Brexit: Anlaşmasız Ayrılık

Boris Johnson’ın İngiltere başkanlık koltuğunu devralmasıyla birlikte Brexit süreci yeni bir boyut kazanmış durumda. 31 Ekim’de önceliğinin her ne olursa olsun Avrupa Birliği’nden ayrılmak olarak belirleyen Johnson, Teressa May döneminde Brüksel’le üzerinde çalışılan ve 3 kez Avam Kamara’sı tarafından reddedilen anlaşmanın İngiltere’nin çıkarlarına uygun düşmediğini belirtti.

Brexit: Anlaşmasız Ayrılık

Johnson’ın mevcut anlaşmaya dair açıklamalarına dair AB kanadında herhangi bir pozisyon değişikliği söz konusu değil. Şu aşamada AB liderlerinin Ekim’den önce bir araya gelmeleri ya da acil toplantı düzenlemeyi öngörmezken mevcut anlaşmanın yeniden müzakeresi edilmesi söz konusu değil.  

Johnson’ın açıklamaları, İngiltere’nin AB’den anlaşmasız olarak çıkabileceğini gündeme getirmesi iş dünyasını tedirgin etmeye başladı. Ekonomistler, öncü veriler ışığında, ilk kez 7 yılın ardından 2019’un 3 çeyreğinde yüzde 0,1’lik ekonomik daralmanın beklendiğini dile getirdi.  Bu minvalde İngiltere Maliye Bakanı Philip Hammond’ın son dönemdeki uyarıları da önem arz etmekte. Hammond’un yapmış olduğu açıklamalardan elde edilen bilgilere göre; İngiltere’nin AB’den anlaşmasız olarak ayrılmasının sonucunda ekonomide daralma yaşanacağı ve İngiltere’nin ekonomisine maliyetinin 90 milyar sterlini bulabileceği uyarısında bulundu. 

Philip Hammond, "Hiç şüphem yok ki anlaşmasız ayrılık, duraklamanın ani etkilerine cevap verilebilmesi için çok miktarda para gerektirecek. Bu da vergilerin azaltılması ya da harcamaların artırılması için yeterli paranın olmaması demek. Fakat izin verirseniz dahası var. Hükümetin analizleri, anlaşmasız ayrılığın, hazineye 90 milyar sterlinlik etki edeceğini gösteriyor." ifadelerini kullandı.  

Anlaşmasız ayrılma gerçekleştiği takdirde ekonomide yaşanacak olumsuzlukların dışında hizmet sektöründe, finans sektöründe de sıkıntılar yaşanabileceği sızdırılan kabine raporlarından da anlaşılmakta. En kısa vadede ilaç şirketlerinin ilaç stoklamayı yapabilmesi en az 6 ile 8 aylık ve sınır gümrük kontrolleri için gerekli altyapının kurulması için ise en az 4-5 aylık bir süreye ihtiyaç var. Bunların dışında dünyanın en büyük finans merkezi konumunda olan Londra’nın finansal hizmetlerinin Avrupa’ya erişimini de riske girmesi söz konusu, bunun engellenmesi için Londra merkezli birçok finans kuruluşu Avrupa'daki müşterilerine hizmet verebilmek için ilgili departmanlarını ve çalışanlarını şimdiden AB’deki finans merkezlerine taşımış durumda. Finans devlerinin Londra’dan Frankfurt’a taşınmaya başlaması ile birlikte Frankfurt AB içerisinde finans hizmetleri açısından yükselmeye başlamış durumda.  

Artan risk ve belirsizlikler karşısında İngiliz ekonomisinin yaklaşık yüzde 80’ini temsil eden hizmet sektörü ise alarm vermeye başladı. Hizmet sektörü, haziran ayında duraklamaya yakın beklentinin altında cılız büyüme performansı gösterdi. İngiltere’de hizmet sektörü satın alım yöneticileri endeksi haziran ayında 51,1 olan beklentinin altına gerileyerek 50,2 seviyesinde kaydedildi. Markit/CIPS verilerinden edinilen bu bilgilere göre bir önceki aya göre 0,8’lik bir düşüş gözlemlenmekte.  

Anlaşmasız ayrılığın ters etkileri yabancı yatırımcılarda da hissedilmekte. Tedirginliğin, güvensizliğin oluştuğu piyasa yabancı yatırımcıları cezbetmemektedir. Son verilere göre, İngiltere’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımları (FDI) son 6 yılın en düşük seviyesine gerilemiş durumda. İngiltere Uluslararası Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu yılın mart ayına kadarki 12 aylık dönemde ülkeye yapılan yabancı yatırım projelerinin yüzde 14 azalarak bin 782’ye gerilediği belirtildi. Uluslararası kredi derecelendirme kurumu Moody’s’in 2 temmuzda rapor yayımlayarak İngiltere’nin AB’den çıkış sürecine ilişkin olarak dikkate değer zorluklarla karşı karşıya olduğunu bildirdi. Raporda “İngiltere önemli kredi zorlukları ile karşı karşıya. Özellikle Brexit’e ilişkin zorluklar. Brexit olmasa bile İngiltere’nin ekonomik büyümesi krizden öncekine kıyasla daha düşük olacaktı. Şimdi Brexit iyimser senaryoların gerçekleşmesi durumunda bile büyüme potansiyelini daha da baskılayacak.” ifadelerini kullanıldı.   

İngiltere’nin en büyük iş dünyasını temsil eden çatı kuruluşu Britanya Endüstri Konfederasyonu (CIB) ve Ticaret Odaları Kongresi (TUC) mart ayında ortak olarak yayımladıkları bildiride, İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinin olağan üstü hale dönüştüğü uyarısında bulundu. Bunun dışında İngiltere içi üretime ve ihracata yönelik sayısal verilere yer verilen raporda ülkede araç üretimine dair çarpıcı veriler ortaya kondu. İngiliz Motorlu Araç Üreticileri Topluluğu (SMMT) verilerine göre mart ayında ülkede araç üretimi bir önceki yılın ayını ayına göre yüzde 15,5 azalarak 116 bin 35’e geriledi. Otomotiv sektöründe üretimin yaklaşık yüzde 81,5’i ihracata dayalı ve gerçekleştirilen ihracatın yüzde 52,6’sının AB ülkelerine yapıldığını göz önüne alırsak, İngiltere anlaşmasız bir şekilde ayrılma gerçekleştirirse birçok sektör ağır şartlarla karşılaşacaktır.  

Anlaşmasız ayrılık gerçekleştiği takdirde önümüzdeki 15 yıl içerisinde İngiltere ekonomisine toplam maliyeti 252 milyar sterlini bulabilir. Bütçe Sorumluk Ofisi’nden (ONS) sızdırılan belgelerden edinilen bu bilgiler ülke ekonomisinin karşı karşıya kalacağı durumu gözler önüne sermektedir. Anlaşmasız ayrılığın ardından İngiltere olası zararı azaltacak bir serbest ticaret anlaşması imzalaması durumunda bile ülkenin toplam zararının 131 milyar sterlin seviyesine ulaşması söz konusu ayrıca ekonomide küçülme yaşanması da beklenmekte. 

İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlik ile yapılan ticaretin gümrük kontrollerine ve gümrük vergilerine tabi hale gelmesi ve bu bağlamda tedarik zincirinde uzun süreli gecikme ve aksamaların yaşanması da ihtimal dahilinde. Sadece Dover limanından yılda 2,6 milyon tırın geçiyor olması da bunu destekliyor. Ayrıca ülkenin önemli bankalarından Barclays, anlaşmasız ayrılmanın gerçekleşmesiyle birlikte yiyecek ve içecek ürünlerinin tedarik zincirinde ortalama gümrük vergilerinin yüzde 27’ye kadar yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Ülkeye giren yiyecek ve içecek ürünlerinin yüzde 71’inin AB ülkelerinden ithal edilmesi göz önüne alınırsa eğer İngiltere tarafından bu ürünlere vergi uygulanmasıyla artan maliyetlerin etkisi doğrudan tüketiciye olacaktır ve bu da enflasyonun yükselmesine neden olacaktır.  

Ortak pazara erişimin etkisiyle de İngiltere ve AB ülkeleri arasında ki ticaret hacmi milyarlarca sterline denk gelmektedir. Toplam ihracat içerisinde İngiltere’nin AB’ye ihracatı yüzde 44’lük bir paya sahiptir. 616 milyar sterlinlik ihracatının 274 milyar sterlinlik kısmını AB ülkelerine gerçekleştiren İngiltere’nin, AB ülkelerinden yaptığı ithalat ise 341 milyar sterlindir. Ayrıca İngiltere’nin AB’den anlaşmasız ayrılması durumunda ülkenin AB ile Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) tarifelerine ve düzenlemelerine göre ticaret yapması gerekecek.  

İngiltere'nin 2016'da yapılan referandumla aldığı AB'den ayrılma kararını 29 Mart'ta hayata geçirmesi öngörülüyordu ancak parlamentonun Brexit anlaşmasını peş peşe yapılan oylamalarla reddetmesinin ardından Brexit önce 12 Nisan'a, sonra da 31 Ekim'e ertelenmişti. Şu an için gözler 31 Ekim tarihine kitlenmiş durumda.