirken süreci, İngiltere’de yaşanan ekonomik dönüşümü ve İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından Türkiye ile olan ekonomik anlaşmalarını özellikle on yedi yılı aşan deneyimi ile gayrimenkul sektöründe hizmet veren GRED’in Kurucusu ve CEO’su Meltem Türker’e sorduk…


 
İngiltere’de Brexit öncesi yaşanan ‘güvensizlik’ AB’den ayrılmasının ardından yeniden
dengelendi mi?

Evet kesinlikle dengelendi, hatta ekonomik veriler gayrimenkul sektörü başta olmak üzere
yükseliş trendine geçişe başladı. Brexit sonrası belirsizliğin kalkması ve yeni hükümetin
destekleyici politikaları paralelinde, güven ortamının ilk sinyallerinin gelmesiyle bekleyiş
ortamından pozitif bir yükseliş ortamına geçiş yaşandı.
 
İngiltere ekonomisindeki Brexit sonrası dönüşümün Türkiye ile ticaret anlaşmalarına nasıl
yansımasını bekliyorsunuz?

İngiltere ve Türkiye’nin hem ticari ve hem de politik ilişkileri her zaman ki gibi olumlu ve
mevcutta iyi durumda. Brexit sonrasi Türkiye’nin İngiltere için öneminin daha da artacağına ve bunun her iki ülke ekonomisi için de olumlu yansımalar getireceğine inanıyoruz.

Özellikle koronavirüsün ardından İngiltere’nin çok daha kapalı olacağı öngörülüyor. Bu
durum yatırımcılarda güvensizlik oluşturur mu?

Koronavirüs şu anda tüm dünyayi tedirgin eden bir sağlık problemi, öncelikle en kısa
zamanda aşısının bulunacağını ümit eder, dünya genelinde bu sorun ile mücadele eden tüm
insanlara güc ve sağlık dilerim, verilen kayıplar için de elbette insan olarak çok üzgünüz.

Virüsten etkilenen ülkeler arasında İngiltere de var. Çin, Kore, Malezya akabinde İtalya en
yoğun olmak üzere Avrupa ve Türkiye için en kritik noktada olan İran…
 
Bu sebepten elbette bu sağlık sorunu tüm dünyada bir önlem çalışmaları olmasına sebep oldu. Her ülkenin, Türkiye dâhil bu konuda önlem alması ve belki de dışarıya kapalı süreçlere girmesi normal, dileriz ki en kısa sürede hepimizi ilgilendiren bu sağlık sorununa çözüm bulunur. Bu yatırımcılar noktasında İngiltere özelinde bir sorun haline getirmek biraz haksızlık olabilir ki günümüzde teknoloji ve gelişmiş ülkelerdeki mobil çözümler ile, özellikle İngiltere’de sınırlar ötesinden yatırım yapmak mümkün. Elbette dileriz ki öncelikli olarak bu sağlık problemi en kısa surede en az hasar ile atlatılır hem insanlık hem de ülke ekonomileri için yeniden yükseliş mümkün olur.

Siz gayrimenkul alanında hizmet veriyorsunuz, İngiltere’de bildiğimiz kadarıyla toprağın mülkiyet edinilmesi söz konusu değil. Burada, arsalar gayrimenkul geliştiricilere kiralanıyor ve üzerindeki mülkler kişilere satılıyor. Bu politikalarla birlikte mevcut vergileri değerlendirdiğinizde, İngiltere AB’nin ardından kendi vatandaşlarını kalkındırmak için farklı neler yapabilir sizce?
 
Aslında bu konuya sektörün içinde bir uzman olarak açıklık getirmek isterim. İngiltere’deki
gayrimenkul ve mülkiyet sistemini Türkiye’ye birebir kıyaslamak ve bu şekilde yansıtılan, arsaların kiralanması ve sadece mülklerin satılması çeviride doğru olsa da, sistemin bütününü anlamak için yeterli değil. Yani ev almıyorsun, kiralama yapıyorsun gibi kulaktan dolma bilgiler doğru değil. İngiltere’de arsa üzerinden bir ‘’ground rent’’ adı verilen ve yerel belediyelere ödenen bir nevi kira ödemesi olduğu doğrudur ancak sistemin bütünü içinde hepsinin ayrı bir rolü var. İngiltere’de tüm apartman dairleri ise ‘’leasehold’’ olarak satılıyor. Ülkenin her yerinde bu böyledir. “Freehold” ise bina yönetimine aittir ki bu da ülkedeki gayrimenkul sektörünü regule, güvenilir, pratik ve şeffaf yapan unsurların başında gelir. Yani bu “leasehold-freehold” tamamen binaların yönetimi ve sistemin eksik işlememesi adına bir uygulamadır.  
 
Sadece tek bir arsa üzerinde, tek bir mülkiyet sahibine ait gayrimenkullerde (villa, komple
bina vs. gibi) freehold vardır, bu da o binanın yönetiminin ve yönetime ait sorumlulukların
mülkiyet sahibinin sorumluluğunda olması adına yapılmış bir düzenlemedir. Leashold sistemi apartman yönetiminin eksik ve sorunsuz işlemesini sağlayan bir sistemdir. Yani siz İngiltere’de 199/999 yıl gibi leaseler ile ev sahibi olursunuz ve 100% size aittir. Burada dikkat edilmesi gereken tek nokta; bir gayrimenkulün kaç yil lease’i kaldığıdır. Özellikle ikinci el pazarda 70 yıl altında lease olan gayrimenkullerde konut kredisi kullanımı zorlaşabilir. Yeni projelerde ise lease zaten 10 kuşak üstü ömür boyu olarak 999 ya da minimum 199 yıldır, ki bu da 999 yıl sonunda uzatılabilir.

İNGİLTERE – TÜRKİYE İTHALAT İHRACAT RAKAMLARI NE KADAR?
 
Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından olan İngiltere, Türkiye’nin dış ticaretinde fazla verdiği ve ihracatını sürekli artırdığı gelişmiş ülkelerden birisi.
 
Ticaret Bakanlığı’ndan açıklanan son rakamlara göre, 2020 – 21 döneminde ‘Hedef Ülke’lerden birisi olarak belirlenen İngiltere ile 2018 yılı itibarı ile ticaret hacmi, 18,6 milyar dolar seviyesine ulaşmış, bu rakam geçmiş yıllara oranla ihracatta % 15,7, ülkeden ithalatta ise %13,7 artış üzerinden hesaplanmıştır.
 
Bakanlık verilerini yorumlayan uzmanlar, Brexit süreci ile birlikte Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere ile yapılacak yeni anlaşma ve ticaret ortaklıklarının önümüzdeki günlerde daha sık gündeme geleceğinin altını çiziyor.

İlkay YAPRAK - INTELL4