Brexit İngiltere'yi bölecek mi?

Birleşik Krallık, Brexit kararının ardından İskoçya ve İrlanda’nın AB’de kalmak istemesiyle büyük bir şok yaşamıştı. Hemen ardından Prens Harry’nin görevlerinin tamamından çekilme kararı Kraliçe’nin ülkesinde büyük bir infiale neden olurken, İrlanda erken seçiminde 1930’dan bu yana ‘terör örgütü’ olarak bilinen IRA’nın siyasi kanadı Sinn Fein’in favori olarak öne çıkması İngiltere’de bölünmeyi hızlandıracak mı?

Birleşik Krallık’ın Birliği, Brexit sürecinde aldığı ağır darbe ile sarsıldı. Boris Johson önderliğindeki Muhafazakâr Parti Britanya erken seçiminden galibiyetle çıkarak Brexit sürecini de hızlandırmıştı.
 
31 Ocak’ta süreci tamamlayarak Avrupa Birliğ’nden (Brexit) ayrılan İngiltere’de, Birleşik Krallık’ı oluşturan İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler’in birliği soru işaretine dönüştü.
 
İRLANDA’NIN BÖLÜNMESİ
 
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak bilinen ve Kraliçe’nin yönetimindeki Çin, Avusturalya, Güney Afrika ve Kuzey Amerika’nın (Kanada) yanı sıra İskoçya, İrlanda’yı kapsayan Birleşik Krallık, göçlerin ve ekonominin etkisi ile Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı aldı.

On ikinci yüzyıldan bu yana İngiltere hegemonyası altında yaşayan İrlanda, 1921 yılında İrlanda Cumhuriyeti (Özgür İrlanda Devleti) ve Kuzey İrlanda olarak bölündü.
 
İngiliz sömürgeciliğinin klasik ‘böl-yönet’ politikasının uygulandığı İrlanda, 1930’lu yıllarda başarılı bir askeri ve politik strateji izleyen IRA, (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) 1950’li yılların başlarından itibaren İrlanda’nın bölünmüşlüğüne karşı çıkmaya başladı.
 
1972 yılına kadar İngiltere’ye karşı eylemlerine devam eden IRA, ilan edilen ateşkesle birlikte Londra’da yetkililer ile görüşmeye gittiğinde İngiliz hükümeti için ateşkesin yalnızca bir ‘taktik’ olduğunu fark ederek karşı eylemlerine devam etti. 1972’de İngilizler’in 13 Katolik’i öldürdüğü ‘Kanlı Pazar’ olayı dünya tarihinin en korkunç katliamları arasında tarihe geçti.
 
İngiltere 1980’lerde IRA üyelerine ve destekçilerine karşı harekete geçerek, geniş bir tutuklama kampanyasının ardından büyük sorgu ve işkence merkezleri kurdu.
 
1994 yılında yeniden ateşkesin ilan edilmesinin imarlarından birisi Sinn Fein lideri Gerry Adams ve SDLP lideri John Hume idi.
 
İngiltere, aradan geçen yıllarda bu mücadeleyi sürekli olarak Katolik – Protestan savaşı olarak göstermeye çalışsa da İrlanda 12. yüzyıldan itibaren İngiliz emperyalizmine karşı bağımsızlık mücadelesi vermiştir.

BİRLEŞİK KRALLIK BÖLÜNÜYOR MU?
 
Brexit sürecine itiraz eden İskoçya, dönüm noktası olarak nitelendirdiği seçim sonuçlarının ardından Başbakan olan Nicola Sturgeon, “halkın gelecekleriyle ilgili tercih sunmak için yetki aldık” demişti.
 
İskoçya halkının istekleri ile Birleşik Krallık’ın adımlarının uyuşmadığını söyleyen Başbakan Sturgeon, “İskoçya Boris Johnson hükümetinin angaryasını üstlenmeyecek ve Johnson’ın İskoçya’yı AB’den çıkarma yetkisi yoktur.” sözleri kamuoyunda geniş yankı bulmuştu. İskoçya’nın kendi geleceği hakkında tercih yapma sahip olmasının zorunlu olduğunun altını çizen Başbakan Sturgeon’in sözleri ‘rest çekti’ olarak yorumlandı.


Birleşik Krallık’ta ilk yapılan Avrupa Birliği’nden ayrılma referandumunda İngiltere ve Galler’den ‘evet’ oyu gelirken, İskoçya ve Kuzey İrlanda ‘hayır’ demişti.
 
Referandum öncesinde basına yansıyan haberlerde, İskoçya ve Kuzey İrlandalı İngiltere ile yollarını ayırarak AB’de kalmayı tercih edeceklerinin altını çizmişti.
 
Sürecin bir diğer ayağı da toplumun büyük kesiminin Avrupa Birliği’nden çıkmak istemediği için iki İrlanda’nın birleşmesi talebiydi. İngilizler’den bu talebe saygı duymalarını beklediklerini belirten yetkililer, referandumun bir an önce yapılması gerektiğini ve sürecin kolaylaştırılmasını istedi.

İRLANDA’DA ERKEN SEÇİM
 
İrlanda Cumhuriyeti’nde yaklaşık 3 milyon 300 bin seçmen erken genel seçim için sandık başına gitti.
 
39 seçim bölgesinde 160 milletvekili için oy verilen İrlanda’da İrlanda Cumhuriyet Ordusunun (IRA) siyasi kanadını oluşturan Sinn Fein, merkez sağ partileri geride bırakarak birinci sıraya yerleşti. Son sonuçlara göre Sinn Fein yüzde 25, Fianna Fail yüzde 23 ve iktidar partisi Fine Gael’in yüzde 20 oy alması bekleniyor.
 
İktidara gelmesi için 80 milletvekiline ihtiyacı olan Sinn Fein, sadece 42 aday gösterdi. 1920’den bu yana İrlanda iç savaşından dolayı ülkede devam eden düşmanlık nedeniyle doğrudan bir koalisyon kurulamazken, Sinn Fein’in ‘azınlık hükümeti’ kurabileceği öngörülüyor.

SONUÇ:
 
Birleşik Krallık, Avrupa Birliği’nden ayrılma sürecinde İskoçya ve İrlanda’nın AB’de kalma talebi ile zor günler yaşıyor. Kraliçe’nin ülkesinde Birleşik Krallık’ı oluşturan devletlerin Brexit sürecinde kendi taleplerini bir bir dile getirmeleri bir yana aslında ilk çözülme Saray’da gerçekleşti.
 
Prens Harry’nin, eşi Meghan Markle ile birlikte saraydan ayrılma kararı dünyada şok etkisi yaratmıştı. Türlü teorilerin ortaya atılmasına karşın, Prens Harry ve eşinin ayrılması kararına Kraliçe Elizabeth beklenmedik şekilde destek verdi.
 
Krallık’ta büyük bir infiale yol açan bu karara Kraliçe’nin destek vermesi, Birleşik Krallık’ı oluşturan halkları da cesaretlendirdi.
 
Erken seçim kararı alan İrlanda, İskoçya’nın yeni Başbakanı Nicola Sturgeon’ın aldığı yetkiyi AB’de kalmak yönünde kullanacağını açıkça beyan etmesi İngiltere’nin büyümesini hızlandıracak etkenler arasında sayılıyor.
 
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” olarak bilinen İngiltere; Avusturalya’nın yangınla mücadelesi, Hindistan’da yükselen toplumsal yozlaşma, Prens Harry ve Meghan Markle’ın Kanada’ya yerleşme kararı, İskoçya ve İrlanda’nın bağımsızlık talepleri karşısında önümüzdeki günlerde bir dizi kritik karar imza atmak zorunda kalacak.