Avrupa İngiltere'ye yeniden güvenmekte zorlanıyor

Brexit sonrası İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki anlaşmazlıklar sürerken, birlikten ayrılmanın ülke ekonomisine faturasının ağır olduğu tartışılıyor. İngiliz ihracatçıların maruz kaldığı yeni düzenlemeler ve Kuzey İrlanda krizi, Başbakan Boris Johnson'ın Brexit anlaşmasında yeni düzenlemeler istemesine neden oldu.

Avrupa Birliği’nin (AB) Brexit anlaşması kapsamında İngiltere’ye çıkardığı 47,5 milyar euroluk fatura, İngiliz yetkililerin beklediği 41,4 milyar eurodan daha fazla. Söz konusu fark, Brüksel ile Londra arasında yeni bir gerilimin yaşanmasına neden oldu.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 24 Aralık'ta Brexit ticaret anlaşmasını duyururken, İngiliz şirketlerin AB ile daha fazla iş yapmasını sağlayacağını söylemişti.

Johnson, İngiltere'nin AB’den çıkışını tamamladıktan sonra "müreffeh, dinamik ve memnun" olacağını, 450 milyon tüketiciden oluşan AB pazarına sorunsuz bir şekilde ihracat yapmaya devam ederken, dünya çapında ticaret anlaşmaları yapmakta özgür olacağını açıkladı.

Ancak İngiltere’nin birlikten ayrılmasından bu yana İngiliz ihracatçıların durumu, Johnson’ın söylediği gibi olmadığını kanıtlıyor. EY ve London First tarafından binden fazla İngiliz iş insanıyla yapılan bir anket, Brexit geçiş döneminin sona ermesinin ardından dörtte üçünün işletim modellerinde aksama yaşadığını ve yarısının bunun uzun vadede devam etmesini beklediğini ortaya koydu.

KUZEY İRLANDA KRİZİ

AB ile İngiltere arasındaki anlaşmazlık konularının başında ise Kuzey İrlanda geliyor. Birleşik Krallık’ın bir parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi olan İrlanda arasındaki fiziksel sınır, Brexit anlaşmasına dahil edilen Kuzey İrlanda Protokolü’nde yer alıyor.

Birleşik bir ülke isteyen Katolik milliyetçiler ile Birleşik Krallık'a sadık Protestanlar arasında 30 yıl süren şiddetli çatışmanın ardından İrlanda adasına barış getiren anlaşma ile sınır kontrolleri ve güvenlik noktaları kaldırılmıştı.

Avrupa Birliği, fiziksel bir bariyerin bir kez daha gerilim kaynağı olabileceğinden endişe ederek AB pazarının bütünlüğünü korumak için İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki sınırın güvenliğini sağlamayı kabul etmiyor. Brexit destekçisi Johnson ise bunun yerine Kuzey İrlanda'nın AB piyasa kurallarına tabi kalacağını ve Birleşik Krallık'tan Kuzey İrlanda'ya giden malları kontrol edeceğini söylüyor.

Ancak Britanya ile Kuzey İrlanda arasında taşınan mallar üzerindeki bu yeni kontroller kaos yarattı. Tedarik zincirleri alt üst olurken, işletmelere fazladan maliyet ekledi. Kuzey İrlanda pazarında belirli ürünlerin temini azaldı.

İngiltere hükümetine göre, İngiltere'deki en az 200 işletme, Brexit sonrası oluşan bürokrasi nedeniyle İrlanda’ya hizmet vermeyi durdurdu.

İngiltere, AB ile mevcut sürtüşmenin nedeni olduğunu kabul ettiği Kuzey İrlanda Protokolü’nde önemli bir değişiklik istiyor. AB'nin kabul edemeyeceğini bildiği teklifleri öne sürerek, yedi ay önce üzerinde anlaşmaya vardığı bir anlaşmayı fiilen yeniden müzakere etmeye çalışıyor.

Soğutulmuş etler gibi hayvansal ürünler de dahil olmak üzere İngiltere ve Kuzey İrlanda arasında geçiş yapan bazı mallara ilişkin ödemesiz sürelerin Eylül sonunda sona ermesiyle birlikte, İngiltere ve Avrupa Birliği arasında daha fazla siyasi çekişme yaşanması bekleniyor.

İHRACATÇILAR TİCARET ANLAŞMASINA UYUM SAĞLAYAMIYOR

İngiltere’nin Avrupa ile ticareti büyük ölçüde darbe aldı. Ulusal İstatistik Ofisi’ne (ONS) göre, AB’ye yapılan mal ihracatı ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 41’in üzerinde düştü. Şubat ayında toparlansa da yine de önceki yıllara göre daha düşük seyretti.

Birçok şirket, ticaret anlaşmasından kaynaklanan sorunlar nedeniyle birlik ülkeleriyle ticarete devam etmelerinin risk altında olduğunu söylüyor. Önceden bir siparişin verilmesinden saatler sonra mallarını Avrupa'ya ulaştırabilen işletmeler, yeni gümrük ve gıda güvenliği kontrolleri nedeniyle artık uzun gecikmeler ve daha yüksek nakliye maliyetleriyle karşı karşıya.

İngiliz ihracatçılar, AB ülkeleri ile yapılan ticaretin gerekliliklerine ve bir dizi evrak işlemlerine uyum sağlamakta zorlanıyor.

Öte yandan, büyük şirketler yeni maliyetleri karşılayabilirken, küçük işletmeler büyük darbe aldı. Mart ayında Küçük İşletmeler Federasyonu tarafından 132 ihracatçıyla yapılan bir ankette, yüzde 23'ünün AB’ye satışlarını geçici olarak, beşinin ise kalıcı olarak durdurduğu tespit edildi.

BREXIT ANLAŞMASI YENİDEN DÜZENLENEBİLİR Mİ?

Uluslararası İstatistik Ofisi’nin mayıs ayın ait GSYİH verilerine göre, İngiltere ekonomisi mayıs ayında yüzde 0,8 oranında büyüdü. Beklentilerin altında gelen büyüme oranı, Covid-19 kısıtlamalarının gevşetilmesi sonrası üretim ve hizmet sektörlerinin rahatlamasının ardından geldi. 

Ancak ülke ekonomisi yine de büyük ölçüde Covid-19 ve Brexit’in etkisi altında. İngiltere Başbakanı Johnson, övgü dolu sözlerle açıkladığı Brexit anlaşmasını yeniden düzenlemeye çalışıyor.

İngiltere’nin bu hareketi, Avrupa ötesinde kurmaya çalıştığı ekonomik ittifaklar için güvenilirliğini zedeleyecek bir hamle olarak görülüyor. Diğer taraftan, İngiltere’nin yeniden müzakere talebini reddeden AB yetkililerine söz konusu talepler doğrultusunda baskı yapmak da analistler tarafından “küstah bir girişim” olarak nitelendiriliyor.

AB’den ayrılmasının doğru ve değerli bir girişim olduğunu ispatlamak isteyen İngiliz liderler, ekonominin gidişatı nedeniyle zor duruma düştü. Avrupalı yetkililer ise durumdan yararlanarak İngiltere’ye istedikleri şartları daha rahat dayatabilir.

İNGİLTERE’NİN YENİ TİCARET ANLAŞMALARINA İHTİYACI VAR

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Protokolün yeniden müzakere edilmesini kabul etmeyeceğiz. Uluslararası yasal yükümlülüklere saygı duymak büyük önem taşımaktadır" dedi.

Benzer bir görüş, İngiltere'nin ticaret görüşmelerinde bulunduğu ve Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve İlerici Anlaşma'ya (CPTPP) katılmasını engelleme gücüne sahip olan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern tarafından paylaşılıyor.

CPTPP, Meksika, Avustralya, Kanada ve Singapur'u da içeren 11 ülkeli bir serbest ticaret anlaşması. İngiltere için Brexit'ten kaynaklanan ekonomik kayıpları telafi etmeyecek olsa da ekonomik açıdan rahatlatıcı bir etki yaratması bekleniyor.

Bu ayın başında Yeni Zelanda Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'ne konuşma yapan Ardern, ülkesinin İngiltere’nin ortaklığa katılmasının önünü açacak müzakereleri kabul ettiğini söyledi. Ayrıca, "CPTPP bizim en yüksek kalite anlaşmamızdır. Katılmak isteyenler, yüksek standartlarını karşılayabilmek zorunda kalacaklar" şeklinde sözlerine ekledi.

Brexit, İngiliz ihracatçılarına yeni maliyetler ekledi, en önemli pazarlarıyla olan ticareti alt üst etti ve uzun vadede ekonomik büyümeye zarar verdi. Bu noktada İngiltere’nin Brexit'in neden olduğu zararın bir kısmını telafi edebilmesi için yeni ticaret anlaşmalarına ihtiyacı var.

Ancak İngiltere hâlihazırda imzalamış olduğu anlaşmaları yerine getiremezse, Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere diğer ülkelerle uygun koşullarda anlaşmalar yapmayı daha da zorlaştırabilir.